Dünya basınında İran savaşı: ABD stratejik çıkmazda

Dünya basınında İran savaşı: ABD stratejik çıkmazda

ABD ve Siyonist rejimin İran’a yönelik saldırılarının ardından uluslararası medyada savaşın askeri sonuçlarının yanı sıra ekonomik ve güvenlik boyutları da tartışılmaya devam ediyor.

ABD ve Siyonist rejimin İran’a yönelik askeri saldırılarının başlamasından bu yana, ilan edilen hedeflerin gerçekleşmediği ve Batılı yetkililer ile Amerikan medyasının değerlendirmelerinde saldırgan tarafların sahada ve siyasette çeşitli çıkmazlarla karşı karşıya kaldığı aktarılıyor.

Savaşın masum sivillerin, aralarında öğrencilerin de bulunduğu çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği saldırılarla başladığı belirtilirken, çatışmaların kısa sürede insani, güvenlik ve ekonomik boyutlarıyla geniş kapsamlı bir krize dönüştüğü kaydediliyor.

Dünya medyasının savaşı farklı perspektiflerden ele aldığı görülürken, söz konusu değerlendirmelerin savaşın mevcut durumu ve Ortadoğu’nun gelecekteki güvenlik mimarisine ilişkin önemli göstergeler sunduğu ifade ediliyor.

İngilizce yayın yapan medya kuruluşları

The Hill, ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance’in çatışmaların yeniden alevlenmesine rağmen ABD ile İran arasındaki askeri operasyonları “savaş” olarak nitelendirmediğini aktardı.

Vance düzenlediği basın toplantısında, mevcut durumu savaş olarak tanımlamadığını ve aktif bir karşılıklı ateş sürecinin bulunmadığını öne sürerken, bazı bölgelerde çatışmaların yeniden alevlendiğini kabul etti. ABD Başkan Yardımcısı, çatışmaların tamamen sona erdirilmesi konusunda sorumluluğun İran’a ait olduğunu savunarak, İran’ın gemilere yönelik saldırıları ne zaman durduracağının Tahran’a sorulması gerektiğini ifade etti.

Haberde, ABD ordusunun salı günü İran’a yönelik yaklaşık 100 saldırı gerçekleştirdiği ve bunun son haftalarda yaşanan en büyük çatışma dalgası olduğu belirtildi.

Vance ayrıca İranlı yetkililerin bir düğün töreninde düzenlenen ABD füze saldırısında dört sivilin hayatını kaybettiğine ilişkin açıklamalarını “son derece şüpheli” olarak nitelendirdi. Vance, ABD ordusunun sivilleri hiçbir zaman hedef almadığını iddia etti.

ABD Başkan Yardımcısı, NBC News tarafından gündeme getirilen İran’ın ABD altyapısına yönelik siber saldırı iddialarına da değinerek ülke içindeki güvenliğe ilişkin endişe taşımadığını savundu. Vance, İran’ın gerçekleştirme kapasitesinin bulunmadığı birçok girişimde bulunacağını öne sürdü.

Bu açıklamaların, Trump yönetiminin çatışmaların kapsamını ve oluşturduğu krizin boyutlarını sınırlı göstermeye çalıştığı yönündeki değerlendirmelere neden olduğu aktarılıyor.

CNBC ise Avrupa Birliği’nin ABD öncülüğünde İran’a karşı yürütülen ekonomik operasyonlara resmen katıldığını bildirdi.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Avrupa Birliği’nin kararını memnuniyetle karşılarken, dünyanın İran yönetimine yönelik mali baskının sonuna kadar sürdürüleceği yönünde açık bir mesaj verdiğini savundu.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise söz konusu kararı kınayarak Avrupa Birliği’nin kendi egemenliğini, yasalarını, değerlerini ve etik anlayışını ABD’nin baskısına teslim ettiğini ifade etti.

Bu arada Güney Kore’nin, ABD’nin Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması yönündeki çabalarına destek amacıyla askeri yardım da dahil olmak üzere çeşitli seçenekleri değerlendirdiği bildirildi. Seul’ün henüz nihai bir karar almadığı belirtilirken, Washington’ın Güney Kore’nin askeri destek konusundaki isteksizliğinden rahatsızlık duyduğu aktarıldı.

