İstanbul Barosu başörtülü avında

İstanbul Barosu, adliyelere bir ilan asarak, "kılık kıyafet genelgesine uygun davranmayan avukatların kendisine "ihbar edilmesini" istemiş.

Uygun olmayan davranış, tahmin edebileceğiniz gibi, "türbanlı olmak" ve "uygun olmayan kıyafetler" giyilmesi.

Baronun bu girişimi, kimilerince bir tür "cadı avı" olarak nitelenmiş. Müsaadelerinizle, bunu "başörtülü avı" şeklinde değiştirebiliriz.

İstanbul Barosu"nun ilanında şöyle deniliyor: “Bu çerçevede kamu alanı olduğu tartışmasız olan adliye binaları içerisinde her türlü avukatlık hizmetinin görülmesi sırasında gerek türban takılması ve gerekse uygun olmayan kıyafetler giyilmesi, meslek ilkeleri ve kuralları açısından disiplin suçu oluşturmaktadır.”

Bu kadar mı?.. Hayır, dahası var.

Aynı ilanda, avukatlar arası tartışmalara meydan verilmemesi için, “Baro odaları, icra müdürlükleri, mahkeme kalemleri ile cumhuriyet savcılıkları nezdinde görevin kamusal alan niteliği sebebiyle keşif ve haciz mahallerinde türban takılmaması ve uygun bulunmayan kıyafetler giyilmemesi gerektiği” de bildiriliyor.

Bu konuda adliyedeki herkesi uyarıyormuş Baro yönetimi ve ilanda belirtilen hususlara aykırı davranan avukatların, tutanak düzenlenerek baroya şikayet edilmesini, istiyormuş.

Madem ki İstanbul Barosu böyle bir talepte bulunmuş, "emri olur" deyip harekete geçmeye kalkışacaklara, yol göstermek gerek.

Tutanak düzenlemek filan karışık iş. Ama esas karışık olan, "uygun olmayan kıyafet" mevzuu.

Çünkü ilanda ihbar edilmesi istenen türbanlıları tanımak kolay. Peki ama öbürlerini, yani "uygun olmayan kıyafet giyenler nasıl ayırdedilecek?

Yazarınız, Google yardımıyla bir araştırma yaptı ve adliyelerde ya da adli işlemlerin yapıldığı yerlerde "uygun olmayan kıyafet giyenleri" belirleyip, İstanbul Barosuna bildirerek vatandaşlık görevini hakkıyla yerine getirmek isteyenler için, tüyolar hazırladı.

Diyelim ki, adliye koridorlarındasınız ya da bulunduğunuz mekanda haciz, keşif gibi, herhangi bir adli işlem yapılıyor.

Ve bu türden işlemler yapıldığı için "kamusal alan" haline gelmiş o mekanda, avukatlar da var.

Malum, öncelikle hanım avukatlarla ilgileniyoruz.

Hanım avukat türbanlı ise, yapılacak şey zaten belli, dolayısıyla geçiyoruz.

Baktınız ki, avukat hanımlardan birinin tırnakları uzun ve ojeli!.. Hah, yakaladınız.

Bir diğerinin saçları düzgün taranmamış ve üstelik de dağınık mı? Hemen tutanak tutturmak için birilerini arayın!

O da ne?.. Avukat hanım pantolon mu giymiş? Bak sen!.. Yaktınız onu şimdi!

Aha, kolsuz ve yakası açık gömlek giymiş hem de!.. Cık cık cık...

Öteki avukat hanımın etekleri dizinin üzerinde ve üstelik yırtmacı da var!.. Abooo, durum vahim, çifte tutanak!..

Ayaklarında ne var?.. Sandalet mi o?.. Çabuk tutanak!..

Ne oldu, şaşırdınız mı?..

Ne yani, bu türden tutanaklı tesbitler yapıp İstanbul Barosu"na bildirdiğinizde, baro yönetiminin herhangi bir şey yapamayacağını, dahası bir yolunu bulursa sizi tefe koyacağını ve size örümcek kafalı falan diyeceğini mi düşünüyorsunuz?..

Belki haklısınız ama bu hususlar, başörtülü avına çıkanlara cesaret veren "Kılık Kıyafet Yönetmeliği"nde aynen var...

Aynı yönetmelikte, erkek avukatlarla ilgili bir bölüm de var tabii. Ama "bırak dağınık kalsın" diyerek onlarla ilgili tüyoları, şimdilik vermiyorum.

Adliyelere asılan ilanda detay olmadığı için merak ettiğim husus ise şu: İstanbul Barosu, avukatların türbanlı müvekkillerin davalarını alması hususunda ne düşünüyor acaba?.. Hani memleketimizdeki hanımların yüzde 70"i başörtülü de...



Bu yazı toplam 462 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar