Gizlice Hamile Kalan Açıkça Doğurur
Dünyada rezil olmak da ahirette rezil olmaktan daha hafiftir...
Halid Tafeş*
Wikileaks belgeleri tüm dünyada gürültüye yol açtı ve etkisi dünyanın her yerinde basın-yayın organlarında ve devletler, kurumlar ve cemaatler düzeyinde yetkililerin dilinde yankılanmaya devam ediyor. Sırların ortaya dökülmesi karşısında bazıları bu belgeleri yalanlama yarışını sürdürüyor.
Bu tavırlar şaşırtıcı değildir. Çünkü Allah'ın rahmet ettiği çok az kişi hariç- insanoğlunun yapısında gizli şeylerin ortaya dökülmesi, gerçeklerin açığa çıkması ve bu durumun yol açtığı şok karşısında inkar etme ve yalanlama vardır. Fakat "gizlice hamile kalanın açıkça doğuracağını" bilmezler.
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in eşi, bir an için gerçeğin ortaya çıkacağını görmezden geldi veya Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e bildirenin Allah tebâreke ve teâlâ olduğunu unuttu. "Hani Peygamber, eşlerinden birine gizli bir söz söylemişti. Ama o, onu (bir başkasına) haber verince ve Allah da bunu ona (Peygamber'e) açıklayınca, o bunun bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. O (Peygamber), ona (hanımına) bunu haber verince: "Bunu sana kim bildirdi?" dedi. O da dedi ki: Bana, ilim sahibi ve her şeyden haberdar olan (Allah) bildirdi." (66/et-Tahrim/3)
Fakat o, Allah ondan razı olsun, inkar etme ve yalanlama yoluna başvurmadı. Bilakis, Allah azze ve celle'nin "Eğer ikiniz Allah'a tevbe ederseniz (iyi edersiniz); çünkü kalpleriniz kaymıştır" (66/et-Tahrim/4) buyruğu gereği hemen tövbe ve istiğfar yolunu seçti.
Dünyada inkarı ve yalanlamayı tercih edenler, aynı işi Kıyamet günü Allah tebâreke ve teâlâ'nın huzurunda da tekrarlamaya yeltenirler. Bu işin, kendisine hiçbir şey gizli kalmayan Allah azze ve celle'nin katında onlara yarayacağını zannederler.
Dünyada "siyaset sanatı" ve "diplomasinin zirvesi" olarak adlandırdıkları yalan ve aldatmacanın ancak dünyada onları övgüyle anan akılsız basit insanları aldatabildiğini bilmezler. O sefihler ahirette "Derler ki: "Rabbimiz! Biz efendilerimize ve büyüklerimize itaat ettik onlar da bizi yoldan saptırdılar" (33/el-Ahzâb/67) derler. Fakat ne zaman? Pişmanlığın artık hiçbir fayda vermediği zaman...
İlahi adalet mahkemesindeki utanç verici hallerine bakın! "Sonra: "Rabbimiz olan Allah'a yemin olsun ki, biz Allah'a ortak koşanlar değildik" demekten başka bir kaçamak bulamazlar. Bak! Kendileri hakkında nasıl yalan söylediler." (6/el-En'âm/23-24) Bu derece yüzsüzlük yaparak müşrik olmadıklarına dair yeminler ederler. Kimin huzurunda? Nefeslerini, amellerini, gizli ve aşikar her şeylerini tek tek sayan Allah azze ve celle'nin huzurunda...
