Filistin"de Ramazan

Filistin"de Ramazan

Beş yıldır çektiği sıkıntılara seyirci kalan ümmetin başını kumdan çıkarmasını dört gözle bekleyen Gazze halkı, direnmeye devam ediyor

Dünyadaki diğer Müslümanlar gibi arınma, terbiye ve tezkiye ayı Ramazan'ı büyük bir sevinçle karşılayan Filistin halkı, hem işgal rejiminin hem de işgal rejiminin emrindeki Abbas yönetiminin gayri insani tutumları nedeniyle Ramazan'ın manevi havasını gereği gibi teneffüs edemiyor. Filistin halkı bu yıl da mübarek Ramazan ayını takip, tutuklama, işkence, baskı, cinayet, kuşatma, sürgün ve ambargonun maksimum düzeyde devam ettiği bir süreçte idrak etmiştir. Ramazan ayını arınma ve ihya ayı olarak algılayan dünyanın diğer bölgelerindeki Müslümanlardan farklı olarak Filistinli Müslümanlar Ramazan ayını direniş için bir azık olarak görmektedirler. 1948 yılında işgal edilmiş Filistin topraklarıyla Kudüs, Batı Yaka ve Gazze'deki Filistinlilerin Ramazan ayını hangi şartlarda karşıladıklarını paylaşmak istiyoruz.

1948 Yılında işgal edilmiş Filistin topraklarıyla Kudüs'te Ramazan

Siyonist işgalcilerin 1948 yılında işgal ettikleri Filistin topraklarında ve Kudüs'te yaşayan Filistinliler, Ramazan ayını büyük bir coşkuyla karşıladılar. Ama onların bu coşkusuna işgalcilerin uygulamaları gölge düşürdü. Çünkü Ramazan ayı başlamadan kısa bir müddet önce Mescidi Aksa muhafızı Şeyh Raid Salah zindana atıldı. Yine iki ay önce üç milletvekili ile bir bakanın sürgün edilmesi için işgal hükümeti karar aldı. Mescidi Aksa'nın altındaki kazılar bütün hızıyla devam ediyor. Yine Silvan başta olmak üzere Kudüs'ün içinde ve dışındaki birçok bölgede Filistinlilere ait evler yıkılıyor, gasp ediliyor ve mühürleniyor. Bütün bu insanlık dışı uygulamalara karşı çıkan Şeyh Salah gibi liderler ve bu liderlerin izini takip eden Filistinliler ise zindanlara atılıyor. Ramazan'ın ilk gecesinde Mescidi Aksa'yı dolduran Kudüs halkı ilk teravih namazlarını huşu içinde kıldılar. İşgalcilerin bütün engellemelerine rağmen Cuma namazlarını Mescidi Aksa'da kılmaya gayret ettiler. Zindandaki liderlerinin çağrısına "Lebbeyk" diyen Kudüs ve çevresindeki Filistin halkı Mescidi Aksa'da Cuma namazını kılmak için sabah erken saatlerde yollara çıktılar. Bazıları sabah namazını kıldıktan sonra orada kalıp zamanını Kur'an'la geçirmeye başladı. Ramazan ayının direnişlerine direnç kazandığını düşünen Filistin halkı bu ayda daha çok ibadet etmekte, daha çok Kur'an okumakta ve camileri daha çok doldurmaktadır.



Batı Yaka

Batı Yaka'daki Ramazan bu yıl diğer yıllara göre farklı geçiyor. Bu farklılık oradaki durumun olumlu olduğunu ifade etmek için değil, olumsuz olduğunu ifade etmek içindir. Batı Yaka'da işgal rejimiyle koordineli çalışan, onunla güvenlik işbirliği içinde olan güçlerce, direnişe, direniş mücahitlerine ve onları besleyen kurumlara karşı uzun süredir düşman adına büyük bir savaş veriliyor. Abbas milisleri şüphelendikleri veya tanıdıkları Hamas mensuplarını günlük olarak ifade vermeye çağırıyor, tehlikeli bulduklarını zindana atıyor, zindanda her türlü işkenceye maruz bırakıyor. Onun takip, baskı ve işkenceleri öğrenciler, öğretmenler, üniversite hocaları, esnaf, belediye başkanları, meclis üyeleri, imam hatipler, müezzinler, davetçiler ve kanaat önderleri gibi toplumun her kesimine uzanıyor. İşgalcilerin talebi üzerine minarelerden yükselen ezanı kısabilen bir yönetim elbette İslam'ın diğer şiarlarına karşı da savaş açmaktan geri durmayacak. Camileri basan Abbas milisleri, camilerin hürmetini çiğniyor, levhaları indiriyor ve iki caminin kapısına kilit vurmaktan da çekinmiyor. Ramazan ayının bir ihya ve tezkiye ayına dönüşmesini istemeyen Abbas yönetimi işgalcilerden aldığı vekâleti onların arzusu doğrultusunda büyük bir özveriyle yerine getiriyor. Filistin halkını baskı, şiddet, işkence, terör ve zindanla yok edemeyen Siyonistlerle onun Batılı müttefikleri şimdi de Filistin halkını dini değerlerden uzaklaştırmak, oyun, eğlence, müzik, dans ve gece hayatıyla yok etmek istiyorlar. Nitekim Abbas yönetiminin Ramazan ayında Ramazan etkinliği ismi altında müzik ve dans eşliğinde Ramallah şehrinde etkinlik yapması yukarıda ifade ettiğimiz planın sadece bir parçasıdır.

Gazze

Gazze bölgesi Ramazan ayında sevinci ve burukluğu birlikte yaşıyor. Seviniyor, çünkü kendisini idare edenlerin adil kolları arasında kendini bulmuş, bu insanların kuşatma ve ambargoya rağmen kendisine hizmet ettiklerini müşahede ediyor. Ramazan ayının başında başta şehit, yaralı ve esirlerin yakınları olmak üzere Gazze'de durumu çok düşük olan ailelere hem ayni hem de nakdi yardımlarda bulunan Hamas ve Gazze hükümeti, Ramazan ayının ortalarına kadar yedi bir aileyi ziyaret etti. Gazze için gelen yardımları emin ellerle muhtaçlara ulaştırıp bir nebze de olsa sıkıntıları gidermeye çalışıyor.

Ramazan ayının ilk gününde çocuk, kadın, genç ve yaşlısıyla camileri dolduran Gazze halkı Ramazan ayının bereketinden yararlanmaya çalışıyor. Okunan Kur'an halkalarında görülen çocuk ve gençler Filistin davasının geleceğiyle ilgili ipuçları veriyor.

Düşmana karşı direnmenin yolunun iç dinamiklerden geçtiğini bilen Gazze hükümetiyle Gazze halkı bu ayda arınmaya, manevi gücüne güç katmaya, direnişin etrafında kenetlenmeye ve iç dinamiklerini sağlamlaştırmaya büyük bir önem veriyor.

Gazze halkı bu mutlu tabloyu gösterirken, diğer yandan beş yıldır dayatılan ambargonun altında kemiklerinin adeta kırıldığını, Siyonist zindanlarda bulunan yavrularını ziyaret edemediğini, Batı Yaka'da kardeşlerinin zindanlara atılmasını, işgal ordusunun durmadan Gazze semalarında tur atmasını ve istediği yerleri bombalamasını müşahede etmek ise ona hüzün veriyor. Beş yıldır çektiği sıkıntılara seyirci kalan ümmetin başını kumdan çıkarmasını dört gözle bekleyen Gazze halkı, direnmeye devam ediyor.

Filistinli esirler

Ramazan ayında büyük sıkıntılar çeken Filistinli katmanların başında şüphesiz ki Filistinli esirler geliyor. Sayıları on bini aşan Siyonist zindanlardaki Filistinli esirler Ramazan ayını dışarıdaki kardeşlerinin ihya ettiği gibi ihya edememenin sıkıntısını çekiyorlar. Dini, ahlaki ve insani hiçbir değeri tanımayan işgal rejimi, Filistinli esirlere baskı kurmak, morallerini bozmak, maneviyatlarını kırmak için Ramazan'ı da alet ediyor. İftar gelmeden saatler önce basit bir menüden oluşan akşam yemeğini verme, sahurda sıkıntı yaratma, elleri kelepçeli bir şekilde yemek yemeye zorla işgalcilerin Ramazan'daki uygulamalarından sadece bir kaçıdır. Teravih namazını birlikte kılmalarına müsaade etmeyen işgal yönetimi, tek kişilik hücre cezası ile esir yakınlarının ziyaretlerini engelleme politikasını da sürdürüyor.

Her şeye rağmen Ramazan ayının gelmesine sevinen Filistinli esirler, işgal rejimiyle yapılacak bir esir takasıyla dışarı çıkma umudunu yaşıyorlar.