Erdoğan, Van'da Belgeleri Açıkladı
Başbakan Recep Tayyip Edoğan Van'da seçim mitinginde beklenen belgeleri açıkladı. İnkar politikası olarak nitelediği belgelerin altında İsmet İnönü'nün imzası olduğunu söyledi
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Türkiye'yi kucaklayamayanların bu ülkede hizmet vermesi mümkün değil. Önce 74 milyonu kucaklayacaksın ki buraya hizmet veresin'' dedi.
Erdoğan, partisince Van'da düzenlenen açık hava toplantısında halka hitap etti.
Vanlılara, ''Kardeşler arasında hesaplaşma olmaz, kardeşler arasında helalleşme olur'' diyen Başbakan Erdoğan, AK Parti olarak, bu ülkenin 74 milyon evladının birbiriyle kucaklaşmasını, birbiriyle helalleşmesini istediklerini söyledi.
Siyasetlerinin her zaman kucaklaşmanın, helalleşmenin üzerine bina edildiğini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:
''Biz ayıranlardan, ayrıştıranlardan değil, kucaklaştıran, birleştirenlerden olduk.
Mevlana'nın dediği gibi, bu dünyaya bölmeye, ayırmaya gelmedik, biz bölüneni birleştirmeye, kırılanı tamir etmeye geldik.
3 Kasım 2002'den bugüne kadar, samimiyetle kardeşliğin mücadelesi içinde olduk. Bu yola çıkarken kardeşlik dedik... Biz bu yola çıkarken 'gençler ölmesin' dedik... Biz bu yola çıkarken, samimiyetle, yürekten, 'anneler ağlamasın, babaların yürekleri dağlanmasın' dedik. Elimizi, bedenimizi, vücudumuzu, yüreğimizi taşın altına koyduk. 'Biz bu sorunu çözeceğiz' dedik. 'Kürt sorunu bizim sorunumuzdur, bu sorunu çözeceğiz' dedik. Bunu söylemekle kalmadık, yıllardır acı çektiğiniz, yıllardır anlatamadığınız, yıllardır sağır duvarlardan geri dönen meselelerinize el attık, onları çözdük.''
BELGELER
Elinde tuttuğu bazı belgeleri vatandaşa gösteren Başbakan Erdoğan, Van konuşmasının bu noktada çok önemli olduğunu belirtti.
Erdoğan, şöyle konuştu:
''Şimdi şurası son derece önemli... Bakın ben size burada bazı belgeler göstereceğim... Bu belgeler, tarihe ışık tutan belgeler. Bu belgeler, bu ülkede on yıllar boyunca yaşanan zulmün, baskının, sindirmenin belgeleri. Bu belgeler, Türkiye'de 2002 yılına kadar sürdürülen inkar politikalarının belgeleri.
Belge 1: Bu Bakanlar Kurulu kararnamesi, diyor ki; Bağdat'ta, Necah Basımevi'nde Kürtçe olarak bastırılmış olan kitabın dağıtılmasının ve yurda sokulmasının yasaklanması ve mevcutlarının toplattırılması kararlaştırılmıştır. İmza kim biliyor musunuz? İmza, Reisicumhur İsmet İnönü ve CHP'li bakanlar kurulu. CHP'li bakanların imzası var. Tarih: 4 Ekim 1944... Tabii Sayın Kılıçdaroğlu tabii bunları öğrendi ki yeni bir şey söylüyor. Ne diyor? 'Biz yeni CHP'yiz' diyor ama yeri geldiğinde de 'Biz Türkiye'nin en eski partisiyiz' diyor...
Belge 2: Suriye'de yapılıp yurdumuza sokulan 1763 ve 1764 sayılı Kürtçe plağın yurdumuza sokulmasının ve dağıtılmasının yasaklanması, mevcutlarının toplattırılması kararlaştırılmıştır. 28 Ekim 1944... İmza: Reisicumhur İsmet İnönü ve CHP'li Bakanlar Kurulu.
