İşgalci Yerleşimciler Batı Şeria’da Filistinlileri Kuşatıyor

İşgalci Yerleşimciler Batı Şeria’da Filistinlileri Kuşatıyor

Batı Şeria’nın B Bölgesi’nde yasa dışı karakollar kuran işgalci yerleşimciler, Filistin köylerini baskınlar, tehditler ve saldırılarla kuşatıyor.

Batı Şeria’nın Ramallah yakınlarındaki Hirbet Ebu Fellah köyünde bir evin güvenlik kamerası, karşı tepede kurulan yasa dışı yerleşimci noktasından gelen maskeli işgalci yerleşimcilerin baskınını kaydetti. Görüntülerde, ellerinde sopalar bulunan maskeli kişiler evin çevresine koşuyor, bazıları taş atıyor, bazıları ise giriş kapısını kırmaya çalışıyor.

Saldırının yaşandığı sırada evde yalnız bulunan Meliha el-Ömeri Abbasi, dört çocuğuyla birlikte büyük korku yaşadığını anlattı. Abbasi, çocukların ağladığını, bağırdığını ve korkudan titrediğini belirterek, “Arka odaya saklandık ve kapıyı kilitledik. Ne olacağını bilmiyorduk. Çitin üzerinden atlayıp içeri girmelerinden korktum. Eşimi ve ulaşabildiğim herkesi aradım” dedi.

Abbasi’ye göre köylülerin yardıma gelmesinin ardından İsrail ordusu da bölgeye ulaştı. Ancak aileyi korumak yerine, yardıma gelen köylülere göz yaşartıcı gazla müdahale edildi. Abbasi, “Ordu bize böyle yardım etti; evin avlusuna gaz bombası attı” ifadelerini kullandı. Olayın ardından evin çevresine yüksek demir çitler, dikenli teller ve ağır demir kapılar yerleştirildi. Abbasi, “Ev artık günün 24 saati hapishane gibi kapalı” dedi.

Hedef: Filistinlileri B Bölgesi’nde Kuşatmak

Söz konusu saldırılar, Batı Şeria’daki B Bölgesi olarak bilinen ve Oslo Anlaşmaları’na göre sivil idaresi Filistin yönetimine ait olan bölgelerde yaşanıyor. Bu alanlar, Batı Şeria’nın yaklaşık yüzde 22’sini oluşturuyor ve yüzlerce Filistin köyü ile tarım arazisini kapsıyor.

Ancak son yıllarda işgalci yerleşimciler, bu bölgelerde yasa dışı karakollar ve çiftlikler kurarak Filistinlileri topraklarından uzaklaştırmaya çalışıyor. Yerleşimci grupların dağıttığı bildirilerde, Oslo Anlaşmaları’nın iptal edilmesi ve A ile B bölgelerinde yerleşimlerin genişletilmesi çağrısı yapılıyor.

İşgalci yerleşimci hareketinin önde gelen isimlerinden Elişa Yard ve benzeri aktivistlerin, tepelerde yasa dışı karakollar kurduğu, stratejik noktaları seçtiği ve bağış kampanyalarıyla kaynak sağladığı belirtiliyor.

Netenyahu’nun Çifte Oyunu

Haberde, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun bir yandan B Bölgesi’ndeki yerleşimci faaliyetlerine sözde karşı çıktığı, diğer yandan sahada bu faaliyetlerin sürmesine izin verdiği vurgulanıyor.

Netanyahu’nun kabine toplantısında, Avrupa’dan gelen yaptırım baskılarına işaret ederek B Bölgesi’ndeki

İşgalci Yerleşimciler Batı Şeria’nın B Bölgesi’nde Filistinlileri Kuşatıyor

Batı Şeria’nın B Bölgesi’nde Filistin köyleri, işgalci yerleşimcilerin yasa dışı karakolları, silahlı baskınları ve sistematik saldırılarıyla hedef alınıyor. Bölge halkı, evlerinin hapishaneye döndüğünü, tarım arazilerine ulaşamadığını ve İsrail ordusunun saldırıları engellemek yerine çoğu zaman işgalci yerleşimcileri koruyan bir tutum sergilediğini belirtiyor.