Bazı kaynaklar, Güney Kore’nin yıl sonundan önce bölgeye asker göndermesinin gündeme gelebileceğini öne sürdü.

Bölgede askeri gerilimin de tırmandığı belirtilirken, ABD ordusunun İran’a yönelik yeni saldırılar düzenlediği ve İran’ın buna karşılık bölgedeki ABD askeri üslerine yönelik füze operasyonları gerçekleştirdiği aktarıldı.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ise 87 ticari geminin yönlendirildiğini ve deniz ablukasının yoğun şekilde sürdürüldüğünü ileri sürdü.

BBC: Savaşta çıkış yolu belirsiz

BBC, İran meseleleri üzerine çalışan üç uzmanın ABD ile İran arasındaki savaşın geleceğine ilişkin değerlendirmelerine yer verdi.

Washington’daki Middle East Institute uzmanı Jason Campbell, ABD’nin savaş konusunda halen net bir stratejik hedef ortaya koyamadığını ve Trump yönetiminin şimdilik mevcut durumu, deniz ablukasını ve dönemsel saldırıları sürdürmekle yetindiğini değerlendirdi.

Campbell’e göre İran, herhangi bir anlaşma karşılığında Washington açısından siyasi olarak kabul edilmesi zor olacak ağır tavizler talep edebilir.

Londra merkezli Chatham House uzmanı Dr. Aniseh Bassiri Tabrizi ise son saldırıların Tahran’ın hesaplarını değiştirmeyeceği görüşünü dile getirdi.

İran’ın ekonomik baskıyı artırmaya hazırlandığını ve saldırılara karşılık vereceğini belirten Tabrizi, Tahran’ın yaptırımlar ve askeri saldırılar karşısında teslim olmayacağını ve Washington’ın mutabakat zaptına geri dönmesini ya da yeni tavizler sunmasını bekleyeceğini ifade etti.

İran’da görev yapmış eski İngiltere Büyükelçisi ve Rusya merkezli bir enstitünün uzmanı Nicholas Hopton ise mevcut çıkmazdan çıkış yolunun haziran ayında gündeme gelen mutabakat zaptı olduğunu savundu.

Hopton, yaptırımların kaldırılmasını uzun vadede İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun etkisini azaltabilecek ve İran’da siyasi ve toplumsal dönüşümün önünü açabilecek önemli bir unsur olarak değerlendirdi. Ancak bunun gerçekleşmesi için stratejik sabra ihtiyaç bulunduğunu, mevcut koşullarda ise bu sabrın oldukça sınırlı olduğunu belirtti.

BBC'nin aktardığı değerlendirmelerin genelinde, savaşın tarafları açısından karmaşık ve henüz net bir çıkış yolu bulunmayan bir tablo ortaya konulduğu kaydedildi.

Rusya ve Çin medyasında yeni güvenlik mimarisi vurgusu

Çin merkezli Global Times, “Xi Jinping, Mısır Cumhurbaşkanı ile görüşmesinde Ortadoğu için yeni güvenlik mimarisine yönelik dört öneri sundu” başlıklı haberinde, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in Ortadoğu’da ortak, kapsamlı, işbirliğine dayalı ve sürdürülebilir güvenlik anlayışına dayanan yeni bir yapı kurulması çağrısında bulunduğunu aktardı.

Xi Jinping’in Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile görüşmesinde bölgesel ortak güvenliğin sağlanması için dört başlık üzerinde durduğu belirtildi. Bunların bölge ülkelerinin iç kapasitesinin harekete geçirilmesi, bütüncül bir yaklaşım benimsenmesi, kalkınmanın temellerinin güçlendirilmesi ve uluslararası koordinasyonun artırılması olduğu aktarıldı.

Pekin’in ayrıca Ortadoğu ülkelerinin iyi komşuluk ilişkilerini geliştirmesi ve kendi güvenlik geleceklerinin belirlenmesinde daha fazla söz sahibi olması gerektiğini savunduğu kaydedildi.

