İDO…İDO…/İDO ile Felsefe

İDO…İDO…/İDO ile Felsefe
İDO! Bu yazıyı “kendim“ için yazıyorum. Biz, yani hafta sonları oturduğumuz semte tutuklu kalan Maltepe, Kartal/Pendik/Erenköy/Bostancı halkı. İDO'nun bizi cumartesi günleri mağdur ettiğini, mahkum ettiğini, sınırladığını düşünüyoruz.

Mesela, CRR'deki kültürel etkinlikler yalnız Avrupa yakası halkı düşünülerek mi yapılmaktadır? Cevabınız elbette hayır ise o zaman hafta içi deniz otobüsleri ile gayet kolay ve telaşsız olan ulaşımın hafta sonu Anadolu yakası için zor filan değil düpedüz imkansız bahsinde “seyr” ettiğini İDO yetkililerine bu defa buradan yazılı olarak ifade ediyorum .

Ne kadar imkansız olduğunu şöyle izah edeyim.Rasim Özdenören Bey için BSF'de (Beyoğlu) bir program düzenlenmişti.Hafta sonu ancak Bakırköy tarafına gidebileceğimi biliyordum ama…Program Beyoğlunda idi.Yolun kahrını çekmeye razı düştüm yola.Yanıma kızımı da alarak.Anadolu yakasından Beyoğlu'na ne kadar sürede gittik dersiniz?Giderken yol iki buçuk saat sürdü.Esas sürpriz dönüş yolundaydı.O gün maç olduğu için tam dört saat on beş dakikada evimize vasıl olabildik.Rasim Özdenören ihtimal Ankara'dan gelirken bizden daha az yorulmuştu.

Hafta sonu programımızı biz Anadolu yakalılar İDO'nun bize çizdiği güzergah üzerinden yaşamaya mahkumuz desem abartmış olmayacağım. Mesela İstanbul TÜYAP fuarına davet edildiğimde verdiğim cevap şu.Beylikdüzündeki organizasyona ulaşmam için bir gün önceden orada bir otelde kalmam gerekiyor.Ama Bursa kitap Fuarı için hiç öyle bir sorun yok.Sabah saat on civarında Evimden çıkıp saat 14 gibi programa katılıp en geç saat 19 gibi evime dönmem mümkün.

Öyle bir ulaşım düşününüz ki yaşadığınız şehre değil civar şehirlere daha kolay vasıl oluyorsunuz. Mesela Balıkesir'e, Bursa'ya.

Pazar günleri Deniz otobüsü seferlerinin olmayışını anlamam biraz daha kolay. Fakat cumartesi günleri iki yakayı bir araya getirmek için en hayırlı,en kısa,en telaşsız yol olan Bostancı-Kabataş hattının tatil edilmesini anlamam mümkün değil.Üstelik Başbakan tarafından üç bakanın görevlendirildiği İstanbul trafiği için en ehven çözüm, İDO seferiyle hal olacakken, hafta sonu mahkumiyetine katlanmak hiç mümkün değil.

Bütün yollar “çalışmalar” nedeniyle kapalı. Deniz bomboş.

Radyodan CRR etkinliklerini aktaran programları duydukça biz Anadolu yakalılar nasıl bir hoş oluyoruz.Zaten İstanbul'un taşı toprağı kültür.Hangisine gideceğimizi, yetişeceğimizi bilemezken…

Öyle ya aynı haftaya rast gelmiş İbni Sina sempozyumu ve Muhiyiddin İbn el Arabi sempozyumu meraklılarını fena halde kararsız bırakırken “ulaşımsızlık” belimizi büküp Anadolu yakasına haps ediyor.

İDO yetkililerine arz ediyoruz. Lütfen ama diyoruz. Lütfen.

Kalite belgesine aday olan İDO'nun hafta sonlarımızı daha katileli geçirmemizi temin etmesini istiyoruz. Çok şey mi istiyoruz?

Her yerde felsefe var…

Evet bu hafta her yerde felsefe var. Konya'da ilk defa Sadreddin Konevi sempozyumunun düzenlemesini heyecanla karşıladığımı sizlerle paylaşmak istiyorum. İstanbul'da İbn el Arabi, Konya'da Arabi'nin öğrencisi Sadrettin Konevi üzerine tebliğler sunulacak. Son Konya seyahatimde Konevi türbesinin metruk görüntüsünü unutmamı sağlayacak bir sahiplenme içine girer inşallah Konyalılar.Çünkü üzülerek göndüm ki,Konevi hazretleri, Konya'da tanınmıyor. Tanınmıyor deyince halkı kast etmediğimi söylememe gerek yok zannederim.

Yargı ile iktidar çatışmalarının yeniden alevlendiği, safların sıkıştığı bir zamanda ben nelerden bahsediyorum?!.Sanat ve felsefe kişilerin esneklik kapasitelerini arttırır.Esneklik ile omurgasızlığın bir alakasının olmadığının altını bir defa daha çizelim. Kişiliği ve kimliği ne olursa olsun; ilkeli, ancak esnek düşünen insanlara ihtiyacımız var. Bu bakımdan İbn Sina ve İbn el Arabi ve Sadrettin Konevi sempozyumlarından nasibini alanlardan olalım inşallah.

İbn El Arabi sempozyumuna katılacak olanların özellikle Sadık Yalsızuçanlar'ın “Gezgin” romanını okumalarını tavsiye ediyorum. Roman İbn El Arabi ile İbn-i Rüşd'ün “karşılaşma” sıyla başlıyor.”Gezgin”in ağzından çıkan “evet” ile onaylandığını düşünen İbn Rüşd'ün birkaç saniye sonra yine “Gezgin”in ağzından çıkan “hayır” ile sarsılışı.Muhakak okumalısınız:”İlahi esinle bana bildirilen bu iki kelimedir,”evet ile hayır” la başlar boyunlarından ayrılır,ruhlar bedenlerinden uçurulur.”

Muhakkak okumalısınız dediysem zinhar yanlış anlaşılmasın.Felsefeye meyli olanları kastediyorum.Yoksa abur-cubur okumalar ile kendini muhkem okuyucu sananlara değil davetimiz.

yenişafak

Bu yazı toplam 390 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar