Haliç Kongre Merkezi’nde iftar arası siyaset!

Önceki akşam AK Parti İstanbul İl Başkanlığı"nın Haliç Kongre Merkezi"nde verdiği ve artık “geleneksel” hale gelen “iftar”ındaydım... Taha Genç"in çok güzel okuduğu Kur"an-ı Kerim ve “ezan”dan sonra iftarlarımızı açtık.

Açış konuşmasını “ev sahibi” olarak İl Başkanı Aziz Babuşçu yaptı... Aziz Babuşçu, daha çok “birlik ve beraberlik” vurgusu yapan sözler sarf etti.

ÖNCE İNSAN

Ardından Başbakan Tayyip Erdoğan aldı sözü... Mısır"dan Suriye"ye, Irak"tan Filistin"e hemen her “dış konu”ya değindi... “Taksim Gezi eylemleri”nden CHP"ye, “Çözüm Süreci”nden PKK ve “Akil İnsanlar Heyeti”ne kadar hemen hemen “gündem”deki bütün konulara temas etti...
Özetle dedi ki;
l “Bizim için insan, önce candır. Bizim için insan, önce Yaradan"ın bu dünyadaki en mükemmel, en şerefli varlığıdır, eseridir. Dikkatinizi çekiyorum; derisinin rengi, dili, kültürü, gelenekleri önemli değil, etnik kökeni, inançları önemli değil. İnsan, önce candır, önce insandır. Biz, bizim dışımızdakilere hep bu nazarla baktık bakıyoruz.”
l “Türkiye ekonomisi, dış politikasıyla güçlü bir ülkedir. Ama Türkiye"yi asıl güçlü yapan, farklılıkları bir arada toplaması özelliğidir. Farklılıkları her zaman bir zenginlik olarak gördük. Farklılıkların bir arada yaşayabilmesinin en temel şartı birbirine saygıdır. Fakat bu hoşgörü ve saygı, şiddete dayalı olan bir şekilde değildir. Bu ülkede 76 milyonun her bir ferdi istisnasız olarak insan olmaktan kaynaklanan özgürlükleri kullanabilmelidir.”
l “Çoğunluk olmak, azınlığı yok saymak anlamına asla gelmez, kimseye de bu hakkı vermez. Demokrasi, esasen, insanları, başkalarının özgürlük alanlarına müdahale etmeyecek şekilde, bir arada, birbirine saygılı ve hoşgörülü şekilde tutabilmek için vardır. Çoğunluk, çok olma avantajını kullanarak, azınlığa dayatmalarda bulunamaz. Ancak azınlık da, elindeki güçlere güvenerek, çoğunluğa istikamet çizme, çoğunluğa dayatmalarda bulunma hakkına asla sahip olamaz.”
l “Sizlerle bu anlamlı gecede bir şeyi özellikle paylaşmak isterim; bilesiniz ki güçlü bir Türkiye"yi dünya pek istemiyor. Türkiye"nin güçlü olmasını istemeyen güçler var. Ve 10 yıl içinde gücünü 1"e 3 katlayan Türkiye pek çok çevreyi rahatsız ediyor. İçeride ve dışarıda! Bunların hepsi bizim malumumuzdur. Bütün bunlara karşı biz güçlü bir Türkiye"de daha mutlu olacağımızı herhalde bilmemiz gerekir, bunlardan korkmamızın bir anlamı yok. Ama bizi zayıflatma amacı olanlara karşı el birliği halinde olmazsak ülkemizin geleceğine yazık olmaz mı?”

