Şener'in AK Parti'nin Kapatılmasına Bakışı

Şener'in AK Parti'nin Kapatılmasına Bakışı

Başbakan eski Yardımcılarından, TOBB ETÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdüllatif Şener, AK Partinin kapatılma davasını yorumlarken, bsiyasete dönüş konusunda da önemli ipuçları verdi.

Başbakan eski Yardımcılarından, TOBB ETÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdüllatif Şener, AK Partinin kapatılma davasının 8-10 ay süreceğini belirterek, ''Dolayısıyla bu arada hükümet iş başındadır, sorumluluğu devam etmektedir ve görevde bulunan herkesin görevde olduğu sürece görevlerini en iyi şekilde yapması, ülkeye karşı sorumluluğunun bir parçasıdır'' dedi.

İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinin düzenlediği ''Dünyada ve Türkiye'de Ekonomik Durum'' konulu konferansta konuşan Şener, dünyada korkunç bir küresel rekabet olduğunu, herkesin, küresel rekabetin çarkları arasında ne kadar mesafe aldığının sorgulamasını yapması gerektiğini söyledi.

Türkiye'nin dünya ölçeğindeki göstergelerini büyütmesi gerektiğine işaret eden Şener, ekonomik istikrarın önemine değindi.

Konuşmasında Türkiye ekonomisi ile ilgili olumlu ve riskli konulara da değinen Şener, üretilen ürünlerin içinde ithal girdi miktarının sürekli arttığını, ekonominin rekabet gücünün önemli soru işaretleri taşıdığını söyledi.

Abdüllatif Şener, ''Burada bir tıkanma yaşandığını ifade edebiliriz. Bunun sonucu, Türkiye'nin cari açığının sürekli artmasıdır. Tarihimizdeki en büyük açıkların olduğu dönemi yaşıyoruz. 2008 yılında cari açığın 45 milyar dolar olacağı tahmin ediliyor. Cari açık bir yerden karşılanmadığında ekonomi kırılır'' şeklinde konuştu.

Türkiye'de yüksek cari açığa rağmen ekonominin yoluna devam ettiğini, buradaki döviz açığının sermaye hareketleri ile kapatıldığını anlatan Şener, şunları kaydetti:

''Cari açığın bize ait olmayan parayla kapatılıyor olması sorunun halledildiği anlamına gelmiyor. Asıl önemli olan nokta, bu açığın kapatılmasıdır. ABD'deki tutsat (mortgage) dalgası finans sektörünü etkiliyor. Merkezdeki sorunu çözmek için bu ülkelerin paraları çekilirse burada (bize ait olmayan para) sorun yaşanabilir. Cari açığı kapatmak için Türkiye'ye 55-60 milyar dolar ilave paranın gelmesi lazım. Sermaye girişi küresel dalgadan dolayı gelmediği taktirde buradaki ekonomiyi etkiler.''

Şener, siyaset ve bugün arasındaki farka ilişkin olarak da ''Siyasetle bugün arasında ne değişti denildiğinde, eskiden her sabah bir şey oldu mu diye fırlayarak gazeteleri okur ya da TV'nin düğmesine basardım, şimdi bazen aynı refleksle uyanıyorum, (boş ver devlet büyükleri baksın) diyorum. Başarıyı ortaya çıkaran şey zorluklardır'' dedi.

Şener, Türk ekonomisinin küresel rekabette gücünü sürekli artırmaya odaklanması ve sistemin sorun çözme yeteneğinin artması gerektiğini vurguladı.

-''DÜZİNELERCE İNSAN HER GÜN RANDEVU İSTİYOR''-

Konuşmasının ardından salondakilerin sorularını yanıtlayan Şener, ''Bu ülkeyi kutuplaşma yerine güvene dayalı bir toplumsal kültüre dönüştürebilirsek, kurumlar da buna göre yapılanırsa, içtenlikle ülke sorunlarını tartışabilirlerse, bu ülkenin, sistemin sorunları çözme yeteneği artar'' şeklinde konuştu.

Şener, yeni parti oluşumu ile ilgili bir soruya karşılık da şunları kaydetti:

