JİTEM'ci Aygan'dan Yaylım Ateşi
İtirafları sonrası hem Emekli JİTEM mensuplarının, hem Uğur Dündar ve Birand'ın hem de APO'nun hedefi olan JİTEM itirafçısı Abdülkadir Aygan, ağır cevaplar verdi.
Bir süredir Taraf Gazetesi'nden Neşe Düzel'e verdiği röportajlarla Türkiye'nin gündeminden düşmeyen PKK-JİTEM itirafçısı Abdülkadir Aygan hakkında çıkan eleştirilere yazdığı savunma yazısıyla cevap verdi.
Taraf'a verdiği röportajın yayına girmesini beklediği için kendisine yönelik suçlamaların cevaplarını ertelediğini belirten Abdülkadir Aygan açıklamalarında sert ifadler kullandı. Öcalan'a 'besleme' diyen JİTEM itirafçısı Uğu Dündar ve Mehmet Ali irand'ı tetikçilikle suçladı.
Emekli Albay Abdülkerim Kırca'nın intiharına da değinen Aygan "Namus ve şereften bahseden Em. Albay Aziz Ergen, Astsubay Oğuz Yorulmaz'a da "kendini kullandırtma" dedi. Ancak en sert sözleri Öcalan'a yönelikti.
Abdülkadir Aygan'ın Nasname'ye yaptığı olay yaratacak açıklamalarından satır başları şöyle:
- Tartışmalı bir intiharın (Emekli Albay Abdülkerim Kırca) ardından Türkiye Gladio'sunun birer sürümleri olan Ergenekon Terör Örgütü, Doğan Medyası, Abdullah Öcalan ve Tarikatının ortaklaşa hedefi haline gelmiş durumdayım. Ancak, bu saldırıların temelinde geçmişi 1960'lı yılların sonuna kadar uzanan Öcalan- Devlet birlikteliğinin dışa vuruşuna sunduğum katkıdır. Başka bir değişle, bana yönelik saldırılarda kendisini ele veren bu birlikteliğin temelinde, Ergenekon soruşturmaları ile dışa vuran Öcalan ile Özel Harp Dairesi'nin geçmişe dayanan ilişkilerinin açığa çıkmasına sunduğum katkıdan kaynaklandığını çok iyi bilenlerdenim.
Dolayısıyla, Köy Koruculuk Sistemi gibi bir devlet projesi olan JİTEM'in içerisine zorla çektikleri benim gibi PKK ve JİTEM "İtirafçısı"nı hedef tahtasına yerleştirmiş olmaları çok anlamlıdır. Zira bu eli kanlı örgütün birer elemanı olan itirafçıların halen Genelkurmay'ın "Sivil Personel" statüsünde çalıştığı-çalıştırıldığı bilinmektedir. Genelkurmay'ın söz konusu itirafçılara ev sahipliği yaptığı uluorta konuşulduğuna-bilindiğine rağmen, Genelkurmay ve Öcalan neden eski meslektaşlarım olan ve halen ihanetlerine devam eden aktif itirafçılar yerine, her şeyi göze alıp kopan ve şer odaklarının tüm pisliklerini-ilişkilerini deşifre eden bana saldırıyorlar?
Yoksa içine sürüklenmiş olduğum ihanet çizgisini terk edip, onların danışıklı savaşlarının anlaşılmasına birazcık da olsa katkı sunduğumu mu içlerine sindiremiyorlar? Başka Aygan'ların önünü mü kesmek istiyorlar? Veya Ergenekon soruşturmasını mı sulandırmak istiyorlar? İhanet çizgisini devam ettirseydim, beni hiç anarlar mıydı?
Toplumsal gerginlik-çatışma yaratarak birbirlerini besleyen Türk ve Kürd parazitlerine yanıt vermenin artık bir zorunluluk olduğunu düşünüyorum.
İlk önce; haklarını teslim etmek gerekir ki, Doğan Medyası'ndan Mehmet Ali Birand ve Uğur Dündar gibi tetikçiler görevlerini başarıyla yerine getiriyorlar. Keza, Genelkurmay'ın başını çektiği bu koroya JİTEM ve ERGENEKON'UN orta halkasında yer alan "emekli" Albayların yanı sıra, Astsubaylar da katıldı. Bunlar yetmezmiş gibi, Kenya'dan paketlenip getirildiği gün, daha uçakta iken can havliyle görevlilere ''benim anam da Türk'tür, devlet bana bir görev verirse, seve seve hizmet etmeye hazırım'' diyen ve verdiği sözü tutan! Abdullah Öcalan da bu seremonide hemen yerini aldı.
Doğan Medyası, Genelkurmay ve "emekli" Ordu Mensupları'nın bana yönelmelerinde herhangi bir terslik görmüyorum. Ancak; Abdullah Öcalan'ın bana yönelik ve devlet ile aynılaşan saldırılarının nedenlerini, Kürd halkı mutlaka sorgulamalıdır diye düşünüyorum.
Em. Albay Aziz Ergene'ye Cevap
Ben Türkiye'de iken itiraflarda bulunan Ahmet Cem Ersever'i ensesinden kurşunlayanlar, senin teşkilatının içine yuvalanmış olanlar namus ve şereften nasiplerini almışlar mıydı? Beni geri zekâlı mı sandın Bay Albay! Siz de Kürdistan'da görev yaptınız değil mi? Hiç kuşkun olmasın! Bir gün "deli" bir Aygan daha çıkar ve sizin kirli icraatlarınızı ifşa eder, bundan da hiç kuşkunuz olmasın.
Benim gibi nice Kürd evladını Öcalan ile paslaşarak kullanan, işine geldiği zaman Devlet Memuru yapan ve sonra da cinayetlerine ortak edenler, işleri bitince de bir paspas gibi ortalığa atanlar mı namus ve şeref sahibiydi? Burdur'da zavallı köylülere yapılan işkenceyi mahkemeye açıkladığım için bana komplo kuran ve cezaevine attıran Albay Ali Sait Erduran ve savcı mı şerefliydi? Bizi ''sivil memur'' olarak işe alıp, kendi soyumuzdan insanların katli için kullananlar, yeri geldiği zaman da ''PKK'lıdır'' iddiasıyla; hukuk, kanun, insan hak ve özgürlükleri hiçe sayan bir şekilde işkence ederek, sonra da arazide kafalarına kurşun sıkmak mıdır namuslu ve şerefli olmak!
Yapılan zalimane işlerin gerçek sorumlularını korumak ve cezaevine düşmemek için, dinimize göre de büyük günahlardan sayılan intihar etmek midir ''kahramanlık'' ve namuslu olmak.? ''kolu bacağı kopmuş terörist görmediğini'' belirtiyor Bay Albay!
Ben anlatayım o zaman Bay Albay!
1985 Haziran-Temmuz aylarında Bitlis'in Mutki yaylasında Jandarma Özel Timleri'nin yaptığı bir operasyonda öldürülen beş PKK'li gerillanın yere dökülen beynini ben topladım. Operasyonu yöneten Mümin Binbaşı bu manzaraya dayanamayıp sonra istifa etti. 1985 Haziran'ında Güçlükonak yakınlarındaki derede Feride kod adlı bayan gerillayı öldürdükten sonra çırılçıplak soyan meslektaşlarınız mı şerefliydi? Basında da çıkan fotoğraflarda; öldürülen gerillaların ''kelle''lerini ellerine alıp cesetlerin başında poz veren askerlerin, sizin gibi komutanları mı şerefliydi? Geç Bay Albay geç bu '' namus '' ve "şeref'' gibi kutsal değerleri. Bu değerleri yersiz, alakasız ve zamansız kullanmak yerine, bizleri maşa olarak kullanıp, sonra da ortalığa atanlara söyleyin. Yönetim merkezi Genelkurmay Karargâhı olan kirli bir savaşın Türk ve Kürd ayaklarını aklayarak, akıtılan tüm kanın vebalini ''itirafçılar''a yüklemek ahlaki olmadığı gibi gerçekçi de değildir. Bay Albay! Zekâ özürlü olmayan herkes bilir ki; omzu apoletliler görev vermezse, destek vermezse ''itirafçılar'' veya alt rütbedekiler bir halt işleyemez. Bu gerçeği ne sizin açıklamanız ne de beslemeniz Öcalan değiştirebilir.
