İsrail'e 5 Yaptırım Kararı-VİDEO
NYT'nin Mavi Marmara raporunu sızdırması sonucu BM'nin, İsrail'in abluka ve saldırılarını meşru göstermesinin ardından Davutoğlu'nun açıklamaları merak konusu...
Gazze ablukasının kaldırılması şartına rağmen, BM'nin aldığı siyonistçe kararla İsrail'in ablukasını meşrulaştıran, Raporda özür meselesinde de hiçbir cümle sarf edilmemesinin ardından, Türkiye İsrail ilişkilerinin akıbeti merak konusu...
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, ilk tepki olarak basına sızdırılma girişimine yüklendi.
Davutoğlu açıklamasında bizim şartlarımız ve tavrımız net ve taleplerimiz değişmeyecek demişti.
Davutoğlu, "Kim ne söylerse söylesin, hangi basın organında ne yazılırsa yazılsın, bu bizi etkilemez. Türkiye kendi vatandaşlarının hukukunu koruyacak kudrete sahip bir devlettir" dedi
İsrail'in bu saldırısı ulusalararası sularda geçmiştir. İsrail'in katlettiği şahıslar sivillerdir ve Gazze'deki masum insanlara yardım götürmektedir.
BM'ye göre askeri güç kullanımı çok güç şartlarda belirlenmiştir. Savaşta bile sivillere zarar vermek meşru değildir. İsrail, savaşta değil barş döneminde sivilleri katletmiştir.
Savaşın meşru olduğu hallerde dahi masum sivillerin ödürülmesi insanlık suçu olarak görülmüştür. İsrail ise savaş değil barış zamanında sivilleri katletmiştir. Üstelik bunu uluslararası sularda gerçekleştirmiştir. İsrail'in işlediği suç basit bir suç değildir.
Hiç bir devlet hukukun üstünde değildir. İsrail hesap vermelidir.
Türkiye olarak, işlenen bu suçun cezasız kalmamasını talep etmiştik. BM Güvenlik Konseyi'ni aynı gün toplantıya çağırmış ve insanlığın Akdeniz'in sularında boğulduğunu söylemişti.
İsrail ile farklı zamanlarda 4 kere görüştük fakat kendi içlerinde mutabakat sağlayamadılar.
Dün basına sızdırılan rapor, İsrail askerlerinin ve diğer yetkililerinin işlediği suçları tespit etmektedir.
İsrail'in bir bedel ödemesinin vakti gelmiştir. Bu bedel de İsrail'in Türkiye dostluğundan mahrum bırakılmasıdır.
Bundan böyle tavır takınacağımız tavır şöyle olacaktır
İŞTE 5 YAPTIRIM:
1.Türk İsrail diplomatik ilişkileri ikinci kâtip düzeyine indirilecektir. 2.kâtip düzeyinde tüm görevler başta büyükelçi olmak üzere Çarşamba günü ülkelerine geri döneceklerdir.
2. Türkiye ile İsrail arasında askeri anlaşmaların tümü askıya alınmıştır.
3. Doğu Akdeniz'de en uzun kıyısı bulunana sahildar devlet olarak Türkiye Doğu Akdeniz'de seyrüsefer serbestisi için gerekli gördüğü her türlü önlemi alacaktır.
4. Türkiye İsrail'in Gazze'ye uyguladığı ambargoyu tanımamaktadır. İsrail'in 31 Mayıs 2010 tarihi itibari ile Gazze'ye yönelik olarak uyguladığı ablukanın uluslararası adalet divanında incelenmesini sağlayacaktır. Bu doğrultuda BM genel kurulunu harekete geçirmek için girişimlere başlıyoruz.
5.İsrail saldırısının Türk ve yabancı tüm mağdurlarının mahkemelerdeki hak arama girişimlerine tarafımızdan gereken her türlü destek verilecektir.
- İsrail bundan 15 ay önce Gazze'ye yardım gönderen 32 ülkeden katılımcının yer aldığı yardım konvoyuna bir saldırı düzenlemiştir.
- 8'i türk biri ABD vatandaşı 9 sivili şehid etmiş, bir çok kişiyi yaralamış ve tutsak almıştır.
- Somut gerçekler değişmedi. İsrail'in bu saldırısı uluslararası sularda gerçekleşti.
- Bütün medeniyetler savaş için bile adil savaş kuralını getirmiştir.
- Hiçbir kimse bu suçu örtemez, mazur gösteremez. Hiçbir ülke hukukun üstünde değildir.
- İnsanlığı katledenler er ya da geç hukuk önüne çıkar. Ne İsrail hükümeti ne de saldırıyı gerçekleştirenler hukukun üstündedir.
- Adaletin yerini bulması amacıyla süratle harekete geçtik. BM'yi ve GK'yi acil toplantıya çağırdık. Oradaki konuşmada insanlığın Akdeniz'in sularında boğulduğunu belirtmiştim. Nitekim 1 Haziran günü GK bir başkanlık açıklaması kabul etti ve şeffaf soruşturma çağrısında bulundu.
- BM İnsan Hakları konseyi de soruşturma sürecine girdi. BM Genel Sekreteri de panel oluşturdu. Biz de tam işbirliği içinde olduk raporumuzu sunduk. İsrail ise sürekli çalışmalarını geciktirdi.
- Tazminat talep ettik, Gazze ablukasının kaldırılması gerektiğini vurguladık.
- Şartlar yerine gelmezse ilişkilerin normalleşmeyeceğini vurguladık. Farklı zamanlarda toplam 4 tur görüşme gerçekleştirdik.
- İlk kez 2010 Aralık'ta gerçekleştirilen görüşmeler çerçevesinde 2 ayrı anlaşma üzerinde mutabakata varıldı, ancak İsrail kabinesindeki anlaşmazlıklar nedeniyle bunları imzalamadı.
- Palmer Komisyonu'nun gecikmelerinin hepsi İsrail hükümetinin talebi sonucu gerçekleşmiştir. Ancak son olarak gündeme gelen 6 aylık uzatma kabul edilmemiştir.
- TR ve IL'nin taraf olmadığı, Sadece Palmer ve Uribe'nin imzaları taşıyan raporun 1 Eylül'de basına sızmış olması da düşündürücüdür. Maalesef bu süreçte İsrail tarafı devlet ciddiyeti ve mahremiyeti içinde davranmamıştır.
- Rapor sadece imzasını taşıyanların görüşünü yansıtır.
- Yolcuların ciddi anlamda kötü muameleye maruz kaldıkları, kişisel eşyalara hukuk dışı el konuşmasıyla konsolosluk yardımına erişime engel olunduğu belirtilmektedir.
- İnsan Hakları Konseyi'nin veri toplama misyonu ablukanın hukuka aykırı olduğunu ortay akoymuştur. Bu hem İHK'de onaylanmış hem de uluslararası hukukun kabulünü görmüştür.
- Hukuki olmaktan ziyade siyasi Saiklere dayandığı ortadadır. Türkiye bunu kesinlikle kabul etmeyecektir. Konuyu uluslararası hukuki mercilere götürmeye kararlıyız.
- Taleplerimiz bellidir, yerine getirilmedikçe İsraille ilişkiler normalleşmeyecektir. İsrail'İn eylemlerinin sonuçlarına katlanmasının ve bedel ödemesinin zamanı gelmiştir.
AYRINTILAR GELİYOR...
