Abdurrahman Dilipak
TBMM tatile girerken!
Bir yandan TBMM tatile hazırlanıyor, öte yandan NATO Liderler Zirvesi için geri sayım başladı.
TBMM, normal takvime göre 1 Temmuz 2026’da yaz tatiline girecek. Tabii bu durum, duruma göre 1-2 hafta uzayabiliyor. Ek bir "torba yasa" görüşmesi gündeme alınabilir. TBMM’de şimdi ana gündem CHP grubunda Özel - Kılıçdaroğlu rekabetinin meydana getirdiği siyasi krizle ilgili.
TBMM’nin rutin gündemi yenilenebilir enerji, dijital ekonomi, savunma iş birliği, vergi anlaşmaları gibi uluslararası anlaşmaların onayı ile ilgili. "Uluslararası anlaşmalar" deyince, bu anlaşmalar ABD ve AB’nin taraf olduğu anlaşmalarsa zaten TBMM’de grubu bulunan partilerden karşı bir ses çıkmıyor. Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu’nda değişiklikler Genel Kurul gündeminde.
Aslında şimdilik dile getirilmeyen ama TBMM’de grubu bulunan partilerin, özellikle de Millet İttifakı'nın ana gündem maddesi anayasa değişikliği, seçimlerin erkene alınması, af yasası, "Terörsüz Türkiye" kapsamında PKK ve PYD ile ilişkilerin geleceği ile ilgili.
Tatil öncesi muhtemel bir ek torba yasasında emekli maaşı, öğrenci affı, yargı paketi gibi birtakım düzenlemeler gündeme gelebilir. 7-8 Temmuz 2026’da Ankara, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde NATO Liderler Zirvesi var. NATO üyesi 32 ülkenin devlet ve hükûmet başkanları ile bazı ortak ülkelerden gelecek devlet adamları için Ankara’da olağanüstü güvenlik tedbirleri alınıyor. Bu zirve Türkiye’de yapılan 2. NATO Zirvesi olacak. İlki 2004’te İstanbul’da yapılmıştı. Bir önceki zirve ise Haziran 2005’te Lahey’de yapılmıştı. Bu zirve Lahey sonrası yapılan ilk zirve olacak.
Bu zirvede gündemin ilk maddesi NATO’nun geleceği. İttifak dağılacak mı, güçlenerek yoluna devam mı edecek; bu sorunun cevabı aranacak. Avrupa ve ABD arasında bir uzlaşma sağlanacak mı?
Trump zirveye katılacağını söyledi. Katılırsa ne diyecek, ne yapacağı belli değil. Ama gözler onun üzerinde olacak. İttifakın birliğini güçlendirme konusunda savunma harcamaları (%5 GSYİH hedefi gibi) ve NATO’ya katkı, dünyadaki ABD üslerinin NATO ile ilişkilendirilmesi öncelikli bir konu. ABD, çatışma bölgesinde İran tarafından vurulan askeri üslerin faturasını NATO ülkelerine ödetmek isteyebilir. Trump’ın odaklanacağı bir diğer konu savunma sanayisi iş birliği ve ilgili element havzalarının güvenliği olabilir. Çünkü NATO’nun COCOM diye bir kuruluşu, stratejik madenler ile ilgili maden havzalarının korunması ve maden ihracatının sınırlandırılması gibi kararlar alabiliyor. Mesela boraks konusunda böyle bir sınırlandırma söz konusu. Ve tabii aynı şekilde petrol / enerji havzaları ve boğaz ile körfez güvenliği gibi konular da masada olacaktır herhâlde.
Tabii İsrail, İran, Ukrayna; bölgesel ve küresel güvenlik konusu acil bir gündem maddesi. Doğu Akdeniz, Karadeniz ve hibrit tehditler gibi konularda kritik kararlar bekleniyor. Kimilerine göre Erdoğan, Ukrayna konusunda NATO ile birlikte hareket edecek. Bu da Rusya ile yolları ayırma anlamına geliyor. Bu arada Ukrayna deyip geçmeyin, orası 2. İsrail. Rusya’nın buna karşı Türkiye’ye tepkisi sert olacak gibi gözüküyor. Unutmayalım ki Epstein dosyalarının bir kopyası da Putin'in masasında olabilir.
Tabii bu zirvede ABD ve AB’nin Türkiye’den en büyük beklentisi asker desteği. Ukrayna krizinde ve diğer kriz bölgelerinde daha fazla Türk askerinin görevlendirilmesi. Eğer AB ülkeleri ayrı bir güvenlik teşkilatı kuracaksa da Türkiye’nin askeri desteği önemli ve öncelikli bir konu olacak.
Herhâlükârda Türkiye; Karadeniz güvenliği, Rusya ile bir kriz durumunda Türkiye’nin üstleneceği sorumluluklar, Ukrayna krizi ile bağlantılı olarak aynı zamanda Gürcistan, Ermenistan bağlantılı Rusya’nın tehdit oluşturması ve Azerbaycan’daki ABD ile İsrail varlığının tahkim edilmesi de gündeme gelecektir. Türk dünyası üzerinden Çin ve Rusya’nın yumuşak karnı konusu Soğuk Savaş döneminden miras kalan bir kriz alanı.
Türkiye ile Yunanistan ilişkileri, Yunanistan’daki ABD ve İsrail varlığı, İsrail’in bölgeye Hindistan’dan asker getirmesi gibi konular da herhâlde bir şekilde belki daha dar forumlarda gündem oluşturacaktır. Bu çerçevede Türkiye’nin Marmara ve Karadeniz arasında bir kanal açma projesi de herhâlde bir şekilde gündeme gelecektir. Kaldı ki Orta Doğu ayrıca özel olarak ele alınacaktır. Lübnan, Suriye, Irak, bölgedeki paramiliter grupların varlığı ve geleceği de herhâlde gündeme alınacaktır.
Bu zirvede Savunma Sanayii Forumu ve savunma bakanları toplantıları da eş zamanlı yapılacak.
Zaten zirve öncesi savunma bakanları ve dışişleri bakanları düzeyinde şimdiden toplantılar devam ediyor. Tabii güvenlik konusunda İçişleri Bakanlığında da karşılıklı temaslar devam ediyor. Zirveye yaklaşık 1 ay kaldı ama henüz NATO kendi resmi gündemini açıklamadı. Muhtemelen Trump; savunma harcamaları ve yük paylaşımı, %5 GSYİH savunma harcaması taahhüdünün ilerlemesi ve uygulanması ile ilgili olarak tartışmaya sebep olacak açıklamalar yapabilir. Yine Ukrayna konusu ve Rusya ile ilişkiler de ayrı bir konu. BRICS konusu tartışılır mı bilmiyorum ama Rusya ve Çin konusu mutlaka gündeme gelecektir.
Daha önce savunma ve caydırıcılık güçlendirme, savunma planlarının güncellenmesi ve modernizasyonu, konunun Palantir sonrası yeniden gözden geçirilmesi, siber savaş ve alçak irtifa uydularının askeri maksatla kullanılması da gündeme gelebilir. Bölgesel ve Küresel Tehditler, Orta Doğu Güvenliği, İran-ABD-İsrail gerilimi, boğazlardaki krizler, Rusya tehdidi ve Doğu Kanadı’nın güçlendirilmesi... Siber güvenlik, stratejik öneme sahip data aktarımı için kullanılan kablolama sistemi ve big-data center gibi kritik altyapıların korunması gibi ana tehditler, Güney Kanadı gibi, hemen hemen NATO’yu ilgilendiren pek çok konu bir şekilde Türkiye ile de ilişkilidir. Bölgesel ana tehditler ve güney kanadındaki her sorun Türkiye’nin öncelikli gündemi olacaktır.
İttifakın geleceği ve transatlantik ilişkilerin yeniden dengelenmesi, ABD-Avrupa iş birliği, yeni stratejik savunma konsepti daha çok ABD, AB ve İngiltere arasında bir tartışma konusu olacaktır. Bu çerçevede Trump’ın Grönland'ı istemesi, Kanada’nın kendilerine katılması gibi konular da gündeme gelir mi belli değil. Bu masada Trump da olacağı için her şey mümkün. NATO’nun daha caydırıcı ve etkili hâle getirilmesi için İndo-Pasifik ortakları ve diğer ortak ülkelerle ilişkilerin de masaya yatırılması beklenebilir.
