Şehit Seyyid Nasrallah ile büyüyen bir nesil
Lübnan'ın güney banliyösü Dahiye'de, Seyyid Hasan Nasrallah'ı ekranların ardından değil, gözlerinin içine bakarak tanıyan 80'li ve 90'lı yılların gençliği, bugün 40'lı yaşlarına merdiven dayadı.
Lübnan'ın başkenti Beyrut'un güney banliyösü Dahiye’nin sokaklarında, Şehit Seyyid Hasan Nasrallah’ı televizyon ekranlarından değil, doğrudan gözlerinin içine bakarak tanıyan bir kuşak yetişti. El-Raye Stadyumu'nun kırmızı toprağı gökdelen komplekslerine dönüşmeden önce, o platformun önünde yumruklarını havaya kaldıran bu gençler, Hizbullah’ın 2000 yılındaki kurtuluş zaferinden sonraki yükseliş dönemine bizzat tanıklık etti.
Bugün 40'lı yaşlarına ulaşan ve 80'lerin sonu ile 90'ların başında doğan bu nesil, Seyyid Nasrallah'ın Dahiye sokaklarında nispeten rahatça dolaşabildiği, el-Kaim Camii'nin açılışını yaptığı veya Seyyid ûş-Şuheda Kompleksi'nde düzenlenen mezuniyet törenlerinde yüzlerce üniversite öğrencisiyle tek tek tokalaştığı zamanları yaşadı. 2006 Temmuz Savaşı öncesindeki bu dönem, liderin canlı görünüşünün henüz ekranlarda bir "son dakika" haberine dönüşmediği, erişilebilirliğin mümkün olduğu bir zaman dilimiydi.
Aşura Geceleri ve Nasrallah’ın "Dar Halkası"
Bu nesil için Nasrallah’a en çok yakınlaşma fırsatı Aşura törenlerinde doğuyordu. O yıllarda, Nasrallah’ın tamamen yer altına çekilip halka sadece dev ekranlar aracılığıyla seslendiği sonraki dönemlere kıyasla güvenlik önlemleri en alt seviyedeydi. Nasrallah, Aşura meclislerinde konuşmasını yapıp ayrılmıyor; matem töreninin sonuna kadar salonda kalıyordu. Meclis boşaldığında çevresinde korumalarının oluşturduğu koruma çemberi daralıyor, gençler ise Nasrallah’a gözlüklerindeki kendi yansımalarını görecek kadar yakınlaşabiliyordu.
10 Muharrem (Aşura) günlerinde gençler, organizasyonun koyduğu güvenlik barikatlarını aşmak için banliyödeki binalarda oturduklarını beyan ederek El-Raye Stadyumu'nun kırmızı toprağına ulaşmaya çalışır ve Nasrallah'ın konuşmasını yüz yüze dinlemenin yollarını ararlardı.
Karar Anı: "Geceyi Deve Yapıp Gidin"
Nasrallah’ın o yıllardaki konuşmalarında Kerbala denklemine atıfla dile getirdiği "Zillet ile kılıç arasında bırakıldık" söylemi ve "Dileyen geceyi deve yapıp gitsin" çağrısı, bu gençlik tarafından adeta özümsendi. Nasrallah’ın fiziken aralarından ayrıldığı bugünkü süreçte, bu mesajların bir retorikten ibaret olmadığı sahadaki tutumla görüldü.
Şehit Seyyid Nasrallah'ın arkasında "Lebbeyke ya Hüseyin" haykırışlarıyla büyüyen bu neslin bir kısmı, son çatışmalarda Güney Lübnan’daki köylerine dönerken aileleriyle helalleşip cepheye koştu ve şehit düştü; geride kalanlar ise bu duruşun şerefli bir ölüm ile zillet içinde bir yaşam arasındaki çizgi olduğuna inanarak nöbetlerini sürdürüyor.
on4haber