“BİZ, BİRLİKTE TÜRKİYE"YİZ”

l “Mayıs ve Haziran"ı düşünün. Türkiye"nin bu başarılı sıçramayı yaşadığı esnada meydana gelen olayların açıklamasını yapabildiler mi? Bu eylemler zam talebiyle mi yapıldı? Hayır! Bu eylemler, "4 tane ağaç kesildi" diye yapıldı. Eğer İstanbul"da yeşili görmek isterseniz en fazla bu iktidarda göreceksinizdir. Kimse bu konuda bizimle yarışamaz. Bizim yol haritamızda bunlar mevcut. 2 milyar 800 milyon fidan ağaçtan bahsediyorum. Bakıyorsunuz ki malum çevrelerin bu konuda kafası basmıyor. Fidanla ağaçları karıştırıyorlar, bu fidanlar yarın ağaç olacak. Bütün bunlarla beraber ülkeyi yeşillendirme konusunda, Türkiye genelinde dünyayla rekabete girdiğimizde önde gelen ülkelerden bir tanesiyiz.”
l “Bu ülkenin sahibi benim, ben ne dersem o olacak anlayışı, diğer herkese baskıdır, hatta zulümdür. Bu ülkenin sahibi biziz, hepimiz bu ülkenin sahibiyiz, biz birlikte Türkiye"yiz anlayışı ise, demokratik bir anlayıştır, özgürlükçü bir anlayıştır, insani değerlerle, bu toprakların asıl değerleriyle örtüşen bir anlayıştır. Evet biz, hep birlikte Türkiye"yiz.”
l “Her meselede, şiddeti uzakta tutacağız. Her meseleyi, anayasa, yasalar ve değerlerimiz dairesi içinde ele alacağız. Anayasanın, yasaların yetersiz kaldığı, çözümün önünü kapattığı durumlarda, demokrasiyi işleterek, birlikte yaşama kültürümüzü güçlendirecek anayasalar, yasalar inşa edeceğiz. Yeni Anayasa dedik, söz verdik. 177 madddenin 48 maddesinde dörtlü mutakabat var. Diğerlerinde henüz yok.  Madem bu mutakabatı sağladık, bir adım atalım 1 hafta oturalım yoğun bir çalışmayla bu 48 maddeye 26 maddeyi ilave edelim. Bu iş bitsin. Ondan sonra yine devam edelim ama mesafe alalım. Bu 48 maddenin yapılmasıyla ilgili olarak şu ana kadar "biz varız" diyen bir parti çıkmadı. Samimiyseniz şunları halledelim.”

KIRMIZI ÇİZGİMİZ YOK

l “Tutturmuşlar başkanlık sisteminden vazgeçin. Ne olacak vazgeçersek? Bu bizim kırmızı çizgimiz değil. Bizim teklif getirme hakkımız yok mu? Bu konu da burada tartışılsın diyoruz. Ama bunlar böyle konuları tartışmaya korkuyorlar. Bakıyorsunuz eyalet sistemi diyen de var, bölgesel parlamentolar da var. Ama biz başkanlık sistemi gibi bir şeyi teklif edince sıkıntı oluyor. Mesele kimin dediği. Tayyip Erdoğan söylerse yanlış, kendilerinden biri söylerse doğru. Kusura bakma, millet ne derse doğrudur.
l “Akil insanlar diye bir proje koyduk. Beyefendiler rahatsız oldular. "63 kişi mi akil insan?" Bu ülkede hakikaten karşılığı olan insanlardan bir seçme yaptık. Bunu yaparken de bunlardan ibarettir demedik. Toplumun nabzını alalım dedik. Nabız dinlediler, bize raporlarını sundular sağolsunlar. Bazı yerlerde, onlara çirkin ifadeler kullananlar da oldu... Bize 2,5 ay sonra raporlarını sundular. Şimdi biz onların üzerinde çalışıyoruz. Buna göre yolumuzu çizmiş olacağız.”

