"GEL HÜSEYİN OTUR"

"GEL HÜSEYİN OTUR"

Emniyetçi Orakoğlu: "Tuğgeneral Cingöz ve Hizbullah Lideriyle beraber yemek yedik."

Sabah Gazetesi'nden Ecevit Kılıç'ın, eski Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı Bülent Orakoğlu'yla yaptığı röportajın ilgili bölümü:

- Hizbullah'i gerçekten Ergenekon mu yönlendiriyordu?

Ergenekon'un naylon terör örgütleri kurma gibi bir stratejisi var. Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu'nun Cem Ersever'le ilişkisi zaten biliniyor. Hizbullah ile bu güçlerin ilişkisinin tanığıyım.

Ben Hatay Emniyet Müdürü'yken, İl Alay Komutanlığı'na Vicdan Başaran'ın atanması nedeniyle Adana Bölge Komutanı Tuğgeneral Temel Cingöz, kente geldi. Üçümüz yemeğe gittik. Yemek sırasında uzun boylu birisi hep ayakta duruyordu. Koruma zannettim. Ben de "Temel Paşa, bu arkadaş neden ayakta duruyor, o da yemek yesin" dedim. Temel Cingöz de "Gel otur Hüseyin" dedi. Tabii Hizbullah operasyonundan sonra o adamın Hüseyin Velioğlu olduğunu öğrendik. Velioğlu'nun Beykoz'daki operasyonda öldürüldüğüne inanmıyorum.

- Neden?
Hüseyin Velioğlu'nun bir özelliği dikkatimi çekmişti; polis veya asker çağırdığında hemen önünü ilikliyor, çok saygılı davranıyordu. Böyle birisinin polise ateş açacağına inanmıyorum. O çatışma mizansendi. Büyük olasılıkla başka yerde öldürüldü; oraya getirildi.

Bir de imkânı yok Velioğlu'nun o kadar kısa sürede örgütün arşivini ve bütün parasını İstanbul'a taşımasına. Burada önemli bir şey daha var; Ergenekon Hizbullah'ı kullanırken hemen medyada koruma duvarı oluşturuyor. Mesela ben Hizbullah'la ilgili bir açıklama yaptığımda hemen hedef olurum. Ama bir yazar bu örgüt aleyhine 4-5 kitap yazmıştır, ama asla hedef olmamıştır.
Aksine Hizbullah Basın Bürosu denen bir yer başkalarıyla ilgili tehdit açıklamalarını bu yazara gönderiyor.

Bülent Orakoğlu'nun bahsettiği yazar Mehmet Faraç... Aynı zamanda Cumhuriyet Gazetesi yazarı olan Mehmet Faraç, Hizbullah'la ilgili pekçok kitap yazdı. Ancak Faraç, Hizbullah'ın derin yönüne hiç girmedi. Hizbullah da Faraç'ı hiç hedef almadı. Hatta Orakaoğlu'nun dediği gibi tehdit mektupları dahil çeşitli bilgileri Faraç'a verdi. Faraç da bu bilgilerle kitaplarının sayısını artırdı.

Sabah - 06.04.2009

EDİTÖR NOTU: Bu tür iktibas haberleri yayınlamamız bazı ziyaretçilerimizin bizi  yanlış anlaşılmalarına ve tek taraflı yayın yaptığımız iddiasına sevk etmektedir, bu sebeble geçen hafta yayınladığımız "Hizbullah Bomblarına Yalanlama" başlıklı Doğru Haber Gazetesi'nde yayınlanan röpartaja ulaşmak için TIKLAYINIZ.

Son olarak; Ergenekon davası ile ilgili bilgi ve belgeler neredeyse havada uçuşmaktadır. Hal böyleyken elbet vicdan ve muhakeme karşısında masum ile mücrim birbirinden ayrılacaktır. Mazlumen katledilmiş her insanoğlunun kanının Allah katında mesuliyet getirdiğine iman ettiğimiz gibi ispatı oluşmadıkcada her zanlının masumiyeti esasınada inanan bireyleriz. Bu meyanda; "Müctehidlerin dahi hata yapması muhtemelken" bilinçli yada bilinçsiz attığımız her adımda da hata payı olabileceğini göz ardı etmemeyi hem kendimize hemde kardeşlerimize acizane tavsiye ediyoruz. Edep çerçevesini aşmadan pozitif tarzlarıyla bizleri uyarmaya çalışan kardeşlerimize (Aynı istikamet de fikir mutabakatı sağlamamış olsak da) içten teşekürlerimizi sunuyoruz. Ne mutlu ki birbilerini dikkate alan ve birbilerini düzeltmeye çalışan müminler topluluğu hâla yaşamaktadır...Yayın stratejimizin birinci dereceden reyting esaslı olmadığını da ayrıca meraklılarına arz ediyoruz!