Millet İle Çeteler Kavgası Var
Eski Cumhuriyet Savcısı Gültekin Avcı, Ergenekon soruşturmasının derinleştirilmemesi için derin yapılanmaların siyasi iktidarı devre dışı bırakmaya çalıştıklarını belirterek...
Eski Cumhuriyet Savcısı Gültekin Avcı, Ergenekon soruşturmasının derinleştirilmemesi için derin yapılanmaların siyasi iktidarı devre dışı bırakmaya çalıştıklarını belirterek, “Hükümet, Ergenekon soruşturmasının üzerine sonuna kadar gitmeli. Ergenekon çözüldükçe, silsile halinde ilişkiler zinciri çözülecek ve deşifre olacak. Devletin en üst kademelerine gelmiş ve emekli olmuş isimlerin nasıl bir ağın parçası oldukları bir bir ortaya çıkıyor. Soruşturma derinleştikçe devletin üst makamlarında beklenmedik, çok iyi tanınan simalar karşımıza çıkacak” dedi.
Türkiye’deki illegal yapılanmaları deşifre eden “Karanlık İlişkiler” adlı kitabıyla tanınan eski Cumhuriyet Savcısı Gültekin Avcı, Ergenekon soruşturmasının derinleştirilmemesi için derin yapılanmaların siyasi iktidarı devre dışı bırakmaya çalıştıklarını belirterek, “Hükümet, Ergenekon soruşturmasının üzerine sonuna kadar gitmeli. Ergenekon çözüldükçe, silsile halinde ilişkiler zinciri çözülecek ve deşifre olacak. Devletin en üst kademelerine gelmiş ve emekli olmuş isimlerin nasıl bir ağın parçası oldukları bir bir ortaya çıkıyor. Ben bu aşamadan sonra halen görevde bulunan isimlerin deşifre olmasını bekliyorum. Soruşturma derinleştikçe, devletin üst makamlarında beklenmedik, çok iyi tanınan simalar karşımıza çıkacak. Soruşturma o zaman anlam ifade edecek. Bu soruşturma sonuna kadar götürülebilirse militarist Cumhuriyetçiliğin de sonu gelir” dedi.
MİLLET İLE ÇETELERİN KAVGASI VAR
Ergenekon gibi bütün derin yapılanmaların siyasi söylemlerinin ulusalcılık ve militarizm olduğunu dile getiren Avcı, “Ergenekon soruşturması devlet içindeki çeteler ile milletin kavgasıdır. Bürokratik hâkimiyete baktığımızda hepsi ulusalcılara yakın görüyoruz. Ama millete baktığımızda ulusalcı çetecileri mahkûm ettiğini görüyoruz. Bu mücadeleyi er geç millet kazanacaktır. Bu noktada resmi ideoloji de, militarist cumhuriyet anlayışı da, insan haklarına değer vermeyen ulusalcı çevreler tarafından bir silah gibi kullanılan laiklik anlayışı da elbette hayatiyetini doldurmuştur, sona erecektir” diye konuştu.
SAVCI, HUKUKUN GEREĞİNİ YAPTI
İlhan Selçuk’un gözaltına alınması yöntemini şık bulmadıklarını belirterek eleştirenlere karşı çıkan Avcı, “Ulusalcı kesim, adli mekanizmayı da tenkit ediyor. Hukuka göre doğru davranmakla, şık olmak farklı şeyler. Birilerine şık gelmeyebilir savcının yaptığı ama sabaha karşı elinizden birtakım şeyler uçacaksa, elbette ki gece yapacaksınız operasyonu. Savcı yetkisini kullanmıştır. İlhan Selçuk’a ne reva görülmüş, sadece gözaltına alınmıştır. Bu tür şeylerde önemli olan delillerin kaybolmamasıdır. Savcı ne zaman isterse o zaman alır, yöntem fevkalade makuldür” dedi.
