Son Raporda İşkence Çıktı

Son Raporda İşkence Çıktı

İşkence gördüğünü iddia eden Aslan, beş kez muayene edildi. Dört doktor 'Darp yok, izler bünyesinden' dedi, son raporla beş polise dava açıldı. Mahkeme zanlıların...

İşkence gördüğünü iddia eden Aslan, beş kez muayene edildi. Dört doktor 'Darp yok, izler bünyesinden' dedi, son raporla beş polise dava açıldı. Mahkeme zanlıların 'Kendini yere attı' savunmasını 'samimi' bularak beraat kararı verdi

Hamdiye Aslan, 2002 yılında PKK'ya kuryelik yaptığı iddiasıyla Mardin Kızıltepe'de gözaltına alındı. Gözaltından mahkemeye çıkarıldığı güne kadar 'sık sık' baygınlık geçirince üç kez doktora götürüldü. Aslan'ın koltuk altlarında dirseğine kadar 25 santimetre morarmalar, yüzünde ve ayak tabanlarında ödem vardı. Doktorların raporuna göre Aslan'ın bedenindeki izler bünyesinden kaynaklanıyordu. Mahkemeye çıkarılmadan önce savcı, Aslan'ın tekrar muayene edilmesini istedi. Dördüncü rapor da aynı şeyi söylüyordu: İşkence görmemişti. Aslan tutuklandı. Cezaevine yetkilileri Aslan'ın durumundan kuşkuland. Sorumluluk kabul etmemek için Aslan tekrar doktora gönderildi. Bu kez gelen rapor farklıydı. İşkence vardı. Aslan copla tecavüze de uğradığını söylüyordu. Beş polis hakkında işkence yapmaktan dava açıldı. Altı yıl süren dava sonucunda mahkeme raporları, kayıtları dikkate alarak beraat kararı verdi. Kararın gerekçelerinden biri de sanıkların samimi beyanlarıydı.

Mardin'in Kızıltepe ilçesinde yaşayan 39 yaşındaki Hamdiye Aslan, 2002 yılında üç kişiyle birlikte gözaltına alındı. Aslan, mahkemeye verdiği ifadede işkence iddialarını şöyle anlattı: "...Copla vücudumun neresine denk gelirse vuruyorlardı. Bu dövmelerine ancak beş dakika dayanabildim, daha sonra bayılmışım. Bayılmadan önce sırtıma ve vücudumun değişik yerlerine vurduktan sonra makatıma cop sokmaya çalışıyorlardı. Yine bayılmadan önce 4-5 kişi üzerime çullanmıştı, ben gözümü açamıyordum, ancak elimle birisine dokunduğumda göğsüne dokundum ve bayan olduğunu anladım."

Aslan, gözaltındayken yaşadığı 'bayılmalar' nedeniyle, polisler tarafından ilk olarak 5 Mart 2002 tarihinde Mardin Devlet Hastanesi'ne götürüldü. Hastanede Aslan'a herhangi bir 'darp ve cebir' izine rastlanmadığı şeklinde rapor verildi. Bedenindeki izlerin bünyesinden kaynaklandığı savunuldu. Bir gün sonra tekrar doktora götürüldüğünde aynı rapor verildi. 7 Mart'ta savcılığa çıkarılmadan önce doktorlar aynı raporu tekrar etti. Hastaneden alınan 'Darp ve cebir izi yoktur' şeklindeki raporla Aslan, savcılığa götürüldü. Savcı Salih Kılıçdağ, Aslan'ın vücudundaki izleri fark ederek yine 'muayene' istedi. Dördüncü doktor raporu aynıydı. Aslan, örgüte yardım ve yataklık suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Aslan'ın durumunu gören cezaevi yetkilileri sorumluluk almamak için yeni rapor istedi. Aynı hastaneye üç kere gönderilen Aslan'ın son muayenesini yapan doktor raporunda işkence bulgularına yer verdi: "Mağdurenin sol koltuk altında iç kısımından dirseğe kadar 25 santimetre yaygın ekimoz, sağ koltuk altında aynı şekilde ekimoz, sol koltuk altında ön yüzde ödem ve hassasiyet, her iki ayak tabanında ödem tespit edilmiştir."
Adli Tıp Kurumu Diyarbakır Şubesi, 12 Mart 2002'de düzenlediği raporda, Aslan'ın vücudunda işkence izleri olduğu tespitini yaparak beş günlük 'iş göremez' raporu verdi. Aslan, cezavine konulduktan yaklaşık iki ay sonra avukatlarıyla yaptığı görüşmede gözaltındayken copla tecavüze uğradığını söyledi. 21 Mayıs 2002 tarihinde Mardin Devlet Hastanesi'ne gönderilen Aslan hakkında hazırlanan raporda, copla tecavüzün bulgularına yer verildi. Raporda, "Rektal tuşede saat 12 hizasında kronik anal fissür mevcut olduğu, bu yaranın en az iki ay öncesine ait makat zorlamasını gösterdiği ancak oluşumun dışarıdan (copla) veya kabızlığa ait olup olmadığının fizik muayene ve tespit edilemedi" denildi.
Alınan hastane raporları ve adli tıp raporlarında Aslan'ın işkenceye maruz kaldığı net bir şekilde ifade edilmiyordu. Bunun üzerine avukatlar Hamdiye Aslan'ın raporlarının incelenmesi için bağımsız adli tıp uzmanlarına başvurdu. Bağımsız uzmanlara göre Hamdiye Aslan için verilen 'Darp cebir izine rastlanmamıştır' şeklindeki 5-6-7 Mart tarihli raporlar yeterli muayene sonucu hazırlanmamıştı. Üstelik adli tıp rapor formuna uygun da değildi.
Aynı uzmanlar Aslan'a 21 Mayıs tarihinde verilen ve 'copla tecavüz iddiasını kısmen doğrulayan' raporda yasal ve tıbbi eksiklikler bulunduğunu belirtti. Uzmanlar, raporlar incelendiğinde Aslan'ın karşı karşıya kaldığı muamelenin işkence olduğunu vurguladı.

