Devrim Muhafızları: Saldırı tekrarlanırsa İran’ın savunma taktiği ve hedefleri değişir
İran Devrim Muhafızları Sözcüsü ve Halkla İlişkiler Yardımcısı General Hüseyin Muhibbi, Perşembe akşamı Takestan ilçesine bağlı Hürremdaşt bölgesinin 100 Şehit Kongresi’nde konuştu.
İran Devrim Muhafızları Sözcüsü ve Halkla İlişkiler Yardımcısı General Hüseyin Muhibbi, Perşembe akşamı Takestan ilçesine bağlı Hürremdaşt bölgesinin 100 Şehit Kongresi’nde konuştu.
Hürremdaşt Ulu Camii’nde düzenlenen kongrede son savaşa ilişkin gelişmeleri değerlendiren Muhibbi, “Savaş önceki biçimiyle durmuş olsa da karşıtlığın özü devam ediyor ve İran İslam Cumhuriyeti yeni koşullara hazırlanmıştır” dedi.
Muhibbi, son çatışmanın yalnızca askeri bir karşılaşma olmadığını belirterek, siyasi, ekonomik, teknolojik ve askeri alanların sürece dahil olduğunu söyledi. ABD’nin geniş askeri ve teknolojik kapasitesine rağmen İran’ın savunma ve saldırı gücüne ilişkin hesaplarının bir kısmının gerçekleşmediğini ifade etti.
Düşmanın İran’ın füze gücüne dair hesapları değişti
Devrim Muhafızları Sözcüsü, İran silahlı kuvvetlerinin füze ve İHA alanındaki performansına değinerek, düşmanın İran’ın direniş kapasitesi ile füze ve İHA yeteneklerini değerlendirmede hata yaptığını söyledi. Mohebbi, “İran’ın bu çatışmada kullandığı teçhizatın menzili, tahrip hacmi, hassasiyeti ve kabiliyetleri, karşı tarafı ülkenin savunma kapasitesine dair farklı bir gerçekle karşı karşıya bıraktı” dedi.
ABD’nin hava ve deniz alanlarındaki bazı ileri teknoloji teçhizatının hedef alındığını hatırlatan Muhibbi, bunun karşı tarafın ileri teknolojiye sahip olmasının İran’ın yanıtından muaf kalacağı anlamına gelmediğini gösterdiğini belirtti.
Muhibbi, bölgedeki ABD üslerine yönelik saldırılara işaret ederek, bu üslerin bir kısmının İran saldırıları sırasında ağır hasar gördüğünü, yeniden inşalarının ABD için maliyet ve zor koşullar doğuracağını ifade etti.
ABD istihbarat merkezleri de İran’ın menziline girdi
Muhibbi, bölgedeki ABD istihbarat merkezlerine yapılan saldırılara değinerek, bu operasyonun ABD’nin istihbarat merkezleri ve altyapısının da İran’ın erişimi ve operasyonel kapasitesi dışında olmadığını gösterdiğini söyledi.
Son savaşı stratejik açıdan ABD için önemli sonuçlar doğurduğu şeklinde değerlendiren Muhibbi, ABD’nin bu çatışma için belirlediği hedefleri tam olarak gerçekleştiremediğini ve şimdi bu durumun sonuçlarını farklı alanlarda yönetmeye çalıştığını belirtti.
Hürmüz Boğazı ve bölgesel denklemlerin değişmesi
Devrim Muhafızları Sözcüsü, Hürmüz Boğazı’nın bölgesel denklemlerdeki önemine değinerek, ABD’nin geniş donanma ve deniz gücüne rağmen bölgedeki koşulları kendi hedefleri doğrultusunda değiştiremediğini söyledi.
Muhibbi, “ABD donanmasının bölgedeki hareketleri İran İslam Cumhuriyeti’nin gücünden etkilendi ve ABD gemileri Hürmüz Boğazı bölgesinden uzaklaştı” dedi. ABD donanmasının Bahreyn’deki konuşlanmasına değinen Mohebbi, Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi’nde yaşananların bölgesel denklemlerin bir bölümünün değiştiğini ve İran’ın caydırıcılık kapasitesinin arttığını gösterdiğini ifade etti.