Belge 3: Hoybuncu Kürtlerinden Haço oğlu Süleyman Haço tarafından yazılarak 1948 yılında Halep'te bastırılan 'Modern Kürt edebiyatından parçalar' adlı kitabın yurda sokulmasının yasak edilmesi ve elde edileceklerin toplattırılması kararlaştırılmıştır. 25 Kasım 1949. İmza: İsmet İnönü. Altta CHP'li bakanlar kurulu üyeleri...
Belge 4: Kürt Fukara Hayır Cemiyeti tarafından 1932 yılında El Cezire'de bastırılan Kürt Fukara Hayır Cemiyeti Nizamnamesi adlı kitabın yurda sokulmasının yasak edilmesi ve elde edileceklerinin toplattırılması kararlaştırılmıştır. 25 Kasım 1949. İmza: İsmet İnönü... Altta CHP'li bakanlar.
Şimdi geliyorum en önemli belgeye...
Belge 5: Ahmet Hani tarafından yazılan ve İstanbul'da Necmi İstikbal Matbaası'nda basılan Memo Zin adlı kitabın yasak edilmesi ve elde edileceklerinin toplattırılması kararlaştırılmıştır. 13 Nisan 1950. İmza: Reisicumhur İsmet İnönü...
Ah benim Vanlı kardeşim... Biz çok acı yaşadık... Biz bu acıları beraber yaşadık... Sen burada, Van'da hangi acıyı yaşadıysan ben İstanbul'da aynı acıyı yaşadım.''
İNKAR POLİTİKALARI
Bu belgelerin, sadece tarihi aydınlatan belgeler olmadığını, aynı zamanda yaşanan dramın, yaşanan acının belgeleri olduğunu ifade eden Başbakan Erdoğan, ''Bu belgeler, bizim dönemimize kadar devam eden inkar politikalarının belgeleri'' dedi.
Başbakan Erdoğan, Mem-u Zin kitabını göstererek, kitabın üzerindeki baskıyı okudu ve sözlerini şöyle sürdürdü:
''İşte fark bu... İşte samimiyet bu... İşte gönülden konuşmak, paylaşmak, kucaklaşmak bu. İşte helalleşmek bu...
1940'larda konan yasakların, işte bugüne kadar ne ocaklar söndürdüğünü, ne acılar yaşattığını ben biliyorum.
Bahçesaray'da, genç kızların, Kürtçe kasetlerini tandırlara sakladıklarını biliyorum. Hapishane koridorlarında, anaların kendi yavrularıyla kendi dillerinde konuşamadıklarını biliyorum. Peki şimdi anneler kendi yavrularıyla kendi dillerinde konuşabiliyor mu? Bunu biz açtık.
Şu Vanlı anaların, şu benim Kürt analarımın, kendi dillerinde ağlayamadıklarını, ağıt yakamadıklarını biliyorum.
Bahçesaray'ın Köşk, yani Kasır köyünden Van'a gelene kadar, her köşe başında nasıl arandıklarını da biliyorum. Şimdi öyle bir şey var mı?
Ne diyor Ahmed Arif? Vurulmuşum... Dağların kuytuluk bir boğazında vakitlerden bir sabah namazında. Yatarım... Kanlı... Upuzun... Vurulmuşum. Düşüm gecelerden kara. Bir hayra yoranım çıkmaz. Canım alırlar ecelsiz sığdıramam kitaplara, şifre buyurmuş bir paşa... Vurulmuşum hiç sorgusuz sualsiz...
Ah Vanlı kardeşim... Bu toprakların dili olsa da bir konuşsa...
Şu hapishanelerin dili olsa da 12 Eylül zulmünü bir anlatsa...
Vanlı genç kardeşim, şimdi Mem-u Zin'i okuyabiliyor musun? Vanlı hanım kardeşim... Şimdi Şivan Perver'i dilediğin gibi dinleyebiliyor musun? Televizyonda, Kürtçe yayın yok mu? önceden var mıydı? Biz gelmeden önce var mıydı? O zaman CHP yok muydu? AK Parti yoktu ama onlar vardı. Şu anda malum bağımsız olarak dolaşanların bir kısmı SHP'nin içinde yok muydu? Niçin onlar bunu çözmediler? Radyolar diledikleri gibi yayın yapıyor mu?
'Olağanüstü Hali kaldırın, yeter' diyorlardı. OHAL'i biz kaldırdık mı, Çekiç Gücü biz gönderdik mi?
Üniversitelerde Kürtçe enstitüleri kuruldu mu? Kürtçe dil kursları açıldı mı? Unutmayın bunların hepsi AK Parti ile geldi. AK Parti'den önce devletin vatandaşı vardı, şimdi vatandaşın devleti var. Fark bu.''
"KÜRT MESELESİ BENİM MESELEMDİR, DEDİM''
2005 yılında Diyarbakır'da ''Kürt meselesi benim meselemdir'' dediğini belirten Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
''Ben sözümün arkasında durdum ve duruyorum, ancak bir şey söyleyeceğim; Kürt sorunu dediğimiz olay kıyamete dek bu başlıkla devam mı edecek? Söylediğimden bu yana biz birçok mesafe aldık. Nedir o? İşte az önce dediklerim... Bunların hepsini biz kaldırdık. Asimilasyon diye bir olay kaldı mı? Benim şu anda kabinemde, benim Kürt milletvekili bakan arkadaşlarım var mı? Var. Benim şu anda grubumda 60'ı aşkın milletvekilim Kürt olarak var mı? Daha neyi konuşuyoruz? İşte asimilasyon olayı bitmiştir. Gidip kendi dilinde kurs alma imkanı var. Üniversitelerde de bölümler açıldı. Okullarda gidip kendi dilinde kurs alma imkanı var, üniversitelerde bölümler açıldı. Olmayan şeylerdi biz gerçekleştirdik ve bunlar bizim partiyi kurarken programımızda yer aldı ve bunları şimdi adım adım hayata geçirdik.
Bizim siyasetimiz dürüstlük siyasetidir. Bizim siyasetimiz ilkeli siyasettir. Biz gerçeğin üzerini örtmeyiz, inkar yoluna asla sapmayız. Kasıtlı şekilde bunu BDP saptırıyor. Ben söylüyorum; acaba şu ana kadar parlamentoda, yerel yönetimlerde benim vatandaşıma ne kazandırdılar? Ne kazandırdılar, ne verdiler Allah aşkına? Siz bundan sonra ne kazandıracaklarını zannediyorsunuz? Sadece terör örgütünden aldıkları güçle halkımı korkutarak, tehdit ederek buralardan elde edecekleri oylarla bu ülkede bir şey yapacaklarını mı zannediyorlar?
Türkiye'yi kucaklayamayanların bu ülkede hizmet vermesi mümkün değil. Önce 74 milyonu kucaklayacaksın ki buraya hizmet veresin. Bunlar asla benim Kürt kardeşlerimin temsilcisi olamaz, sadece istismarını yaparlar.
Kürt sorunu ile PKK sorununu lütfen birbirine karıştırmayalım ve PKK üzerinden de evet kendileri gayet güzel rant elde ediyorlar. Milletvekili seçilmenin yolu oradan geçiyor ama benim halkım bu doğruları görüyor. Başımızı iki elimizin arasına alacağız. Biz ölüme inanmış insanlarız. Sonuna kadar bu ülkede doğruyu, hakkı egemen kılmak için çalışacağız.''
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Biz, aynı kıbleye dönüyoruz... Bizim camilerimizden aynı ezan okunuyor. Bizim besmelemiz bir, Fatihamız bir, Yasinimiz bir... Ellerimizi semaya açıp dua ederken, biz biliyoruz ki, Allah, konuştuğumuz dillere değil, yüreklerimize bakıyor, samimiyetimize bakıyor'' dedi.
Başbakan Erdoğan, Van Beşyol Meydanı'nda partisince düzenlene mitingde halka hitap etti.
Van'ın ilçelerini sayarak buradaki vatandaşlara da sevgi ve selamlarını gönderen Erdoğan, ''Seyit Abdülhakim Arvasi'nin, Seyyid Fehimi'nin, Feki Teyran'ın şehri Van'ı selamlıyorum. Ahmed-i Hani'nin, Saidi Nursi'nin ilim tahsil ettiği, medreselerinde dünyaca ünlü alimlerin yetiştiği, yeryüzünün en güzel şehirlerinden biri olan Van'ı, Vanlı kardeşlerimi yürekten selamlıyorum'' diye konuştu.
12 Eylül halkoylamasında yüzde 94.5 gibi çok yüksek bir oranla ''evet'' dedikleri için şükranlarını da sunan Başbakan Erdoğan, bugün Van'a dertleşmeye, hasbıhal etmeye, muhabbete, hemhal olmaya geldiğini dile getirdi.
''Ben bugün Van'a, yüreğimi bir kez daha sizlere açmaya, gönlümden geçenleri sizlerle paylaşmaya geldim. En başından itibaren bizim dilimiz samimiyet dilidir'' diyen Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
''Biz size hiçbir zaman yalan söylemedik, Allah'ın izniyle de söylemeyeceğiz. Biz sizlere mahcup olmadık, Allah'ın izniyle bundan sonra da mahcup olmayacağız. Biz, sizinle konuşurken, gönül diliyle konuşuyoruz, yüreğimizle, kalbimizle konuştuk. Biz, Doğu'da ayrı, Batı'da ayrı konuşanlardan olmadık.
Van'da konuşup, gidip İstanbul'da bu söylediklerini yalanlayanlardan olmadık.
Burada, Kürt kardeşlerime söz verip, sonra onu Ankara'da unutanlardan olmadık. Samsun'a ayrı, Hatay'a ayrı, Antalya'ya, Kars'a ayrı, Tunceli'ye ayrı, Diyarbakır'a, Van'a ayrı dil ve üslup kullananlardan olmadık.
Biz, gece başımızı yastığa koyduğumuzda, kendi iç muhasebemizi yapıyoruz. Millet için ne yaptık, kardeşlik için ne yaptık, eser olarak, hizmet olarak ne ürettik; bunun muhasebesini yapıyoruz.
Biz gece başımızı yastığa koyduğumuzda, ülkemizin yoksul çocuklarını, acılı annelerini düşünüyor, aynı rüyayı biz de görüyoruz.''
''RAHMETLİ DEDEM SARIKAMIŞ'TA VATANI SAVUNMAYA GİTTİ''
''Rahmetli büyük dedesinin'' 1915'te, Rize'den kalkıp Sarıkamış'a vatanını savunmaya gittiğini ifade eden Başbakan Erdoğan, rahmetli babaannesinin kendilerine hep onun elinde silah, nasıl donarak şehit olduğunu anlattığını söyledi.
Bunun gururunu, bunun verdiği aşkı, heyecanı babaannesini dinleyerek yaşadığını ifade eden Erdoğan, Van'ın bu noktada çok daha hazin bir hikayesi olduğunu vurguladı.
Sarıkamış Harekatı öncesinde, Van'da mevcut cephaneyi cepheye götürecek yetişkin bulunamadığını, çünkü herkesin savaşmaya gittiğini, yaşları 12 ile 17 arasında 120 tane Vanlı çocuğun, yürüyerek Sarıkamış'a gidip bu cephaneyi yerine ulaştırma görevini üstlendiğini anlatan Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''1915 yılının Ocak ayında, o ayazda, o kara kışta, 120 çocuk, dağları aşarak, binbir badireyi atlatarak Sarıkamış'a varıyorlar, emaneti yerine teslim ediyorlar. Geri dönerken, soğuk amansız bir şekilde bastırıyor, 22'si dışında hepsi yolda donarak şehit oluyor. Biz işte buyuz...
