Ensarullah Kızıldeniz’de dengeyi değiştirdi
Mehr Haber Ajansı’nın analizine göre Ensarullah, son iki yılda yalnızca varlığını pekiştirmekle kalmadı; Kızıldeniz’deki kritik koridorlara hâkim olarak çatışmanın kurallarını belirleme inisiyatifini ele geçirdi.
Mehr Haber Ajansı Uluslararası Grubu’nun analizine göre, Arap Yarımadası ve Kızıldeniz’de son yıllarda yaşanan gelişmeler, bölgesel güç dengesinde tarihi bir dönüm noktasına işaret ediyor. Bu süreçte Yemen’deki Ensarullah hareketi, kuzey dağlarıyla sınırlı asimetrik bir gerilla aktöründen, hibrit savaş kapasitesine sahip ve uluslararası ticaretin darboğazlarını etkileyebilen organize bir güce dönüştü.
Yeni güç dengesi
Analize göre, saha ve deniz savaşlarında yeni dengenin yerleşik hale gelmesi; deneyim birikimi, gözetleme ve füze kapasitelerinin geliştirilmesi ve karşıt koalisyonun iç çatlaklarından akıllıca yararlanılmasının ürünü.
Batı Yemen kıyıları, tarihi El-Muha Limanı, Zübap bölgesi ve Babülmendep girişindeki Perim veya Mayun gibi stratejik adalarda yaşanan son gelişmeler, Taiz ve Hudeyde vilayetlerinde basit bir toprak değişimi olarak görülemez. Bu gelişmeler, enerji jeopolitiği ve denizcilik güvenliğinde yeni bir düzenin ortaya çıktığını gösteriyor. Söz konusu düzen, Yemen’deki eski yönetimi destekleyen bölgesel ve uluslararası aktörlerin geleneksel hesaplarını bozarken, Washington ve Riyad’daki askeri düşünce kuruluşlarının Sanaa’nın caydırıcılık kapasitesine bakışını da değiştirdi.
Asimetrik kapasiteler ve deniz stratejisi
Ensarullah’ın son 24 aydaki faaliyetlerine bakıldığında, hareketin keşif ve intihar İHA’ları, gemisavar seyir ve balistik füzeleri ile yönlendirilebilir yüzey ve yüzey altı araçlardan oluşan bir dizi asimetrik silah geliştirdiği belirtiliyor. Bu kapasiteyle hareket, dünyanın en hassas su yollarından birinde “çevresel erişimi engelleme” temelli caydırıcılık stratejisini uygulamaya koydu.
Daha önce Sanaa’ya bağlı silahlı kuvvetlerin ağırlıklı olarak kara temas hatlarında yıpratma gerilla savaşına dayandığı, son yıllarda ise askeri doktrinin düşman tedarik zincirine ekonomik maliyet yüklemeye, bağımlı transit güzergâhlarını güvensizleştirmeye ve merkezi komuta merkezlerini hedef almaya odaklandığı ifade ediliyor.
Batı hava savunmasının karşılaştığı zorluklar
Analizde, Ensarullah’ın uluslararası filolara ve “Refahın Koruyucusu” gibi çok uluslu koalisyonlara yönelik sürekli saldırılarının, Batı’nın ileri hava savunma sistemlerinin çok katmanlı İHA ve füze saldırıları karşısında temel taktik zorluklarla karşılaştığını gösterdiği savunuluyor.
Bu durumun Babülmendep’teki ticari trafiği yüzde 60’tan fazla azalttığı, deniz sigorta maliyetlerini yükselttiği ve gemilerin Afrika kıtası etrafından dolaşmasına yol açarak uluslararası ekonomiye ek yük getirdiği belirtiliyor.
Batı kıyısındaki geniş operasyon
Son dönemde 5.400 kilometrekareden fazla alanı kapsayan Batı kıyısı operasyonu, bu askeri doktrinin kara alanındaki en gelişmiş aşaması olarak değerlendiriliyor. Ensarullah güçlerinin çok eksenli planlama, destek karargâhlarına eşzamanlı hassas füze ateşi ve komuta merkezlerine İHA saldırılarıyla El-Kadha, El-Muha ile Haniş ve Mayun adalarındaki savunma hatlarını yaklaşık 36 saat içinde tamamen çökerttiği ifade ediliyor.