''Aday olmayacağımı söylediğim zaman 22 Temmuz seçimlerinden önce bir kesimde denildi ki (Elindeki bakanlığı, milletvekilliğini niye bırakacak, herhalde partisi ile bir takım restleşmeler var, hatta naz yapıyor falan) gibi düşünenler oldu. 16 yıllık milletvekilliğimiz var, 10 yıl muhalefette geçti, 6 yıl iktidarda geçti. Bu dönem zarfında ben hiç bir yeri istemedim, sadece son anda değil. Hep bir takım dengeler getirdi bir yerlerde bulundum ve çok da siyaseti bireysel olarak insanı mutlu eden bir yer gibi de görmüyorum. Zor, sıkıcı tarafı var. 24 saatiniz işgal altındadır. Ama Temmuz seçimleri öncesinden geldiğim nokta itibariyle ben hiç bir hesap yapmadan aday değilim dedim, aday olmadım. Ama aday değilim demek siyaseti bırakıyorum anlamına gelmez diye de özellikle açıkladım seçim öncesinde. Şimdi üniversite hocasıyım, makaleler yazmaya çalışıyorum, kitap hazırlıklarım var ve geçen gün dedim ki insanlar beni 3 ay meşgul etmesinler diye, çünkü siyaset yapacağınız duyulduğu zaman düzinelerce insan her gün randevu istiyor, beraber yapalım diye. Halbuki benim yapmam gereken çalışmalar var. 3 ay beni rahat bıraksınlar diye 3 ay bu konuları düşünmüyorum, 3 ay sonra durum değerlendirmesi yaparım dedim. Bu tam ters anlaşıldı 3 ay sonra başlayacak galiba dediler. Bu sefer trafik daha da arttı. Hiç bir hesap yapmadan gönlümce yürüyorum. Şu anda hocalıktan memnunum, mutluyum. Yazma hazırlığı içinde olduğum makaleleri, kitapları tamamlarsam dünyanın en mutlu insanı ben olacağım.''

-''O SÜREÇLE BAŞLAYARAK TÜRKİYE'DE KUTUPLAŞMA ARTMIŞTIR''-

Şener, ''Cumhurbaşkanlığına adaylık sürecinde adınız çokça öne çıktı. Bulunduğunuz parti Abdullah Gül'ü aday gösterdi. Partinize kırgınlığınız var mı?'' şeklindeki soruya karşılık da şunları söyledi:

''Benim ekolüm mevlana ekolüdür. Hiç kimseye kırgınlığım yok, ben herkesi seviyorum. Bu ülkenin insanlarını da sevmeye devam edeceğim. Her şeyin iyi olmasını isterim. Parti adına cumhurbaşkanlığı etrafında ilk konuşan ve en çok konuşan ben oldum ama konuşmaların hiç bir yerinde kendimi merkez haline getirecek bir ifade asla kullanmadım. Çok ciddi bir şekilde önüme düşseydi ne karar verirdim şu anda da bilemiyorum. Doğrusu neydi acaba? Bu çok önemli bir şey. Sizin veya bir başkasının olması önemli değil, işin doğrusunu bulmak lazım. İnsanlar farklı yerlere farklı bakarlar ama benim şu andaki psikolojik durumum şöyle; siyasetin ulaştırabileceği hiç bir yer bana çekici ve tahrik edici gelmiyor, çünkü hepsini biliyorum. Kimin nerede ne yaptığını biliyorum. 5 sene Başbakanın odası benim odamın yanındaydı, toplantıların yarısında ben vardım. Katılmadığım toplantılarda da kiminle ne konuşmaları yaptı, aşağı yukarı biliyorum ve hiç merak ettiğim, aman günün birinde şurada da ben olsam dediğim bir yer değil. Bireysel olarak düşündüğümde 16 yıl bana ne verdi? Beni tanınan bir insan yaptı. Tanınan bir insan olmayı da hiç istemedim. Ama şu var o süreçle başlayarak Türkiye'de kutuplaşma artmıştır. Bundan sonraki dönemler itibariyle bu ortamın hızla ortadan kalkmasını temenni edelim.''

Irak'la ilgili bir soru üzerine de Şener, Irak konusunda, ''oradaki insanların acı çekmesine sebep olacak herhangi bir sürecin içinde Türkiye'nin olmaması gerekir'' diye düşündüğünü belirtti.

-DAVA VE EKONOMİ-

Ekonomiyle ilgili bir soruya karşılık da Şener, ekonomide şu anda önemli riskler olduğunu söyledi.

Şener, AK Partiye kapatma davasının IMF ile ilişkilere ve ekonomiye etkilerine ilişkin bir soru üzerine de, ''IMF ile son Stand-by Mayıs'ta doluyor. IMF ile farklı bir ilişki biçimi kurulacak mı bu Mayıs'ta belli olacak. Bu kapatma davası nereden bakarsanız bakın 8-10 ay sürer. Dolayısıyla bu arada hükümet iş başındadır, sorumluluğu devam etmektedir ve görevde bulunan herkesin görevde olduğu sürece görevlerini en iyi şekilde yapması ülkeye karşı sorumluluğunun bir parçasıdır. Bu dava, ekonomi ile bağlantılı olarak bu tür bir kırılma ortaya çıkarmaz'' şeklinde konuştu.

ajanslar