Filistin'de Direnişi Yıldırma Mahkemeleri!

Filistin'de Direnişi Yıldırma Mahkemeleri!

Filistin'deki hangi realiteden bahsediyorlar? Filistin'in realitesi, toprakların ve kutsal mekanların işgal altında olması değil mi? İşgalciye karşı koymak normal değil mi?!

Milletvekili Imâd Nevfel

Batı Yaka'daki çeşitli güvenlik birimlerinin yaptıkları gölgesinde Filistin'deki durumu okuyan düşünce tarzında, önceliklerde, hatta programlarda ve hedeflerde büyük değişiklikler olduğunu hiçbir şüpheye yer kalmayacak şekilde görür.

Örneğin, uzlaşıdan ve uzlaşının yakın olduğundan bahsedildiğinde, ufukta Filistinlilerin birlik ve bütünlüğünü sağlayacak bir anlaşmanın imzalanması belirtileri görülmeye başladığında karşılığında gözaltı operasyonlarında ve ifade vermeye çağırmalarda, Filistin mahkemelerinin Filistinliler hakkında verdiği cezalarda tehlikeli bir tırmanış gözlemliyoruz. Kudüs gazetesinin de yazdığı gibi, Filistinlilere yöneltilen suçlamalar Filistin kanunlarına muhalefet etmek ve Filistin'deki mevcut realiteye karşı kışkırtıcı faaliyetlerde bulunmak.

Filistin'deki hangi realiteden bahsediyorlar? Filistin'in realitesi, toprakların ve kutsal mekanların işgal altında olması değil mi? İşgalciye karşı koymak normal değil mi?! Dünyanın tüm kanunları, ondan da önce tüm semavi dinler toprakları gasbeden işgalciye karşı direnme hakkını onaylamıyor mu?!

Öyleyse, nerede Filistin'deki realiteye karşı kışkırtıcı faaliyetler? Kalkiliya'dan üç vatandaşa Ramallah'ta verilen cezalara bakınca hükmün batıl esaslara dayandığını ve hukuki olmadığını görürüz. Direnişi suç kabul eden veya direnişi desteklemeyi suç sayan hiçbir kanun yok. Bu hükümlerle kastedilenin haklarında hüküm verilen kişilerin bizzat kendileri olmadığını düşünüyorum. Bilakis kastedilen, kesinlikle direnişi yargılamaktır. Çünkü direniş onlara göre kabul edilemez bir proje haline gelmiştir. Programlarından tamamen uzaktır. Direniş, onların çıkarına değildir. Onları hedeflerine götürmez ve planlarını gerçekleştirmelerini sağlamaz.

Bu ve benzeri birçok hüküm verilmiştir. Askeri mahkemeler tarafından mahkum edilen Filistinli vatandaşların sayısı 90'ı aşmıştır. Bu hükümler, uzlaşının gerçekleşmesini isteyen kötü niyetli insanların olduğunu kesin bir şekilde göstermektedir. Değilse, son günlerde Alâ Ziyab, Abdülfettah Şureym, Vecdi El-Aruri, Ziya Muslih, Enes İncas hakkında ve bugün de Ali Şerif Ğanim hakkında verilen mahkeme kararlarının tam da bu vakitte verilmesi nasıl yorumlanabilir?

Direnişi yargılayan bu mahkemelerin verdiği kararların niteliği ve sayısındaki artış gerginliği tehlikeli bir şekilde tırmandırmaktır.

Bu mahkemelerin bağlı olduğu yargı, gerçekten de bağımsız mı? Şeffaf mı? Yoksa belirli kimselerin istekleri doğrultusunda hareket eder hale mi geldiler?!

Bu kararlar, devam etmemesi gereken tehlikeli ihlallerdir. Çünkü devam etmesi halkımızı daha çok bölünmeye ve parçalanmaya götürecektir. Bölünmüşlüğü derinleştirecek ve tek bir halkın evlatları arasındaki uzaklığı ve kopukluğu daha da artıracaktır. Halkımızı bitkin düşüren bu menfur bölünmüşlüğü kalıcı hale getirecektir. Filistin Özerk Yönetimi'nden beklenen kendini gözden geçirmesi, bu kararları iptal etmesi ve elinde tuttuğu tüm tutukluları serbest bırakmasıdır.

Hukuk kurumlarına ve insan hakları örgütlerine düşen görev, hukukun bu şekilde açıkça çiğnenmesine son vermek üzere ciddi olarak çalışmaktır. Çünkü yargılanıp mahkum edilen o kişilere şeffaf yargılamanın en temel esasları dahi uygulanmamaktadır.




fiem