Savcı, Darbeye El Koydu
Darbeye ilk resmi suçlama geldi. Evren ve Şahinkaya için 'zorla anayasal düzeni değiştirmek' suçundan müebbet hapis isteyen savcının iddianamesinde öne çıkanlar...
12 Eylül darbesi için başlatılan soruşturma süreci dün tamamlandı ve ilk defa darbeciler hakkında 'zehir zemberek' bir iddianame hazırlandı. İddianamede Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya'nın 'halkın vergileriyle alınmış' silahları kullanarak ülke yönetimine el koydukları vurgulandı. Şüphelilerin yapacakları askeri darbenin meşru görülmesi için 'terör olaylarının' üzerine bilerek gitmediklerinin altı çizildi.
İddianame Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi'ne sunuldu. Radikal'in detaylarına ulaştığı iddianamede bir numaralı sanık UYAP sistemindeki isim önceliğinden dolayı dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Tahsin Şahinkaya olurken, Kenan Evren ise iki numaralı sanık olarak yer aldı. Evren ve Şahinkaya'nın "Anayasanın tamamını veya bir kısmını değiştirmeye veya ortadan kaldırmaya, anayasa ile kurulmuş TBMM'yi ortadan kaldırmaya cebren teşebbüs etmek" suçu işledikleri belirtildi. Suç tarihi de 2 Ocak 1980 ve 12 Eylül 1980 ile 6 Aralık 1983 olarak işaret edildi.
Radikal'in haberine göre, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Nurettin Ersin, Deniz Kuvvetleri Komutanı Nejat Tümer, ve Jandarma Genel Komutanı Sedat Celasun hakkında ise hayatlarını kaybetmesi nedeniyle ek kovuşturmaya yer olmadığı belirtildi. Savcı, Evren ve Şahinkaya'nın en ağır şekilde cezalandırılması için eski TCK'nın 146. maddesi kapsamında cezalandırılmasını talep ederken, suçun 'zincirleme suçu' teşkil etmesi nedeniyle de 80. maddesinin uygulanmasını istedi.
80 sayfalık iddianamede şu iddialar yer aldı:
12 Eylül 1980 öncesi terör olaylarına bakıldığında, toplumu kaosa, iç çatışmaya sürükleyerek, ülkeyi yönetilemez hale getirip, askeri darbeye zemin hazırlamak isteyen devlet içindeki derin yapıların yönlendirmesi ve kurgulamasıyla çıkarılmış olaylardır.
1 yıl önce karar verildi
Şüphelilerin darbe yapmaya yaklaşık bir yıl önce karar verdikleri, her halükârda ülke yönetimini cebren ele geçirmek niyetinde oldukları, yapılacak askeri darbenin halkın gözünde meşru görülmesi için terör olaylarının üzerine bilerek gitmedikleri müdahale etmedikleri, darbe için fırsat kolladıkları anlaşılmıştır.
Askeri yönetim tarafından gözaltına alınan sağ ve sol görüşlü kişiler, 'yola getirilmesi gereken kişiler' olarak görüldü. Bu nedenle gözaltına alınan ve cezaevlerinde uygulanan yöntemlerle kişiliklerini ezip ortadan kaldırarak toplumu tektipleştirmek istenmiştir. Bu amaçla cezaevlerine 'karıştır-barıştır' denilen yöntemle sağ ve sol görüşlü kişileri aynı koğuş ve hücrelere koyup, zorla yaptırmış oldukları bir kısım hareketler, bir kısım marşlar ezberletilerek yüksek sesle söylettirilmesi suretiyle farklılıkların ortadan kaldırılması amaçlanmıştır.
Şüpheliler tarafından 12 Eylül 1980 günü daha önce gizlice hazırladıkları Bayrak Harekât Direktifi adlı darbe planı çerçevesinde vergilerle alınmış silahları kullanarak cebren ülke yönetimine bütünüyle el koymuşlardır.
Askeri darbe sonrasında da şüpheliler topluma büyük mağduriyetler yaşatan eylemlerine devam ettiler. Hak ve özgürlükler tamamen güvencesiz bırakılmıştır.
146. madde
Anayasanın tamamını veya bir kısmını tağyir ve tebdil veya ilgaya ve bu kanun ile teşekkül etmiş olan Büyük Millet Meclisi'ni iskata veya vazifesini yapmaktan men'e cebren teşebbüs edenler, ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasına mahkûm olur.
80. madde
"Bir suç işlemek kararının icrası cümlesinden olarak kanunun aynı hükmünün birkaç defa ihlal edilmesi, muhtelif zamanlarda vaki olsa bile bir suç sayılır. Fakat bundan dolayı terettüp edecek ceza altıda birden yarıya kadar arttırılır."