Batı Şeria’nın Ramallah yakınlarındaki Hirbet Ebu Fellah köyünde bir evin güvenlik kamerası, karşı tepede kurulan yasa dışı yerleşimci noktasından inen maskeli işgalci yerleşimcilerin baskınını kaydetti.

Görüntülerde, ellerinde uzun sopalar taşıyan maskeli kişilerin eve doğru koştuğu, birinin yerden taş alarak evin bahçesine attığı, başka kişilerin ise giriş kapısını kırmaya çalıştığı görülüyor. Kameralardan biri, saldırganlardan birinin yaklaşmasıyla birlikte kayıt yapmayı durdurdu.

Saldırı, 19 Mart günü saat 15.27’de, gün ortasında gerçekleşti. Köy sakinleri, benzer baskınların aynı gün köyün farklı bölgelerinde de yaşandığını, bazı saldırıların güvenlik kameraları ve cep telefonlarıyla kaydedildiğini aktardı.

“Çocuklar Korkudan Titriyordu”

Saldırı sırasında evde yalnız bulunan Meliha el-Ömeri Abbasi, dört çocuğuyla birlikte büyük korku yaşadığını anlattı. Abbasi, çocuklarının ağladığını, çığlık attığını ve korkudan titrediğini belirterek şunları söyledi:

“Arka odaya saklandık ve kapıyı kilitledik. Ne olacağını bilmiyorduk. Çitin üzerinden atlayıp içeri girmelerinden korktum. Eşimi ve ulaşabildiğim herkesi aradım. Sonunda köylüler geldi, ardından ordu da geldi.”

Abbasi, İsrail ordusunun saldırgan işgalci yerleşimcilere müdahale etmek yerine yardıma gelen Filistinlilere göz yaşartıcı gazla saldırdığını söyledi.

“İşgalci yerleşimciler kaçtı. Ordu ise bizi kurtarmaya gelenlere gaz bombası attı. Bize böyle yardım ettiler; evimizin avlusuna gaz attılar.”

Aile, saldırının ardından evin çevresine yüksek demir çitler, dikenli teller ve ağır demir kapılar yerleştirmek zorunda kaldı. Demir kapılar kilitlerle sabitlendi. Abbasi, “Ev artık günün 24 saati hapishane gibi kapalı” ifadelerini kullandı.

B Bölgesi Hedefte

Saldırıların yaşandığı alan, Oslo Anlaşmaları’na göre sivil idaresi Filistin yönetimine ait olan B Bölgesi içinde yer alıyor. Bu bölge, Batı Şeria’nın yaklaşık yüzde 22’sini oluşturuyor ve 440 kırsal yerleşim ile geniş tarım alanlarını kapsıyor.

Ancak son yıllarda işgalci yerleşimciler, B Bölgesi’nde yasa dışı karakollar ve çiftlikler kurarak Filistinlileri kuşatmaya başladı. Bu karakolların bir kısmı boşaltılsa da kısa süre sonra yeniden kuruluyor.

Yerleşimci gruplar tarafından sinagoglarda dağıtılan bildirilerde, Oslo Anlaşmaları’nın iptal edilmesi, A ve B bölgelerinde yerleşimlerin genişletilmesi çağrısı yapıldı. Bu çağrıların, sahada yürütülen yasa dışı yerleşim faaliyetleriyle paralel ilerlediği belirtiliyor.

İşgalci Yerleşimcilerin Planı: Aşamalı Kontrol

İşgalci yerleşimci gruplar, stratejik tepelerde yasa dışı noktalar kuruyor, bağış kampanyalarıyla kaynak topluyor ve bölgedeki Filistin köylerini çevrelemeye çalışıyor.

Batı Şeria’daki yasa dışı çiftliklerin ve karakolların, özellikle açık alanları kontrol altına almak için kurulduğu ifade ediliyor. Bu yöntemle Filistinli çoban topluluklarının birçok bölgede topraklarından uzaklaştırıldığı aktarılıyor.

Son dönemde işgalci yerleşimcilerin odağının B Bölgesi’ne kaydığı belirtiliyor. Bu bölgede Filistinliler sivil idare hakkına sahip olsa da İsrail ordusunun güvenlik kontrolü gerekçe gösterilerek işgalci yerleşimcilerin saldırılarına alan açtığı ifade ediliyor.

Netanyahu’nun Çifte Politikası

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, bir yandan B Bölgesi’ndeki yasa dışı yerleşim faaliyetlerine karşıymış gibi konuştuğu, diğer yandan sahada bu faaliyetlerin sürmesine izin verdiği belirtiliyor.

Netanyahu’nun kabine toplantısında, Avrupa’dan gelen yaptırım baskılarına işaret ederek, “Bu yüzden Avrupalılardan yaptırım yiyoruz” dediği aktarıldı. Netanyahu’nun, A ve B bölgelerinde yerleşimlerin genişletilmesine ilişkin sorular yönelttiği, ancak sahada işgalci yerleşimcilerin faaliyetlerinin engellenmediği vurgulanıyor.

Avrupa Birliği dışişleri bakanları, kısa süre önce işgalci yerleşimci örgütlerinden bazılarına yaptırım uygulanmasını kararlaştırdı. Buna rağmen İsrail hükümeti içinde Oslo Anlaşmaları’nın iptalini savunan çevrelerin etkisi artıyor.

Yasa Dışı Karakollar Boşaltılıyor, Sonra Yeniden Kuruluyor

“Barış Şimdi” hareketinden Yonatan Mizrahi, Netanyahu’nun çifte oyun oynadığını belirtti. Mizrahi’ye göre bazı yasa dışı karakollar boşaltılıyor ancak ordu ve polis ayrıldıktan kısa süre sonra aynı noktalara geri dönülüyor.

Mizrahi, İsrail yönetiminin gerçekten istemesi halinde bu karakolları tamamen kaldırabileceğini belirterek, “Bu mümkün. Ancak İsrail devleti, B Bölgesi’nde kademeli genişlemeye karar vermiş durumda. Bu yıllardır sessizce yürüyordu. Şimdi ise tamamen açık hale geldi” değerlendirmesinde bulundu.

Filistin Konut Projesi İşgalci Yerleşimci Saldırılarıyla Durduruldu

B Bölgesi’ndeki işgalci yerleşimci şiddetinin en dikkat çeken örneklerinden biri, Turmus Ayya köyü arazisinde planlanan Filistin konut projesi oldu.

Filistinli UCI şirketi, 120 dönümlük alanda 94 evlik bir proje başlattı. Proje, şehirden çıkmak ve daha sakin bir bölgede yaşamak isteyen orta sınıf Filistinli ailelere yönelikti. Şirketin satışları kısa sürede büyük ilgi gördü ve arazilerin önemli bölümü yaklaşık 10 gün içinde satıldı.

Ancak proje alanının yasa dışı yerleşim noktalarına yakın olması, işgalci yerleşimcilerin saldırılarını başlattı. İşçiler sahaya gidip yolları ve arazi sınırlarını belirlemeye başladığında saldırılar yoğunlaştı.

74 Baskın ve Saldırı Belgelendi

Filistinli şirketin açtığı davada, 2019 yazından 2022 yazına kadar proje alanına yönelik 74 ayrı baskın ve saldırı belgelendi.