Çinli uzmanlar söz konusu yaklaşımın, Ortadoğu ülkelerinin stratejik öz yeterliliğini artırması ve dış güçlere olan bağımlılığını azaltması yönünde açık bir mesaj taşıdığını değerlendirdi.

Fudan Üniversitesi Ortadoğu Araştırmaları Merkezi Direktörü Sun Degang, bölgedeki birçok ülkenin onlarca yıldır Batı’nın güvenlik desteğine ve silahlarına bağımlı olduğunu, ancak bu bağımlılığın her zaman etkili bir güvenlik ortamı oluşturmadığını belirtti.

Sun Degang, bölge ülkelerinin büyük güçler arasındaki rekabet içerisinde “piyon veya hedef” haline gelmemek amacıyla güvenlik stratejilerini yeniden değerlendirmeye başladığını ifade etti.

Global Times, Mısır’ın söz konusu güvenlik vizyonunda önemli bir konuma sahip olduğunu belirtti. Mısır’ın bölgesel istikrarın temel aktörlerinden biri, Kızıldeniz’de deniz taşımacılığının güvenliği açısından kilit bir ülke ve Filistin meselesinde önemli bir arabulucu olduğu kaydedildi.

Xi Jinping’in Mısır ziyareti sırasında iki ülkenin stratejik ortaklığın derinleştirilmesi konusunda mutabık kaldığı ve dijital ekonomi, teknoloji, eğitim ve ulaştırma gibi alanlarda 20’den fazla işbirliği belgesi imzaladığı aktarıldı.

Yeşil enerji, elektrikli araçlar, havacılık ve uzay, yapay zeka ve modern tarım teknolojileri alanlarında işbirliğinin de gündeme geldiği belirtildi.

Global Times, söz konusu işbirliklerini Çin’in yalnızca altyapı projelerine dayalı yaklaşımın ötesine geçerek sanayi entegrasyonu, teknoloji transferi ve Küresel Güney ülkelerinde yerel kalkınmayı desteklemeye yönelik politikasının bir parçası olarak değerlendirdi.

TASS: İran misillemelerinde balistik füzeler ve yapay zekâ destekli İHA'lar

Rusya merkezli TASS, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik savaşına ilişkin haberinde, İran’ın Ortadoğu’daki ABD askeri üslerine yönelik son misilleme operasyonlarında balistik füzeler ve yapay zekâ teknolojisiyle donatılmış insansız hava araçları kullandığını aktardı.

İran Ordusu Sözcüsü Muhammed Ekremi-Niya, İran Silahlı Kuvvetleri’nin operasyonlarda Fetih karadan karaya füzeleri ile yapay zekâ teknolojisiyle donatılmış Arash-2 İHA’larını kullandığını belirtti.

Ekremi-Niya, operasyonların karma ve asimetrik yöntemlerle gerçekleştirildiğini, bu yöntemin hedeflerin daha hassas şekilde vurulmasına imkan sağladığını ifade etti.

TASS, İranlı yetkilinin açıklamalarına dayanarak Tahran’ın herhangi bir tehdit söz konusu olması halinde önleyici operasyon düzenleme seçeneğini de dışlamadığını aktardı.

İran Ordusu Sözcüsü ayrıca Siyonist rejime yönelik uyarısında, yeni bir saldırının “hızlı ve ezici” bir karşılıkla karşılaşacağını ifade etti.

TASS, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın 1 Eylül’de İran’daki hedeflere yönelik saldırılar düzenlendiğini açıkladığını hatırlattı.

Haberde, bu saldırıların ardından İran’ın Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün, Irak ve Bahreyn’deki ABD askeri üslerini hedef aldığı aktarıldı.

TASS’ın diğer haberlerinde ise Siyonist rejim Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun İran’daki yönetimi devirmeye yönelik çabaların sürdüğüne ilişkin açıklamalarına ve Tahran’ın ciddi şekilde zayıflatıldığı yönündeki iddialarına da yer verildi.