İran’ın hedefi ABD mevzileriydi, bölge ülkeleri değil
Devrim Muhafızları Halkla İlişkiler Yardımcısı, bölgedeki ABD mevzilerine yönelik operasyonlara işaret ederek, İran’ın ABD mevzilerini hedef aldığı her noktada amaçlanan hedeflerin bu ülkenin üsleri ve mevzileri olduğunu, bölge ülkelerinin İran saldırılarının hedefi olmadığını vurguladı.
İran’ın karşılıklı yanıt kapasitesine ilişkin olarak Muhibbi, “Bugün İran İslam Cumhuriyeti, düşman ülkedeki birkaç hedefe saldırırsa İran’ın daha fazla hedefe sert bir yanıt verebileceği bir caydırıcılık düzeyine ulaşmıştır” dedi.
Muhibbi, “İran İslam Cumhuriyeti’nin savunma denklemleri geçmişe göre değişmiştir ve düşman artık İran’a yönelik askeri eylemin maliyeti ve sonuçlarına dair eski hesaplarla karar veremez” ifadelerini kullandı.
İran yeni koşullara hazır
Devrim Muhafızları Sözcüsü, silahlı kuvvetlerin olası tehditlerle yüzleşmeye hazır olduğunu vurgulayarak, “Savaş önceki biçiminde durdu, ancak karşıtlığın mahiyeti sona ermedi ve İran İslam Cumhuriyeti bu mücadelenin yeni aşamalarına girmeye hazırdır” dedi.
Yeni bir saldırı olması halinde İran’ın savunma ve karşılık verme biçiminin farklı olacağını belirten Muhibbi, bu koşullarda çatışma coğrafyasının değiştirilmesi, yeni teçhizat ve silahların kullanılması ve farklı hedeflerin seçilmesinin gündeme geleceğini söyledi.
Muhibbi, “İran İslam Cumhuriyeti yeteneklerinin ve stratejik kapasitelerinin bir bölümünü şimdiye kadar kullanmamıştır ve gerektiğinde koşullara uygun olarak bu kapasitelerden yararlanacaktır” diye ekledi.
Devrim Muhafızları Halkla İlişkiler Yardımcısı, bölge coğrafyasının son gelişmelerdeki önemine değinerek, son savaşın coğrafi konumun askeri ve bölgesel denklemlerde ne kadar etkili olabileceğini bir kez daha gösterdiğini söyledi. İran’ın Hürmüz Boğazı bölgesindeki gücünün de ülkenin caydırıcılık kapasitesinin bir bölümünü ortaya koyduğunu belirtti.
Mohebbi, “Hürmüz Boğazı yalnızca coğrafi bir güzergâh değil, dünyada enerji transferinin önemli yollarından biri olarak kabul edilmektedir ve bu güzergâhtaki trafikte herhangi bir değişiklik enerji piyasasını ve küresel tedarik zincirini etkileyebilir” dedi.
İran’ın savunma gücü çatışmalar sırasında yükseldi
Muhibbi, konuşmasının başka bir bölümünde ülkenin savunma teçhizatının gelişim sürecine değinerek, İran İslam Cumhuriyeti’nin savunma yeteneklerinin çatışmalar sırasında yükseldiğini, ülkenin kullandığı teçhizat ve savaş araçlarının 12 Günlük Savaş’tan Ramazan Savaşı’na kadar önemli değişim ve ilerlemeler kaydettiğini söyledi.
Bu ilerlemeleri ülkenin bilimsel ve uzmanlık kapasitesinin sonucu olarak nitelendiren Muhibbi, bu yeteneklerin önemli bir bölümünün İranlı gençlerin çabası ve yerli bilgi ile kapasiteye dayanmanın ürünü olduğunu belirtti.
Devrim Muhafızları Sözcüsü, “Savaş alanında sergilenenler yerli güce ve ulusal özgüvene dayanmanın sonucuydu ve İran İslam Cumhuriyeti bugün ülkeyi savunmak ve tehditlere yanıt vermek için geniş kapasitelere sahiptir” dedi.
Muhibbison olarak, “Ulusal iradenin korunması bir milleti baskılar ve kısıtlamalar karşısında dirençli tutabilir; son çatışmadaki savunma kazanımlarının bir bölümü de bu özgüven ve yerli kapasitelere dayanmanın sonucudur” ifadelerini kullandı.
