Devrim Muhafızları: Savunma yeteneklerimiz yeraltı altyapılarında konuşlandırıldı

Devrim Muhafızları: Savunma yeteneklerimiz yeraltı altyapılarında konuşlandırıldı

İran Savunma Bakanlığı Sözcüsü Tuğgeneral Rızai, Elburz vilayetindeki din adamları ve siyasi rehberlerle bir araya geldiği toplantıda İmam Humeyni, 8 yıllık Kutsal Savunma ve 12 Günlük Kutsal Savunma şehitlerini andı.

İran Savunma Bakanlığı Sözcüsü Tuğgeneral Rızai, Elburz vilayetindeki din adamları ve siyasi rehberlerle bir araya geldiği toplantıda İmam Humeyni, 8 yıllık Kutsal Savunma ve 12 Günlük Kutsal Savunma şehitlerini andı.

Rızai, dayatılmış birinci savaşın başlangıcının yıl dönümünde bulunulduğunu belirterek, bu savaşla ikinci ve üçüncü dayatılmış savaşların karşılaştırılmasının, düşmanın İran İslam Cumhuriyeti'ne yönelik hedef, yöntem ve karşı karşıya gelme kalıplarındaki farklılıkları genç nesle anlatabileceğini söyledi.

Üç savaşta ortak hedefler

Tuğgeneral Rızai'ye göre düşmanın her üç savaştaki temel hedeflerinden biri İran İslam Cumhuriyeti rejimini devirmekti. Bir diğer hedef İran'ı parçalamaktı; düşmanın hedef coğrafyası dönemlere göre farklılık gösterse de bu amaç üç savaşta da sürdürüldü.

Savunma Bakanlığı Sözcüsü, İslam Devrimi'ni kontrol altına almanın da ortak hedefler arasında yer aldığını belirterek, düşmanların devrimin bölgede ilham vermesinden ve bağımsız bir model oluşturmasından endişe duyduğunu söyledi. Son savaşlarda İran'ın bölgesel gücünün ve Direniş Cephesi'nin zayıflatılmaya çalışıldığını ifade etti.

Tuğgeneral Rızai, jeopolitik hedeflerin ve İran'ın bölgedeki stratejik konumunu etkileme çabalarının da bu savaşların ortak eksenlerinden olduğunu vurguladı. Bunda enerjinin önemi ile Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'nın stratejik konumunun belirleyici olduğunu dile getirdi.

Son savaşlarda yeni hedefler

Son iki dayatılmış savaşta önceki hedeflere yenilerinin eklendiğini belirten Tuğgeneral Rızai, bunlar arasında İran'ın barışçıl nükleer kapasitesini, füze gücünü, bölgesel gücünü ve deniz kapasitesini zayıflatmanın bulunduğunu söyledi.

Tuğgeneral Rızai, düşmanın stratejik hedeflerinin hiçbirine ulaşamadığını ifade etti. Savaşın ülkeye maliyet ve zarar getirdiğini, ancak düşmanın ana stratejik hedeflerine ulaşamadığını; İran'ın da düşmana maliyet yüklediğini belirtti.

Dış destek ve değişen denklem

8 yıllık savaşta Baas rejiminin bölge ülkeleri, Batı ve Doğu'dan geniş destek aldığını hatırlatan Tuğgeneral Rızai, bazı tahminlere göre onlarca ülkenin doğrudan veya dolaylı olarak Baas rejimini desteklediğini söyledi.

Son savaşlarda ise düşmana verilen desteğin niteliği ve kapsamının değiştiğini belirten Tuğgeneral Rızai, iki ana düşmanın doğrudan varlığının yanı sıra bazı bölge ülkelerinin ve Batılı ülkelerin toprak kapasiteleri ile imkânlarının da onların kullanımına sunulduğunu kaydetti.