Benim Rizeli dedemle, Vanlı o çocuklar, Vanlı nice gençler, Vanlı nice kahramanlar şu anda Sarıkamış'ta, toprağın altında koyun koyuna yatıyorlar. Çanakkale şehitliği aynı şekilde...
Filistin, Kutül amare şehitliği aynı şekilde... Biz dostluğun ötesine geçtik. Biz akrabalığın ötesine geçtik. Biz birbirimizin öz be öz kardeşiyiz. Bu vatan bizim, hepimizin vatanı. Bu ülke bizim, hepimizin ülkesi. Bu bayrak bizim, hepimizin bayrağı. Nasıl ki şehitlerimiz birse biz de biriz, beraberiz, kardeşiz.
Sevgili kardeşlerim... Biz, aynı kıbleye dönüyoruz... Bizim camilerimizden aynı ezan okunuyor. Bizim besmelemiz bir, fatihamız bir, yasinimiz bir... Ellerimizi semaya açıp dua ederken, biz biliyoruz ki, Allah, konuştuğumuz dillere değil, yüreklerimize bakıyor, samimiyetimize bakıyor.
Öyleyse biz neden birbirimizin diline hor bakalım, biz neden birbirimizin rengine, etnik kökenine hor bakalım? Bu kadar ortak yanımız varken, kardeşliğimiz bu kadar kadimken, biz neden fitneye, fesada, nifaka prim verelim? Mela Ahmet Ceziri'nin şu sözlerine lütfen dikkat edin. Diyor ki, Mela Ahmet Ceziri: Aynı daire içinde hepimiz biriz, bütünüz. Aynı mastardan türemiş isimleriz. Işığımız aynı nurdan... Tecellimiz aynı turdan...
Ahmedi Hani ne güzel söylemiş; 'insan, en büyük kalemin çizdiği en güzel nakıştır.' Mela Ahmet Ceziri ne diyorsa, Ahmedi Hani ne diyorsa Yunus Emre de aynen onu söylüyor; yaradılanı severim, Yaradan'dan ötürü, diyor...
Yine diyor ki Yunus Emre; Hakkı gerçek sevenlere, cümle alem kardeş gelir... ''
Erdoğan'ın konuşmasının satır başları şöyle:
Bu vatan bizim bu ülke bizim hepimizin ülkesi. Bu bayrak bizim hepimizin bayrağı... Nasıl ki şehitlerimiz bir ise biz de biriz... Biz aynı kıbleye dönüyoruz. Bizim camilerimizden aynı ezan okunuyor. Fatihamız Yasinimiz bir. Allah dillerimize değil yüreğimize bakıyor. Biz neden birbirimizin diline, etnik kökenine hor bakalım. Kardeşliğimiz kadimken neden fitneye fesata prim verelim...
Sevgili Vanlılar kardeşler arasında hesaplaşma olmaz helalleşme olur. Biz Ak Parti olarak bu ülkenin 74 milyon evladının kucaklaşmasını istedik. Bizim siyasetimiz bunun üzerine bina edildi. Biz birleştirenlerden olduk...
3 Kasım 2002'den bugüne samimiyetle kardeşliğin içinde oldu. Gençler ölmesin anneler ağlamasın dedik. Elimizi bedenimizi taşın altına koyduk. Sorunu çözeceğiz dedik. Yıllarda anlatamadığınız meselelerinize biz el attık. Bunları çözdük çözüyoruz. Burada bazı belgeler göstereceğim. Bunlar tarihe damga vuracak belgeler... Bu ülkede 10 yıllarca yaşanan zülmün baskının sindirmenin belgeleri bu belgeler... Türkiye'de 2002:'ye kadar sürdürülen inkar belgeleri .
