İslamın İlk Kıblesi 40 Yıldır İşgal Altında
Bugün 1967 Altı Gün Savaşı"nda Batı Şeria, Kudüs ve Gazze"nin İsrail tarafından işgalinin 40. yılı.
Bugün 1967 Altı Gün Savaşı"nda Batı Şeria, Kudüs ve Gazze"nin İsrail tarafından işgalinin 40. yılı. Bu da yaşanan, şu anda dünyadaki en uzun süreli işgali olarak görülüyor. İşgal altındaki topraklarda Filistinliler, 40 yıldır işgale karşı taşlarla karşılık veriyor. Bugüne değin onbinlerce kişi hayatını kaybetti, yüzbinlerce kişi de yaralandı.
5 Haziran 1967"de başlayan ve 6 gün sürdüğü için tarihe "6 Gün Savaşı" olarak geçen III. Arap-İsrail Savaşı"nın 40. yıldönümünde işgal karşıtı gösteriler düzenledi. Eylemlerin, bu ay boyunca sürmesi bekleniyor. Eylemlere İsrailli işgal karşıtları da katılıyor. Suriye, Mısır ve Ürdün ile İsrail arasında geçen ve Arap ülkelerinin hezimeti ile sonuçlanan 6 Gün Savaşı"nın ardından İsrail, topraklarını 4 katı oranında genişletmişti.
Uluslararası Af Örgütü ve İsrail'de faaliyet gösteren 'Şimdi Barış' örgütü İsrail"in işgale derhal son vermesini istedi. Uluslararası Af Örgütü, 6 Gün Savaşlarının 40. yıldönümünde, ''Filistinliler umutsuz ve yoksul, İsrailliler kendi halkının güvenliğini sağlamada başarısız'' açıklamasında bulundu. Örgütün Ortadoğu programının direktörü Malcolm Smart, hazırlanan raporda, ''Uluslararası toplum 40 yıldır İsrail-Filistin anlaşmazlığına uygun bir çözüm üretemedi, bunu yapmak için bir 40 yıl daha bekleyemez, beklememeli. İsraillilerin sıkı kısıtlamaları Filistin ekonomisini çökertti ve Filistinlilerin yaşadığı ve çalıştığı koşulları daha da hassas hale getirdi'' ifadesini kullandı. 6 Gün Savaşlarının 40. yıldönümü dolayısıyla yayımlanan raporda, bu tür eylemlerin kitle halinde insan hakları ihlallerine yol açtığına dikkat çekildi.

İsrail'de faaliyet gösteren 'Şimdi Barış' örgütü, El Halil'deki Halil İbrahim Camii'nin hemen yakınında 200'ü aşkın İsrailli ve Filistinlinin katıldığı bir gösteri düzenledi. Göstericiler, İngilizce, İbranice ve Arapça "El Halil'i boşaltın", "Yerleşimcileri tahliye edin", "İşgale son" ve "Başka savaş istemiyoruz" yazılı pankartlar taşıdı ve sloganlar attı. Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah geçişinin Mısır tarafında toplanan 13 ülkeden bazı Arap yazar ve edebiyatçılar da 6 Gün Savaşları'nı protesto için bir gösteri yaptı.

İsrailli sivil toplum örgütleri ayrıca "Kibuş 40 / İşgal
İsmali Heniye: Haklarımız tanınmalı
Filistin Başbakanı İsmail Haniye Batı Şeria, Gazze ve Kudüs"ün işgalinin 40. yıldönümü nedeniyle bir açıklamada bulundu. Heniye "1967'den bu yana on binlerce Filistinli İsrail ordusu tarafından öldürüldü, yaralandı. 2006'da sadece bir yılda ölen Filistinlilerin sayısı 650'ye ulaştı. İsrail işgalinin başladığı 1967'den bu yana 650 bin Filistinli gözaltına alındı. Filistinlilerin dörtte üçü evlerini terketmek zorunda kaldı. İsrail sömürgeci savaşıyla Filistinlileri kendi toprakları üzerinde yaşama haklarını ellerinden almakla tehdit etti. Kendilerine en ihtiyaç duyulduğu zamanda dünyanın en güçlü ülkeleri uluslararası hukuka riayet edilmesini reddetti" dedi.


