Şallah: Vuslat Zamanı Geldi

Şallah: Vuslat Zamanı Geldi

Filistin İslami Cihat Hareketi Lideri Ramazan Şallah, ümmetin zaferlerle vuslat zamanın geldiğini söyledi.

Filistin İslami Cihat Hareketi Lideri Ramazan Şallah, Filistin direniş grupları, Hizbullah, Suriye ve İran'ın oluşturduğu direniş ekseninin, bölgede yeni bir denge oluşturduğunu belirtti.

Bu yeni dengenin en önemli özelliği, İsrail'e Amerika ve uluslar arası desteğin gerilemesi olduğunu söyleyerek, bugünkü işgal devletinin dünkünden farklı olduğunu, zamanı geri almaya ya da bölgedeki dengeleri bozmaya güce yetmeyeceğine işaret etti.

el-Menar televizyonunda yayınlanan röportajında Şallah, İsrail'in ucuz başarılar elde ettiği günlerin artık bittiğini, şimdi ümmetin zaferlerle vuslat zamanının geldiğini vurguladı.

Direnişin Kapasitesi Kat Kat Arttı

"Bugünün İsrail'i önceki gibi değil. Nükleer tersanesi, dengeleri alt üst eden askeri gücüne rağmen zamanı geri alamayacaktır, ucuz zaferler elde ettiği dönem bitmiştir. Direniş Gazze'de sarsılmayıp düşmanı bozguna uğratmış, Lübnan'da 2006'da destansı bir mücadeleyle zafer kazanmıştır. Mücahitlerin sayesinde, ümmet ve direniş şimdi yeni zaferlere doğru yol almakta" diyen Şallah şöyle devam etti: Direnişin kapasitesi bugün öncekinden on kat daha fazla. İsrail, dün direnişten ne kadar korkuyorsa bugün on katı korksun"

Direnişin kapasitesi hususuna yaptığı açıklamalara, geçen hafta Cuma günü Gazze'nin güneyinde Han Yunus'ta Kudüs Tugayları'nın İsrail'e karşı gerçekleştirdiği operasyonu delil gösteren Şallah, "Sınır çitlerinin yakınlarında İsrail askerleri mücahitlerin peşine düştü. Siyonist düşmanının komutanlarının açıkladığına göre, Golani Birliğinden bir komutan direnişçilerin izini sürmeyi üstlendi, ölüsü döndü. Bu, direnişin gücünün ve kapasitesinin kendini ve halkını savunup, bir çok başarıya imza atabilecek durumda olduğunu ispat etmektedir" dedi.

Operasyonun akabinde, diğer direniş grupları hakkında medyada yer alan çelişkili haberler hususunda Şallah, İslami Cihat Hareketi'nin diğer grupların emeğini inkar etmediğini, savaşın ve meydanın herkese açık olduğunu belirtti. "Filistinliler, düşmanı şaşırtıp afallatan bir birlik gösterdi, olumlu sonuçlar elde etti. Bizim için önemli olan budur."

Konuyla ilgili olarak, İzzettin Kassam ve Kudüs Tugayları yöneticileri arasında son haftalarda Gazze'de önemli bir görüşmenin olduğunu, görüşmede direnişi ilgilendiren, güçlerin birleştirilmesi, Siyonist düşmana karşı yeni ve etkili mücadele yolları geliştirilmesi gibi meselelerin müzakere edildiğini belirtti.

"Bu görüşmeler, Hamas ve İslami Cihat'ın yüksek düzey siyasi yönetimleri tarafından takip edildi" diyen Şallah, Han Yunus operasyonu ile ilgili medyada oluşan çalkantının Hamas ve İslami Cihat ilişkilerine zarar vermeyeceğini söyledi.

Hesaplaşma Kapıda

"İsrail, bölgeye son saldırısından sonra, Gazze'yle arasında güç dengelerinde askeri bir ağırlık oluşturabildiğini zannetmekte. Direnişin kanaati ise, saldırı Gazze'nin altyapısında sıkıntıya yol açmış, halka zarar vermiştir. Bu da, direnişin Filistin halkının halini göz önünde bulundurup, yeniden yapılanmasını gerektirdi. Düşman, direnişteki bu sessizliğin, 'İsrail' bölgelerine düşecek bir füze, ya da öldürülecek bir askerin savaş sebebi olacağı yönünde dayattığı askeri ağırlığın bir sonucu olduğunu zannetmekte. Ancak Kudüs Tugayları operasyonu ve 'İsrail''in yanıtının gecikmesi, inisiyatifin tamamıyla işgal hükümetinin elinde olmadığını kanıtlıyor."

'İsrail kendi özel hesapları doğrultusunda yanıtın zamanını ve büyüklüğünü belirleyecektir' diyerek görüş bildiren Şallah, bir bütün olarak direniş ekseniyle İsrail arasında büyük bir meselenin varlığı sebebiyle, iki taraf için de bir hak etmişliğin mevcudiyetini ve hesaplaşmanın kapıda olduğunu söyleyerek, bu hesaplaşmanın zamanının ve büyüklüğünün taktik planlara bağlı olduğunu ifade etti.

İsrail'in Varlığı Tehdit Altında

Uluslar arası arenada Amerika'nın desteğinin gitgide azalması hususunda ise Şallah, İsrail'in stratejik boyutta siyasi, askeri, güvenlik alanlarında tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir dönemden geçtiğini ve varlığının tehdit altında olduğunu hissettiğini, Herzliya konferansıyla güç kontrolü yapıp, geleceğini ilgilendiren sorular soran İsrail'in her yıl daha kötü sonuçlarla karşılaştığını söyledi.

İşgal devletinin tehlike hissetmesini, Filistin, Lübnan ve İran'daki direniş eksenine bağlayan Şallah şöyle devam etti: "İsrail, gece gündüz varlığına yönelmiş bu tehditten nasıl kurtulacağını düşünüyor. Ama bunu nasıl yapacağını, kime karşı, ne zaman hangi şekilde savaşacağını, bu savaşın araçlarının, boyutlarının ve sonuçlarının neler olacağını bilemiyor. Savaşın niteliği ve geleceği hususunda İsrail karar mekanizmalarının yanıtlayamadığı bir çok soru var. Bu yüzden kendilerini meşgul edip, oyalanıyorlar. Çünkü iç cephesi de buna hazır değil."

Şallah'a göre, İsrail'in bölgede savaş başlatmasına gem vuran bir çok engel var: en önemlisi, vatandaşları sığınaklara inip, yağmur gibi yağan yüzlerce füzeyle baş etmeye manen hazır değil. Bir diğeri de uluslar arası tutum ve ABD' nin kararı. Ancak İsrailliler şu aşamada ordularını hazırlıyor, ne zaman başlayacağını bilmediğimiz bir savaşı ateşlemek için uygun anı bekliyorlar."

Kudüs ve Arap Gerçeği

İsrail'in Kudüs ve Mescid-i Aksa'yı hedef alan acımasız saldırıları sebebiyle Kudüs'ü saran tehdit hususunda bir soruyu yanıt olarak, 'asıl meselenin Kudüs konusunda pasif bir tavır takınan Arap gerçeği' olduğunu söyleyen Şallah şöyle devam etti: "Arap bölgesinde iki görüş olduğunu düşünüyorum. Birincisi 'İsrail artık bir realitedir. Bölgedeki varlığını kati surette itiraf etmeliyiz'. Tehlike sınırının Kudüs değil, bizzat İsrail olduğunu düşünen ikinci görüş sahiplerininse, Arap başkentlerinde, otellerde düşman tarafından izinin sürülmesine izin veriliyor. İsrail bayrağı Arap başkentlerinde dalgalanırken, hiçbir Arap lider Kudüs'te olanları protesto etmek için İsrail büyükelçisini kovma zahmetine girmedi. Öyle gözüküyor ki, Siyonist düşman, Kudüs'ün, Ebu Ammar döneminde, resmi Arap vicdanında sembolik olarak yıkıldığını fark etti. Artık kimse Kudüs için endişelenmiyor. Kısa sürede açılışı yapılan Harap Sinagogu 2006 yılından beri inşa edilmekteydi. Düşman Başbakanın sofrasına akşam yemeğine giden Filistin yöneticisi, pencereden baksaydı sinagog inşaatında çalışan vinçleri görebilirdi."

Filistin Yönetimi İntifadayı Engelliyor

Aksa'yı korumak ve İsrail'in saldırılarını dizginlemek için üçüncü bir intifada hususunda Şallah, işlerin Ramallah'taki Dayton yönetiminin gölgesinde yürüdüğünü, intifadayı bütün şekilleriyle engelleyenin bu yönetim olduğunu belirtti. Şallah "Kudüs'e yapılan saldırılara direniş göstermek resmi Filistin kararıyla yasaktır. Direniş bir karar doğrultusunda değil, tıpkı birinci ve ikinci intifadada olduğu gibi halk kitlelerinin kendiliğinden gelişen tepkileriyle şekillenmektedir" dedi.

İç barış çabalarının gitgide zayıflamasına değinen Şallah, "Bu meselenin sorumluluğu dış güçlerin üzerindedir, çabalar bir çok güç tarafından paramparça edildi. Özellikle Filistin Yönetimindeki kardeşlerimiz irade göstermiş, Araplar, ihtiyaç duyduğu birlik ve barışın sağlanmasında Filistin halkına destek vermiş olsaydı barış sağlanırdı. Ancak Ortadoğu Dörtlüsünün şartlarını kabul etmek, İsrail'i tanımak gibi bir çok şart koştular. Bu, bir direniş hükümeti olan Hamas'ın kendi kendini feshedip, yönetim dairesine dahil olması ve sandalye kapmaya çalışması demekti. Bunların, barışı engellemek için dış güçler tarafından koyulmuş oyalayıcı şartlar olduğunu, bu güçlerin barışın önünde engeller yaratıp, tekerleğine çomak soktuğunu düşünüyorum."

"Biz direnişi güçlendirecek, Filistin halkının davasını zayi olmaktan koruyacak bir barış istiyoruz. Direnişin engellenmesi, davayı tehlikeye sokar" diyen Şallah, İslami Cihat Hareketi'nin, Mısır'ın barış planını şu anki haliyle reddettiğini yineledi.

isra haber