“Filistin için, bir şeyler yapmalıyız”

“Filistin için, bir şeyler yapmalıyız”

Bizler de işgal edilmiş bir toprak parçamız için, kutsal bir mescid için bir şeyler yapmak zorundayız. Hiçbir şey yapmasak en azından Kudüs"ün işgalinin kırkıncı yılı münasebetiyle bu işgali gündeme getirip Yahudilerin zulmünü kınamalıyız.

Bizler de işgal edilmiş bir toprak parçamız için, kutsal bir mescid için bir şeyler yapmak zorundayız. Hiçbir şey yapmasak en azından Kudüs"ün işgalinin kırkıncı yılı münasebetiyle bu işgali gündeme getirip Yahudilerin zulmünü kınamalıyız. Bu konuda yazı yazabilenlerimiz yazmalı, söz gücü olanlarımız bunu kitlelere anlatmalı, hiçbir şey yapamıyorsak yarından itibaren Kudüs"ün işgalini gündeme getirip bütün Müslümanları uyarmalıyız."
Prof.Dr Ahmed AĞIRAKÇA (2)
Filistinliler bedel ödedi, can ve kan kaybettiler. Her yerde yapılan bu katliamların yanı sıra şehid edilenler içinde her biri bir dünyaya bedel yiğit Müslümanlar vardır. Fethi Şikaki"yi, Yahya Ayyaş"ı, Halil el-Vezir"i, Ebu İyad Salah Halef"i, Cemal Mansur"u, Salahaddin Derveze"yi, Cemal Selim"i, Mahmud Ebu Hanud"u ve büyük mücahid Ahmet Yasin ile halefi Prof. Dr. Abdülaziz Rantisi"yi şehid verdik.
İşte bu şehidler için, işgal edilmiş bir toprak parçamız için, kutsal bir mescid için bir şeyler yapmak zorundayız. Hiçbir şey yapmasak en azından Kudüs"ün işgalinin kırkıncı yılı münasebetiyle bu işgali gündeme getirip Yahudilerin zulmünü kınamalıyız. Bu konuda yazı yazabilenlerimiz yazmalı, söz gücü olanlarımız bunu kitlelere anlatmalı, hiçbir şey yapamıyorsak 7 Haziran (yarın) gününden itibaren Kudüs"ün işgalini gündeme getirip tüm Müslümanları uyarmalıyız. Kudüs"e karşı kimse bigane kalmasın"
KUDÜS"Ü YAHUDİLEŞTİRMEK İÇİN OYNANAN OYUNLAR
Kırk yıldır Yahudiler Kudüs"ün doğusunda tek bir Yahudi yokken şimdi de önemli bir kısmında zorbalıkla yerleştiler. İşgalden yirmi gün sonra Kudüs"ün, doğusu ve batısıyla işgal devletinin başkenti olduğunu ilan ettiler. O tarihten beri bu mukaddes şehrin demografik yapısını değiştirip Yahudileştirmek için şehrin haritasını altüst ettiler. O tarihe kadar Müslümanların büyük bir çoğunluğu oluşturduğu şehrin doğusunda İslâmî miras ve kültürü silmeye çalıştılar. Şehrin dışında kalan Yahudi mahallelerini şehrin içine alan bir kararla Kudüslü olmayan Yahudileri zorla bu şehrin sakinleri yaptılar. Şehri Yahudileştirme planları çerçevesinde İslâmî vakıflar üzerindeki baskılar ve Müslümanların mallarına el koymak suretiyle tam bir işgal kuvveti zorbalığıyla şehrin her şeyini tersyüz ettiler. Ama bu olup bitenlerin hiçbirisi hukuka uygun olmayıp zulüm örnekleri sergilenerek gerçekleştiriliyordu. İşgalden hemen sonra Yahudilerin yaptığı ilk iş Mescid-i Aksa"nın yanıbaşındaki el-Mağaribe mahallesini işgal ederek orada yaşayan Fas ve Cezayirli mücavir Müslümanların evlerine el koyarak ilk kazı işlerini başlattılar. Diğer Müslümanların ve hatta Hıristiyanların oturdukları ev ve sokakları zorla boşaltarak buralara Yahudi okulları açtılar.
İŞGALE DİRENENLER, TERÖRİST
VEYA MİLİTAN İLAN EDİLDİ
Bütün bunlar yetmiyormuş gibi zulmün en şiddetlisine girişerek işgalden iki yıl sonra Mescid-i Aksa"yı ateşe vererek kısmen tahrip edip Salahaddin el-Eyyubî"nin yadigarı olan minberi ateşe verdiler. Bu saldırıların sonu gelmedi, hâlâ devam ediyor. Kudüs"ün yarası hâlâ kan akıtıyor" Toprakları işgal edilmiş bir halk yok edilmek üzere iken direnip de hakkını aradığı için bunların adı "terörist" veya "militan" olmuştur. Bu sözlerle insafsız ve hatta ahlâktan yoksun olan medya, kamuoyunda onları mahkum edip haksız ve saldırgan göstermeye çalışıyor. Halbuki asıl saldırgan ve terörist olanlar, yüzyıllardır, hatta binlerce yıldır burada yaşayan ve bölgenin asıl sahipleri olan bir halkı ülkelerinden atmaya çalışan gaddar ve zalim Yahudilerdir. Kırk yıldır insan haklarını ihlal eden ve durmadan insanlık suçu işleyen bu maymun ve domuzların torunları, suçlarını ne zaman itiraf edecek veya onlar itiraf etmese bile dünya kamuoyu bu durumu ne zaman anlayacaktır?
TANK VE UÇAKLARA KARŞI TAŞ ATIYORLAR
Taş atmaktan başka imkân ve silahı olmayan bu minik çocuklara en gelişmiş otomatik silahlarla saldıranlar mı militan; yoksa evi yıkılıp da okul kitaplarını evinin enkazı altında arayan o minik çocuklar mı militan ve terörist? Hiçbir güç dengesinin söz konusu olmadığı bu iki kesimin mücadelesi sürecek ama bu şartlar altında sürecek. Bir taraf en mücehhez ordu ve silahlarla saldırıyor, ev yıkıyor, çocuk öldürüyor, kadınlara zulmediyor ve ihtiyarları kurşunluyor; diğer taraf ise kendini savunuyor gibi cılız bir karşılıkla top, tank ve uçaklara sadece taş atabiliyor. Ama faziletli Rachel Corrie hariç hiçbir batılının kılı kıpırdamıyor. Sabra ve Şatilla"da, Cenin"de, el-Halil"de ve Ramallah"ta yapılan katliamlar birkaç kez Lübnan"da tekrarlandı. Diğer taraftan hemen hemen her gün işgal edilmiş toprakların her noktasında küçük büyük çapta yapılan saldırılarla katledilen mazlum Filistinlilerin hukukunu kim koruyacak?
BU TOPRAKLARA UYARICI PEYGAMBERLER GÖNDERİLDİ
Allah bu kutsal toprakların daima salih kimselerin yönetiminde kalmasını irade buyurmuş, fasık ve zorbaların hakimiyetine geçen bu toprakların tekrar peygamberlerin veya peygamber mirasçılarının eline geçmesini istediğinden dolayı sık sık bu bölgeye peygamberler gönderip hep onları uyarmıştır. Hz. Musa"dan sonra gelen ve İsrailoğullarına mensup birçok peygamberin içinde Davut ve ardından Süleyman"ın gelip bu topraklarda Allah"ın şeriatıyla güçlü bir devlet olarak hükmetmelerinin sebebi budur. Davud öncesinde de Allah İsrailoğullarını tekrar küfre karşı cihad etme hususunda imtihan etmiş ve onlara Talut"u hükümdar olarak belirlemişti. Fakat yine itaat etmeyip isyan ederek bu mukaddes topraklar uğruna savaşmaktan kaçınmışlardı. İşte bütün bu olaylar çerçevesinde Davud ve Süleyman (a.s)"dan sonra bu kutsal mekan ve toprakların mutlaka mü"min ve muvahhidlerin yönetiminde olması gerektiğini anlıyoruz. Kâfir ve müşriklerin bu topraklar üzerinde velayet hakları olmamalıdır. Özellikle daha sonra Zekeriyya ve Yahya (a.s)"ı öldüren kitlenin bu topraklar üzerinde velayet hakkına sahip olamayacakları açıktır.
Yahudilerin bu topraklara Hz. Musa zamanında sahip çıkmayıp "Git sen ve Rabbin savaşınız" diyerek bu kutsal mekanları korumaya yanaşmamalarının sonucu ellerinden alınmış, hatta bu fırsat ellerine birkaç kez geçmesine rağmen aynı isyan ve korkaklığı gösterdiklerinden dolayı artık bu mescid ve çevresi hakkında hiçbir sahiplik iddiasında bulunamayacaklarını Cenab-ı Allah onlara defalarca bildirmiştir. Buna rağmen çağımızda dünyayı fesada boğarak Filistin"i işgal edip bunca insanın kanına girmeleri, boşuna günah çıkartma gayret ve ikiyüzlülüklerinden başka bir şey değildir.
KUTSAL MEKANLARA SAHİP ÇIKMALIYIZ
Diğer taraftan Kudüs"ün son ve haklı mirasçıları olan Müslümanların da buradaki mescidi, Hz. Ömer zamanında İslâm toprağı olmasından sonra iki kez başkalarına kaptırmış olmaları salahtan uzaklaşmalarından kaynaklanmaktadır. Yukarıda ifade ettiğimiz şekilde yeryüzüne salih kullar mirasçı olurlar. Fakat salahı kaybedip İslâm"a ve tevhide olan bağlılığı bırakıp yanlış yollara sapınca Allah"ın hikmetiyle bu kutsal mekanlar ellerinden çıkıp Buhtunnassır ve Romalıların eline iki kez geçtiği gibi Müslümanlar zamanında da kendilerinden daha zalim kavimlerin eline geçmiştir. Galiba Haçlı seferleri sırasında ve bu dönemde Mescid-i Aksa"nın, o gün Haçlıların ve bugün Yahudilerin eline geçmesinin hikmeti de Müslümanların İslâm"a olan bağlılıklarını bu iki dönemde de kaybettiklerinden kaynaklanmaktadır.
Böylece kutsal mekanlara salih kullar sahiplenirse kutsallıklarına paralel olarak korunurlar. Temennimiz İslâm dünyasındaki uyanış ve direniş hareketlerinin gittikçe güç kazanması, bu kutsal mekânların tekrar Allah"ın kendilerinden razı olduğu salih kulların eline geçmesidir. Bunun da ilk işaretlerinin görülmeye başlanmış olması bu ümidi daha da arttırmaktadır. İslâm dünyasında gittikçe güçlenen Müslümanlar bir gün mutlaka işgal altındaki bu toprakları kurtaracak ve yeniden salih kimseler ve mü"minler yeryüzüne mirasçı olacaklardır. Korkak ve zillet vurulmuş Yahudilerin Filistin"i boydan boya bölen utanç duvarını yapmalarının sebebi bu toprakların öte tarafında saklanmak içindir. Batı yakasında barınamayacaklarını anladılar da onun için bu duvarı inşa ettiler. Kırk yıldır süren bu işgale hayır demenin tam zamanıdır şimdi. Bütün bir İslâm dünyasında bu suskunluk meş"alelerini yakıp tüm cihana bu işgale son verilmesi ve Kudüs"ün özgürlüğüne kavuşturulması mesajını vermenin zamanıdır. Kudüs için hepimizin yapabileceği çok şey vardır" Bu kırk yıllık işgal sona ermeden İslâm dünyasının başını dik tutması mümkün olamaz."