Seçime gitmek mi zor, Koalisyon kurmak mı?.. Gel bana sor!

“Meclis’teki ant içme töreni”nin de tamamlanmasıyla, şimdi gözler;“Meclis Başkanı kim olacak?.. Kim, kiminle koalisyon kuracak?” sorularına çevrildi...

“Meclis Başkanlığı” seçimi bile, “koalisyon” konusunda bir “gösterge”olacak!.. Hangi parti, “kimin adayına” destek verirse, bir anlamda“niyet”ini de izhar etmiş olacaktır!..

Eğer adaylardan biri üzerinde “ittifak” sağlanamazsa, son turda “2 aday”yarışacak ve “en fazla oyu” alan aday “Meclis Başkanı” seçilecek!..

Büyük bir ihtimalle, seçilecek bu aday da “AK Parti’nin göstereceği aday”olacaktır!..

Dediğim gibi;

Bir “ittifak” olmazsa!..

Eğer “AK Parti-CHP koalisyon” kurulacaksa, bilin ki, Meclis Başkanı Deniz Baykal’dır!..

CHP, KOALİSYONA MECBUR!

Bu arada, herhalde önümüzdeki hafta, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, teamül gereği; “Hükümeti Kurma Görevi”ni ilk olarak AK Parti Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’na verecektir!..

Davutoğlu da, sırasıyla CHP’yi ve MHP’yi ziyaret edecek ve onlardan biriyle “Hükümet’i kurmaya” çalışacaktır!..

Davutoğlu’nun, “HDP’ye gideceğini” sanmıyorum... Çünkü, HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş; daha 7 Haziran akşamı, “AK Partili bir formüle kapalı olduklarını” açıkladı!..

Düşünebiliyor musunuz;

Demirtaş, “MHP’li bir formüle” bile yeşil ışık yaktı ama “Çözüm Süreci’nin mimarı” olan AK Parti’ye “hayır” dedi!..

Elbette kendi bilecekleri iş!..

Seçmen, bunu değerlendirecektir!..

Diyelim ki, Davutoğlu; “CHP’nin kapısı”nı çaldı ve “Hükümeti birlikte kuralım” teklifinde bulundu!..

Görünen o ki;

CHP Genel Müdürü Kemal Kılıçdaroğlu, kendini “bir koalisyonda yer almaya” mecbur hissediyor!..

Aksi halde;

“CHP kazanı” daha fazla fokurdamaya ve “Kılıçdaroğlu gitsin” sesleri yükselmeye başlayacaktır!..

Öyle ya; “4 milyon yeni seçmen”in oy kullandığı bir seçimde, CHP’nin oyları yüzde 26’dan yüzde 25’e düştü!..

Kılıçdaroğlu, bu “başarısızlığı” çeşitli ataklarla örtbas etmeye çalışsa da, ortada “vahim bir durum” var!..

İşte, Kılıçdaroğlu bu vahim tabloyu örtecek bazı “atak”lar yaptı!..

Önce “CHP ve MHP’nin ortak” olacağı, “HDP’nin dıştan destekleyeceği” bir formül önerdi ki, bu “Uluslararası güç odakları”nın plânıydı!..

Ne var ki; MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın’ın; “yılanla aynı çuvala girmeyeceklerini” söylemesi, Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin de, Kılıçdaroğlu’nu “sandık tedarikçisi” olmakla suçlaması, “HDP’li formül”ü yatırdı!..

Kılıçdaroğlu, yine yılmadı...

Bu defa da, “rüşvet” olarak; 

Bahçeli’ye, “Siz Başbakan olun” teklifinde bulundu!..

Düşünebiliyor musunuz;

“Yüzde 25” oy almış bir CHP’nin genel başkanı; “kendisinden daha az”, yani “yüze 16” oy alan bir partiye, “Başbakanlık” teklif ediyor!..

Dedik ya;

“Kemal Kılıçdaroğlu, bir koalisyonda yer almaya mecbur!”

Ancak, bir koalisyonda yer alırsa, “CHP’deki ömrü uzayabilir!”