Heniye konuşmasını şöyle sürdürdü: "İsrail Batı Şeria'da ırkçı-işgalci duvarını inşa etmeyi sürdürüyor. Bu felaket durumu değiştirmek için atılması gereken ilk adım Batı'nın İsrail'in 1967'de işgal ettiği topraklar üzerinde bağımsız bir Filistin devletini kurulmasını öngören ulusal birlik hükümetini tanıması; Batı Şeria'daki yerleşimlerin boşaltılması; İsrail hapishanelerindeki 11 bin Filistin mahkûmun serbest bırakılması ve Filistinli mültecilerin evlerine dönmelerine izin verilmesidir. İsrail eğer barış talebinde ciddiyse, halkımızın bu temel haklarını tanımak zorundadır."


Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas da yıldönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Filistinliler arasındaki çatışmaların davalarına verdiği zarara dikkati çekti. "Kendini yönetemeyen bir halkın haklarını da kaybedeceğini" belirten Abbas, "İç savaşı tüm gücümüzle durdurmamız lazım." dedi.

AP, Filistinli esir vekiller için ayağa kalktı
İsrail'de hapis tutulan 45 Filistinli milletvekiline Türkiye'de verilen desteğin bir benzeri de Avrupa Parlamentosundan geldi. Avrupa Parlamentosu'nda yapılan oturumda 45 milletvekili, semboli Avrupa Parlamentosu'nun Rum üyesi Kyriacos Triantaphyllides, 45 milletvekili adına yaptığı konuşmada, ''Bizler Avrupa Parlamentosu'nun üyeleri olarak, İsrail tarafından hapsedilen Filistinli meslektaşlarımızla dayanışma içinde olduğumuzu ifade etmek istedik'' dedi.

Triantaphyllides, Filistin meclisinin başkanı ve meclisin 3'te 1'inin hapsedilmesini kınadıklarını söyledi ve Filistinli milletvekillerinin derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılmasını istediklerini bildirdi. k olarak ayağa kalkarak, İsrail'de hapis tutulan 45 Filistinli milletvekiline destek verdi. İsrail, geçen yıl ocak ayında Hamas'a yönelik bir saldırı sırasında, aralarında meclis başkanı Aziz Duveyk'in de yer aldığı çok sayıda milletvekilini gözaltına almıştı. Bunlardan çoğu hala hapiste bulunuyor.

Avrupa Parlamentosu'ndaki 45 milletvekilinin bu destek eylemini AB Yüksek Temsilcisi Javier Solana'nın Ortadoğu'daki gelişmelerle ilgili açıklaması ve 6 Gün Savaşı'nın 40. yıldönümü dolayısıyla yaptığı belirtiliyor. Solana da konuşmasında, ''6 Gün Savaşı'nın 40. yılında hala bunun olumsuz etkilerini yaşamaktayız. 40 yıllık işgali, her iki taraf içinde 40 acıyı düşündüğümde kalbim kırılıyor'' dedi. Artık geleceğe bakmak gerektiğini de belirten Solana, ''Şu anda, 40 yıl önce başlayan bir döngüye son vermek fırsatını yakalamamız gereken önemli bir anı yaşıyoruz. Barışa ve iki halkın ortak yaşamasına ihtiyacımız var'' diye konuştu.

Özgür-Der: Kudüs kırk yıldır esir!
Özgür-Der"in Kudüs"ün işgalinin 40. yıldönümü nedeniyle yayımladığı bildirinin tam metni: 7 Haziran günü, Kudüs işgalinin 40. yıldönümü. Bundan tam 40 yıl önce emperyalist Batı'nın coğrafyamızdaki ileri karakolu, tarihe 6 Gün Savaşları diye geçen saldırıyla Kudüs dahil Golan'dan Sina Yarımadası'na kadar olan tüm bölgeyi işgal etti.

Yeni işgal ve işgalciler tarihteki benzerlerinden birçok yönden farklılık arz ediyor. Emperyalist elin; organize bir şekilde Avrupa, Rusya, Asya, Afrika'dan toplanan insanlarla, yerli sakinleri yok ederek, sürerek oluşturdukları ilk örnektir Siyonist varlık. 6 milyon mülteciye rağmen "topraksız halka, halksız toprak" yalanıyla başlatılan işgal ve saldırılar, aynı utanmazlıkla bugün de sürdürülüyor. Siyonist varlık, diğer emperyalistler gibi yönetici "efendi" rolüyle yetinmiyor, katliam ve sürgünlerle Müslüman bir halkı yok etmeyi hedefliyor.

