STK'lardan Kapatma Davasına Sert Tepki

STK'lardan Kapatma Davasına Sert Tepki

Sivil Toplum Örgütleri (STK) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın AK Parti'nin kapatılması ile ilgili Anayasa Mahkemesi'nde açtığı davaya sert tepki gösterdi.

Davanın haksız olduğuna ve Türkiye'nin huzuru ve istikrarına darbe olduğunu savunan STK'lar, AK Parti'nin kapatılması istemiyle açılan davayı, "Yargı Muhtırası ve millet iradesine karşı yapılmış bir darbe" olarak niteledi.

Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı (TGTV) tarafından Eresin Otel'de "AK Parti hakkında açılan kapatma davası ile ilgili" düzenlenen toplantıya, TGTV Başkanı Necati Ceylan, İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği (İDSB) Başkanı Necmi Sadıkoğlu, MÜSİAD Başkanı Ömer Bolat, ASKON Başkanı Mustafa Koca, Hukukçular Derneği Genel Başkanı Kamil Uğur Yaralı, Medeniyet ve Hareket Derneği Genel Başkanı Kerim Soltan, İnsani Yardım Vakfı (İHH) Başkanı Bülent Yıldırım, Özgür-Der Başkanı Hülya Şekerci, KOBİDER Başkanı Nurettin Özgenç, Gazeteci Yazar Abdurrahman Dilipak ve çok sayıda STK temsilcisi katıldı.

Toplantıya katılan Sivil Toplum Örgütleri adına basın açıklamasını okuyan TGTV Başkanı Necati Ceylan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 'laikliğe aykırı fiillerin odağı haline geldiği' iddiasıyla açılan davanın millet iradesine karşı yapılmış bir darbe olduğunu savundu. AK Parti'nin yüzde 46,5 oranında oy aldığını hatırlatan Ceylan, davanın halkın yarısına 'siz bu ülkenin insanı değilsiniz' demek anlamına geleceğini söyledi. Ceylan, "Bu kapatma davası değil, olsa olsa yargı muhtırasıdır." ifadesini kullandı.

Anayasa Mahkemesi'nin 367 kararıyla zedelenen itibarını iddianameyi iade ederek bu davayı hiç görüşmeyerek kurtarabileceğini belirten Ceylan, "Bu davadaki mantık ve gerekçelerle kurallar ve değerler hiyerarşisi alt üst olmaktadır. Hakimiyet kayıtsız şartsız yargıya verilmekte, yasama ve yürütme yargı iktidarına boyun eğmeye mecbur edilmektedir. Bu yargıçlar devletini oluşturur. Gidilen yol iyi değildir. Bunun kimseye faydası yoktur. Kaybeden Türkiye olacaktır." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin ülkeyi kaosa sürükleyecek yapay gündemlerden kurtulması gerektiğini aktaran Ceylan, "Öncelikle bir an evvel sivil ve yeni bir Anayasa ile Anayasa Mahkemesi'nin ve yüksek yargı organlarının kapısında değişiklikler yapılmalıdır. Seçilenlerin kaderini atananların keyfi ve ideolojik tercihlerinden kurtarıp, atananların seçilenlerin, yani millet irade ve emrine verecek düzenlemeler hemen hayata geçirilmelidir." diye konuştu.

Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı olarak bu olayı basit bir mesele olarak görmediklerini vurgulayan Ceylan, "Bu dava demokrasiye ve milletin değerlerine karşı bir saldırıdır. Bu sebeple siyasi partileri, sivil toplum kuruluşlarını, aydınları demokrasiye sahip çıkmaya davet ediyor ve milli iradenin temsil edildiği TBMM'nin derhal toplanıp, bu problemlere kalıcı çözümler ürütmesini ve kaosa sebebiyet veren, görevini kötüye kullananların cezalandırılmasını bekliyoruz." şeklinde konuştu.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamenin Türkiye'de halkın iradesine, demokratik kazanımlara, hukukun üstünlüğüne, ekonomiye, huzur ve istikrara, Türkiye'nin dünyadaki imaj ve itibarına büyük zararlar getirdiğini söyleyen Müstakil Sanayiciler ve İş Adamları Derneği (MÜSİAD) Başkanı Ömer Bolat ise, iddianamenin Anayasa Mahkemesi tarafından reddedilmesi gerektiğini belirtti. 7 ay önce yapılan parlamento seçimlerinden yüzde 47 oy alarak çıkan millet iradesinin iddianameyle hiçe sayıldığını söyleyen Bolat, "Birgün herkese lazım olacak hukuku ve adaleti korumak tüm vatandaşlarımızın en önemli görevidir. Özgürlükçü hukuk anlayışına dayanmayan değerlendirmeler sonucunda hazırlanan ve siyasal iktidar mücadelelerine araç olan bu iddianame, Anayasa Mahkemesi tarafından ön incelemede ret edilmelidir." diye konuştu.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya tarafından hazırlanan kapatma davasının iktidar partisi hakkında haksız ve hukuksuz gerekçelere dayandığını belirten İDSB Başkanı Necmi Sadıkoğlu da, "Bu anakronik ve çağ dışı teşebbüs halkımızın adalete olan güvenini ve kamu vicdanını sarsmakla birlikte Türkiye'nin tüm dünyadaki itibarına da büyük zarar vermiştir. Bu dava, ülke barışına, huzuruna ve olumlu bir seyir içinde cereyan eden ekonomik ve siyasi istikrar ortamına vurulmuş kirli bir darbedir." şeklinde konuştu.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın dava kararıyla yasama ve yürütme organlarına müdahale ettiğini belirten Hukukçular Derneği Başkanı Kamil Uğur Yaralı ise, artık bu olayın ironisini yapmaktan başka çareleri kalmadığını söyledi. AK Parti'nin kapatılması halinde yeni bir parti açılacağını ve onun da muhtemelen ilk seçimlerde yüzde 60-70 oy oranı ile tekrar iktidara geleceğini söyleyen Yaralı sözlerini şöyle sürdürdü; "Ondan sonra bu partiyi de kapatacaksınız. Bence bu zahmete hiç girmeyelim. Başsavcı, yasama ve yürütme organları için de önerilerde bulunsun. Hazır gönlünden geçen Cumhurbaşkanı, Başbakan adayları da vardır. Mesela sayın Baykal, Cumhurbaşkanlığı için herhalde can atar. Son Genelkurmay Başkanı ile girdiği polemiğe bakacak olursak, orduyu da çekip çevirecek bir tavrı da ortaya çıkıyor. Elimizde başbakan adayları da var. İki tane cevval başsavcımız var. Yani öngörüleri de çok yüksek. Türkiye'de ne derlerse oluyor. Sabih Kanadoğlu ve Vural Savaş. Bunlardan bir tanesi de Başbakan adayı olarak gönlünden hangisi geçiyorsa söylesin. Çok daha önemli bir problemimiz var; millet. Bunun nasıl çözecekler bilmiyorum. Bir de yüzde 47 oy veren, hatta MHP'ye oy verenler de bu işin içine girecektir. Bunlara da bir 10 sene oy kullanmama cezası getirilsin. Başka çözümünü bulamıyorum. Bunu kökünden çözelim. Türkiye'de hukuk bitmiştir artık."