Genelkurmay'dan Küçük'e cevap yok

Genelkurmay'dan Küçük'e cevap yok

Ergenekon operasyonu kapsamında tutuklu bulunan emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün Genelkurmay'a dilekçe yazarak hakkında askeri soruşturma açılmasını istemesi üzerine gözlerin çevrildiği ...


Ergenekon operasyonu kapsamında tutuklu bulunan emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün Genelkurmay'a dilekçe yazarak hakkında askeri soruşturma açılmasını istemesi üzerine gözlerin çevrildiği Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliği’nden halen söz konusu dilekçeye bir cevap verilmediği öğrenildi.


Emekli Tuğgeneral Veli Küçük, halen Kanada’da yaşayan gazeteci Tuncay Günay’ın 2001’deki ifadesinde yer alan "Veli Küçük Paşa ile Kuzey Irak’a silah götürdük. Bir bölümünü PKK’lı Cemil Bayık’a teslim ettik" iddiası üzerine Genelkurmay Başkanlığı’na başvurarak konuya ilişkin soruşturma açılmasını istemiş, dilekçesinde "En geniş şekilde ifademi alın" demişti. Ancak aradan geçen yaklaşık iki haftalık süre içerisinde Veli Küçük'e ilgili makamlardan herhangi bir cevap gelmedi. Küçük'ün bu yolla kendisine sahip çıkılmasını istediği, aksi halde bildiklerini anlatacağı tehdidinde bulunmuş olabileceği de iddia ediliyor.
KARANLIK NOKTALARI ‘O’ BİLİYOR
Bildiği her şeyi askeri soruşturma kapsamında anlatacağını ifade eden Veli Küçük, Susurluk’un "sır generali" olarak biliniyor. Küçük, TBMM Susurluk Araştırma Komisyonu'na ifade vermeyi reddetmiş, böylece pek çok husus gizli kalmıştı. Bunların başında ise "Yeşil" geliyordu. TBMM Susurluk Raporu’nda "Yeşil'in sözünü dinlediği ve emir aldığı tek kişi" olarak gösterilen Veli Küçük’ün konuşması halinde Susurluk'ta gizli kalmış bütün noktalar aydınlanırken, halen kayıp olan Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım'ın Susurluk kazasından bu zamana kadarki faaliyetleri, kimlerle çalıştığı gibi pek çok bilginin de gün ışığına çıkacağı kaydediliyor.
EMNİYET'E VERDİĞİ BİLGİLER DETAY İÇERMİYOR
TBMM Susurluk Araştırma Komisyonu'nun davetini kabul etmeyerek ifade vermeyen emekli Tuğgeneral Veli Küçük, Susurluk'la ilgili bildiklerinin biri kısmını yıllar sonra Ergenekon operasyonu kapsamında gözaltına alındığında anlattı. Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nde Susurluk kazasını kendisine haber veren kişinin uyuşturucu kaçakçısı Sami Hoştan olduğunu söyleyen Veli Küçük'ün verdiği kısıtlı bilgiler şöyleydi:
ÖLEN "ÇATLI" OLABİLİR DİYE DÜŞÜNDÜM
“O zaman Giresun Bölge Komutanı idim. Sami Hoştan telefonla aradı. Susurluk’ta bir kaza olduğunu, Sedat Bucak’ın araçta bulunduğunu, ölenler olduğunu söyledi. Balıkesir Emniyet Müdürü olan Nihat Camadan'ı aradım. Hüseyin Kocadağ'ın aynı araçta olduğunu, bir bayanın öldüğünü belirtti. Adının sonradan Gonca Us olduğunu öğrendiğim bayanı tanımıyordum. Kazada Mehmet Özbay isimli bir şahsın da öldüğünü söyledi... Bu şahsın Abdullah Çatlı olabileceğini, ona göre dikkatli olması yolunda uyarıda bulundum. Zira olaydan bir ay kadar önce Doğu Perinçek tarafından, Abdullah Çatlı’nın Mehmet Özbay kimliği ile dolaştığı yolunda TBMM Başkanlığı’na bir dilekçe verdiğini basından biliyorum. Meclis Başkanı’nın, işlem yapılması için bu dilekçeyi İçişleri Bakanı’na gönderdiğini biliyorum. Sedat Bucak’ı sorduğumda yaralı olduğunu belirtti. Ben Sedat Bucak’ın aşiretini Urfa yöresinden biliyorum.”
"BUCAK'LA İLGİLENMELERİNİ RİCA ETTİM"
“Bu aşiret özellikle PKK ile mücadelede, devletin denetim ve kontrolünde PKK ile büyük bir mücadele verdi. Bu olay herkes tarafından bilinir ve takdir edilir. Bucak’ın mümkün olduğu kadar en yakın hastaneye kaldırılması ricasında bulundum. Hatta İstanbul’dan da yardım için gelecekler olacağını söyledim. Fakat kaza yerine gitmeleri için kimseye, herhangi bir şey söylemedim. Nedeni ve değerlendirmem, bana telefon eden Sami Hoştan’ın gidebileceğini tahmin etmemdendir. Benim Abdullah Çatlı’nın cesedini almak üzere Sami Hoştan’ı gönderdiğim söylendi. Oysa ben, genel kolluk kuvvetlerinin bir mensubu olarak böyle bir olayda ceset verilmeyeceğini bilmekteydim. Benim Susurluk’taki kazayla ilgim ve alakam bu kadardır.”
KÜÇÜK’ÜN RİCASI
Susurluk kazasından hemen sonra Veli Küçük’ün dönemin Balıkesir Emniyet Müdürü Nihat Camadan'ı arayarak, "Kazada ölen Mehmet Özbay bizim adamımız, cenazesini almak için birini gönderiyorum" dediği de öne sürülmüştü. Küçük’ün, Çatlı’nın cenazesini almak için Susurluk’a Sami Hoştan'ı gönderdiği, ayrıca kazadan yarım saat sonra Balıkesir Emniyet Müdürü'ne, “Kazada ölen Mehmet Özbay (Abdullah Çatlı) çalışanımızdır. Tutanaklarda ismi geçmezse iyi olur” ricasında bulunduğu iddia edilmişti.