Aksi halde;

“Götürürler!”

Devlet Bahçeli, Kılıçdaroğlu’nun uzattığı bu “rüşvet’i de elinin tersiyle itip;“ciddiye alınacak yanı yok” deyince, Kılıçdaroğlu’nun paçaları tutuştu ve mecbur kaldı “AK Partili formül”ü gündemine almaya!..

Malûm, “yüzde 16’lık MHP”ye “Başbakanlık” teklif eden Kılıçdaroğlu, “AK Partili formül” gündeme gelince; “14 maddelik bir dayatma listesi”hazırladı ve dedi ki; “Ben Başbakan olursam, AK Parti ile oturur, konuşuruz!”

Oha yani!..

Sen yüzde 16’ya “Başbakanlık” teklif edeceksin ama yüzde 41’e gelince,“Ben Başbakan olursam” diyeceksin!..

Nerede bu yoğurdun bolluğu?..

“Hesap adamı”(!) Kılıçdaroğlu’nun “CHP’de yaptığı hesap, siyasete uymayınca”, bu defa “süngüsü düşmüş” olarak, şunu demeye başladı:

“Bir de, Sayın Davutoğlu’nu dinlemekte yarar var!”

Hah şöyle!..

Hele, ayakların yere bassın!..

CHP İLE UZLAŞILIR MI?

Diyelim ki; Davutoğlu, geldi CHP’ye ve Kılıçdaroğlu ile görüştü!..

Bırakın “anlaşma”yı, bu görüşmeden bir “uzlaşma” çıkabilir mi?..

Öyle ya; 

AK Parti ile CHP’nin, özellikle “dış politika”ya bakışları taban tabana zıt!.. 

Meselâ, Sedat Peker’in de dediği gibi; AK Parti; “Filistin, Mısır ve Suriye”konularına adeta “namus meselesi” gibi bakıyor!.. CHP ise, bu konulara“mezhepsel pencere”den bakıyor ve “Suriyeli mültecileri geri göndermek”ten bahsediyor!..

Diyelim ki, “koalisyon”da anlaştılar ve “Dışişleri Bakanlığı” da CHP’ye verildi!..

Hiç kuşkunuz olmasın;

“Tam bir şenlik olur!”

Davutoğlu ayrı telden çalar, Kılıçdaroğlu ayrı telden!..

Sadece “dış politika”da değil, “ekonomik” konularda da anlaşmaları zor görünüyor!

Öyle ya;

Kılaçdaroğlu diyecek ki; “Asgari ücret 1500 lira olsun!.. Emekliye 2 ikramiye verilsin!.. Taşeron işçi uygulaması kaldırılsın!.. Ben, seçmene bunları vaat etmiştim... Bunlar olmazsa olmaz!”

Peki, Davutoğlu ne yapacak?..

Bu “vaat”leri seçimden önce AK Parti de yapabilir ve seçmenin gönlünü alabilirdi...

Ama, ne yaptı?..

“Bütçe disiplini”ni gerekçe göstererek; Kılıçdaroğlu’nu, “kaynağı olmayan vaatlerde bulunmakla” itham etti!..

Şimdi, o vaatleri “CHP ile koalisyon” uğruna hayata geçirmeye kalkarsa;“CHP’nin ekmeğine yağ sürmüş” ve gelecek seçimde “Kılıçdaroğlu’nun elini güçlendirmiş” olur!..

Her iki taraf da; kendi ekonomik politikalarından “taviz” vermeye yanaşmayacağına göre, bu iş yatar gibi görünüyor!..

MHP İLE OLUR MU?

Davutoğlu, bu defa “MHP’nin kapısı”nı çalar... Böyle bir koalisyona; “AK Parti tabanı” da, “MHP tabanı” da, hatta “bürokrasi” de sıcak bakıyor!..

Ne var ki;

Her iki partinin, “Filistin, Suriye ve Mısır” meselesine bakışları, birbirlerinden çok farklı!..

