Şeriat mahkemeleri töreye alternatif olabilir mi?
İngilterede, resmi mahkemelerdeki ağır işleyiş sebebiyle Müslümanların yanı sıra Müslüman olmayanlar da ihtilafların çözümü için şeriat mahkemelerine başvuruyor.
Toplumun sorunlarına pratik çözümler bulan bu mahkemeler, bürokrasinin yükünü hafifletirken, benzer bir yapının başta örf ve adetlerin mevcut hukuk sisteminin önüne geçtiği Güneydoğu olmak üzere Türkiye'nin bazı yerlerinde de kurulup kurulmayacağı tartışılıyor. Vakit'e konuşan uzmanlar, bu konuda farklı görüşlere sahip. Britanya Müslümanlar Konseyi'nden Şeyh İbrahim Mogra, bu mahkemelerin Müslüman ülkelerde uygulanabilmesi için demokratik kültürün yerleşmesi gerektiğini vurguladı.
İngiltere'de resmi mahkemelerdeki ağır işleyiş sebebiyle, Müslümanların yanı sıra Müslüman olmayanlar da ihtilafların çözümü için şeriat mahkemelerine başvuruyor. Toplumun sorunlarına pratik çözümler bulan bu mahkemeler, bürokrasinin yükünü hafifletirken, benzer bir yapının başta örf ve adetlerin mevcut hukuk sisteminin önüne geçtiği Güneydoğu olmak üzere Türkiye'nin bazı yerlerinde de kurulup kurulmayacağı tartışılıyor.
DEMOKRATİK KÜLTÜRÜN GELİŞMESİ LAZIM
İngiltere'de giderek artan ve Müslüman olmayanların da başvurduğu şeriat mahkemelerinin Türkiye ve diğer Müslüman ülkelerde de kurulup kurulamayacağına dair Vakit'e konuşan Britanya Müslümanlar Konseyi'nden Şeyh İbrahim Mogra, bu mahkemelerin Müslüman ülkelerde uygulanabilmesi için demokratik kültürün yerleşmesi gerektiğini vurguladı. Mogra, İngiltere'nin çok kültürlü bir yapıya sahip olduğu ve din özgürlüğünün en rahat şekilde yaşandığı gelişmiş bir demokrasiye sahip olduğunu belirterek, Türkiye ve diğer Müslüman ülkelerde daha genç olan demokrasinin kökleşmesiyle, dini özgürlüklerin de rahatça yaşanabileceğini kaydetti.
TOPLUMA GÜVEN VERİYOR
Mogra, "Bu, Türkiye'nin ya da başka bir Müslüman ülkenin karar verebileceği bir şey. Biz, çok kültürlü bir yapıya sahibiz. Seküler bir demokrasi içinde herkes inandığı gibi yaşıyor ve dinini yaşayabiliyor burada. Ancak özgürlük ya da demokratik geleneğin daha az olduğu ülkelerde sorunlarla karşılaşılabilir" diyerek, şeriat mahkemelerinin en başta kadınlar olmak üzere Müslüman ve Müslüman olmayan topluma güven verdiğini kaydetti.
YARALI: DİNİ ÖZGÜRLÜKLER BİLE GÜVENCE ALTINDA DEĞİL
Konuyla ilgili olarak konuşan Hukukçular Derneği Başkanı Kamil Uğur Yaralı'ya göre ise, şeriat mahkemeleri toplumun sorunlarına çözüm olabilir ancak, Türkiye'de devletin, mevcut sistem içinde şeriat mahkemeleri kurması mümkün gözükmüyor. Yaralı, "Dini özgürlüklerin dahi güvence altına alınamadığı, başörtüsü yasağının devam ettiği bir ülkede bu tür değişiklikler kolay değildir. Ancak belki yine Batı üzerinden gelirse gerçekleşme ihtimali bulunabilir" dedi.
TOPLUM, HUKUK SİSTEMİMİZİ İÇSELLEŞTİREMEDİ
"Hukuk toplumun dönüştürülmesi için bir araç olarak kullanıldığından, her ne kadar 'İslam hukuku ihtiyaçlara cevap vermiyor' denilse de, aslında toplumun gerçekten neye ihtiyacı olup olmadığına bakılmamıştır" diyen Yaralı, "Toplum kendisine yabancı olan hukuk kurallarını içselleştirememiştir. Hâlâ hukuk alanında yaşanan sorunların temelinde bu toplumsal taleplerle, tepeden inme yapılan değişiklikler arasındaki uyumsuzluklar yatmaktadır. Bugün Türkiye'de tıkanan yargı mekanizması adaleti sağlayamadığı için halkın güveni azalmıştır" dedi.
KAPALIÇARŞI'DA HÂLÂ BU GELENEK DEVAM EDİYOR
Osmanlı döneminde yaygın bir hakem uygulaması olduğuna ve ihtilafların mahkemeye gitmeden çözüldüğüne dikkat çeken Yaralı, "Kapalıçarşı gibi bu geleneği hâlâ devam ettiren yerler vardır. Osmanlı döneminde hakem mahkemelerinin kararları devletin şeklî kontrol ve kabulünden geçerdi, kararın esasına bakılmazdı. Bugün mevzuata uygun olarak oluşturulan bir hakem kararı verildiğinde kanunun emredici hükümlerine uygun olup olmadığına bakılıyor, yani mevcut hukuk kurallarına uygun olup olmadığı denetleniyor. Medeni Hukuk'un emredici hukuk kurallarına aykırı bir kararın, ki genellikle hukuk kurallarının çeliştiği aile ve miras hukuku alanında ortaya çıkmaktadır, geçerliliği kabul edilmemektedir. Devletin bu tür alternatif çözüm yollarını yok sayması denetimlerini de ortadan kaldırmakta ve töre mahkemeleri gibi insanlık dışı infazların yapıldığı kötü uygulamalar meydana gelmektedir" ifadelerini kullandı.
