'Merkez Medya'nın Çiçek Körlüğü !
TSK ve bir bölüm basın Türkiye ortalamasının çok gerisinde kalmış durumdalar. Örnek olarak son internet andıcı iddianamesini gösterebiliriz.
Eser Karakaş/ Star
TSK ve bazı gazete(ci)ler
Türkiye normalleşiyor, ama istediğimiz tempoda değil.
Yine de gerçekçi olalım, on sene öncesine oranla çok daha iyi bir yerdeyiz.
Her kurumun normalleşme temposu da aynı değil.
TSK ve bir bölüm basın Türkiye ortalamasının çok gerisinde kalmış durumdalar.
Örnek olarak son internet andıcı iddianamesini gösterebiliriz.
Bu iddianame diğerlerine benzemiyor, içindeki korkunç iddialar çok somut, kimsenin de aksini savunmadığı iddialar; sanık Albay Dursun Çiçek de ifadesinde durumu çok net belirtiyor.
Düşünebiliyor musunuz, genel idarenin bir parçası, merkezi bütçeden maaş, ödenek alan, siyasi iktidarın emrinde bir bürokratik birim, TSK, Genelkurmay karargahı içinden, emir komuta zinciri içinde siyasi iktidar aleyhine "kara propaganda yapmak ve hükümeti yıpratmak" amaçlı internet siteleri kurduruyor.
Ve bu askeri-militer (!) görev (!) de Genelkurmay İkinci Başkanı bir asker (!) tarafından veriliyor; bu arada bu sitelere ilişkin ödemelerin başında bir AK Partili bakanın bulunduğu MSB(!) tarafından yapıldığını da hatırlatmakta fayda olabilir.
Gelinen bu nokta gerçekten sözün, düşüncenin bittiği bir yerdir.
İnsan gerçekten ne diyeceğini, nasıl eleştireceğini bilemiyor.
Bu nokta sadece sözün değil, daha da acısı, askerliğin, temel bir kamu hizmeti olan ulusal savunmanın da bittiği bir yerdir.
Gerçek askerliğin gerektiği yerde zaten ulusal savunma teknik, taktik, bilgi ve yeteneklerin de bittiğini son senelerde çok net bir biçimde görüyoruz.
Deniz Kuvvetleri eski komutanı Özden Örnek'in anılarında en çarpıcı söz "bundan sonra galiba askerlik ikinci planda kalacak (mealen)" sözüdür; Emekli Oramiral Özden Örnek o tarihlerde çok doğru, çok isabetli bir saptama yapmış doğrusu.
Tüm bu gelişmeler TSK içinde çok radikal bir yeniden yapılan(dır)mayı zorunlu kılmıştır zira bu tür işlere bulaşmış bir Genelkurmay karargahının askerlik mesleğinin gereklerini yerine getiremeyeceği ortadadır.
Türkiye ortalamasının altında kalma konusunda TSK ile yarışan ikinci kurum da kendine merkez medya diyebilen kurumdur.
Albay Dursun Çiçek'in "kağıt parçası" olayının gündeme geldiği, hemen arkasından da imzanın ülkenin tüm adli-teknik kurumları tarafından gerçekliğinin saptandığı aşamalarda işi gücü bırakıp bir "imza makinası" hayali peşinde koşan, günlerce sadece bunu yazan görevli gazeteciler vardı.
Bu gazeteciler son günlerde, nedense, bu "kara propaganda amaçlı internet siteleri" işine hiç girmiyorlar; aynı Dursun Çiçek Albay sanki ifadesinde "ben bu işi emir-komuta zinciri dahilinde yaptım" dememiş gibi.
Sayın Çetin Altan'ın bir sözü aklımızdan hiç çıkmıyor: "Bir gazetecinin pozisyonunu anlamak için ne yazdığına değil, ne yazmadığına bakmak lazımdır".
Türkiye'de kendine merkez medya diyebilen kurum da çok radikal bir yeniden yapılan(dır)ma sürecine girmek zorunda.
Bir gazetenin, gazetecinin niteliği yazdıklarının beş-altı sene içinde komikleşmemesine bağlıdır.
Ben, canım sıkıldığı anlarda, Hürriyet gazetesinin 2004, 2005, 2006, 2007 (özellikle 27 Nisan) senelerinin arşivlerine giriyorum, o dönemlerde köşe yazısı yazan herkesin yazılarına hem gülerek, hem de acıyarak bakıyorum.
Acıyarak bakıyorum zira bu arkadaşların kaç tanesi o süreçte yazdıkları bir yazıyı, attıkları bir manşeti bugün tekrar, utanmadan, sıkılmadan yayınlayabileceklerdir acaba?
Asker ve merkez medya her ülkenin çok önemli kurumlarıdır, en kısa zamanda normalleşmelerinde ülke çıkarları açısından büyük fayda vardır.