Biraz önce dediğim gibi; 

AK Parti, bu meselelere “namus meselesi” olarak bakarken, MHP; bu meseleleri “Türkiye’nin çekilmek istendiği bir bataklık” olarak görüyor!..

Hal bu iken;

Bir “uzlaşma” çıkabilir mi?..

Kaldı ki;

AK Parti’nin, MHP’nin ve hatta CHP’nin altını oyan “Paralel Örgüt kadroları”nın halen Emniyet’te ve Yargı’da, çok sayıda “uyuyan hücreleri”olduğu bir vakıa!..

MHP, ister istemez İçişleri Bakanlığı veya Adalet Bakanlığı’ndan birini isteyecektir!..

Peki, o zaman ne olacak?..

Dön baba, başa dönelim!..

Yani; “Paralel’le mücadele”nin ruhuna el Fatiha!..

AK Parti bunu göze alabilir mi?..

Haa; CHP de, MHP de, eğer “kırmızı çizgi”lerini “pembe”ye dönüştürürler ve “dayatma”lardan vazgeçerlerse, elbette bir “koalisyon” kurulabilir!..

UZUN ÖMÜRLÜ OLMAZ!

Ne var ki;

“Türkiye’deki koalisyonların uzun ömürlü olmadığı” ve “koalisyonun, önce koalisyon partilerini zayıflattığı”, ilk seçimde de “barajın altına düşürdüğü” gerçeği gözden ırak tutulmamalıdır!..

Toplumda, nasıl ki “aile içi şiddet” vardır ve bu şiddet “aileleri çökertmekte”dir, “koalisyon”ları yıkan, parçalayan da “ortaklar arasındaki şiddet”ler olmuştur!..

O halde;

Ya, “şartlar” önceden konuşularak, “sağlam bir ortaklık” kurulmalıdır, ya da “nikâh masası”na oturulmamalıdır!..

Şunu da ekleyeyim:

CHP veya MHP ile bir koalisyon kurulsa bile, bu “uzun ömürlü” olmayacak,“en geç bir yıl sonra erken seçime gidilmek” zorunda kalınacaktır!..

Haa, “Türkiye’nin etrafının yangın yerine döndüğü ve bir PKK devletinin adım adım kurulduğu” böyle bir kritik süreçte, Türkiye, elbette“Hükümetsiz” kalmamalı, “sınırındaki tehlike”ye bir an önce tedbir almalıdır!..

Ama, “dayatma”larla değil,

“Uzlaşma” ile!..

OLMAYACAĞI GÖSTERİLMELİ!

Hani; “Bir musibet, bin nasihatten evlâdır” diye bir sözümüz vardır ya;“koalisyon”unnasıl bir “musibet” olduğu da, bu topluma iyi anlatılmalıdır!..

Çünkü, özellikle gençler;

“Nasihat”ten anlamıyor, illa da “musibeti yaşamak” istiyorlar!..

En azından, “koalisyon formülleri” denenmeli, ama “koalisyonlarla yürünemeyeceği” gösterilmelidir insanlara!..

Bu yollar denenmeden “erken seçim”e gitmeyi düşünmek; “Dimyat’a pirince giderken, evdeki bulgurdan da olmak” anlamına gelir!..

AK Parti; “Kırmızı çizgisi olmayan tek parti” olarak, “koalisyon”görüşmelerini yapmalı ve “muhalefetin maskesi”ni düşürüp, “gerçek çehreleri”ni topluma göstermeli, bunu da iyi anlatmalıdır!..

Çünkü AK Parti’nin, maalesef; 

“Yaptıklarını anlatamamak” gibi bir sorunu var!..

“İyilik yaptım, denize attım... Balık bilmezse, Halık bilir” anlayışının siyasette bir karşılığı yok!..

İnsanlara, gerekirse, yapılan “iyilik” de anlatılmalı!.. 

Tekrar tekrar anlatılmalı!..

DÖVİZ NİYE DÜŞÜYOR?

Bu vesileyle, “piyasa”larla ilgili bir gözlemimi de aktarmak istiyorum...

Malûm, daha birkaç gün önce yazmıştım: “Piyasa durgun!.. Esnaf kan ağlıyor!.. Borsa düştü, faiz fırladı!.. İnsanlar yarın ne olacak endişesi yaşıyor!”

Yazının “esnaf”la ilgili bölümü doğru!.. Durgunluk hâlâ devam ediyor!..

Ama, dikkat ederseniz;

“Dövizde düşme başladı!”

Peki, dövizdeki düşmeyi “ekonominin sağlamlığı” olarak mı okumalıyız, yoksa “AK Parti karşıtı güç odaklarının oyunu” olarak mı?..

Evet, döviz düşüyor!..

Peki, neden?..

Halk; 

“Bak gördünüz mü; AK Parti’nin oyları geriledi, piyasadaki güven ve istikrar bozuldu!.. Yeni bir seçimde AK Parti’yi tekrar tek başına iktidar yapalım ki, piyasalar istikrara kavuşsun” demeye başlamıştı ki; “Küresel güç odakları” bu mesajı aldı ve “dövizi düşürmeye” başladı!..

“Haa” dediler; “Dövizin yükselmesi, demek ki AK Parti’nin işine yarıyor!.. Ekonomik kriz olursa, bu AK Parti’nin elini güçlendirecek!.. O halde, dövizle oynamayalım!”

Olan budur... Yapılan budur!..

Hiç kimse;

“Gördünüz ya, AK Parti’nin zayıflaması da piyasaları etkilemiyormuş!”düşüncesine kapılmasın!..

Tam tersine;

“AK Parti’nin elinin güçlendiğini” gördükleri için böyle bir “numara”ya girişmişlerdir!..

Sakın “olta”ya gelmeyin!..

Asıl “ekonomik saldırı” geride!..

Uzun lâfın kısası;

Bir “koalisyon” da kurulsa, bilin ki, “uzun ömürlü” olmayacak ve Türkiye“yeni bir seçime gitmek” zorunda kalacaktır!..

Dilerim, o seçimden;

“Tek başına bir iktidar” çıkar!..

Hele de; sınırımızda “kanlı ve kirli bir oyun” oynanırken!..

Benden söylemesi!..

*********************************************************************************

İddiasını ispat edemeyen alçaktır, şerefsizdir, namussuzdur!

Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan; bir açıklama yaparak, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın din adamlarına iftar verdiği yuvarlak masanın 240 bin, koltukların da 435 bin lira olduğunuiddia etmiş!.. 

Bu iddialar, Hürriyet, Cumhuriyet ve Sözcü gazeteleri başta olmak üzerekartel ve paralel medyada, abartılı manşetlerle yayınlanmış!..

“masa”nın “240 bin lira” olduğunu iddia eden her kim ise ve bu iddiasını da ispat edemiyorsa; “ahlaksız”dır, “şerefsiz”dir, “namussuz”dur,“müfteri”dir, “alçak”tır, “seviyesiz”dir, “çukur”dur!..

Bu iddiaları araştırmadan yayınlayan gazeteler, “kalem fahişeleri”dir!.. İddiaların dayanağı olanlar da, “kelâm fahişeleri”dir!..

Çünkü o masa, sadece ve sadece “4 bin 600 lira”dır!.. Onun “240 bin lira”olduğunu iddia eden her kimse; belli ki, alttan fena halde gaz kaçırıyor!..

Haa, “iddia” meselesine gelince; ben de “iddia” edip desem ki; “Erdoğan’ı diline dolayan ve onu hedef alan”ların büyük çoğunluğu “Soros-Bush çocuğu”dur!.. “İddia” ediyorum; bazıları “veled-i zina”dır!.. Kendileri“ahlâksız ilişki mahsulü” oldukları için, zannediyorlar ki, herkes de öyledir!..

Var mı aksini iddia eden?..

Bunlar da benim iddialarım!.. 

Siz iddialarınızı ispat edin, ben de ederim!..

yeniakit

Bu yazı toplam 228 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar