Şam-Tahran Ekseni Epey Güçlü

Şam-Tahran Ekseni Epey Güçlü

ABD ve müttefiklerinin İran-Suriye koalisyonuna karşı yaptığı tahrik edici açıklamalara bugüne dek pek tepki vermeyen Suriye, artık 'medya savaşı'na katılmaya karar vermiş görünüyor. Ilımlı Dışişleri Bakanı Muallim bile, 'ılımlı Arap ekseni' ve ABD'ye ser

Suriye sessizliğini bozuyor

Suriye sessizliğini bozuyor
ABD ve müttefiklerinin İran-Suriye koalisyonuna karşı yaptığı tahrik edici açıklamalara bugüne dek pek tepki vermeyen Suriye, artık 'medya savaşı'na katılmaya karar vermiş görünüyor. Ilımlı Dışişleri Bakanı Muallim bile, 'ılımlı Arap ekseni' ve ABD'ye sert eleştiriler yöneltmeye başladı

ABDULBARİ ATWAN

Hizbullah lideri Hasan Nasrallah yalan söyleyen biri değil. Söylediklerini yapıyor. Dolayısıyla, Nasrallah İsrail'i, Lübnan'a saldırması durumunda bölgenin yüzünü değiştirecek bir sürprizle tehdit ettiğinde, İsrail ve arkasındakilerin bu sözleri ciddiye almalı. Özellikle de İsrail yeni bir savaşa hazırlık olarak Lübnan ve Suriye sınırları yakınında yoğun askeri tatbikatlar yaparken ve yeni savaşın bir yıl önce Lübnan'daki alçaltıcı yenilgi sonrası ordusunun onurunu kurtaracağını düşünüyorken...
Nasrallah İsrail derinliklerindeki en uzak noktalara ulaşacak yeni füzelerden söz etmiyordu. Zira birkaç hafta önce El Cezire'de yaptığı konuşmada, cephaneliklerinin 'İbrani devletinin her noktasına ulaşan bu türden füzelerle dolu olduğunu' söylemişti. Nasrallah önceki konuşmalarında, Hizbullah'ın en az 20 bin füzeye sahip olduğunu da su yüzüne çıkarmıştı.