İlahi adalet mahkemesinde yalan söylemeye cüret edecek kadar yüzsüz olanlar, dünyada yetkili bir konumdayken; ellerinde medya organları ve alimler, daha da ötesi yalan ve uydurma sanatının şeytanları varken ne yaparlar?! "O gün Allah, onların tümünü diriltir, size yemin ettikleri gibi O'na da yemin ederler ve kendilerinin bir şey üzere olduklarını sanırlar. İyi bilin ki, onlar yalancıların tâ kendileridir." (58/el-Mücadele/18)
Allah tebârake ve teâla, bu hastalıklı nefislerin inkarcı ve yalancı yapısını önceden bildiği için onlara kendilerinden çirkin fiillerine şahitler getirir. "Bugün ağızlarını mühürleriz ve kazanmakta olduklarını elleri bize söyler, ayakları da şahitlik eder." (36/Yâsîn/65), "Derilerine: "Bizim aleyhimize niye şahitlik ettiniz?" derler. Onlar da derler ki: Bizi, her şeyi konuşturan Allah konuşturdu." (41/Fussilet/21), "Siz kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin aleyhinize şahitlik edeceğini (düşünüp onlardan) sakınmıyordunuz. Aksine yaptıklarınızın çoğunu Allah'ın bilmediğini sanıyordunuz." (41/Fussilet/22)
Allah azze ve celle "Bu şekilde her kentin suçlularını orada hile yapsınlar diye ileri gelen kimseler kıldık. Onlar gerçekte ancak kendilerine hile yapmaktadırlar ama bunun bilincinde değiller." (6/el-En'âm/123) buyururken, Arap ülkelerindeki ve İslam dünyasındaki birçok liderin Wikileaks sitesinin ortaya çıkardığı bu fiilleri işlediğine nasıl inanmayalım? Allah tebâreke ve teâla, "Onlar "baş üstüne" diyorlar. Senin yanından ayrıldıklarında ise içlerinden bir grup geceleyin senin söylediklerinden ayrı hesaplar kuruyorlar. Allah onların geceleyin kurdukları hesapları yazıyor. Sen onlara aldırma ve Allah'a güven. Allah vekil olarak yeter" (4/en-Nisâ/81) buyurarak onların atalarının kalplerinden geçenleri ortaya koyarken nasıl inanmayalım?
Hatta onlar, sırlarının ortaya çıkmasından korkuyorlardı. "Münafıklar, kendileri hakkında kalplerinde olanları kendilerine bildirecek bir surenin indirilmesinden çekiniyorlar. De ki: Alay edin. Şüphesiz Allah sizin çekindiğiniz şeyi ortaya çıkaracaktır." (9/et-Tevbe/64)
Bu tür insanlar ancak kötülüğü emretmeyi ve iyiliği yasaklamayı, günah ve düşmanlıkta birbirleriyle yardımlaşmayı bilirler. "Bazısı bazısındandır; kötülüğü emrederler, iyilikten alıkoyarlar." (9/et-Tevbe/67)
Furkan Savaşı'nda işgalin cinayet aletleri erkek-kadın ve çocuk demeden Gazze'de yaşayan halkımızı ezip geçerken onların "Gelin de Heniyye'nin leşlerini seyredelim" demesini işitip nasıl inanmayalım? Bu onların güvenlik güçlerinin şehitleri, yaşlı insanlar ve çocuklar için söylediğidir!!
Onlar Filistin halkının liderlerinden Said Sıyam'ın ve Nizar Reyyan'ın şehit oluşuna sevinerek oynayıp ve helva dağıtırken nasıl inanmayalım? Belki bazıları bunun doğru olmadığını öne sürebilir. Ben de diyorum ki, bu konudaki rivayetler mütevatirdir. Çevresindekiler tarafından İbni Taşfin'den yardım istememesi yönünde uyarılan El-Mu'temed bin Abbad'ın "Koyun çobanlığı benim için domuz çobanlığından daha sevimlidir" dediğini hiç duymadılar mı?
Şüphesiz dünya utancı ahiret utancından daha hafiftir.
Dünyada rezil olmak da ahirette rezil olmaktan daha hafiftir.
"Yarın kimin kendini beğenmiş yalancı olduğunu bilecekler." (54/el-Kamer/26)
"Şüphesiz bunda kalbi olan yahut kendini vererek kulak asan kimse için bir öğüt vardır." (50/Kâf/37)
* İslami Direniş Hareketi (Hamas) milletvekili