GEZİ PARKI"NDA SOHBET

l “Geçtiğimiz günlerde gazeteler de yazdı... Mamak"ta bazı evlerin kapılarına çok çirkin yazılar yazıldı, bunları yazanların kanlı bir terör örgütü mensupları olduğu ortaya çıktı. Türkiye"nin her yerinde bu oyunlar oynanmak isteniyor.  Biliyorsunuz, Gezi Parkı"nda dün bir düğün oldu, düğünün arkasından kara maskeliler; meydanlarda; sokaklarda cirit attılar... Bunun zeminini hazırlamak, şu güzelim ülkemizde yanlış değil mi? Buna ne gerek var? Ben de Cumartesi akşamı Üsküdar"da bir parktaydım. Vatandaşlarla oturduk sohbet ettik, çay içtik. Yakında inşallah Gezi Parkı"nda da sohbet ederiz. Gençliğimizin en güzel günleri orada geçti. Belediye başkanlığımda nikah kıydım orada. Bunları bilmezler tabii! 76 milyon olarak bu tuzaklara karşı çok dikkatli olmalıyız. Bizim aramıza fitne sokup buradan çıkar elde etmeye çalışanlara bu imkanı tanımayalım.”
l “Hatay"da hâlâ kaşıyorlar, durmuyorlar. Dün, maalesef yine aynı şeyleri yaptılar ama biz bunlara fırsat veremeyiz. Kusura bakmasınlar bu yanlışları yapanlara gereken cevabı vermek zorundayız. Türkiye"de her kesimin şüphesiz sorunları var. Biz hükümet olarak bu sorunların tamamının farkındayız. Çözmek için elimizden geleni yapıyoruz.”
Konuşma, elbette uzun... Ben, sizlere özetini sunmaya çalıştım...

AK PARTİ"NİN OYU VE!

Başbakan, konuşmaya başlamadan önce, “yakın kurmayları” ile ayaküstü sohbet ettim... Hem hal-hatır sordum, hem de “gidişat” hakkında bilgi almaya çalıştım...
“AK Parti"nin oy durumu” için, “iyi” dediler ve eklediler; “Gezi Parkı olaylarında yükselişe geçen oy oranı, şimdi çok daha iyi!”
Ya “Egemen Bağış"ın Beyoğlu Belediye Başkanlığı"na aday olacağı”na dair haberler?..
“Aslı yok” dediler,
“Hepsi kurmaca!.. Egemen Bağış, kendisine hangi görev verilirse, o görevi lâyıkıyla yapmaya çalışır. Bunun dışında yapılan her haber, bir dedikodudan ve fitne çıkarma amacından başka bir şey değildir.”

FOTOĞRAFI YAKINDA ÇIKAR

İftar yemeğinde, “gazeteci arkadaşlar” da vardı... “Mustafa Sarıgül"ün, CHP"den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı"na aday gösterilip, gösterilmeyeceğini” sordum... Ki, aralarında “Sol”dan meslektaşlar da vardı...
Dediler ki;
“Aralarında Mustafa Koç, Aydın Doğan ve Mustafa Sarıgül"ün de bulunduğu işadamı, siyasetçi ve medya patronlarının, eski siyasetçi Hüsamettin Özkan"ın Beykoz Konakları"ndaki evinde bir araya geldiği yönündeki haberler doğrudur... Geç saatlere kadar devam eden toplantılarda, yeni bir oluşum ya da yeni bir yol haritası üzerinde durulduğu ve Sarıgül"ün adaylığının masaya yatırıldığı bilgisi de yalanlandı ama gerçektir.
O toplantıya bazı isimler katılmamış olabilir ama toplantı doğrudur.
Yakında, o toplantının fotoğrafları ortaya çıkarsa, hiç şaşırma!”