Emperyalist Batı'nın elbirliğiyle oluşturduğu yapıdır Siyonist varlık. Dolayısıyla kendi özgücüyle değil, maddi-manevi sınırsız Batı desteğiyle idameyi hayat ediyor. Milyonlarca mülteci ve binlerce Filistinli esire ses çıkarılmazken bir Siyonist askerin esir edilmesinin Telaviv'den önce Washington'da, Londra'da ve Brüksel'de tepki oluşturmasının nedeni budur.
1967 saldırısının şüphesiz en önemli sonucu birçok peygambere mekân olmuş, 14 yıl boyunca Hz. Peygamber'in ve ashabının kıble olarak kendisine yöneldikleri Kudüs'ün işgaliydi. Hz. Ömer'den itibaren 1099-1187 yılları arası hariç sürekli Müslümanların kontrolünde olan ve coğrafyamızın kalbi konumundaki Kudüs'ün yitirilmesi, biz Müslümanların halinin yansımasıdır.

Ümmet olma bilincini yitirmiş, kaynaklarıyla irtibatını koparmış, kendi değerleriyle üretim yapamayan, her açıdan Batı'nın mukallidi durumuna gelmiş koca İslam dünyasına, konumunu hatırlatan tokattır, işgal altındaki Kudüs.
Temel değerlerini Batı'dan almış İslam dünyasında yaygınlaştırılan ideolojilerin ve ikame edilmiş rejimlerin hiçbir zaman sadra şifa olamayacaklarını, "öze dönüş"ten başka bir çaremizin olmadığını gösteren somut belgedir Kudüs'ün işgali.
Kimliksiz, niteliksiz, bağımlı, ulusalcı orduların 1967 hezimeti; inancın, sahih kimliğin, kararlılığın, adanmışlığın önemini tekrar hatırlatmıştır. Bugün maddi imkansızlıklarına rağmen bir avuç inanmış kardeşimizin; Lübnan'da, Filistin'de emperyalist varlığa daha önce hiç tatmadığı yenilgileri, acıları tattırması bunun en somut örneğidir.

İslami değerlerle 1987'de fışkıran I. İntifada, had bilmezliği alışkanlık edinmişlere, had ve hudutlarını göstermiştir. 40-50 yıldır soykırıma, sürgüne tabi tutulan bir halk, öz değerleriyle buluşunca korku duvarını aşmış, sefalete rağmen başı dik yaşamanın, toprağa tutunmanın ya da şehadetin; sürgünde yaşamaktan daha erdemli olduğu hakikatini örneklemiştir. Artık ibre tersine dönmüştür. Toprağı terk edenler, Filistinliler değil, işgalcilerdir. II. İntifada ve 2006 Temmuz Lübnan Savaşı'nda binlerce işgalci, daha güvenli buldukları bölgelere çekilmiş ya da Filistin'i terk etmiştir.
Kudüs, peygamberlerimizin bize bıraktıkları mirastır. Musa'ya "Sen ve Rabbin gidin savaşın!" diyenler gibi sorumluluğu sadece Filistinli kardeşlerimizin omuzlarına yükleyemeyiz. Dünyanın herhangi bir yerinde varlık, kimlik mücadelesi veren herhangi bir Müslüman, bir yüzünü Kudüs'e dönmek, Kudüs'ün kurtarılması için elinden geleni yapmak zorundadır.

Bu coğrafyada yaşayan Müslümanlar olarak üzerimizde, Siyonist varlığı ilk tanıyan, süreç içerisinde ilişkileri stratejik düzeye çıkaran bir ülkenin mensubu olma onursuzluğunu taşıyoruz. Kudüs'ün esaretinin 40. yılı dolayısıyla iktidara eski söylem ve duyarlılıklarını hatırlatma ihtiyacı duymuyoruz. Sadece fıtri olanı, hak ve adalete uygun olan tavrı hatırlatıyor ve Siyonist varlıkla yapılan tüm anlaşmaların iptalini istiyoruz.

Filistinli kardeşlerimiz güçlerinin üzerindeki bir yükü omuzlamış durumdalar. Her gün büyük bedeller ödeyerek karış karış, santim santim Aksa'yı, onurumuzu, değerlerimizi savunmaktalar. Bizler de bu onurlu mücadelede onların yanında olduğumuzu tekrar hatırlatıyor ve kurtarılmış Kudüs'te Allah'a hamd edeceğimiz güne kadar bu mücadelede yer alacağımızı ilan ediyoruz.
Hülya Şekerci
Özgür-Der Genel Başkanı
Dünya Bülteni
