Özgür-Der'den Kapatma Davasına Tepki
Özgür-Der Genel Başkanı Hülya Şekerci'nin AKP hakkındaki kapatma davası ile ilgili açıklaması.
YARGI OLİGARŞİSİNİN HALKI HİZAYA GETİRME ÇABASIDIR!
Anayasa Mahkemesi şaşırtmadı ve AK Parti hakkında kapatma davasının
açılmasına onay vererek Türkiye'de siyasetin resmi ideoloji kıskacından
çıkartılmasına tahammülsüzlüğünü bir kere daha ortaya koydu. Anayasa
Mahkemesinin Yargıtay Başsavcısının iddianamesini kabul etmesi basit bir
biçimde toplumu ilgilendiren bir soruna ilişkin hukuki bir karar olarak
görülemez. Çünkü sözkonusu iddianame hukuki bir metin olmaktan çok uzakta, tipik otoriter faşizan bir manifestodur. Bu iddianameyi kabul etmekle
Anayasa Mahkemesi açıkça dogmatik bir hukuk ve ceberut bir laiklik
anlayışının muhafızlığına devam demiştir.
Halkın yarısının oyunu almış bir parti idam edilmeye kalkılmaktadır. Üstelik
de bu yapılırken ortaya gerekçe olarak bu partinin yönetici ve mensuplarının
sözleri ve varsayılan niyetlerinden başka bir şey konulamamaktadır. Karşı
karşıya olunan şeyin hukuk değil, düpedüz despotizm olduğu inkar edilemez
bir gerçektir. Bu durumda AK Parti'nin ve en genelde de siyaset kurumunun
halkın iradesini, toplumsal talepleri, siyaseti ve baskı altına almaya, terbiye etmeye, başaramadığında da imha etmeye kalkan bu despotik zihniyetle en geniş çerçevede mücadele etme yükümlülüğü elirginleşmektedir.
Darbeci örgütlenmelerin açığa çıktığı, cuntaların kirli karanlık planlarının
ifşa edildiği bir vasatta verilen bu karar siyasete ve doğrudan halka karşı
bir yargı darbesidir. Bu girişime sessiz kalınamaz. Bundan önce verdiği
kararlarla ülkeyi siyasi partiler mezarlığına dönüştürmekten çekinmemiş bir
kurumun insafına, adaletine güvenmek saflıktan da öte, açık bir aptallık
olacaktır. Hükümet ve Meclis, siyaseti mahkeme koridorlarına hapseden,
hukuku yargı oligarşisinin keyfiliğine indirgeyen bu tür girişimlere karşı
artık kalıcı tedbirler almalı; halkın tepesinde Demoklesin kılıcı gibi
sallandırılan yargı despotizmine son verecek düzenlemeleri vakit kaybetmeden gerçekleştirmelidir.
Laiklik adı altında açıkça İslam'a ve Müslümanlara düşmanlık tutumunun bir
yansıması olarak gördüğümüz AK Parti iddianamesinin aynen 367 saçmalığında olduğu gibi halktan gereken cevabı alacağına inanıyoruz. Köhnemiş resmi ideoloji putunu halka dayatmaya yönelik çabalar bugüne kadar nasıl ters tepip nasıl egemenlerin yüzüne çarpmışsa yine aynı şey olacaktır. Son sözü yargı oligarkları değil, halk söyleyecektir!
Hülya Şekerci
Özgür-Der Genel Başkanı
ÖZGÜR-DER
Özgür Düşünce ve Eğitim Hakları Derneği
Anayasa Mahkemesi şaşırtmadı ve AK Parti hakkında kapatma davasının
açılmasına onay vererek Türkiye'de siyasetin resmi ideoloji kıskacından
çıkartılmasına tahammülsüzlüğünü bir kere daha ortaya koydu. Anayasa
Mahkemesinin Yargıtay Başsavcısının iddianamesini kabul etmesi basit bir
biçimde toplumu ilgilendiren bir soruna ilişkin hukuki bir karar olarak
görülemez. Çünkü sözkonusu iddianame hukuki bir metin olmaktan çok uzakta, tipik otoriter faşizan bir manifestodur. Bu iddianameyi kabul etmekle
Anayasa Mahkemesi açıkça dogmatik bir hukuk ve ceberut bir laiklik
anlayışının muhafızlığına devam demiştir.
Halkın yarısının oyunu almış bir parti idam edilmeye kalkılmaktadır. Üstelik
de bu yapılırken ortaya gerekçe olarak bu partinin yönetici ve mensuplarının
sözleri ve varsayılan niyetlerinden başka bir şey konulamamaktadır. Karşı
karşıya olunan şeyin hukuk değil, düpedüz despotizm olduğu inkar edilemez
bir gerçektir. Bu durumda AK Parti'nin ve en genelde de siyaset kurumunun
halkın iradesini, toplumsal talepleri, siyaseti ve baskı altına almaya, terbiye etmeye, başaramadığında da imha etmeye kalkan bu despotik zihniyetle en geniş çerçevede mücadele etme yükümlülüğü elirginleşmektedir.
Darbeci örgütlenmelerin açığa çıktığı, cuntaların kirli karanlık planlarının
ifşa edildiği bir vasatta verilen bu karar siyasete ve doğrudan halka karşı
bir yargı darbesidir. Bu girişime sessiz kalınamaz. Bundan önce verdiği
kararlarla ülkeyi siyasi partiler mezarlığına dönüştürmekten çekinmemiş bir
kurumun insafına, adaletine güvenmek saflıktan da öte, açık bir aptallık
olacaktır. Hükümet ve Meclis, siyaseti mahkeme koridorlarına hapseden,
hukuku yargı oligarşisinin keyfiliğine indirgeyen bu tür girişimlere karşı
artık kalıcı tedbirler almalı; halkın tepesinde Demoklesin kılıcı gibi
sallandırılan yargı despotizmine son verecek düzenlemeleri vakit kaybetmeden gerçekleştirmelidir.
Laiklik adı altında açıkça İslam'a ve Müslümanlara düşmanlık tutumunun bir
yansıması olarak gördüğümüz AK Parti iddianamesinin aynen 367 saçmalığında olduğu gibi halktan gereken cevabı alacağına inanıyoruz. Köhnemiş resmi ideoloji putunu halka dayatmaya yönelik çabalar bugüne kadar nasıl ters tepip nasıl egemenlerin yüzüne çarpmışsa yine aynı şey olacaktır. Son sözü yargı oligarkları değil, halk söyleyecektir!
Hülya Şekerci
Özgür-Der Genel Başkanı
ÖZGÜR-DER
Özgür Düşünce ve Eğitim Hakları Derneği