Bu hızlı ilerleme, Suudi Arabistan ve BAE destekli askeri yapının; BAE’ye bağlı kilit birliklerin çekilmesi, CENTCOM ile operasyonel uyumsuzluk, kâğıt üzerinde kalan yapılar ve nominal ordular ile Riyad’ın siyasi karar alma süreçlerindeki kronik gecikmeler nedeniyle kapsamlı bir saldırıya karşı gerekli dayanıklılığa sahip olmadığını ortaya koydu.
Sanaa’nın yeni konumu
Sanaa’nın Perim Boğazı ile El-Muha Havalimanı ve limanlarındaki yeni konumunun kalıcılığı, sahadaki dengenin artık farklı bir aşamaya geldiğini gösteriyor. Analize göre, karşı tarafın geniş hava desteği veya yabancı danışmanların düzeninde bir değişiklik olmadan bile Batı kıyısındaki kader belirleyici noktaların kontrolü Ensarullah’ın elinde kalmaya devam ediyor ve askeri inisiyatif tamamen Sanaa’ya geçmiş durumda.
Bölgesel yansımalar
Bu gelişmenin etkileri Yemen sınırlarını aşarak Basra Körfezi’ndeki Hürmüz Boğazı ile Kızıldeniz’deki Babülmendep arasında benzeri az görülmüş bir jeopolitik bağlantı oluşturdu. Dünya pazarlarının tükettiği petrol ve gazın büyük bölümünün taşındığı, Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayan bu iki geçiş noktası, artık Batı Asya’daki caydırıcılık denklemlerinin yakınsamasından etkileniyor.
Riyad’ın Hürmüz’den geçiş riskini aşmak ve ham petrolü Doğu-Batı boru hattı üzerinden Kızıldeniz’deki Yanbu’ya taşımak için yürüttüğü çaba, Ensarullah’ın Babülmendep girişi ve Mayun Adası üzerindeki hâkimiyetiyle garantili etkinliğini yitirdi. Zira Sanaa, hâkim noktalara yerleştirdiği füze ve kıyı savunma silahlarıyla karşıt taraflarla bağlantılı her türlü yükün hareketini izleme ve kısıtlama kapasitesine ulaştı.
Bu durum, enerji transit koridorlarının iç içe geçmesiyle “kuşatmaya kuşatma” denklemini siyasi bir slogandan uluslararası denklemlerde gerçek ve ağır bir pazarlık kozuna dönüştürdü. Batılı güçler ise maliyetli askeri çatışma ile sahadaki yeni gerçeklikleri kabul etme arasında stratejik bir ikilemde bırakıldı.
Sonuç
Analiz, Yemen’de güç dengesinin yeniden tanımlanmasının modern savaşların doğasındaki değişimin ve saha üstünlüğünün pahalı hava filoları gibi geleneksel sert güç unsurlarından çevik, nokta hedefli ve düşük maliyetli asimetrik savaş araçlarına kayışının önemli bir göstergesi olduğunu vurguluyor.
Ensarullah son iki yılda yalnızca varlığını pekiştirmekle kalmadı; Kızıldeniz’deki kritik koridorlara hâkim olarak ve stratejik El-Muha kıyısı ile Babülmendep’e hükmeden adaları ele geçirerek çatışmanın kurallarını belirleme inisiyatifini aldı. Bu denge değişimi, dış koalisyonun kesin darbe ve hızlı zafer stratejisini yıpratma çıkmazına sürükledi ve Batı Asya güvenlik düzenlemeleri üzerinde ağır sonuçlar doğurdu.
Bu sonuçlar, Batı-Arap koalisyon oluşturma çabalarının yüksek maliyetine rağmen yeterli verim sağlamadığını ve geleneksel caydırıcılığın enerji hatlarını korumadaki etkinliğini sarstığını gösterdi. Dolayısıyla Aden Körfezi ve Kızıldeniz’de uluslararası denizcilik hatları için kalıcı bir güvenlik planının, Sanaa’nın jeopolitik ağırlığı tanınmadan mümkün olamayacağı ortaya çıktı.
Analize göre bu kazanımlar, Ensarullah’ı her türlü barış müzakeresinde ve Yemen’in gelecekteki siyasi yapısının belirlenmesinde üstün konuma getiriyor. Yemen artık müdahaleci güçlerin oyun alanı olarak değil, bölgesel güç dengesi ve uluslararası ekonominin düzenleyici merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor.
