KUDÜS-Der'den Karikatür'e Tepki Açıklaması

KUDÜS-Der'den Karikatür'e Tepki Açıklaması

KUDÜS-DER, İsveç'te "Nerikes Allehanda" adlı bir gazetede yayınlanan bir karikatürde Hz. Resulüllah (s.a.v)'e karşı alçakça hakaretlerin yapılması üzerine bir basın açıklaması yaparak...

KUDÜS-DER, İsveç'te "Nerikes Allehanda" adlı bir gazetede yayınlanan bir karikatürde Hz. Resulüllah (s.a.v)'e karşı alçakça hakaretlerin yapılması üzerine bir basın açıklaması yaparak sorumluluk sahibi tüm duyarlı müslümanları, Peygamberimizin ihtiramına yönelik bu şeytanca saldırıya tepki göstermeye çağırdı.

KUDÜS-DER'İN "HAÇLI VE SİYONİST DÜŞMANIN İNTİKAM SALDIRILARI" BAŞLIKLI BASIN AÇIKLAMASI

Siyonist ve ABD önderlikli uluslar arası haçlı güçlerin İslam’a karşı sürdürdükleri savaş her geçen gün yeni bir boyut kazanmakta.

İslam ülkelerinin işgal edilip on binlerce masum ve savunmasız Müslümanın acımasızca katledildiği, Müslümanların onur, şahsiyet ve ırzlarının çiğnendiği, İslam beldelerinin yıkılıp harabeye çevrildiği günümüzde, emperyalist ve Siyonistler askeri saldırılarının yanı sıra İslam’ın değerlerine ve kutsallarına karşı da tüm azgınlığıyla saldırılarını sürdürmektedir.

Geçen yıl Danimarka’da Hz. Resulüllah (s.a.v)’ı “terörist” olarak tanımlayan karikatürlerin yayınlanmasından sonra şimdi de İsveç’te yerel bir gazete Hz. Resul-i Ekrem’i alçakça resmeden bir karikatürleri yayınlayarak hiçbir müslümanın asla tahammül edemeyeceği bir küstahlığı daha sergilemiş oldu.

Kuşkusuz ki İslam’ın mukaddesatına yönelik bu alçakça ve şeytanca saldırılar planlı ve sistematik bir düşmanlığın devamı durumundadır ve İsveç gazetesinde yayınlanan söz konusu karikatür de bunun sadece bir son örneğini yansıtmakta, ama bununla bitmeyecektir.

ABD önderlikli haçlı ordularının Afganistan ve Irak’ta, Siyonistlerin de Lübnan ve Filistin’deki İslami direniş karşısında aldıkları ağır bozgunlar ve İran İslam Cumhuriyeti karşısında içine düştükleri korku ve panik, onları derin bir kin ve nefretle İslam’ın kutsal değerlerine saldırmaya, böylelikle yenilgilerine misilleme yapmaya yöneltmiştir.

Onlar bir taraftan batırılan gemilerin, düşürülen helikopterlerin, havaya uçurulan tanklar ve zırhlı araçların, darmadağın olan kibirlerinin ve peş peşe tabutlara doldurulan işgal askerlerinin intikamını, Müslümanların en aziz değerlerine şeytanca ve küstahça saldırarak almaya çalışırken, diğer taraftan da dünya Müslümanlarının ruhiyelerini çökertmek amacıyla onları kesintisiz bir psikolojik savaşla yenilgiye uğratmak istemektedir.

Habil ile Kabil’den beri süre gelen hakk-batıl savaşı böylesi saldırganlıklarla doludur; ve biz Kur’an-ı Kerim’den ve tarihten öğreniyoruz ki siyasi ve askeri statüleri, güç imkan ve orduları her ne olursa olsun hakk’ka ve hakk ehline yönelik saldıranların akıbeti her zaman için hüsran ve zillet olmuştur.

Yine Kur’an-ı Kerim biz Müslümanlardan, zulüm, istikbar ve tuğyan karşısında eğilmememizi, susmamamızı, ilahi değerlere karşı saldıranlara karşı direnmemizi ve mücadele etmemizi istemektedir. Hz. Resulüllah (s.a.v)’in hürmetini her şeyin üstünde tutan Kur’an-ı Kerim, Resul-i Ekrem’in müminlere kendi nefislerinden evla olduğunu buyurmakla, Hz. Resullüh’ın şahsına ve ihtiramına karşı yapılan saldırıların da en büyük cürüm ve ihanet olduğunu beyan etmiş olmaktadır. Zira bütün müçtehidlerimiz ve fakihlerimiz, her ne surette olursa olsun Hz. Resulüllah (s.a.v)’in hürmetine yapılan saldırıların en ağır bir şekilde cezalandırılması gerektiği hükmünü sadır etmişlerdir.

Dünyanın her neresinde ve her ne koşulda olursa olsun, Hz. Resul-i Ekrem’e karşı yapılan bir saldırı durumunda, “Müslüman” olan herkesin tam bir ciddiyet, gayret ve sorumlulukla saldırganların karşısında durması ve onlara karşı gereken karşılığı vermesinin en büyük görevlerinden olduğunu bilmekteyiz. Hz. Resulüllah’ın hürmetinin çiğnendiği bir durumda Ravza-i Mutahhara’sında bu Yüce Peygamber’in nasıl incindiğini kelimelerle tarif etmek imkansızdır.

Bu son karikatür küstahlığı herkesten önce Resulüllah’ı yaralamış, onun içini kanatmıştır. “Anam babam sana fedâ olsun ya Resulüllah!” diyen Resulüllah’ın aziz ashabı, eğer bugün yaşamış olsaydı ne yapardı?” diye kendimize sorarak hareket etme, İslam düşmanlarının süre gelen azgınlık ve tuğyanı karşısında İslami görev ve sorumluluklarımızı bu minval üzere ifa etmek durumundayız.

Sözde “insan hakları, düşünce ve ifade özgürlüğü” adı altında İslam’ın mukaddesatına saldırmaktan geri durmayan, her geçen gün yeni bir hakaret saldırıyla karşımıza çıkan bu Siyonist ve haçlı haydutlara karşı bizim sergileyeceğimiz her tavır, Rahmete’l lil alemin olan Hz. Resul-i Ekrem’e ne denli bağlı olduğumuzun göstergesi olacaktır.

Biz müslümanların, Hz. Resulüllah’ın ashabı gibi, “canımızla kanımızla sana fedayız ya Resulüllah” diye haykırıp ayağa kalmaktan başka bir yolumuz var mıdır? Bu cihetle yüreğinde iman dolu tüm pak fıtratları, Resulüllah’a sadakatı her şeyin üstünde bütün bilen gayretli bacı ve kardeşlerimizi Hz. Resulüllah (s.a.v) in hürmetine karşı sergilenen şeytanca ve alçakça saldırı karşısında en etkin bir şekilde tepki göstermeye, Hz. Resulüllah’ın mukaddes ihtiramına sahip çıkmaya çağırıyoruz.

“Allah ve Resulünü incitenlere Allah, dünyada ve ahirette lanet etmiş ve onlar için horlayıcı bir azap hazırlamıştır.” (Ahzab 57)

“Muhammed Allah'ın elçisidir. Beraberinde bulunanlar da kafirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler...” (Fetih 29)

Kudüs Kültür Dostluk ve Dayanışma Derneği

Kıztaşı Cad. Sabır Ap. No 44/3 Fatih-İSTANBUL
Tel: 0212 621 71 41 0212 532 34 77