Jandarmaya ağır suçlamalar
Ergenekon terör örgütü soruşturmasıyla ilgili ikinci iddianamede çarpıcı belgelerde varlığı ısrarla reddedilen JİTEMe de önemli bir bölüm ayrıldığı ve ağır suçlamalar yöneltildiği dikkat çekiyor.
JİTEM'in kurucuları arasında olduğu öne sürülen emekli Albay Arif Doğan'da ele geçirilen JİTEM arşivi, karanlık bir döneme ışık tutacak nitelikte. İddianamede, JİTEM'in PKK adına eylemler gerçekleştirdiği, kirli silahlar kullandığı, sivil operasyon timleri kurduğu ve yargısız infazlar yaptığına dair bilgiler yer alıyor.
PKK'DAN ELE GEÇİRİLEN SİLAHLAR KAYIT ALTINA ALINMAMIŞ
İddianamede yer alan belgelerin birinde bölgede operasyonlarda ele geçirilen birçok mühimmatın kayıt altına alınmadığı belirtilirken, silahların bazı kışkırtıcı eylemlerde kullanıldığı vurgulanıyor. JİTEM arşivinde de yer alan bölüm ise şöyle: "JİTEM tarafından yapılan operasyonlarla ilgili dikkat çeken bir nokta da elde edilen silah ve mühimmatın kayıt altına alınmamış olmasıdır. Sadece birkaç operasyon için elde edilen silahların ilgili makamlara teslim edildiği belirtilmiş olup diğer bütün teçhizatın akıbeti bilinmemektedir."
DENGEYİ SAĞLAMA YÖNTEMİ
Yine arşivlerde ele geçirilen belgelerde, yakalanan örgüt elemanlarının JİTEM tarafından kullanılması için şahıslara değişik suçlamalar yüklendiği anlatılırken, yargısız infazlarla ilgili şöyle deniliyor: "Burada yöre halkının adil ve otoriter davranıştan hoşlandığını da unutmamak gerekir; ki bu da suçluyu adil yargılayıp anında infaz durumunu ortaya çıkarır. Bu olgu devlet terörü yaratmayacak şekilde icra edilirse PKK'nın bölgedeki üstünlüklerinden bir tanesi dengelenmiş olur." Yine belgelere göre JİTEM, şüpheli olduğuna inandığı kişilere yönelik eylem yaptıktan sonra, olay yerine PKK ve ERNK imzasını taşıyan bildiriler bırakmayı yöntem olarak benimsediği de görülüyor.
JİTEM'DEN SİLAH RUHSATI
JİTEM arşivlerinde bazı raporların hazırlandığı görülüyor. Bu raporunun sonuç ve öneriler kısmında ise 'yasal olmadığı halde silah taşıyan ve kullanmasını istediğimiz elemanlara geçici de olsa taşıma belgesi verilerek hukuki sorumluluktan kurtarılmaları gerektiği' ifade ediliyor. Arşivlerde yer alan belgelere göre JİTEM, şüphelendiği kişilere yönelik eylem yaptıktan sonra, olay yerine PKK ve ERNK imzasını taşıyan bildiriler bıraktığı görülüyor. Yine aynı belgelerde, teröristlere karşı yapılan eylemlerin ardından olay yerine terör örgütlerince işlendiğine dair süs bırakılması gerektiği anlatılıyor.
PKK'LININ TELEFONUNDA JİTEMCİ'NİN NUMARASI
Ergenekon soruşturmasıyla ilgili ikinci iddianamede, JİTEM komutanı Arif Doğan'ın cep telefonu numarasının yakalanan bir PKK'lıda bulunduğu vurgulanıyor. Doğan'a ait olan çok sayıda cephaneliğin ele geçirildiği Beykoz Polonezköy'deki depoda, suikast sonucu öldürüldüğü ileri sürülen JİTEM komutanı Cem Ersever'e ait eşyaların da bulunduğu belirtiliyor.
ERGENEKON İDDİANAMESİNİ DOĞRULAYAN OLAY
Daha önce Vakit, Mehmet Ali Altındağ'ın PKK'ya yardım ettiği şeklinde jandarma tarafından hazırlanan belgelerin, polis kriminal raporlarında sahte olduğunu ortaya koymuştu. Bazı çevreler tarafından "devlet taraftarı" olduğu için hedef alınan Altındağ ailesi, PKK'lılıkla suçlanıyordu. Genelkurmay Başkanlığı'nın, Milli Savunma Bakanlığı'nın 1990-2000 yılları arasındaki inşaat işlerinin yaklaşık yüzde 40'lık bölümünü üstlenen işadamı Mehmet Ali Altındağ'ın ailesine yönelik, "PKK'ya yardım ve yataklık yapmak" suçlamasının dayanağı ise, bir operasyon sırasında ele geçirildiği iddia edilen "dokümanlar"dı. Bu dokümanlar, iddiaya göre, PKK'nın sözde bir eyalet komutanlığı ile sözde diğer eyalet komutanlığı arasındaki yazışmaları içeriyordu. Bu yazışmalarda, Mehmet Ali Altındağ'ın oğulları Selahattin ve Mehmet Emin Altındağ'dan da bahsediliyordu.
MÜHÜR SAHTE
PKK'lılara ait olduğu iddia edilen not pusulalarının üzerine de terör örgütünün siyasi organizasyonlarını yürüten ERNK'nın mührü basılmıştı. Vakit'in ele geçirdiği Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuvarları Dairesi Başkanlığı-Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarı'nın 23.03.1999 tarih ve BLG-1999-15 uzmanlık numaralı Ekspertiz Raporu ise, tüm bu iddiaları yalanlıyordu. Kriminal raporu, açıkça yazıların teröristlere ait olmadığını ve not pusularının üzerindeki mühürlerin de sahte olduğunu ortaya çıkarmıştı.