Bu bakanlar kurulu kararnamesi içinde diyor ki Bağdat'ta Kürtçe basılan kitapların yasaklanması ve yurda sokulması yasaklanmıştır... İmza İsmet İnönü ve bakanlarına ait. 4 Ekim 1944... Sayın Kılıçdaroğlu bunları öğrendi ki yeni bir şey söylüyor biz yeni CHP'yiz diyor. Yeri geldiğinde de en eski partiyiz diyor. Belge Suriye'de yapılan 1963 ve 1964 sayılı Kürtçe plağın toplattırılması gerekmektedir satışı yasaklanmıştır. İmza İnönü... Süleyman Haço tarafından yazılan Halep'te bastırılan Modern Kürt Edebiyatından Öyküler kitabını toplatılması kararlaştırılmıştır... Diyor imza İsmet İnönü... Belge 5 Ahmedi hani tarafından yazılan ve Necmi İstikbal matbasında basılan Memnu Zin adlı kitabın yasaklanması ve toplatılması emredilmiştir... İmza İnönü ve bakanlar kurulu... Sen burada hangi acıyı yaşadıysan ben de aynı acıyı yaşadım... Bu belgeler yaşanan acının belgeleri .Bunlar inkar politikalarının belgeleri. Bugün Mem-u Zin kitabını bugün Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak biz bastırdık 2010'da... Şimdi devlet bastırdı...
Fark bu samimiyet bu gönülden konuşmak helalleşmek bu... Anneler şimdi kendi dilinde evlatları ile konuşuyor mu bunun önünü biz açtık. Kendi dilinizde ağlayamadıklarını da biliyorum... Bahçesaray'dan gelene kadar ne kadar arandığını da biliyorum. Şimdi var mı?
Olağanüstü hali kaldırdık. Çekiç gücü gönderdik. Üniversitelerde Kürtçe enstitüler ve Kürtçe dil kursları açtık. Bunların hepsi bizimle geldi. Önceden devletin vatandaşı vardı şimdi vatandaşın devleti var. Ben Diyarbakır'da kürt meselesi benim sorunumdur dedim Diyarbakır'da... Biz bunları kaldırdık. Asimilasyon diye bir olay kalmadı. Benim grubumda kabinemde kürtler var mı var... İşte asimilasyon olayı bitmiştir... Bunlar yoktu biz gerçekleştirdik. Bizim programızda yer aldı adım adım gerçekleştirdik. Bizim siyasetimiz ilkeli siyasetti. Biz inkar yoluna sapmayız... Kasıtlı şekilde bunu BDP saptırıyor. Şu ana kadar parlementoda yerel yönetimlerde benim vatandaşıma ne kazandırdılar ne verdiler. Sadece terörden aldıkları güçle halkı korkutarak bir şey yapabileceklerini mi sanıyorlar. Önce 74 milyonu kucaklayacaksın ki hizmet veresin. Kürt sorunu ile PKK sorununu karıştırmayın. PKK üzerinden de rant elde ediyorlar... Başımızı iki elimizin arasına alacağız... Burada doğruyu ve halkı egemen kılmak için çalışacağız... Ben buraya boş gelmedim... Ankaranın hizmetini en çok alan illerin başında Van gelir... Bugün 345 eser ve hizmetin açılışını yapıyoruz...
Van havaalanına bir günde en az 20 uçak inecek. Irak, İran, Azerbaycan halkı Van'a alışverişe gelecek. Anneler çocuklarını okula dualarla uğurlayacak. Çocuklar dağa gitmek yerine okula gidecek.
Van'a bir müjdem daha var. O da Van Büyükşehir olacak. 2014 yerel seçimlerine Van Büyükşehir Belediyesi olarak girecek. Seçimler öncesi yasasını çıkaracağız. İşi uygulamaya koyacağız. Van büyükşehir olunca ilçeler çok daha farklı hale gelecek. Belde kalmayacak. Alt yapı da çok daha başka hale gelecek.
Bugüne kadar adları anılmayan Van'la özdeşleşmiş iismleri parklara bahçelere kültür merkezlerine koyduk.
Bahçesaray'a kar tüneli açacağız. Sırtında bebeğini doktora götürmek için günlerce yürümek zorunda kalanlar hastasını yolda kaybedenler vardı. Bugün artık hasta nerede ise gerekli olan araç onu oradan alıp sağlık merkezine götürmektedir.
Ajanslar
