Demir Kubbe Ve Gerçek Tehlike!

Demir Kubbe Ve Gerçek Tehlike!

Siyonist Savunma Bakanlığı, aynı anda atılan kısa menzilli birkaç füzeyi...

Dr. İsam Şaver

Siyonist Savunma Bakanlığı, aynı anda atılan kısa menzilli birkaç füzeyi birden düşürmeyi hedefleyen "Demir Kubbe" sisteminin denemelerinin başarılı olduğunu duyurdu. Demir Kubbe düşüncesi, işgal devletinin direniş güçleri tarafından Gazze'den ve Güney Lübnan'dan Yahudi yerleşim birimlerine atılan füzeleri durdurmakta aciz kalmasının ardından geliştirildi. Başarılı olduğu iddia edildiği halde bu sistemin etkinliği konusundaki kuşkular devam ediyor. Demir Kubbe sisteminin başarılı olduğunun ilan edilmesi temelde Siyonist toplumu psikolojik olarak rahatlatmayı amaçlıyor. Bu propaganda iç politikada da aşırı sağcı Netanyahu hükümetinin işine yarıyor. Amerika'nın bu projeyi desteklemesi ise iddia edildiği gibi Siyonistlerin Batı Yaka'dan çıkması için değil, Netanyahu'nun Filistin tarafıyla görüşmelerde bulunması ve bu konuda esnek davranmasını özendirmek içindir.

Amerika ve işgal yönetimi, Siyonist devletin Gazze'den veya Güney Lübnan'dan atılan roketlerle tehdit altında olduğunu şüphesiz ki düşünmüyorlar. Ancak füze gerçeği işgal rejimine tehdit oluşturan üç önemli unsur nedeniyle önem arz ediyor. Bu füzeler düşünsel dönüşümün, demografik dağılımın ve teknolojik gelişimin habercisidir.

İşgal rejimi Arap ve İslamî bir okyanusun içinde bulunuyor. Bu okyanustan yükselen yeni dalgalar buradaki halkın her geçen gün İslamî köklere dönmesiyle birlikte gittikçe yükselip büyümekte ve gürlemesi daha da güçlü hale gelmektedir. Gözlemcilerin zihinsel dönüşüm dedikleri bu gerçek işgal rejimi için büyük bir tehlike arz ediyor. Tehlike listesi İran, Suriye, Hizbullah ve Hamas ile sınırlı değil. İşgal devletinin içinde her an patlamaya hazır 1 milyon 200 bin Filistinli bulunuyor. Onların dışında Gazze ve Batı Yaka'da bulunan 4 milyon Filistinli işgal yönetimi için büyük bir demografik tehdit oluşturuyor. Bu nüfus uyanma saatini bekleyen bir volkanı andırıyor. Siyonistler her geçen gün biraz daha bu deryada boğulmaktadırlar. O nedenle evlerin yıkılması, Filistinlilerin tehcir edilmeleri, sürgün edilmeleri, baskıya uğramaları hiç de tuhaf ve boşuna değildir. Çünkü buradaki gerçekler Arap ve İslam ülkelerinin teknolojik gelişmeleriyle birleştirildiğinde işgal rejiminin Filistin topraklarında yaşama ihtimalini ortadan kaldırıyor.

Sonuç olarak şunu söylemekte yarar var. Amerika yönetimi bize bir devlet kuramayacağı gibi işgal rejimine de güvenli bir ortam hazırlayamayacaktır. Gördüğümüz şeyler Amerika'nın iç hesaplarının bir sonucudur. İşgal rejiminin şimdiki çırpınışları da -Allah'ın izniyle- yakında son bulacak varlığını yok olmaktan kurtarma için Amerika'nın bu desteğini değerlendirmesiyle elde ettiği mütevazı bazı kazanımlardan başka bir şey değildir







fiem