Bu saldırıların 26’sında iş makineleri, çalışma ekipmanları ve altyapı zarar gördü. Bazı iş makineleri ateşe verildi, bazı ekipmanlar tahrip edildi. 19 olayda ise işçiler, arazi satın alan Filistinliler ve projeyi incelemeye gelen müşteriler saldırıya uğradı.

Bazı saldırılarda yaralanan kişiler hastanede tedavi görmek zorunda kaldı.

“Araplara Ölüm” Sloganlarıyla Saldırdılar

Arazi satın alanlardan Arafat Tahan, 26 Haziran 2022 sabahı çocuklarıyla birlikte satın aldığı araziyi görmek için bölgeye gittiğini anlattı.

Tahan, maskeli işgalci yerleşimcilerin taşlarla saldırdığını ve “Araplara ölüm” sloganları attığını söyledi. Aracına binerek çocuklarıyla birlikte bölgeden uzaklaşmaya çalıştığını belirten Tahan, saldırganların araca taş atmayı sürdürdüğünü ifade etti.

Saldırıda aracın ön camı kırıldı, Tahan yüzünden yaralandı. Daha sonra Kudüs’teki Şaare Zedek Hastanesi’ne kaldırılan Tahan’ın yüzünde, burnunda ve göz çukurunda kırıklar tespit edildi. Tahan ameliyat edildi.

Tahan, hastaneye ulaştığında İsrail polisini aradığını ve saldırıya ilişkin ifade vermek istediğini söyledi. Ancak polisin hastaneye gelmeyi reddettiğini, kendisinden Binyamin polis merkezine gitmesini istediğini aktardı.

Tahan, yaşadığı saldırının ardından projeden vazgeçtiğini belirterek, şirketten parasını geri istediğini söyledi.

“Bölgeyi Ordu Değil, İşgalci Yerleşimciler Kontrol Ediyor”

Yaşananlar, bölgede fiilî kontrolün İsrail ordusu ya da polisinden çok işgalci yerleşimcilerin elinde olduğunu ortaya koyuyor.

Filistinli şirket, saldırıların ardından İsrail Yüksek Mahkemesi’ne başvurdu ve ordu ile polisin bölgede düzeni sağlamasını talep etti. İsrail ordusu, çalışmaların devam etmesini sağlayacağına dair taahhütte bulundu. Mahkeme de bu taahhüdü kabul ederek başvuruyu reddetti.

Ancak sahada şiddet devam etti ve daha da arttı. İşgalci yerleşimciler proje alanının yakınına yeni bir yasa dışı karakol kurdu ve buradan saldırılar düzenledi. İsrail ordusu ise güvenliği sağlayacağını söylemesine rağmen şirketten çalışmaları durdurmasını istedi.

Sonunda Filistinli şirket projeden çekilmek ve müşterilerine paralarını iade etmek zorunda kaldı.

18 Milyon Şekellik Dava

Filistinli şirket, yaklaşık 18 milyon şekel değerinde tazminat davası açtı. Dava, İsrail ordusu, İsrail polisi ve saldırılarda rol aldığı belirtilen bazı işgalci yerleşimcilere karşı açıldı.

Dava dosyasında adı geçen kişiler arasında, tepelerde yasa dışı yerleşim faaliyetleriyle öne çıkan Elişa Yard ve faaliyetleriyle dikkat çeken Amishav Milat da bulunuyor.

İsrail devleti, mahkemenin tazminat ödenmesine hükmetmesi halinde söz konusu işgalci yerleşimcilerden yargılama masraflarını talep edebileceğini bildirdi. Ancak saldırılara ilişkin şikayetlerde polisin etkili adım atmadığı, bazı kişilerin ifadeye çağrılsa da sürecin sonuçsuz kaldığı belirtiliyor.

Bu dava, Filistinlilerin işgalci yerleşimci saldırıları nedeniyle İsrail ordusu, polisi ve saldırganlar aleyhine tazminat davası açabilmesi açısından emsal teşkil edebilir.

“Oraya Gidersek Bize Saldırırlar”

Turmus Ayya’da yerel meclis üyesi Yasir Alkam, proje alanına gitme talebine korkuyla karşılık verdi. Alkam, “Allah korusun, oraya gitmeyelim. Sizin canınızdan da kendi canımdan da korkarım. İşgalci yerleşimciler bizi görür görmez saldırır” dedi.

Alkam’ın aracı, daha önce zeytin hasadı sırasında işgalci yerleşimcilerin saldırısını belgeleyen görüntülerde kullanılmıştı. O saldırıda, köylüler zeytin toplarken maskeli ve sopalı işgalci yerleşimciler tarafından hedef alındı.

Saldırı sırasında 53 yaşındaki Afaf Ebu Aliya başından sopayla darbe aldı ve beyin kanaması geçirdi. Bu olayda İsrail polisi, yasa dışı yerleşim noktalarından birinde yaşayan 24 yaşındaki Ariel Dahari adlı kişiye ulaştı ve hakkında milliyetçi saikle ağır saldırı suçlaması yöneltildi.

Zeytin Ağaçları Söküldü, Köylüler Tarlalarına Gidemiyor

Alkam, köyün işgalci yerleşimci karakollarıyla çevrelendiğini ve halkın tarım arazilerine gitmekten korktuğunu söyledi.

Zeytin ağaçlarını işaret eden Alkam, bazı ağaçların tamamen kuruduğunu belirtti. İşgalci yerleşimcilerin ağaçları kökünden söktüğünü, çiftçilerin topraklarına ulaşamadığını anlattı.

Alkam, daha önce tek bir çadır olarak başlayan yasa dışı bir yerleşim noktasının zamanla büyük bir komplekse dönüştüğünü ifade etti. İlk başta çadır kurulduğunu, ardından bina yapıldığını, daha sonra yeni yapılar ve bir otobüs getirildiğini söyledi.

Alkam, bu kişinin elinde M16 tüfek bulunduğunu ve köy halkını korkuttuğunu belirtti.

“Bu Fiilî İlhaktır”

Alkam, yaşananların açık bir ilhak süreci olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu fiilî ilhaktır. Aşamalı bir ilhak. Yavaş yavaş ilerliyorlar. Sonunda bütün Batı Şeria’yı kontrol altına almak istiyorlar. Dünyanın burada yaşananlara müdahale etmesi gerekiyor.”

Alkam, köy sakinlerinin büyük bölümünün Amerikan vatandaşlığı taşıdığını, bu nedenle ABD’nin Kudüs’teki büyükelçiliğine defalarca başvurduklarını söyledi. Buna rağmen kendilerine henüz ciddi bir dönüş yapılmadığını ifade etti.

Zeytin hasadı sırasında kaydedilen saldırı görüntülerinin büyük yankı uyandırdığını ancak sahadaki durumu değiştirmediğini belirtti.

Smotrich’in Hedefi: Oslo’yu Bitirmek

İsrail Maliye Bakanı ve Savunma Bakanlığı içinde yetkileri bulunan aşırı sağcı lider Bezalel Smotrich, daha önce partisinin aktivistlerine yaptığı konuşmada Oslo Anlaşmaları’nı sona erdirme hedefini açıkça dile getirdi.

Smotrich, seçimlerden sonra kurulacak hükümette yer almaları halinde “lanetli Oslo Anlaşmaları’nı iptal etmeyi”, “egemenlik yoluna girmeyi” ve Gazze ile Batı Şeria’dan göçü teşvik etmeyi hedeflediklerini söyledi.

Filistinlilere göre bu hedef, insanları doğrudan zorla kamyonlara bindirmek yerine hayatı dayanılmaz hale getiren bir baskı ve korku politikasıyla uygulanıyor.

B’Tselem: Bu Devlet Politikasıdır

İsrailli insan hakları kuruluşu B’Tselem Genel Direktörü Yuli Novak, saldırıların yalnızca bireysel işgalci yerleşimci şiddeti olarak görülemeyeceğini söyledi.

Novak, Filistinlileri topraklarından çıkarmayı hedefleyen bu şiddetin, İsrail devlet politikasının ve ordunun tam dahlinin sonucu olduğunu ifade etti.

Novak, “İnsanlar her an silahlı sivil milislerin gelip kendilerine saldıracağından, topraklarını ve evlerini ele geçireceğinden korkarak yaşıyor” dedi.

Köylüler: Bunlar Çete, Mafya

Hirbet Ebu Fellah sakinlerinden Saad Şuman, köylerinin etrafında kurulan yasa dışı karakolları göstererek işgalci yerleşimcilerin halkı korkuttuğunu söyledi.

Şuman, “Bunlar suçlu, bunlar mafya. Canımıza zarar vermek ve toprağımızı almak için geliyorlar. Koyunlarımızı, keçilerimizi çalıyorlar; ağaçlarımızı kırıyorlar, evlerimizi yakıyorlar” dedi.

Şuman, iki gün önce iki işgalci yerleşimcinin köy okulunun yakınına araçla geldiğini ve sokakta park halinde bulunan araçlara ateş açtıktan sonra kaçtığını anlattı.

“Söz Başka, Sahadaki Gerçek Başka”

Şuman, İsrail ordusunun Batı Şeria’daki komutanlarından birinin işgalci yerleşimci saldırılarını “Yahudi terörü” olarak nitelendirmesine rağmen sahada hiçbir şeyin değişmediğini söyledi.

“Konuşmak başka, sahadaki gerçek başka. Burada ordu işgalci yerleşimcilerle iş birliği yapıyor ve bizi korumuyor” diyen Şuman, B Bölgesi’nde yerleşim bulunmaması gerektiğini hatırlattı.

Şuman, İsrail’in imzaladığı anlaşmalar ve dünyaya verdiği sözlere rağmen köylerinin kuşatma altında olduğunu söyledi.

Ekonomi Çöktü, Araziler Değerini Kaybetti

İşgalci yerleşimci saldırıları, Filistin köylerinde ekonomik hayatı da ağır şekilde etkiliyor. Şuman, daha önce köyde bir dönüm arazinin yaklaşık 80 bin dinar, yani 110 bin dolar değerinde olduğunu, ancak işgalci yerleşimcilerin gelmesinden sonra bu değerin tamamen silindiğini söyledi.

“Bu tehlike altında kim burada arazi satın alır?” diyen Şuman, köy halkının hem güvenliğini hem de geçim kaynaklarını kaybettiğini ifade etti.

Köylüler, tarım arazilerine ulaşamadıkları için zeytinliklerin kuruduğunu, hayvanların çalındığını, evlerin yakıldığını ve günlük hayatın sürekli saldırı tehdidi altında geçtiğini aktarıyor.

Batı Şeria’da Sessiz İlhak

Batı Şeria’nın B Bölgesi’nde yaşananlar, sahada ilerleyen bir sessiz ve fiilî ilhak süreci olarak değerlendiriliyor.

İşgalci yerleşimciler, yasa dışı karakollar, silahlı baskınlar, tarım arazilerine saldırılar ve ekonomik kuşatma yoluyla Filistin köylerini hedef alıyor. İsrail ordusu ve polisi ise saldırıları engellememekle, bazı durumlarda işgalci yerleşimcilerin önünü açmakla suçlanıyor.

Bölge halkına göre amaç açık: Filistinlileri korku, baskı ve şiddet yoluyla topraklarından uzaklaştırmak ve Batı Şeria’yı adım adım işgalci yerleşimcilerin kontrolüne sokmak.

Not: Makalede yer alan ifadeler yazara aittir; TevhidHaber’in yayın politikasını yansıtmayabilir.