64. madde
"Sanığın ölümü hâlinde kamu davasının düşürülmesine karar verilir" deniliyor. Darbeyi yapanlardan olmasına rağmen Nurettin Ersin, Nejat Tümer, Sedat Celasun öldüğü için haklarında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildi.
İddianamedeki şüpheli olaylar
* Taksim'de 1 Mayıs 1978 tarihinde 34 yurttaşın öldüğü olaylarda İntercontinental Oteli ve Sular İdaresi binasının üstünden ateş edenlerin birçok kişi tarafından görülmüş olmasına rağmen polisin gerçek suçluların hiçbirisini yakalayamamış olması.
* 16 Mart katliamında, suçlunun takibine amirleri tarafından müdahale edildiğini belirten polisin beyanları, yıllar sonra ortaya çıkan ve yargılanıp ceza alan fail Zülküf İsot'un eylemini polisin kendisine yaptırdığını belirten beyanları.
* 1978 Sivas olaylarında Bakan Enver Akova'nın Sivas halkının olaylara karışmadığı, aşırı uçların silah aldıkları kaynakların aynı olduğu yönündeki beyanları, güvenlik güçlerinin dışarıdan toplulukların getirildiğine ilişkin beyanları.
* Vahim nitelikteki Kahramanmaraş olaylarında, dönemin İçişleri Bakanı'nın ve Valisi'nin yardım taleplerine olumsuz cevap verilmesi, olaylara müdahale için çevre illerden gelebilecek askeri birliklerin 25 Aralık tarihine kadar gelmemesi, olayların yoğun olarak cereyan ettiği son 3 günde polisin olaylardan el çektirilmesi, ildeki askeri birliklerin ise yetersiz ve pasif kalmaları nedeniyle olaylara etkin müdahale edilmemesi, kendisini milli piyangocu olarak tanıtan 26 kişinin tespit edilememesi, dönemin Elazığ Valisi'nin kontrgerilla tarafından tehdit edildiğini belirtmesi, öğretmen Akif Dalgaç'ın olaya katılan grupları bir subayın yönlendirdiğini beyan etmesi.
* Gazetesi Abdi İpekçi'nin öldürülmesinde tetikçi olarak kullanıldığı anlaşılan Mehmet Ali Ağca'nın kendisine eylemi yaptıranları açıklayacağını söylemesi üzerineMaltepe Askeri Cezaevi'nden hem de asker elbisesi giydirilerek kaçırılması.
* Çorum olaylarında da yine Alevi ve Sünni halkın karşı karşıya getirilmesi, olaya müdahale için gelen Amasya Tugay Komutanı'nın olaylar yatışmadan birliklerini geri çekmesi.
Kenan Evren: İntihar ederim
2009'da Milliyet Ankara temsilcisi Fikret Bila'ya konuşan Kenan Evren'in açıklamaları çok tartışıldı. Evren, TSK İç Hizmet Kanunu'ndaki 35. maddeye dayanarak darbeyi yaptıklarını hatırlatarak, "Biz o anayasayı halkoyuna sunduk. Yüzde 92 onay verdi. Aynı yolu kullansınlar. Eğer yargılayın derse işi yargıya bırakmam. Lekeyle yaşayamam ve intihar ederim" dedi.
Zamanaşımı yok
"Gerek anayasada gerekse TCK'nın soruşturma ve yargılama engelinin bulunduğu hallerde zamanaşımının işlemeyeceği kuralı öngörülmüştür. 1982'de durmuş olan zamanaşımı geçici 15. maddesinde kaldırıldığı referandum ile 23 Eylül 2010'da yeniden işlemeye başlamıştır."
35 bahane olmaz
"Kanunlar anayasaya aykırı olamaz. Kanunla verilen bir yetkinin anayasayı ortadan kaldırmak amacıyla kullanılması da mümkün değildir. Dolayısıyla 35. madde anayasal düzeni, TBMM ile hükümeti ve tüm hak ve özgürlükleri ortadan kaldırmak amacıyla kullanılamaz."
Af sayılır mı?
"Bir af kanununun yürürlüğe girdiği tarihten sonra gerçekleşecek eylemler için uygulanacağını kabul etme imkânı yoktur. Ayrıca darbecilerin isteğine göre hazırlanmış madde metninde af kullanılmışken, işkence gören binlerce mağdurun aleyhine yorum yapmak olanağı yoktur."
Muhtıra suçtur
"Şüphelilerin, 27 Aralık 1979'da cumhurbaşkanı, hükümet ve siyasi parti yetkililerine gönderdiği mektup muhtıra niteliğindedir. Mektubun devamında darbe gerekçesi olarak kullanılan iç hizmet kanunu hatırlatılarak uyarı yapılması, demokratik rejim açısından kabul edilemez tehdittir."
