İsrail Alarmda!
Direnişin tsunamisinden korkan İsrail, uyarı dizeyini büyük tehlike seviyesine çıkardı.
İsrail hükümeti, kendisine ateşten gömlek giydiren direnişin yarattığı deprem ve muhalif devletlerin tsunamisinden korktuğu için karar koridorlarında uyarı dizeyini "büyük tehlike" seviyesine çıkardı.
İsrail bir süredir "hayali bir kendinden geçme" yaşıyor. İran, Filistin, Lübnan ve direnişi vurma tehdidinde bulunuyor. Bugün ise İsrail, İsrail projesine muhalif devletler ekseninde sınıflanabilecek bölge ülkelerine karşı saldırı ve gerginliği tırmandırma tavrında geri çekilme dalgası yaşıyor.
Hasan Nasrullah'ın son yaptığı ve düşmanla olan çatışmada yeni stratejik denklemler yerleştiren konuşmasından hatta Şam'daki üçlü tarihi zirveden bu yana İsrail lehçesi sakinleşmeye başladı. İsrailliler doğrudan ya da dolaylı mesajlar aracılığıyla bunu dile getirdiler.
Sefir Yazarı: İsrail, Bozgun Hali Yaşıyor
İsrail konusunda araştırma yapan Sefir gazetesi yazarı Hilmi Musa, al-Menar televizyonuna şu açıklamalarda bulundu: "Direnişin resmi yapısını kazanmaya başlamasından bu yana İsrail bozgun hali yaşıyor."
Musa bu tabloyu normal olarak tanımlayarak "Direnişin, İsrail'e yönelttiği eylem sebebiyle bozgun hali yaşıyor" dedi ve İsrail'in "üçüncü taraf" teorisi yani planlarını uygularken direniş hareketlerini sindirmek için çalışan Arap rejimleri gibi üçüncü bir tarafa itimat etme teorisi düştükten sonra herhangi bir direniş eylemine karşı çıkmaya muktedir olmadığını vurguladı.
Musa, bugün görüntünün değiştiğini düşünüyor. Muhalif devletler ve direniş sürekli bir gelişme içinde. Buna mukabil İsrail'i koruma görevini oynayan ılımlı devletler tarafında da ezici bir çöküş söz konusu.
Musa, Şam'da yapılan zirvenin İsrail'i zor duruma soktuğunu ve kafasını karıştırdığını, zirvenin muhalif devletlerin gücünü, direniş eylemini yönetim üzerinde çekişenlerin elinde koz olacak yere açık ve bağımsız eyleme sahip reel bir gerçekliğine dönüştürdüğünü ifade etti.
Hilmi Musa sözlerine şöyle devam etti: "Bu buluşma resmi ortak savunma anlaşmasının imzalanması anlamına gelmektedir. Orada toplananlar yaptıkları açıklamayla şu mesajı verdiler: Senden korkmuyoruz. Savaş istiyorsan biz hazırız."
İşte İsrail buna tehlike gözüyle bakıyor. Özellikle de Nasrullah'ın bu buluşmaya katılmış olması İsrail için güçlü bir mesaj anlamı taşıyor. Musa, İsrail tarafından yapılacak herhangi bir saldırının, kendi kendisini bir şeyler yapmaya muktedir olduğuna ikna etme çalışmasından başka bir şey olmayacağını vurguladı.
Yine İsrail'in İran'ı vurma kararı alması halinde ya da direnişe karşı savaş açması durumunda Amerika'dan gelecek yardım konusunda Musa, Amerika'nın özellikle bugün Körfez'in barut fıçısı gibi olduğunu bilmesi sebebiyle, İsrail'in onu çıkarının olmadığı bir savaşa sürüklemesine izin vermeyeceğini vurguladı.
Haaretz: İsrail, Suriye'yle Savaş İstemiyor
Haaretz gazetesi İsraillilerin, Amerika'dan İsrail'in saldırı niyeti taşımadığı, tek isteğinin durumun sakinleşmesi olduğu şeklinde Suriye'ye mesaj yollamasını istediklerini yazmıştı. İsrailli bir yetkili gazeteye, Amerikan idaresinin son dönemde durumu sakinleştirmeye çalıştığı ve iki taraftan da gerginliği tırmandırmamasını istediği açıklamasında bulunmuştu.
Gazetenin haberi İsrail Savaş Bakanı Ehud Barak'ın, ülkesinin İran'a ve direnişe askeri bir darbe indirme olasılığına değindiği sözlerini hükümsüz kılmıyor. Barak Tel Aviv'in savaş olması durumunda Amerikalılardan İsrailliler yerine savaşmalarını istemeyeceklerini bilakis eski İngiliz Başbakanı Winston Churchill'in "Siz ,bize aleti verin biz görevi yerine getiririz" sözünü benimsediklerini vurguluyor.
Öte yandan İsrailli siyasi analist Ofer Shelah, Tahran, Şam, Hizbullah ve Hamas'ın omuz omuza vermesinin sebebinin İsrailli yetkililerin bir kısmının yaptığı gerginliği tırmandırıcı açıklamalar ve ifadeler olduğunu düşünüyor.
Tahran Zirvesi'nin Amacı
İran'ın direnişle olan ilişkisini açıkça dile getirmesi düşmanın düşündüğü herhangi bir savaşı başarısızlığa uğratma projesidir.
İran'ın Filistinli heyetleri güler yüzle karşılaması, Tahran'da düzenlenen Filistin'e destek konferansının basında geniş yankı bulması, İranlı yetkililerin şuan gündemde olan nükleer dosyaya değinmeksizin Filistin'in davasının genelde İranlılar ve Müslümanların vicdanlarındaki sembolü üzerinde yoğunlaşmaları; onların bu konferanstan beklentilerinin düşmanın açmayı düşündüğü herhangi bir savaşı başarısızlığa uğratacak resmi direniş projesi olduğunu gösteriyor.
O halde İsrail, karanlık bir tünele girdi ya da kendisini bu tünele soktu. Geçtiğimiz birkaç gün onun belini bükecek ve meydan okumalara karşılık veremeyecek hale getirecek gerçek başarısızlıklar getirdi ona. Bunun sebebi ise bazı yetkililerin "çocukça" davranışları ve İsrail'i şu aşamada en zayıf halka konumuna getiren tehditlerin düzeyinin artırılmasıydı. Gelecek günler, ne kadar büyük olursa olsun direnişin ve muhalif devletlerin meydan okumalara karşı koyma gücünü kanıtlayacak.
