Derin 'kaçak' infazında Ergenekon-PKK Bağı

Derin 'kaçak' infazında Ergenekon-PKK Bağı

Türkiye’nin en önde gelen firmasının işletme müdürü geçen yıl öldürüldü. ‘Çalışanları öldürdü’ dendi. Ancak bilgisayarı çözülünce rüşvet çarkı belgelendi ve kaçakçılık-PKK-Ergenekon bağı ortaya çıktı

DEVLETi her yıl milyarlarca dolar zarara uğratan kaçak akaryakıt satışında, PKK terör örgütü ile Ergenekon Çetesi'nin de rolü olduğu iddia edildi. Yaklaşık bir yıl önce silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden Türkiye'nin önde gelen akaryakıt şirketlerinden birinin işletme müdürlüğünü yapan Ömer Cemil Sanal'ın, bir yıl sonra ortaya çıkan e-posta yazışmaları, kaçak akaryakıt satışındaki karanlık ilişkileri gün yüzüne çıkardı.

ÖNCE ADİ CİNAYET DENİLDİ

MERSİN
bölgesinin en büyük akaryakıt depolarını bünyesinde barındıran büyük bir firmanın işletme müdürlüğünü yapan Ömer Cemil Sanal, görev yaptığı Hatay Dörtyol'da 6 Mart 2007 tarihinde iş çıkışı silahlı saldırı sonucunu öldürüldü. Cinayetin ardından Sanal'a bağlı işletmelerde çalışan iki kişi cinayet zanlısı olarak tutuklandı ve olay 'adi olay' olarak kayda geçti. Ancak, Sanal'ın öldürülmesini şüpheli bulan kardeşleri, cinayetin peşine düştü. Bir yıldır dedektif gibi çalışan Ömer Sanal'ın, Sema ve Deniz adlı iki kardeşi, Sanal'ın bilgisayarındaki kayıtların silindiğini tespit etti.

SORUŞTURMA DERİNLEŞTİRİLDİ

BİLGİSAYAR'IN
silinen kayıtları özel bir sistemle çözüldü. Sanal'ın bilgisayarındaki yazışmalar cinayet davasının görüldüğü İskenderun Ağır Ceza Mahkemesi'ne teslim edildi. Her iki kardeş de, olayın akaryakıt kaçakçılığından kaynaklandığını iddia ederek, davanın akaryakıt kaçakçılığı yönünde de araştırılmasını istedi. Hatay Dörtyol Cumhuriyet Savcılığı'nın da, yeni bilgi ve belgeler ışığında, iddialarla ilgili olarak soruşturmayı derinleştirdiği bildirildi.

KONTROL MEMURUNA 300 YTL

ÖMER
Cemil Sanal'ın kardeşleri tarafından mahkemeye sunulan yazışmalar, kaçak akaryakıt satışında kamu görevlilerine rüşvet verildiğine ilişkin bilgiler de yer alıyor. Örneğin, bir kontrol memuruna verilecek rüşvet için, 'Gümrük memuruna elden 300 YTL verildi' şeklinde açıklamalar bulunuyor.

Yine mahkemeye sunulan bilgi ve belgelerde, akaryakıt taşınmasında Kuzey Irak'ta PKK'ya yakın kişilere verilen rüşvetler isim isim yer alıyor. Yine aynı belgelerde, Türkiye'deki akaryakıt şirketlerinin, kaçak akaryakıt için gizli akaryakıt hatları yaptıkları da öne sürülüyor. HÜSEYİN ÖZAY


Ergenekon bağlantısı


SANAL'IN yakınları tarafından mahkemeye ve cumhuriyet savcılığına sunulan bilgi ve belgelerde, emekli bazı askerlerin de isimleri verilerek, bu kişilerin de akaryakıt kaçakçılığına karıştığı öne sürülüyor. Bölgede görev yapan ancak Sanal cinayetinin ardından emekli edilen üst düzey komutanın ismine Engenokon terör örgütü operasyonu kapsamında gözaltına alınan emekli Tuğgenaral Veli Küçük'ün arşivinde çıkan dosyalarda da rastlanmıştı.


Rejimi 550 kişi değil de

11 kişi mi koruyacak?


Muhalefetin iptal davalarını eleştiren eski raportör Prof. Dr. Turhan, 'Niye 11 Anayasa Mahkemesi üyesine güveniyorsunuz da, 550 milletvekiline güvenmiyorsunuz, halka güvenmiyorsunuz' diye sordu


ANAYASA Mahkemesi eski raportörü Başkent Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Turhan, Anayasa Mahkemesi'ne yapılan iptal davalarının kaldırılması gerektiğini belirterek iptal davalarının muhalefetin muhalefet yapma araçlarından birisi haline geldiğini söyledi. Yargı bağımsızlığının, her zaman yargının tarafsızlığını getirmediğini kaydeden Başkent Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Turhan, 'Bizim yargı organımız bağımsız ama tarafsızlığı, yansızlığı bir dereceye kadar. Devamlı devleti koruyucu, kollayıcı bir özellik arz ediyor' dedi.

İPTAL DAVALARI KALDIRILSIN

TBMM
'nin yaptığı anayasa değişikliklerini iptal yetkisinin Anayasa Mahkemesi'nden alınması gerektiğini ifade eden Turhan 'İptal davalarının kaldırılması gerekir. Çünkü, iptal davası muhalefetin muhalefet yapma araçlarından birisi haline geliyor. Bunun yerine bireysel başvuru yolunu koymak gerekir' dedi. Turhan sözlerini şöyle sürdürdü:

İptal davalarında, demokratik meşruiyet her zaman sorgulanacaktır. Anayasa değişikliklerinin iptali konusunda da şunu soracağım: Niye 11 Anayasa Mahkemesi üyesine güveniyorsunuz da, 550 milletvekiline güvenmiyorsunuz, halka güvenmiyorsunuz? Yani sadece Anayasa Mahkemesi mi Türkiye'de rejimi koruyacak. Halka daha fazla güvenmek gerekir, demokrasi açığını kapatmamız gerekir.

YASA KOYUCU OLUYOR

ANAYASA
Mahkemesi kararlarının gerekçelerinin bağlayıcı olmasını da eleştiren Turhan, 'Kararların bağlayıcı olması, Anayasa Mahkemesi'ni Meclis'in üzerine çıkarıyor. Anayasa Mahkemesi aynı zamanda menfi yasa koyuculuğundan pozitif yasa koyuculuğuna giderek, Meclis'e 'bunu yapacaksın' diyor. Olumlu bir yasa koyuculuk haline dönüşüyor' dedi.