SERBEST KALMALARINI AK PARTİ’YE BORÇLULAR
Ergenekon soruşturmasından rahatsız olanların “gerilim çıkmasın” söylemine sarıldıklarına dikkat çeken Avcı, “Gerilim oluyor diye Ergenekon gibi ciddi bir operasyon mu durdurulsun? İstenen bu mu? Gerilim yok, gerilimi çıkaranlar, gerilim olduğunu iddia edenlerdir” diye konuştu. İlhan Selçuk ve Kemal Alemdaroğlu’nun serbest bırakılmasının, gözaltıların haksız olduğuna yorulmaya çalışıldığını ifade eden Avcı, şöyle konuştu: “Hukuken serbest sayılmazlar, haklarında tedbir kararı alındı. Selçuk ve Alemdaroğlu, AK Parti’nin 2004 yılında TCK’da yapılan değişiklikle getirmiş olduğu adli kontrol müessesesi sayesinde serbest kaldılar. Yoksa tutuklanacaklardı. Eğer bu müessese olmasaydı Selçuk ve Alemdaroğlu da tutuklanacaktı. Şu an Selçuk’a yurtdışına çıkma yasağı, Alemdaroğlu’na da belli zamanlarda emniyet birimlerine uğrama tedbiri konuldu. Alemdaroğlu emniyete gidip imza atmazsa, Selçuk yurtdışına çıkmaya tevessül ederse her ikisi de tutuklanır.”
---------
‘Ergenekoncular Düzce’de eğitildi’
Ergenekon Terör Örgütü’ne yönelik araştırma ve kitaplarıyla tanınan Gazeteci Yazar Zihni Çakır, Ergenekon’un faaliyet ve hedeflerine ilişkin Vakit gazetesine çarpıcı açıklamalarda bulundu. Vatansever Kuvvetler Güç Birliği’nin, Düzce’de kurduğu eğitim kampında en az bin kişiyi eğittiğini söyleyen Çakır, emekli binbaşı Zekeriya Öztürk tarafından eğitildiğini açıkladığı bu insanların bir emirle ortaya çıkıp sansasyonel eylemler yapabilecek kapasitede olduklarını kaydetti. Çakır, eğitilen milislerin Türkiye’nin en seçkin birliği olan Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda görevli bordo bereliler kadar profesyonel olduğunu açıkladı. Çakır, Danıştay saldırısını yapan Alparslan Arslan’ın da bu kamplarda eğitildiğini iddia etti.
SİLAHLANIYORLARDI
Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Genel Başkan Yardımcısı Zeki Balaban’ın polisin telefon dinlemesine de takılan konuşmalarında Türkiye’ye üç TIR silah soktuğunu itiraf etmesine dikkat çeken Çakır, Balaban’ın, Türkiye’ye soktuğu silahların büyük bir kısmı ile Ergenekon Terör Örgütü’nün Düzce’de oluşturulan kamplarda eğittiği milisleri silahlandırdığını söyledi. Çakır, Düzce’de eğitim kampının oluşturulduğu yıllarda Veli Küçük’ün İzmit Jandarma Alay Komutanı olduğunu belirterek, “Tüm bu gelişmeler bir tesadüfün ötesindedir” dedi.
SİLAHLAR LÜBNAN’A DEĞİL ERGENEKON’A
İsrail’in Lübnan’a düzenlediği saldırı sırasında İran’dan gelen ve Türkiye sınırında yakalanan bir konteyner dolusu silahla ilgili bilgiler veren Çakır, “Bu olayla ilgili sorgulanan Halit Bozdağ, kendisinin silah ticareti yaptığını kolayca kabul etmiştir. Halbuki bu silahlar Ergenekon terör örgütünce toplumsal çatışma çıkarmak üzere kullanılmak için Türkiye’ye sokulmuştu” dedi.
ÇÖZÜLMESİN DİYE BASKI YAPIYORLAR
Ergenekon soruşturmasını bir an önce bitirmek isteyen güçlerin tek amacının Ergenekon Terör Örgütü’nün daha fazla çözülerek bitirilmesini engellemek olduğunun altını çizen Çakır, “Soruşturmayı ne kadar erken bitirirseniz, soruşturmanın uzanacağı tepe noktaları o kadar korursunuz. Bahsettiğimiz silahların nereye götürüldüğü ve niçin kullanılacağının ortaya çıkması istenmiyor” dedi.
Vakit