NATO "Hayır" diyen bir Türkiye istemiyor. Yakın bir iş birliği içinde, İslami kimliğinin kontrol edildiği, ülkesini ve halkını her anlamda Batı'nın güvenlik ve ekonomisi için kullanıma açık bir ülke istiyor. Bunun için doğrudan ve dolaylı olarak politik, iktisadi ve beşeri hareketleri izlemek ve kontrol etmek istiyor. Onun için güçlü bir Türkiye’den çok "Uyumlu bir Türkiye" istiyor. Bunu garanti altına almak için, öyle anlaşılıyor ki politik anlamda çoğulcu bir iktidar görüntüsü altında çoklu bir koalisyonu önceliyor. Söylem olarak dindar, eylem olarak Batılı, Batılı kavram ve kurumlarla uyumlu bir iktidar istiyor. Batı tek. Bir kanadı desteklemek yerine, her kanatta kendileri ile iş birliğine açık unsurları destekleyerek onların eli ile "milli mutabakat" görüntülü, siyasi emellerini NATO ülkelerinin siyasi emelleri ile tevhit eden, ulusal çıkarlarını, Batılı ülkeleri ve şirketlerin çıkarları ile tevhit eden bir Türkiye istiyor.
Bu arada hemen şunu da belirteyim, İsrail NATO’ya üye değil ama üye ülkelerden gelecek birçok isim Yahudi olacak. Onların hepsinin aynı zamanda İsrail vatandaşı olduğunu unutmamak gerek.
Görelim bakalım, NATO toplantısı öncesi, sırasında ve sonrasında neler yaşanacak. Sonunda tencere yuvarlanacak kapağını bulacak, biz neye layıksak onu bulacağız. Bugünden olaylara baktığımda korkarım tarih tekerrür edecek.
Aşağıda NOT bölümünde NATO ile ilgili bazı veriler bulacaksınız. Bugünlük de bu kadar. Selam ve dua ile.
NOT: NATO ülkeleri ile Rusya ve Ukrayna’nın ordularının asker sayıları: 1. Rusya-1.500.000, 2. ABD-1.300.000, 3. Ukrayna-880.000, 4. Türkiye-355.000, 5. Polonya-202.000, 6. Fransa-200.000, 7. Birleşik Krallık (İngiltere)-184.000, 8. Almanya-182.000, 9. İtalya-166.000, 10. Yunanistan-143.000, 11. İspanya-133.000, 12. Romanya-81.000, 13. Kanada-68.000, 14. Bulgaristan-37.000, 15. Hollanda-41.000, 16. Macaristan-42.000, 17. Belçika-25.000, 18. Çekya-28.000, 19. Norveç-23.000, 20. Danimarka-20.000, 21. Litvanya-23.000, 22. Slovakya-18.000, 23. Hırvatistan-14.000, 24. İsveç-24.000, 25. Letonya-17.000, 26. Estonya-7.000, 27. Slovenya-7.000, 28. Lüksemburg-2.000, 29. İzlanda - NATO üyesi ama ordusu olmayan tek ülke.
Toplam NATO savunma harcaması yaklaşık 1.4-1.6 trilyon USD civarındadır. Bu toplamda ABD'nin payı yaklaşık %60 seviyesinde.
NATO üyesi ülkelerin 2025 savunma harcamaları (% GSYİH olarak) en yüksek olanlar: Polonya (~%4.3-4.5), Litvanya (~%4), Letonya (~%3.7), Estonya (~%3.4), Norveç (~%3.35), ABD (~%3.2), Danimarka (~%3.2). 2. Grupta yer alanlar: Yunanistan, Romanya, İngiltere (~%2.3), Almanya (~%2.4), Türkiye (~%2.3). 3. Gruptakiler: İspanya, Portekiz, Arnavutluk, Belçika, Kanada ve diğerleri.
Bu oranların dolar karşılığı 2025 tahmini, (milyar ABD doları olarak) ABD: ~980 milyar (en büyük pay), Almanya: ~90-114 milyar, İngiltere: ~84-90 milyar, Fransa: ~66 milyar, Polonya: ~44 milyar, Türkiye: ~32-36 milyar (2024'te ~28 milyar, 2025'te artış). Türkiye‘nin savunma harcamalarının TL bazında hızla arttığı görülüyor (2025 tahmini ~1.36 trilyon TL).
NATO’ya üye ülkelerin sağladığı katkılar GSYİH'ye göre belirleniyor. Bu konuda en büyük payı ABD ve Almanya ödüyor. Her biri ~%15.88, bu ülkelerin ardından İngiltere (%10.96) ve Fransa (~%10.19). Türkiye: %4.59, İtalya: ~%8.5, Kanada: ~%6.7, Diğer NATO üyesi ülkeler daha düşük (mesela Estonya %0.12, Arnavutluk %0.09).