Abdurrahman Dilipak
Dost Acı Söyler!
Esnaf, işçi, emekli, çiftçi farketmiyor! Dindar da şikayetçi Laikçi de.
Sermaye sahibi de, küçük esnaf da, Tüccar da şikayetçi sanayici de.
Bu durum AK Parti ve paydaşlarını da, CHP’yi ve paydaşlarını da bitirecek.
Böyle iktidar ve böyle bir muhalefet olmaz. Olmuyor işte, her gelen gün, geçen günleri aratacak.
Torpil, rüşvet almış başına gidiyor, Aileler dağılıyor, gençliğin hali malum.
İK şirketi kurmuşlar, düne kadar kamuya, özel sektöre “muteber” işçi-memur, kariyer” (!?) sağlayanlar bile “adam kayırıcılığı”ndan şikayet ediyorlar artık.
Hayır hayır bu işler böyle devam edemez..
''Dalga geçer'' gibi hala kadın istihdamını artırmaktan söz ediyorlar.
Aileyi yıkan, dağıtan sözleşmenin yılmaz savunucularını kadrolarına muhafaza etmekten öte karar verici konumda tutuyorlar kritik görevlerle istihdam etmeye devam ediyorlar. Sahi bu perhiz, bu ne lahana turşusu..
Ahlaksızlık, fuhuş, uyuşturucu, kumar almış başını gidiyor.
Öte yandan devlet destekli karnavallar, Epstein lobisinin içimizdeki yerli ve milli unsurları, müzik-sanatsal etkinlik maskeli şovlarla adeta meydan okuyorlar.
Ya hu bunlar, sizin partinizin, arka bahçenizdeki STK’larla birlikte İstanbul mitinginde toplandığınız kalabalıktan çok daha fazla kalabalığı Adana’da Kültür Bakanlığı destekli Karnavalda korteje katıyorlar. Hatırlatalım İstanbul’un nüfusu 16 Milyon, Adananın nüfusu 2.2 Milyon. İstanbul’un Esenyurt Küçükçekmece, Pendik, Ümraniye ve Bağcılar nüfusu da Adananın nüfusuna eşit. İstanbul’un nüfusu Adananın nüfusunun 7,5 katı..
AK Parti her iki ilde de Sandığı CHP’ye kaptırsa da, İstanbul’da Kudüs/Gazze mitingi yapan da AK Parti, Adana’daki Portakal çiçeği karnavalına destek veren de AK Parti’nin bakanı. Bu işte bir yanlış yok mu? Bu işin sorumluları kim? Onların görevleri ne? Niye kimse onlardan bunun hesabını sormuyor soramıyor.
Bakın Anteb’te AK Partinin oyu %38.8, CHP’nin oyu %28.1, YRP %17.2, DEM %5.4.. Anteb’teki, yolsuzluk, mala çökme, ahlaksızlık, fuhuş, kumar, torpil, rüşvet diğer illerden farklı değil.
Bu konularda doğusu batısı, kuzeyi güneyi, iç anadolu’su farketmiyor, her yerde ülke genelinde “Pandemi” var Pandemi!. Salgın halinde bu işler. Bu büyük şehirlerdeki 1+1 daire satışlarındaki patlama neyin nesi, bilmiyor musunuz? Her şehrin ağası var, her şehrin Mafia’sı var artık. Şehrin ağası dediğiniz, yerel, yerli ve milli oligarklar. Yerel yönetimi, yerel siyasetçisi, teşkilatın adamları ve milletvekilleri, onların atattığı, bürokratları, mülki idare amirlerinden, hakiminden savcısına jandarmasına, istihbaratçısına varana kadar bürokratları aynı lobiye arzı ihlas stmek zorundalar. Arzı ihlas ettikleri bu lobinin uzantıları silsile-i meratip’le Ankara’ya kadar uzanıyor.
Fuhuş, uyuşturucu, kumar çeteleri bu yapının tetikçiliğini yapıyor. Bugün toplumu terörize edenler bunlar. PKK’nın, FETÖ’nün yerini bunlar aldı.
Bakın, bu gidişin sonu yok. Osmanlının son günlerine döndük. Bir 31 Vakası, 15 Temmuz gibi bir hadise vuku bulmadan bizim Kuvva-i milliye ve müdafa-yı hukuk’un asli mirasına sahip çıkmamız gerek. Bu işi CHP’nin o tek parti zihniyetinin bu. Haksızlıklara, zulme, sömürüye, işgale karşı direniş kararlığını bir takım siyasilerin ele geçirmesine, iktidar, servet ihtirasına kurban etmemek gerek.
