Sağduyu Günü

Sağduyu Günü

AK Parti'nin kapatılması talebiyle hazırlanan iddianameyi bugün görüşecek olan Anayasa Mahkemesi'nin, gerilimi düşürecek, hukukun gereğine uygun karar vermesi bekleniyor…

21

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın AK Parti’nin kapatılmasına yönelik hazırladığı iddianameyi bugün görüşecek olan Anayasa Mahkemesi, davanın kabul edilip edilmeyeceğine karar verecek.
Kamuoyunun beklentisi, özellikle Ergenekon soruşturmasında ortaya çıkan gerçekler, önyargılı, ‘niyet okuyan’ iddialar ve mahkeme kararıyla sabit olmayan ve suçlamalardan ibaret gazete kupürlerinden oluşan iddianamenin reddedilmesi yönünde. Böyle bir karar alacak olan Anayasa Mahkemesi hem şaibeli bir hale gelen iddianamenin hukuku yaralar bir sonuç yaşatmasını engellemiş olacak, hem de toplum vicdanını yaralayan kapatma davasının reddiyle “gerilim” bulutlarını da dağıtmış olacak.
160 SAYFALIK İDDİANAME “YALAN HABERLERLE” DOLU
Anayasa Mahkemesi’nin davayı reddetmesi için en önemli gerekçelerden birisi, iddianameyi oluşturan maddelerin genellikle yalan haberlere dayanıyor olması.
İşte, iddianameye dayanak oluşturan yalan haberlere örnekler:
- İstanbul Büyükşehir Belediyesi, billboardlarda bikinili afişlere yer vermedi (Büyükşehir Belediyesi haberleri yalanladı ve afişler billboardlarda yerini aldı).
- Hürriyet'in internet sayfasında yer alan "Tabelayı Atatürk resminin üzerine yerleştirdiler" haberinde kullanılan fotoğraflar yalan çıktı.
- Cumhuriyet gazetesi, Başbakanlık’ın fişleme yaptığını iddia etti. Başbakanlık ise en hızlı şekilde iddiaları yalanladı ve gazeteyi ‘mesnetsizlikle’ suçladı.
- Vatan Gazetesi, ''Van Bostaniçi Lisesi'nde öğrencilerin ev ortamında ders yaptıklarını” iddia etti ve “Medrese eğitimi” başlığıyla haberi verdi. Haberi yalanlayan Milli Eğitim Bakanlığı ise, söz konusu sınıfın, okulun tiyatro çalışmalarının yürütüldüğü ''Drama Odası'' olduğunu duyurdu.
- Milliyet’in "Öğretmenler Günü'ne mevlitli kutlama" başlığıyla verdiği haber yalanlandı.
- Amasya'da, 'Din baskısı okul bıraktırdı' haberiyle ilgili iki Milli Eğitim müfettişi inceleme başlattı. Çocuklara baskı yapıldığını iddia eden ailelerle tek tek görüşen müfettişler, haberlerin asparagas olduğunu ortaya çıkardı.
- Denizli'nin Çivril ilçesinde özel bir okulun pansiyonunda kalan kız öğrencilere başörtü dağıtıldığı haberleri de yalan çıktı.
- 'Mini etekli oldukları için şırınga ile bacaklarına yanıcı bir madde atıldığı' haberi de diğerleri gibi yalan çıktı. Saldırganın ruhsal sorunları olduğu tesbit edildi.
SİYASİ KARAR GÜVENİ TAMAMEN ZEDELER
Anayasa uzmanları ise Vakit’e yaptıkları açıklamada, yargının demokratikleşme yolunda yapılan reformlara destek olması için üstüne düşen görevi yerine getirerek iddianameyi reddetmesi gerektiğini belirttiler. İddianamenin reddi için geçerli birçok gerekçenin bulunduğunu da dile getiren hukukçular, Anayasa Mahkemesi'nin 367’de olduğu gibi siyasi bir karar vermesi halinde yargıya olan güvenin iyice zedeleneceğini vurguladılar.
REDDETMEK İÇİN PEK ÇOK SEBEP VAR
Öte yandan; Anayasa Uzmanı Prof. Dr. Fazıl Hüsnü Erdem, Ceza Muhakemeleri Kanunu'nda (CMK) iddianamenin kabul edilme şartlarının açık olduğunu belirterek, “İddianamede eksiklikler bulunması halinde mahkemenin iddianameyi reddedeceği açıkça belirtilmiştir. CMK’ya göre savcı Yalçınkaya’nın, hazırlamış olduğu bu iddianamede, kapatılması istenen partinin hem lehte hem de aleyhte olan delilleri de göstermesi gerekiyor. İddianamede buna uyulmadığı çok açık. Bu bile tek başına bu iddianamenin kabul edilmemesi için yeterli bir sebeptir” dedi. Hukuki temelden yoksun olan iddianamenin demokrasi açısından reddedilmesi gerektiğini kaydeden Erdem, şöyle konuştu: “Siyasi partiler, Anayasa'da da ifade edildiği gibi demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurudur. Ama Türkiye pratiğine bakıldığında siyasi partilerin vazgeçilebilir unsurlar olarak görüldüğü anlaşılıyor. Aslında siyasi partilerin, demokratik ve siyasal sistemde kendilerinden beklenen hayati fonksiyonları yerine getirebilmesi için, tepelerinde Demokles'in kılıcı gibi sallanıp duran kapatılma tehdidinin ortadan kaldırılması gerekiyor. Bu bağlamda yapılması gereken; siyasi partilerin kapatılmasının güçleştirilmesi değil, kökten bu işe son vermek olmalıdır.”
KORKUT: “REFORM SÜRECİNE YARGI KATKI SAĞLAMALI”
Uluslararası Af Örgütü Türkiye Temsilcisi Anayasa Uzmanı Doç. Dr. Levent Korkut ise, yargının hukuk devleti ve insan hakları rejiminde en önemli kurum olduğunu belirterek şöyle konuştu: “Yargının bütün kararlarında çok dikkatli olması gerekiyor. Demokrasideki en önemli kurum olan yargının yıpratılmasından önemle kaçınılmalıdır. Demokrasinin işlemesi için yargı üstüne düşen sorumluluğu yerine getirmelidir. Türkiye’de yargının rasyonel gerekçeleri ile birlikte, herkese izah edebileceği kararlar vermesi gerekiyor. İçinde bulunduğumuz durumu atlatabilmemiz için bu dava kabul edilmemelidir. Bütün bu reform sürecinde yargının desteğine ihtiyaç var.”

Vakit