LAİK KESİMİN HOŞUNA GİTMEYECEKTİR
İngiltere'de şeriat mahkemelerine izin verilmesinin laik kesimin hoşuna gitmeyeceğini ifade eden Yaralı, şu değerlendirmelerde bulundu: "Onlar bu sefer Türkiye' de Kıta Avrupası sisteminin olduğunu, İngiltere'de Anglo Sakson hukukunun uygulandığını ileri süreceklerdir. Kıta Avrupası sistemiyle Anglo Sakson sistemi arasında birtakım farklılıklar vardır ama bu farklar sadece katı laiklik anlayışının uygulandığı Fransa'da daha derindir. Türkiye, Medeni Kanunu'nu İsviçre'den almıştır. Orada da her kanton kendi örf ve adetlerine göre oluşturduğu, ki bu kaynaklar içinde din de vardır, kendi hukukunu uygulamaktadır. Aslında İngilizlerin yaptığı durup dururken 'hadi şeriat mahkemeleri kuralım' değildir. Bir realite ve ihtiyaç olarak Müslüman toplum kendi arasında bu tür mekanizmaları kurmaya başlamıştır. Sayılarının çoğalması üzerine İngiliz makamları, 'Gayrı resmi olacağına resmileştirelim ve kontrol altında tutalım' diyerek gayet rasyonel ve mantıklı bir yol izlemişlerdir. Çağdaş ve akılcı bir yönetim, toplumsal değişikliklere cevap veren ve bunların önünü açan yönetimdir"
YAVUZ: TÜRKİYE'DE MÜMKÜN DEĞİL
İngiltere'dekilere benzer bir şekilde şeriat mahkemelerinin töre geleneğinin sürdüğü Güneydoğu'da bir alternatif olup olmayacağına dair Prof. Cevdet Yavuz ise farklı düşünüyor. Yavuz'a göre, örf ve adet hukukunu ilk sırada uygulayacak şekilde ve sadece örf ve adet hukukunu uygulamak üzere, bir adli teşkilatlanma içinde olunması, hukukumuz açısından mümkün değil.
YAZILI HUKUK, TÖRE İLE ZAYIFLATILMAMALI
"Ülkemizde, töre cinayetlerinin önlenmesi, töre kurallarını uygulayacak yargı örgütlenmesi ile değil; yazılı hukukun toplumun her katmanında benimsenmesi ile olur. Kimse, yazılı hukuk dışında, kendisini haklı kılma adına başka hukuk ya da töre kuralları arama durumunda olmamalıdır. Bu konuda, toplumun ve bireylerin, her tür araç ile ve her fırsatta bilinçlendirilmesi gerekir. Yazılı hukuka saygı, 'töre' gibi gerekçelerle zayıflatılmamalıdır" diyen Yavuz, hukuk sistemimizin geleneklere dayalı Amerika ve İngiltere hukuk sisteminden ziyade, yazılı kuralların egemen olduğu Kıta Avrupa sisteminden alındığını belirterek, şeriat mahkemelerinin Türkiye'de bu şekilde uygulanmasının mümkün olamayacağını kaydetti.
PARTİ KAPATMANIN GEREKÇESİ...
Yavuz, böyle bir ilkenin savunulmasının Anayasa Mahkemesi tarafından parti kapatma gerekçesi sayılabileceğini de kaydederek, "Hukukumuzda, örf ve adet hukuku kuralının kabulü ve hukuken nazara alınması için, sürekli uygulanması ve söz konusu yazılı olmayan- kurala uymanın zorunlu olduğu kanısının yerleşmesi aranmaktadır. Bir olay karşısında tüm ülkede ilgililerin davranış tarzının, aynı tip olaylarda sürekli olarak tekrarlanması ile bir gelenek ortaya çıkmış olur. Bir davranışın tekrarlanmasının gelenek haline gelmesi için ne kadar süre gerektiği sorusuna kesin bir cevap verilemez. Bu; devirlere, çevreye, hayatın temposuna, konunun sık veya seyrek ortaya çıkmasına göre değişir. Hatta, "Devletin yargı gücüyle kuvvetlendirilmiş olma", "Devlet ve özellikle yargı organları tarafından benimsenmiş olma" gibi koşullar da aranabilmektedir. O halde, açıkladığımız gibi, örf ve adet hukukunu ilk sırada uygulayacak şekilde ve sadece örf ve adet hukukunu uygulamak üzere, bir adli teşkilatlanma içinde olunması, hukukumuz açısından mümkün değildir" dedi.
Gönüllülük esasına dayanıyor
İngiltere'de, resmi mahkemelerdeki ağır işleyiş sebebiyle Müslümanların yanı sıra Müslüman olmayanlar da ihtilafların çözümü için şeriat mahkemelerine başvuruyor. İngiltere'de gönüllülük esasına göre çalışan Müslüman Tahkim Mahkemesi (MAT), bakılan davaların yüzde 5'inin gayrımüslimlerle ilgili olduğunu ve yılbaşından bu yana Müslüman olmayanlarla ilgili 20 davanın görüşüldüğünü bildirdi. Geçen ay Müslüman olmayan bir kişinin, araç filosunun kârıyla ilgili ihtilaf nedeniyle Müslüman ortağını mahkemeye şikayet ettiğini belirten MAT Sözcüsü Freed Chedie, mahkemenin, daha önce sözlü anlaşmayla karara bağlanan yükümlülüklerin Müslüman ortak tarafından yerine getirilmediğini tespit ettiğini ve Müslüman olmayan kişiye 48 bin Sterlin ödenmesine karar verdiğini kaydetti.
Vakit
