'Dünya Esir Günü' Nedir ve Bizi Neye Çağırmaktadır?
İlk defa 17 Nisan 1974 tarihinde Filistinli esirlerden Mahmud Bekir Hicazi'nin Siyonist rejimin yetkilileri ile yapılan esir değişimi anlaşması sonucu serbest bırakılması ile başlayan
İlk defa 17 Nisan 1974 tarihinde Filistinli esirlerden Mahmud Bekir Hicazi'nin Siyonist rejimin yetkilileri ile yapılan esir değişimi anlaşması sonucu serbest bırakılması ile başlayan 'Dünya Esir Günü', bu yılda tüm Filistinli kuruluşların katılımıyla kutlanmaya başlandı. Esir Hicazi 1965 yılında tutuklanmıştı.
Esirler, Filistin halkına için oldukça hassas bir konu. Filistin'in topraklarının tamamının işgalden kurtarılması kadar Filistinli esirlerin özgürlüğü de oldukça önem arzediyor.
Dünya Esir Günü'ndeki amaç, Filistinli esirlerin sorunlarını, sıkıntılarını dünyaya duyurmak, dünyadaki adalet taraftarlarını da Filistinli esirlerle dayanışmaya çağırmaktır.
1967 yılından itibaren tutuklanan Filistinlilerin sayısı 900 bini aşmış durumda. Filistin halkından her 5 kişiden biri Siyonist düşmanın zindanlarına girdi. Bu rakam Filistin halkının %25'ine tekabül ediyor.
2000 yılındaki ikinci intifada sonrasında da 100 bine yakın Filistinli tutuklandı. Ve bunların 11 bini hala Siyonist esir kamplarında türlü zulümlere maruz kalarak, gayri insani koşullarda esir tutulmaktadır.
Tutuklamalar esnasında kadın-erkek, çocuk-yaşlı ayrımı yapmayan Siyonistler 500'den fazla Filistinli bayanı tutuklarken bunlardan yaklaşık 200 tanesi Siyonist hapishanelerde esir hayatı yaşamakta.
18 yaş altındaki Filistinlilerden en az 6000 bin çocuğu da tutuklayan Siyonistler, bu çocuklardan da 600'e yakınını esir olarak tutmakta.
Filistinli esirlerden alınan bilgiler sonucunda rapor hazırlayan Filistin Esirlerden Sorumlu Bakanlık, esirlerden %95'inin gerek soruşturma gerekse hapis yaşantısı esnasında çok şiddetli işkencelere maruz kalmaya devam ettiğini belirtti.
Filistinli esirlerin, gece yarısı uykuda iken korkutma, uyutmama, gece boyunca elbisesiz bırakma, elektrik şoku, ırza geçme teşebbüsü, soğuk-sıcak su şoku, dövme'nin yanı sıra her türlü psikolojik işkenceye maruz kaldıkları sağlık raporlarıyla ispatlanmış durumda.
Hiç şüphesiz ki bu işkencelerin en dayanılmazına Filistinli erkeklerin yanında omuz omuza direnişe katılan Filistinli bayan tutsaklar maruz kalmaktadırlar. Düşmanlıklarını her alanda gösterme konusunda sınır tanımayan siyonistler, 20 yaşındaki Rubii Mahmud Hilmi el-Hatip adlı Filistinli bayan esirin başörtüsüne saldırarak bir kez daha alçaklık gösterisinde bulunmuşlardır.
Filistinli esirlerden 1000'den fazlası gerek esir hayatı öncesinde gerekse hapishanedeki kötü koşullardan dolayı çeşitli hastalıklara yakalanmış durumda. Siyonist rejim bu hastalarla ilgilenmediği gibi Filistinli yetkililerin ve esir yakınlarının gönderdiği ilaç ve sağlık ekiplerinin esirlere ulaşmasını da engellemektedir. Terör güçleri sindanlarında bugüne kadar yaklaşık 190 Filistinli esir Siyonist zindanlarda şehid oldu.
Gerekli tedavi imkanları sağlanmayan Filistinli tutsaklar, ölümle burun buruna yaşamaktalar. İsrail zindanlarında esir olarak tutulan Cemal es Serahin siyonist güçlerin tecridi sonucu yakalandığı hastalık ve hastalık sonrası siyonistlerin her zamanki tıbbi ihmal siyaseti sebebiyle şehid düşmüştü. Cemal'in şehadetinden bir hafta sonra da kanser hastası Beşşar Gazi Muhammed de gerekli tedavi imkanları sağlanmadığı için ölümün eşiğine geldi.
Filistin Meclisi eski başkanlarından Aziz Düveyk de şeker hastası olmasına rağmen ihtiyacı olan ilaçlar ve sağlık ekiplerinin kendisine ulaşması defalarca engellendi ve şuan itibari ile Düveyk'in sağlık durumu çok ciddi bir hal almış durumda.
Siyonist rejim mahkemesi Filistinli esirleri, zindanlarda tutabilmek için hukuki bir zorluk yaşamamaktadır. Çünkü Siyonist rejim hukuka değil terörizmin kurallarına göre işlemekte. Çoğu Filistinli hakkındaki kararlar daha soruşturulmadan, mahkeme başlamadan çıkarılmaktadır. Filistinli esirler hakkındaki suç duyurularının başında da "Siyonist rejimin güvenliğini tehdit etmek" yer almakta.
İsrail işgal mahkemesi, kendilerinin verdiği mahkumiyet süresi dolmasına rağmen Filistinli tutsakları yine de serbest bırakmamakta. Ramallah yakınlarındaki İsrail hapishanesinde 40 aydır esir hayatı yaşayan Bilad Hamade bunlardan biri. 25 yaşındaki Hamede"nin işgal mahkemesinin verdiği hükme göre mahkumiyeti 18.03.2007 tarihinde son bulmasına rağmen, kendi terör kurallarını dahi takmaksızın, tamamen gayri hukuki bir zeminde siyonist zindanlarında tutulmaya devam ediliyor.
