Furkan Zaferi Ve Mavi Marmara
Verdiği direniş mücadelesine Furkan Zaferi diyen Hamas da direnişle aziz oldu. Savaş sona erdi ermesine de ambargo devam ediyordu.
Mehmet Özcan
Gazze, siyonist israil'in uyguladığı ağır ambargo altında inim inim inliyordu. Bir cumartesiydi, tarih 27 Aralık 2009" siyonist katil israil'in fosfor bombalar kullanarak yerle bir ettiği Gazze'de 1500 şehid verilmiş, 6 bin civarında insan da yaralanmıştı. Şehid ve yaralıların yüzde doksanı sivildi ve üstelik çoğunluğunu çocuk, kadın ve yaşlılar oluşturuyordu. siyonistin tankı topu, savaş uçağı, helikopteri, saldırı gemileri varken ve her türlü teknolojik silah ve techizata sahipken, Kassam mücahitlerinin ne tankı ne topu, ne de savaş uçağı ve helikopteri vardı. Yalnızca, iman ettikleri rablerinin yardımı onlarlaydı ve de çelik gibi yüreklere sahiplerdi"
Savaş 22 gün sürdü. israil, terörist vahşi saldırısıyla adına dökme kurşun dediği savaşla rezil oldu. Verdiği direniş mücadelesine Furkan Zaferi diyen Hamas da direnişle aziz oldu. Savaş sona erdi ermesine de ambargo devam ediyordu. Arada bu zulmün sona erdirilmesini isteyen ülkeler çıksa da, İslam âlemiyle savaş halinde olan haçlı zihniyetli Amerika ve Avrupa'dan çıt çıkmıyordu.(Hala da çıkmıyor.) Ama 1,5 milyon insanın hapsedildiği Gazze için bir şeyler yapılmalıydı. Ve oturup karar alındı; gemilerle Gazze'ye yardım götürülecek ve böylelikle ambargo da delinmiş olacak. Zaten uluslar arası sulara girilen Akdeniz'de israil'in müdahale etme hakkı da yoktu. Ancak yine de israil kural tanımaz bir çete rejimiydi, her şey beklenmeliydi"
Dünyanın birçok yerinden duyarlı çoğunluğu Müslüman olmak üzere Hıristiyan, hatta Yahudiler bile yardımlar topladılar ve gemilerle yola çıktılar. Türkiye'den de İHH öncülüğünde Müslüman toplumların birçok duyarlı ferdi/gönüllüsü bu kutlu yolculuğa çıktı. Amaçları israil'in ambargosu altında olan Gazze'ye yardım götürmekti. Ama daha uluslar arası sulardayken terörist israil'in saldırısına uğradılar. Bu vahşi ve de korsan saldırıda 9 Türkiyeli Müslüman şehid edildi. Gemidekilerin ellerinde ateşleyici silahları yoktu ama tıpkı Filistinli kardeşleri gibi taşları ve de sapanları vardı. Ve direndiler, müthiş bir kahramanlık sergilediler. siyonist iki askeri esir bile aldılar. Gemide yaşatılan israil vahşetini canlı olarak izlettiler ve tüm dünyaya kurşunlara karşı durmanın ve şehadetin ne olduğunu gösterdiler. Sonra gemiler Aşdod limanına çekilerek yolcular gözaltına alındı. Ancak Türkiye hükümetinin kararlı ve sert ültimatomuyla 24 saat içinde tüm Gazze âşıkları aktivistler, yine Türkiye'nin gönderdiği uçaklarla Türkiye'ye getirildi.
Peki, olayın müdahale boyutunda Türkiye ne yaptı?.. Vatandaşları saldırı altındayken müdahale etmedi, sadece etkin bir diplomasi yolunu seçti. Ama Türkiye'nin üyesi olduğu Nato'nun müdahale etmemesi büyük bir suçtu, kuruluş amacına ve ilkelerine da ters düşüyordu. Çünkü üyesi bir ülkenin vatandaşları hem de uluslararası sularda katlediliyordu. Ancak böylesi bir durum Afganistan için tam tersiydi. Nato Amerika'nın işgal isteğine güle oynaya evet demiş, binlerce sivilin katledilmesinde bizzat rol alarak siyonist israil'den farklı olmadığını kanıtlamıştı.
Sonuç olarak Mavi Marmara yolcuları, gazileri ve şehidleri belki Gazze'ye kendi elleriyle yardımları teslim edemediler ama tüm dünyayı siyonist israil'e karşı ayağa kaldırarak amaçlarına ulaştılar. Türkiye'nin İstanbul, Ankara, Diyarbakır gibi daha birçok şehrinde yüzbinlerce insan sokaklara, meydanlara inerek katil israil'i lanetledi, intikam yeminleri etti.
Ayrıca dünyanın birçok bölgesinde binler, onbinler ve hatta milyonlarca insan meydanlara inerek katil israil'i lanetledi, protesto etti.
23. yılını geride bıraktığımız intifada'nın yıldönümünün anıldığı bugünlerde gördüklerimiz, ne siyonist israil'in yaptığı katliamların, ne de mazlum Filistin halkının çektiği ızdırap, acı ve gözyaşlarının son bulmadığını gösteriyor.
İşte Mavi Marmara olayı, siyonist israil'e karşı en büyük intifada hareketi oldu ve böylelikle israil'in yıkılmasına yönelik süreci de başlatmış oldu.
doğruhaber