Düşmanın hesap hataları

Tuğgeneral Rızai'e göre 8 yıllık savaşın başında düşman, yeni kurulan İslami siyasi sistemin zayıflığı, iç anlaşmazlıklar, silahlı kuvvetlerin kötü durumu ve ülkenin askeri bağımlılığı üzerinden hesap yapmıştı. Düşman, İran'ın kısa sürede yenileceğini düşünüyordu.

Son savaşlarda ise düşman; halk ile yönetim arasındaki uçurum, bazı ekonomik ve sosyal hoşnutsuzluklar, iç kırılganlıklar ve bilişsel savaşın etkileri üzerine hesap yaptı. Ancak Tuğgeneral Rızai'e göre düşman, imanın, velayet ve liderliğin, silahlı kuvvetlerin cihadi ruhunun ve halkın direnişinin rolünü doğru şekilde hesaplayamadı.

Değişen savaş modeli

Tuğgeneral Rızai, savaş modelinin de son kırk yılda değiştiğini söyledi. 8 yıllık savaş ağırlıklı olarak kara temelli ve klasikti; insan gücü ve savaşçı, meydanın ana unsuru olarak görülüyordu. Son savaşlarda ise teknoloji ve uzmanlık belirleyici rol oynadı.

Son savaşların teknoloji savaşı, uzmanlar savaşı ve hibrit savaş olduğunu belirten Tuğgeneral Rızai, askeri alanın yanı sıra sosyal, ekonomik, medya ve bilişsel alanların da temel mücadele sahalarına dönüştüğünü ifade etti.

Tuğgeneral Rızai, son savaşlarda ateş yoğunluğu, operasyon hızı, çatışmanın coğrafi kapsamı, kullanılan silah türleri ve yeni teknolojilerin 8 yıllık savaşla kıyaslanamayacağını vurguladı.

Askeri baskıya eşzamanlı ekonomik ve bilişsel savaş

Savunma Bakanlığı Sözcüsü, son savaşlarda düşmanın askeri baskıyla eşzamanlı olarak ekonomik baskı ve bilişsel savaşı da devreye sokmaya çalıştığını söyledi. Düşmanın hoşnutsuzluk yaratarak ve ülke yönetiminde aksama oluşturarak toplumu içten etkilemeyi amaçladığını belirtti.

Yeraltı altyapıları ve savunma kapasitesi

Tuğgeneral Rızai, silahlı kuvvetlerin stratejik kabiliyetlerinin bir bölümünün son yıllarda güvenli ortamlar ve yeraltı altyapılarında konuşlandırıldığını açıkladı. Bu sayede düşmanın İran'ın savunma gücü ve silah üretim kapasitesine ilişkin bazı hesaplarının gerçekleşmediğini ifade etti.

Caydırıcılığın korunması için farklı alanlarda dayanıklılığın artırılması gerektiğini vurgulayan Tuğgeneral Rızai, askeri gücün daha etkili olabilmesi için ekonominin, altyapının, enerjinin, kültürün, medyanın ve sosyal sermayenin de yeterli dayanıklılığa sahip olması gerektiğini söyledi.

Din adamları ve siyasi rehberlere çağrı

Tuğgeneral Rızai, din adamları ve siyasi rehberlerin rolüne değinerek sahadaki gerçeklerin anlatılması, toplumun bilinç düzeyinin artırılması, umudun güçlendirilmesi, kazanımların açıklanması ve kırılganlıkların doğru tespit edilmesinin kültürel, tanıtım ve medya kurumlarının önemli görevleri arasında olduğunu belirtti.

Dayatılmış savaşların deneyiminin, düşmanın iman, liderlik, milli birlik, bilimsel kapasite ve halkın direnişini görmezden geldiğinde hesap hatası yaptığını gösterdiğini vurgulayan Tuğgeneral Rızai, düşmanın yeni hedeflerle ve ileri teknolojilerle sahaya girmesine rağmen stratejik hedeflerinin hiçbirine ulaşamadığını söyledi. Tuğgeneral Rızai'e göre İran İslam Cumhuriyeti, iman, yerli savunma gücü ve teknolojik kapasitelere dayanarak bu sınavdan da başarıyla çıktı.