Rektörlere Tepki!
BBP'li Yalçın Topçu...
Büyük Birlik Partisi Genel Sekreteri Yalçın Topçu, üniversitelerde türbana serbestlik verilmesi halinde AİHM'e gideceklerini açıklayan rektörlere sert tepki göstererek, "İşinize bakın, bilimle uğraşın türbanla değil. YÖK yok edilmeli" dedi.
Topçu, yaptığı yazılı açıklamada, Anayasa değişikliğinde türbana uygulanan yasağın kalkacağı yönündeki iddialardan sonra Ankara'da acil toplanan rektörleri ve YÖK'ü eleştirdi. "Kamu otoritesinin hep kendi kontrollerinde olduğunu düşünen bu zihniyet, dünyada ilk 500 üniversitenin arasında bir tek Türk üniversitesinin giremeyişinin derdine düşecekleri yerde yine toplum mühendisliğine soyunmaya başladı" diyen Yalçın Topçu, rektörlere 'işinize bakın' önerisinde bulundu. Topçu açıklamasında şunları kaydetti:
"Türkiye başörtüsü ve tesettür özelinde, özgürlükler genelinde, bu tartışmaları ve yasaklamaları periyodik olarak 1908 inkılabının öncesinden bu yana, gerek toplumsal gerilim aracı gerekse hukuki sorun olarak yaşıyor. Meselenin o zamanlardan bu zamanlara kadar değişmeden gelen üç önemli unsuru var. Birincisi sorunun müsebbipleri, ikincisi gerekçeleri, üçüncüsü ise mağdurları. Sorunun müsebbipleri baskı grupları, gerekçeleri ise laiklik, gericilik ve çağdaşlaşmak. Mağdurları ise inançlarına ve yaşamsal
alanlarına gem vurulanlar. Gerekçeler ise bir asırdır değişmemiştir. Belki Türk siyaset ve düşünce tarihinin en fazla tartışılan konuları olan laiklik ve çağdaşlaşmak kavramları ile demokrasi arasındaki gerilim sürekli sıcak tutularak, yapılan her demokrasi dışı müdahalenin ve çıkışmanın en mühim gerekçesini oluşturmuştur. Birisine kılı kırk yararak gösterilen itaat bazen ikincisini sınırlamış ve engellemiştir. Bu ülkede sayıları milyonlara ulaşan vatandaşların inandığı bir dinin, o toplumun kültürüyle
hemhal olmuş ibadetlerine ve sembollerine niye daha fazla müsamaha tanınmamıştır? Milyonlarca vatandaşın inancı gereği taktığı başörtüsünü kamusal alan dışına çıkararak sekülerleştirdiğini düşünen, insan hak ve özgürlüklerine mugayir davranan devletin bahanelerden öte önemli bir sebebi olması gerektiği düşüncesindeyiz. Teşbihte hata olmazmış. 84. yılına girdiğimiz Cumhuriyet Türkiye'sinin sağa sola çatan, çatacak muhit bulamadığında kendi arasında çatışan dokunulmaz bazı kurumları, 'Demokles'in Kılıcı'
görevini üstlenip, muhataplarının beyinlerinde boza pişirip diken üstünde oturtmaktadır. Gündemden düşmeyen Yüksek Öğretim Kurumu ve kurum kaynaklı sorunlar, 27 yıldan beri bu milletin ilgili kişi ve kurumlarının tepesinde tıpkı 'Demokles'in Kılıcı' gibi asılı durmakta. Her sömürü düzeni kendi kurumlarını oluşturur. 12 Eylül cuntasının temellerini attığı ve eski bir Yargıtay başkanının da "polis tüzüğü" olarak nitelendirdiği 12 Eylül Anayasası'nın ürünü olan YÖK, işte böyle peyda edinilen bir kurum.
Üniversitelerin koordinasyonu ve standartlarının oluşturulması işi asli görevi olmakla birlikte; araştırma, üretme, değerlendirme görevinin de merkezi olan bu kurum, maalesef üniversiteleri zapturapt altına alan üniformalı bir klik oldu! Tüm bu yaşanılanların ve yaşatanların yanında pek de masum olmayan, arkasına aldıklarını iddia ettikleri millet gücünü ve temsil hakkını 'ortalığı germeyelim' endişesiyle rölantiye alan mevcut hükümete ne demeli? Sürekli şikayetçi oldukları ve cunta anayasası olarak
nitelendirdikleri anayasayı değiştirme fırsatını bulan hükümet, mevcut taslakta yalnızca koordinasyon ve planlama görevi ile sınırlı tuttuğu YÖK kurumunu tamamen ortadan kaldırmalıdır. Üniversitelere mali özerklik verilmelidir. Bu memlekette pasifliğin nedeni gayri medeni ve demokratik düzene şartlanmak olmamalı. Her ne kadar körün fili tarifinden farklı olmasa da, demokrasi konusunda adam gibi bir tarife oturmayan sivillerimizin kafası, daha önceki anayasa yapma inhisarını kimseye kaptırmayan cuntacılardan maalesef daha net değil."
