Taşgetiren: Başörtüsüne Yasal Güvence Altılı Masa'dan Çıktı

Taşgetiren: Başörtüsüne Yasal Güvence Altılı Masa'dan Çıktı

Karar yazarı Ahmet Taşgetiren, Kılıçdaroğlu'nun 'başörtüsüne yasal güvence' önerisinin Altılı Masa'da konuşulduğunu belirtti. Taşgetiren, "Çıkışı Kılıçdaroğlu'nın yapması daha anlamlı bulundu" dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun 'başörtüsüne yasal koruma' çıkışını ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'anayasal değişiklik' teklifini değerlendiren Karar yazarı Ahmet Taşgetiren, Kılıçdaroğlu'nun önerisinin Altılı Masa'dan nasıl çıktığını yazdı.

AK Parti'nin "başörtüsü yasağı"nı fiilen kaldırdığını ifade eden Taşgetiren, "AK Parti iktidardan giderse başörtüsü yasağı gelebilir, yasal güvence yok" türü seslerin son zamanlarda yükseldiğini aktardı. Konunun Altılı masada konuşulduğunu ve "yasal güvence" kararının buradan çıktığını kaydeden Taşgetiren, bu çıkışı Kılıçdaroğlu'nun yapmasının uygun görüldüğünü yazdı.

Taşgetiren'in yazısından bir bölüm şöyle:

Ak Parti dünyasında bile muhtemel bir CHP’li iktidardan sakındırmak için, “Bu iş yasal olarak çözüme kavuşmadı, yarın başka bir iktidar gelirse…” gibi konular seslendirilmekteydi. Konu “şimdilik dokunmayalım, nasıl olsa iktidardayız” cümlesiyle noktalanıyordu.

Son zamanlarda “Ak Parti giderse başörtüsü yasağı gelir” sözü iktidar tarafından kitlelerde başka alanlara yönelen arayışları durdurmak için konuşulmaya başlandı. Yani ortada “başörtüsünün fiilen, yani Ak parti iktidarda olduğu için serbest hale geldiği, yasal garanti olmadığı” gerçekliği vardı.

Bu, 6’lı masada da konuşuldu ve “Yasal garanti getirme” noktasına gelindi. Kim yapmalıydı bu çıkışı? Kim yaparsa anlamlı olurdu?

Kılıçdaroğlu’nun “Başörtüsüne yasal güvence” çıkışı buradan doğdu. “Helalleşme” yürüyüşü devam ediyordu. Diğer paydaşlar değil, onun bu çıkışı yapması gerekirdi. İtiraz olursa CHP dünyasından olurdu, onu göğüslemeyi de Kılıçdaroğlu başarabilirdi.

Ben bir ara “Alevi açılımı”nı, CHP’nin değil, Ak Parti’nin yapmasının da, Ak Parti kadrolarının Sünni nitelikleri sebebiyle toplumsal barış açısından daha önemli olacağını yazmıştım.

Şimdi Kılıçdaroğlu bu çıkışı yapıyor. Bence Türkiye için doğru bir denklem. “Siyasi dalaş” olmasa, Tayyip Bey, “siyasi istismar”la suçlamak yerine teşekkür ederdi Kılıçdaroğlu’na.

Ama öylesine kıran kırana bir kazanma – kaybetme trendine girildi ki, rakibin en doğrusuna sahip çıkmak bile mümkün olmuyor.

Her neyse… Kılıçdaroğlu, “başörtüsüne yasal güvence” hamlesiyle kendi tabanının bir kesiminin tepkisini göze almış oldu, yani risk aldı. O kesim bu hamleden önce de “Helalleşme” konusuna biraz mesafeli durmaktaydı. Hatta Kılıçdaroğlu’nun bile geçmişte, özellikle de kamuda başörtüsü konusunda ters çıkışları vardı. Bunları grup dünkü konuşmasında Tayyip Bey enine boyuna sergiledi. Kemikleşmiş duyguları değiştirmek kolay değil. Ama Türkiye’de gerçek bir iç barış için farklı toplum kesimlerini anlamaya, dinlemeye, sorunlara çözüm aramaya büyük ihtiyaç var.

Belki de soru şudur: Daha çok kamplaşarak mı iç barışa ulaşırız, birbirimizi dinleyerek mi?

Bunun cevabı, “Aynı aile içinde bile barış birbirini dinleyerek mi gerçekleşir yoksa anne – baba – evlatların cepheleştiği ortamda mı?” sorusunun cevabı ile aynıdır.

Evet, Tayyip Bey, dünkü grup konuşmasında CHP’yi ve Kılıçdaroğlu'nu başörtüsü ve inanç özgürlüğü konusunda deyim yerindeyse yerin dibine batırdı. Haklıydı da.

Ancak, Kılıçdaroğlu’nun hamlesini yine de boşa atmadı. CHP’yi ve 6’lı Masayı meseleyi kanun boyutunda değil, anayasa boyutunda çözmeye davet etti. “Birlikte bir anayasa değişikliği yapalım” dedi. Bu da iyi. Başörtüsü ve kılık kıyafet konusundaki özgürleşmenin bütün partilerin ittifakı ile gerçekleşmesi Türkiye için iyidir. Kıran kırana siyasi kavgaların içinden hayırlı bir sonuç çıkarsa ne kadar iyi olur. Bakalım bu dilek gerçekleşecek mi?

YAZININ TAMAMI