Siyonist rejim, esirlere sadece Siyonist zindanlarda işkence yapmakla yetinmemekte. Esirlerin evlerinin yıkarak, eşlerini, annelerini veya kız kardeşlerini hapishaneye getirerek psikolojik baskı yapmaktadır. Siyonist işgal mahkemesi, 250'den fazla Filistinli esirin evini yıkmıştı. Bu psikolojik işkenceye, vücudunun tamamına yakını felç olduğu halde her türlü fiziksel işkenceye tabi tutulan İslami Direniş önderi Şeyh Ahmed Yasin'de en acı şekilde maruz bırakılmıştı.
Siyonist rejim, Filistinli ailelerin zindandaki yakınlarını ziyaret etmeyi de güvenlik gerekçesi ile yasaklamaktadır. Yaklaşık 2000 aile, yıllardır eşleri, çocukları, anne-babaları dahil hiçbir yakınlarını görmemektedir. Öyleki hamile olarak esir alınan Filistinli hanımlar dört duvar arasında doğumunu gerçekleştirdikten sonra, 2 yaşına gelmeden 'sütten kesilme vakti' bahanesiyle bebeklerinden ayrılmakta ve ne zamana çıkacakları tamamen meçhul bu mazlum anneler, çıkana kadar yavrularını görememektedirler.
Siyonist terör rejiminin en şiddetli uygulamaları arasında hücre cezası yer almakta. Siyonist zindanlarda 15'ten fazla esir hücre cezası aldı. Beytu Lahim'den Ahmed Mağribi ve Gazze'den Hasan Selame 4 yılı aşkın bir süredir hücre hayatı yaşamaktadır. İğrenç kokulu, rutubetli ve dik bir şekilde durulamayan, 3 adımlık alanlardan oluşan hücreler, Filistinli esirlerin sağlıklarını ciddi bir biçimde tehdit etmektedir.
Filistinli esirlerin sorunları serbest bırakıldıktan sonra da bitmemektedir. Topluma uyum sağlayamama ve işsizlik, serbest bırakılan esirleri bekleyen en önemli sorunlar arasında yer almakta. Siyonist rejim eğitimi Filistin dışında tamamlamak isteyenlere izin vermemektedir. Hatta Filistin şehirleri arasındaki yolculuklarına bile müdahale etmektedir.
Esir Günü'nde sadece esirlerin sorunları değil esirlerin ailelerinin ve esirlerin haklarını savunan avukatların sorunları ve ihtiyaçları da masaya yatırılmaktadır. Filistinli esirlerin tek istekleri geride bıraktıkları ailelerine maddi ve manevi destekte bulunulması.
Filistinli esirlerin temsilcilerinden Ahmed Neccar, Arap ve İslam dünyasına seslenerek esir ailelerine ve herhangi bir gelirleri olmayan Filistinli esirlerin avukatlarına da destek olunmasını istemişti.
Filistinli avukatlar, esirler açısından çok önemli bir görevi yerine getirmektedirler. Esirlerin sorunlarını dünya halklarına duyurmaktadırlar. Esirlerin dünyaya açılan tek kapısı, Filistinli avukatlardır.
İşkenceyi 'yasal' hale getiren tek 'ülke' olan İsrail, Filistinli mücahidlerin elinde esir bulunan Gilad Şalit'i kurtarmak için dünyayı ayağa kaldırırken, idaresindeki hapishaneleri Filistin halkının önde gelen liderleri ile doldurmakta ve barbarlıklarını gizlemektedirler.
İsrail zindanlarında sadece Filistinli yada Lübnanlı esirler bulunmamakta. Terör rejimi, Filistin'de askerlik görevini yapmak istemeyen vatandaşlarına da esir hayatı yaşatmaktadır. Siyonist Mahkeme, 2004'te askerlik görevini Filistin'de yapmayacağını açıklayan 5 askerine birer yıl hapis cezası vermişti. İsrail'deki vicdani retçiler gibi Hizbullah'ın efsanevi zaferi ile sonuçlanan Temmuz harbinde silah bırakan askerler de İsrail zindanlarında iki yıl ile 3 aylık dönemlerde esir hayatı yaşadılar.
Terör rejimi İsrail zindanlarında tutuklu bulunan binlerce Filistinli, geçtiğimiz hafta açlık grevine başlamıştı. Açlık grevi direnişi ile Filistinli tutsaklar, kötü şartları ve gayri insani uygulamaları protesto edecekler. Açlık grevi eylemi, hapishane idaresiyle ilişkileri kesmeyi, işgal mahkemesinin önüne çıkmamayı da kapsamakta idi.
Kudüsyolu olarak bu yılın Siyonist terör rejiminin zindanlarındaki Filistinli ve Lübnanlı esirlerin tamamı için özgürlüklerine kavuşacakları yıl olmasını temenni ediyor, Türkiye ve dünyadaki tüm insani kuruluşları Siyonist rejimin zulmüne maruz kalan Filistinli esirler ve aileleri için insiyatif almaya çağırıyoruz. Selam olsun Irak'tan Çeçenistan'a, Keşmir'den Guantanamo'ya, Patani'den Afganistan'a, Doğu Türkistan'dan Filistin'e, dünyanın dört bir yanında bilinen-bilinmeyen zulüm düzenlerinin zindanlarında, işkence üslerinde onurlu duruşları ve direnişleriyle bizlere selam edenlere, ses verenlere ve bu çağrıya icabet edenlere!
Kudüs Yolu / İsa Eren
Dünya Esir Günü İnsiyatifi