SARIGÜL TEMKİNLİ

İyi de;
Mustafa Sarıgül, niye doğrulamıyor veya neden yalanlamıyor bu haberleri?
Uzun zamandır görüşemediğimiz Mahmut Övür, “Ben bunları Sabah"ta yazdım” dedi ve yazdıklarını şöyle özetledi:
“Mustafa Sarıgül"ün hâl⠓Ben CHP"-den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayıyım” dememesi sadece CHP tabanından değil, her kesimden ciddi tepki topluyor... Sanıyorum bu beklenti daha fazla cevapsız kalmayacak. Çünkü geçtiğimiz Cuma günü, Sarıgül, Türkiye Demokrasi Hareketi"nin il ve ilçe başkanlarına İstanbul Maslak"taki Sheraton Oteli"nde bir iftar verdi.
O iftara katılanlara göre,
“Sarıgül, Şişli"ye veda etti.”
Peki, karar ne zaman açıklanacak?
TDH"lılara göre önümüzdeki günlerde açıklanacak.
İstanbul seçimleri bu kez gerçekten farklı olacak... Yeni siyasi aktörlere ve yeni siyasi dengelere yol açabileceği gibi siyasi yok oluşlara da neden olabilecek.
Bu nedenle Sarıgül, riskleri aza indirmek için temkinli adım atıyor. O adımlardan biri de Gülen Cemaati"yle ilişki. Kulislerde denilen şu;
“Sarıgül, cemaate, cemaat de Sarıgül"e sıcak bakıyor.”
Mahmut Övür, kendisine ulaşan “kulis bilgileri”ne de dayanarak bunları yazıyor ama, “Fethullah Gülen Hocaefendi Cemaati” bu tür dedikoduları bugüne kadar doğrulamadı.
Ama, yalanlamadı da...
Dolayısıyla;
Bu tür “Cemaat-Sarıgül ittifakı” söylentileri de, pekal⠓dedikodu” ya da “fitne” amaçlı olabilir.
Bana kalırsa;
Mustafa Sarıgül kadar, “Cemaat”ten de bir açıklama yapılıp, bu haberler doğrulanmalı veya yalanlanmalıdır!
Çünkü, sıkıyor artık!..
.........
Yazacak başka konular da vardı... Ama ben, Başbakan Erdoğan"ın konuşmasının “onlardan daha önemli” olduğunu düşündüğüm için, konuşmadan pasajlar vermeyi tercih ettim...
Diğer konuları da, yeri geldikçe sizlere aktarırım inşallah.
“İftar"da siyaset”i yeteri kadar gördük, bugünlük bu kadar yeter.

 

Niye “içki-sigara kullanmayın” demiyorlar?
Bu “Gezi Zekalı”lar var ya, hemen her gün “talimat” yağdırıyorlarmış “yoldaş”larına...
Meselâ diyorlarmış ki;
“Devlet bankalarından paranızı çekin!..
Büyük mağazalardan alışverişi kesin!..
Taksilere ve hatta otomobillere binmeyin!”
O niye?..
Çünkü efendim, “Hükümet”; bankalardan, mağazalardan, taksi ve otomobillerden büyük paralar kazanıyormuş!.. Taksi ve otomobillere binmek yerine “bisiklet” kullanılmalıymış...
İyi ki, “kağnı”ya binin, dememişler...
Bu talimatı öğrenince anladım ki;
“3. Boğaz Köprüsü”ne karşı çıkan “Gezi Zekâlı”ların “bisikletli protesto”su da, bu talimatlar yüzündenmiş!..
Demek oluyor ki, bunlar tam “Gezi Zekâlı”dır... Baksanıza; ne yaparlarsa yapsınlar, hep "başkalarının aklı” ile hareket ediyorlar, hiç “kendi zekâları”nı kullanmıyorlar... Tabiî, varsa!..
İşte bu “Gezi Zekâlı”lar, bankaları, mağazaları, taksileri ve otomobilleri saymışlar da, merak ettim; niye “içki ve sigara kullanmayın!” dememişler... Öyle ya; “Benzin”den çok kazanan Hükümet, “içki ve sigara”dan çok kazanmıyor mu?.. O halde, niye “içki kullanmayın” demiyorlar?.. Herhalde “ayyaş” olduklarından!..

yeniakit

Bu yazı toplam 532 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar