Filistin Davası ve Sudan Saldırısı
İslam Ümmeti Sahte ve Yanıltıcı Gündemlere Boğulurken, Siyonistlerin Sudan'a Saldırısı Ne Anlama Geliyor ?
Uluslar arası ve bölgesel güçlerin, önceden kurgulanmış ve planlanmış yapay gündemleri İslam ümmetine dayattığı bir dönemde, siyonist rejim savaş uçaklarının Sudan'daki askeri tesislere yönelik gerçekleştirdiği hava saldırısı, asıl ve gerçek gündemlerin ne olması gerektiğini bir kez daha ortaya koydu.
Kuşkusuz ki, Filistinli mücahidlerin siyonist düşman karşısında kazandığı zaferler, bunun yanı sıra siyonistleri her defasında hüsrana uğratan, Gazze'ye saldırmaktan geri adım attıran "direnç" gücü, sadece Gazze'deki mücahidlerin yiğitliği ve fedakarlığı değil, aynı zamanda onların savunma gücünü oluşturan güçlü silah desteğidir...
Eğer bu silah desteği olmasaydı, siyonist düşman karşısında zaferler getiren bir direniş olamayacağı gibi, siyonistlerin Gazze'deki Hamas hükümetini yıkma ve İslami direnişi tasfiye hesapları da çoktan gerçekleşmiş olurdu.
Nitekim siyonist rejim güçlerinin Gazze'ye yönelik gerçekleştirdiği son büyük saldırıdaki hedefleri de buydu. Direnişin "Furkan savaşı" diye tanımladığı 22 Gün süren savaş boyunca siyonist rejim öylesine güçlü bir direnişle karşılaşmıştı ki, hiçbir hedefini gerçekleştiremeden geri çekilme ve ateşkesi kabul etme zorunda kalmıştı.
Bugün Hamas ve Filistin İslami Cihad'ın siyonist düşman karşısında gösterdiği direniş kararlılığı kuşkusuz ki, bu düşmanın gözünü korkutan kendi silah gücünden kaynaklanıyor. 6 yıldır en ağır ambargolarla karşı karşıya kalan Gazze, bir taraftan en temel insani ihtiyaçlarını karşılamakta bile zorlanırken, diğer taraftan siyonist düşmanın en gelişmiş savaş teknolojisine karşı kendi savunma gücünü oluşturabiliyor...
Bugün direnişin elindeki silah gücü, siyonist rejimi füze yağmuruna tutabilirken, siyonistlerin Gazze'ye yönelik savaş ve yıkım tehditleri havada kalıyor. Siyonistleri böylesine ürküten ve geri adım attıran temel faktör de, mücahidlerin siyonist rejime çok güçlü ve sarsıcı bir karşılık vereceği korkusundandır...
Peki, bu silah gücünün kaynağı neresi? Filistinli mücahidler dünyanın en barbar ve canavar düşmanını böylesine etkisizleştirebilen silahları nereden ediniyor?
İşte, siyonist rejim savaş uçaklarının 1.900 km uçarak Sudan'da bombaladıkları Yermuk askeri tesisleri bunun adresini gösteriyor.
Hatırlanacağı üzere, "Furkan savaşı"ndan sonra, göreceli ateşkese rağmen, siyonistlerin Gazze'ye yönelik saldırılarının her defasında hüsrana uğraması, direnişin askeri gücünden kaynaklanmış, son "sarsıcı direniş" sırasında siyonist rejim başbakanı Benyamin Netenyahu, "İran bizi Gazze'den vuruyor. İran'ın organize ettiği uluslar arası terör şebekesi ile karşı karşıyayız" demişti...
Aslında Netenyahu bu konuşmasıyla Gazze'nin direniş gücünün kaynağına işaret etmişti. Gazze siyonist düşmana geçit vermezken, siyonist rejim de bu direnişin arkasındaki dayanakları etkisizleştirmek gerektiğini belirtiyordu; ve ardından Sudan'daki saldırı gerçekleşti...
Nitekim Amerika ve siyonist rejimin tarihin en büyük ortak tatbikatlarını gerçekleştirmesi ve sürekli İran İslam Cumhuriyeti'ne askeri saldırıları gündemleştirmesi de, bu amacı gerçekleştirmeye yönelik planlardı. Düşmana göre, Gazze direnişinin güç kaynakları etkisizleştirilmeden bu direnişi etkisizleştirmek de mümkün olmayacaktı"
Siyonist düşman karşısında direnişi zafere ulaştarabilecek bir savaşın makul ve objektif temelleri vardır; denizden nehire bütün Filistin'in özgürleştirilmesi direniş ve cihaddan geçtiği gibi, bu direniş ve cihadın sürmesi de güçlü bir silah desteğine bağlıydı...
İşte bu silah ihtiyacını karşılayan, bunun için gereken tüm koşulları yerine getiren asıl güç İran İslam Cumhuriyeti'dir. İran kendi ürettiği silahları değişik kanallardan Gazze'ye ulaştırdığı gibi, bunun kalıcı ve sürekli olmasını sağlamak için de Sudan'da bir silah fabrikası kurmuştu. Bu silah fabrikası Filistin direnişi adına gereken askeri donanımı sağlayacak silah ve cephaneleri üretiyordu...
Bu fabrika, İran İslam Cumhuriyeti ile Sudan arasında yapılan askeri bir anlaşma sonucu, Gazze'nin silah ve cephane ihtiyacını karşılamak için kurulmuştu...
Siyonist rejim son saldırı ile bu silah fabrikasını doğrudan hedef edinerek, Gazze'deki direnişin can damarını kesmeye kalktı. Siyonist düşman bu saldırısı ile uğradığı yenilgileri bir şekilde telafi etmek ve kendisine doğrultulan silahların Gazze'ye ulaşmasını önlemek istedi.
Siyonist rejim bu son saldırısı ile Filistin İslami direnişinin kaynaklarını kurutmak isterken, diğer taraftan, Filistin davasını desteklediğini iddia eden birtakım bölgesel ve yerel odaklar da, eş zamanlı olarak İran İslam Cumhuriyeti ve inkılab liderliğine yönelik tahkir ve saldırıları sürdürmekte, İslam Cumhuriyeti ve inkılab rehberliğini dünya Müslümanları nezdinde itibarsızlaştırmak ve yalnızlaştırmak için büyük bir çaba sergilemekte...
İslam İnkılabı Rehberi İmam Hamanei, Filistin İslami direnişinin korunması ve zafere ulaşması için Gazze'nin silahlandırılmasını bizzat yönetirken, "Suud ve Katar rejimlerinin beslemesi birtakım sözde Filistin savunucuları" da İmam Hamanei'nin şahsiyetine saldırmaktan geri durmamakta...
Bu tablo, Filistin davasının hazin serencamını da gözler önüne seriyor.
Ne yazık ki, Filistin davası, Amerika, Suud ve Katar rejimleri ile bunlara bağımlı minberler ve kalemlerin iğrenç propagandaları arasında kirletiliyor.
Suud ve Katar rejimlerinin eteklerini öpenler, Gazze direnişini ayakta tutan asıl güçleri Müslümanlara "düşman" olarak göstermekten geri durmazken, Filistin davası ve şehidlerin kanı da birtakım eller tarafından Riyad ve Doha'da üç kuruşa pazarlanıyor.
Siyonist rejim güçlerinin Sudan'a yönelik bu son saldırısı ilk de değil. Bundan önce de Sudan'a saldırılar olmuş, bir askeri konvoya yönelik gerçekleştirilen hava saldırısında çok sayıda Müslüman şehid olmuştu"
Tarih, Filistin davası için kimlerin kurban olduğunu, kimlerin hangi bedelleri ödediğini yazıyor elbet.
Ve kuşkusuz bu tarih, Filistin için göğüslerini siper edinenlerin fedakarlığını da, birilerinin sahte kahramanlıklarla minberlerden, kürsülerden, gazete köşeleri ve televizyon ekranlarından Filistin'in arkasında duruyor intibaını verme hafifliğini de herkese öğretecektir"
Tarih, ABD Başkanı Obama'nın "İsrail'i ortadan kaldırmak isteyen İran'ın ekonomisini yaptırımlarla felç ettik, enkaza çevirdik, para değerini % 80 düşürdük, petrol üretimini en alt düzeye indirdik" diye nasıl övündüğünü yazarken, Katar ve Suud Petro-dolarları karşılığında "İran Fars-Safevi planları peşinde. İran İslam'ın ve Arapların düşmanıdır" diyen kapı kulu vaizlerin utancını da kaydetmektedir.
Tarih, Filistin üzerinden pirim yapmaya kalkanların sahte şövalyeliklerini kaydederken, Filistin'in özgürleşmesi uğruna tarihin en ağır baskılarıyla boğuşanların çektiği acıları da kaydetmektedir"
Ve yine tarih, tüm bu gerçeklikleri bildiği halde, susanların ve suskunluklarıyla düşmanların azgınlıklarına cesaret verenlerin gafletlerini de yazmaktadır"
Ve tarih tekerrür etmektedir; tabi ki ibret alanlar için"
velfecr