Sanık polislerse işkence iddialarını reddetti. Sanık polislerden Levent Birsel'e göre Aslan yasal hakları anlatılırken kendisini yere atmaya başlamıştı. Birsel kendini şöyle savunuyordu: "Davranışının sebebini sorulduğunda kalbinden ve böbreklerinden rahatsız olduğunu söyledi. Ayakta duramadığını beyan etti. Nezarethane görevlisi arkadaşım mağdurenin kendisini yataktan yere attığını ve bunu bir kaç kere tekrarladığını söylemesi üzerine hekim raporu almak için hastaneye gönderdim. Konversiyon (numara yapmak, kendini hasta göstermek) teşihisiyle geri getirildi."
Diğer zanlı Hanife Şennur Pat da Aslan'ın kilolu olduğunu belirtiyor, ifade odasına götürüldüğünde koltuğunun altına girmek zorunda olduklarını söylüyordu.

Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesi altı yıllık yargılamanın ardından 14 Şubat 2008 tarihinde verdiği kararda, işkence yapmakla suçlanan sanık polisler Bayram Ural, Nazım Ege, Abdulkadir Özer, Hanife Şennur Pat ve Levent Birsel'in beraatine karar verdi. Mahkeme 10 Mart'ta açıkladığı gerekçeli kararında, beraat kararında samimi sanık anlatımları, polis kayıtları ve mağdureye ait raporların dikkate alındığı belirtildi. Kararda, "Dava boyunca değişmeyen ve yek diğerlerine teyit eden sanık savunmalarını yemin tanık anlatımları ve gözaltı sonrasında mağdurda tespit edilen yaralama ve arazların koltuk altında sıkıca kavranmak suretiyle taşıma sırasında oluşabileceği, ayak altındaki ödemlerle makattaki kronik fisürün bünyesel kaynaklı olabileceği değerlendirimesini taşıyan adli tıp kurumu raporları ile teyit edilmesi karşısında, mağdurenin çelişki arz eden iddiaları dışında sanıkların müsnet suçu işledikleri yönünde mahkumiyetlerine yeterli ve inandırıcı ve kesin delil elde edilemediğinden beraatlerine karar verildi" denildi.

Yargıtay'a temyiz başvurusu yapan Aslan'ın avukatı Erdal Kuzu, karara tepkiliydi: "Mahkeme kararına dayanak olarak sanık savunmalarını göstermiş. Oysa ki sanıkların suçu kabullenmeyecekleri tabiatın bir gereğidir. Verilen raporlarda söz konusu yaraların işkence ve kötü muameleyle oluşabileceği gibi doğal nedenlerden kaynaklanabileceği belirtilmiş. Ama mağdurenin daha önce böyle şikâyetleri yok.Yani doğal nedenle olamaz."
İHD Genel Başkan Yardımcısı Reyhan Yalçındağ'a göre verilen beraat kararı, işkenceciye yüzde yüz tolerans anlayışın egemenliğini koruduğunu gösteriyordu. Yalçındağ, "Aslan'ın işkence gördüğüne dair alternatif rarporlar var. Ancak mahkeme bunu dikkate almadı" dedi.

Radikal