Tüm silahlar kullanılacak
Nasrallah'ın sürprizi, Amerikalı ve özellikle de İsrailli askeri uzmanların kehanetler konusu olacak. Hizbullah liderinin sözlerinden ilk anda çıkarılabilecek sonuç, bu füzelerin veya bir kısmının kimyasal veya biyolojik başlıkla donanmış olması. Çünkü gelecek savaş bölgedeki son savaş olabilir ve taraflar ellerindeki bütün silahları kullanmakta tereddüt etmeyecektir. Zira Arapların Irak savaşından aldığı ders, hedef alınan rejimlerin hayatta kalmasının imkânsız olduğuduydu. Hizbullah İsrail derinliklerini füzelerle vurmakta önceden tereddüt etmediği gibi, yeni bir çatışmada kitle imha silahlarını kullanmaya başvurması şaşırtıcı olmaz.
ABD, İsrail ve bazı 'ılımlı' Arap müttefiklerinin hedef aldığı Suriye-İran koalisyonunun, savunmaya dayalı stratejisini bırakıp, klasik ve klasik olmayan askeri hazırlıkları da hesaba katarak medya saldırısına geçiş yaptığı açık. Belki de Suriye Devlet Başkanı Yardımcısı Faruk eş Şara'nın 'ılımlılar ekseni'nin iki lideri Suudi Arabistan ve Mısır'a yönelttiği benzersiz eleştiri, yeni eğilimin ilk göstergesiydi. Suriye geçmişteki iki müttefiki Mısır ve Suudi Arabistan'a karşı çeyrek asırdan uzun süredir sessiz kaldı ve 'üçlü koalisyon'un çökmesi sonrası bile iki rejime tek kelime eleştiri yöneltmedi. Bu nedenle, Şara'yı Mısır ve Suudi Arabistan rejimlerine karşı açıkça ve isim vererek saldırıda bulunmaya iten şeyin ne olduğu hakkında bir soru ortaya çıkıyor. Şara, Suudi Kralı Abdullah'ın ve Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek'in, ABD'den korkmaları nedeniyle Suriye Devlet Başkanı Beşar Esat'la üçlü zirve yapmaya cesaret edemediğini söyledi. Ayrıca Suudi Arabistan'ın, bölgedeki en güçlü müttefiki olmasına rağmen ABD'nin Filistinliler üzerindeki ablukanın kaldırılmasına ikna etmekte aciz kaldığını belirtti.
Bu ve diğer soruların yanıtı, Suriye'yle eski ortakları arasında son aylarda dönüşü olmayan bir boşanmanın gerçekleştiğini özetleyebilir. Çünkü Mısır ve Suudi Arabistan bölgedeki ABD stratejisine dahil oldu ve bu stratejinin, Suriye'yi Hizbullah ve Hamas gibi müttefiklerinden uzaklaştırma hedefine katıldılar. Nükleer krize barışçıl çözüm bulma amaçlı diplomatik çabalar başarısız olursa İran'ı vurmak için de, ABD ve İsrail'le birlikte yeni askeri pakta girmek için hazırlık yaptılar.
Suriye Dışişleri Bakanı Velid el Muallim, birçok kez Suudi meslektaşı Suud el Faysal'ın Şam'ı ziyaret etmesine yönelik davetleri geri çevirmesinden şikâyet etti. Şara konuşmasında, Suudilerin Irak'taki durumu ele almak için Şam'ın ev sahipliği yaptığı toplantıya katılmayı da reddetmelerinden dem vurdu, iki ülke arasında serbest ticaret bölgesi kurulmasına yönelik anlaşmaya katılmadığını ifade etti. Yani kopukluk ekonomiye kadar uzandı.
Şam'daki işlerin içyüzünü bilenler Suriye rejiminde iki ekolün bulunduğunu söylüyor. İlki, Muallim'in temsil ettiği esneklik, ılımlılık, kendini kontrol altında tutma, ABD ve Avrupa'nın yanı sıra Arap müttefiklerle de bağlantı kanallarının açık tutulması düşüncelerinin damgasını vurduğu ekol. Diğeriyse, Batı ve müttefikleriyle ilişkilerin fayda sağlamayacağını düşünen, ABD ve İsrail'le mücadelede Suriye'nin 'asli yöntem'e dönme gereğine vurgu yapan Şara'nın temsil ettiği ekol.
Şara kanadı işgal altındaki Irak rejimiyle diplomatik ilişki kurulmasına karşı çıkıyor; direnişin desteklenmesini istediği gibi, Irak, Afganistan ve gelecekte İran'a yönelik Amerikan savaşlarını baz alan ılımlı Arap ekseniyle yakınlaşmayı reddediyor. Ayrıca, Hariri suikastı soruşturma komisyonuna ve alçaltıcı şartlarına şiddetle karşı çıkıyor. Fakat Muallim'in temsil ettiği kanat geçen iki yıl boyunca baskın gelmişti.
Görünen o ki tablo değişti ve Şam'ın yeni stratejisi, İsrail ve ABD'yle çatışma ihtimalinin birçoklarının beklediğinden daha büyük ve yakın olduğunu anlaması nedeniyle şahinler kanadına kaydı. Suriye'nin Arap barış girişimini tekrar gündeme getiren Arap ülkeleri dışişleri bakanları toplantısını boykot etmesi, Bush'un gelecek sonbaharda düzenlenmesini istediği barış konferansından tamamen uzaklaştırılması ve Arap yetkililerin Şam ziyaretlerinin azalması bu durumu açıklıyor.

Şam-Tahran ekseni epey güçlü
Acaba Suriye yeni stratejisini uygulamaya koymaya başladı mı? Bu soruyu yanıtlamak zor ancak Nasrallah'ın, Şara'nın Suudi Arabistan, Mısır, ABD ve barış konferansına yönelik eleştirileriyle aynı zamana denk gelen konuşmasının medya savaşının başladığına işaret.
Suriye'nin çok fazla sorunu var ancak içinde bulunduğu eksen güçlü ulusal zemine sahip ve İsrail işgaline direnen örgütler ve halkçı güçler üzerinde yoğunlaşıyor; Şam füze ve 'şehit olmak isteyen' taburlara da sahip ancak medya savaşı konusunda etkin araçları yok. Suriye yönetiminin yapacağı en tehlikeli şey, düşmanlarının istikrarını sarsmak için şiddet veya terör meydanına inmesi olacaktır. Suriye bütün Arap bölgesini 1970 ve 1980'lerde Filistin şiddetiyle yönetti ve bunu bir kez daha yapabilir.
Önümüzdeki günler sürprizlerle dolu; ABD, İsrail ve ılımlılar eksenini memnun etmeyecek. Uzun sürmeyecek barışsız ama savaşsız bir süreçteyiz. (Londra'da Arapça yayımlanan Kuds ül Arabi gazetesi, genel yayın yönetmeni,