Çok mu acı oldu. Bu acı hastalığın değil, şifa için acı bir ilaç. Eğer bu yanlış yoldan yürümeye, itiraz seslerini kısmaya, bastırmaya çalışırsanız, daha acısına katlanmak zorunda sağı ile solu ile siyasi kadrolar.
Bu kriz, siyasi ve bürokratlardan topluma metastaz yaptı. Yarın toparlamak, bugünden daha çok olacak. Korumaya çalıştığınız değerleri kaybedeceksiniz. Kaçtığınızı sandığınız şeye doğru koştuğumuzu ne zaman fark edeceksiniz?
Aileyi ve gençliğinizi kaybettikten sonra o İHA’ların, SİHA’ların ne değeri var.
Sahi şu CHABAT belasına ne zaman el atacaksınız. Bu kelimeyi telaffuz etmek bu kadar zor mu? İstanbul sözleşmesinden, Lanzarote’den ne zaman çekileceksiniz? Faiz dedikleri RİBA kıskacından ekonomiyi ne zaman kurtaracaksınız, Sadece işçi ve emekli perişan değil, Esnaf de büyük iş adamları da iflas ediyor. Bu gidiş gidiş değil. Aile bakanlığını kurdunuz, köpeklere barınak yaparken erkekleri sokağa ya da hapishaneye attınız. Bunun ahı yıkar şahı..
Din de, ahlak da, hukukta, cematte bu yaşanan süreçte mevcut kadroların elinde perişan oldu. STK’lar, siyasetin ya sıçrama tahtası, ya Truva atı, ya da oyuncağı oldu.
Şu bankamatik memurları milletin sırtından indirin. Ehliyetsiz ve liyakatsız, “evet efendim”ci memurları devletin sırtından indirin, Trolleri kovun. Yarın bunların hepsi bir anda aleyhine dönebilir, gizli tanık ya da muhbir olabilir. İçinizdeki beyinsizlerden yakanızı kurtarın. İnsanların algıları ile oynamadan vazgeçin. Bu dinen haram, ahlaken ahlaksızlık, hukuken suç olan bir fiildir. Algı gerçeğin, gerçek hakikat’ın yerini alıyorsa, bu kişiler önce biyonik robotlara dönüştürülür, eş zamanlı olarak da bular, din ahlak ve geleneklerinden, biyolojik cinsiyetlerinden bağımsız BİREYlere dönüştürülürler. Sürüleştirilir. Bu kişiye ve kişilerden oluşan topluma karşı işlenmiş bir cürümdür. Bizden istenen adil şahidler olmaktır. Haksızlıklar karşısında susmamak ve “hayır” diyebilmektir. Neye evet dediğiniz kadar neye hayır dediğiniz de önemlidir. “Def-i mazarrat celb-i menfiden evla” olduğu içindir ki, kelime-i tevhit “La İlahe…” diye başlar. Hayırsız bir evet kişinin şahsı manevisine yöneltilmiş bir tehdittir.
Siyasi emellerini uluslararası sistemin, müstevlilerin, global reset çetesinin, Black Rock’un ve Epstein çetesi’nin fonladığı siyasi emelleri ile tevhid eden, şahsi çıkarlarını Finans Kapitalin ve kayıt dışı-kara para ile birleştiren, insin Şeytanlar’ının modellemeye çalıştığı Human 2 ve Trans Humanizm ile modellenen hayat tarzını rol model olarak babul eden, fasıklar, kafirler, münafıklar, müstekbirlerden yakamızı kurtarmadan kimseye bu dünyada da , ahirette de rahat yüzü yok. Onlar Şeytanın dostları, insin ve Cin’in Şeytanlarını veli edinenler “Ashab-ı haşirin”lerdir. Onların yaptıkları işleri boşa gitmiştir. Onlardan uzaklaşalım ve onları kendimizden uzaklaştıralım.. Yoksa onları yakacak ateş, bu topluluğu da yakacaktır. Bunlar karşısında sesiz kalanlara da dokunacaktır.
Burada kadar bir şekilde geldiniz, bundan sonra böyle devam edemezsiniz. “Eski hal muhal, ya yeni hal, ya izmihlal”..
Selam ve dua ile.