Çölaşan Mağdurları Oynuyor
Emin Çölaşan Türk basınında üslubu ve tarzıyla en fazla konuşulan ve en fazla sakınılan isimdi.
Emin Çölaşan Türk basınında üslubu ve tarzıyla en fazla konuşulan ve en fazla sakınılan isimdi. Hürriyet gazetesindeki işine son verildikten sonra, bir anda mağdur edebiyatı yapmaya başlayan Çölaşan, 22 yıllık meslek hayatında acaba kimleri mağdur etmişti.
İşine geldiği zaman meslek ilkelerinden dem vuran, ama meslektaşları jurnallemekten kaçınmayan, yolsuzluk dosyaları yayınlamakla ün salan, ama POAŞ konusunda susup oturan, askeri darbeleri destekleyerek, demokrasi havariliğine soyunan Çölaşan. Hangi Çölaşan diye sormaya gerek yok, milletinin karşısındaki Çölaşan…
ÖZAL’IN DÜŞMANIYDI DEMİREL’İN DEĞİL
1980’li yıllarda Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’a saldırarak “Turgut nereden koşuyor” kitabını yazan Çölaşan, kitabında (Ortadoğu Teknik Üniversitesi) ODTÜ’den hocası ve Devlet Planlama Teşkilatı’ndan müdürü olan Turgut Özal’ı seviyesizce suçlamış ve itham etmişti. Kitabında Özal’ın girdiği derste nasıl kopya çektiğini de ballandıra ballandıra anlatan Çölaşan’ın Özal düşmanlığı uzun yıllar sürmüştü. Oysa Süleyman Demirel ve ekibi Çölaşan’ın ilgi alanına nedense Özal kadar girmemişti.
SİYASETİ YÖNLENDİRDİ
Halasının oğlu Hüsamettin Cindoruk’un hassasiyetlerini hep paylaştı. Cindoruk’a yakın isimlerden biri olan Emin Hattat’ın adını tam 18 yıl sonra bir rüşvet skandalında andı. Neden bu ismi daha önce zikretmediği sorulduğu zaman,”bazı şeyler zamanı gelince yazılır” diyerek geçiştirdi. Emin Hattat, Merve Kavakçı’nın TBMM’ye tesettürüyle girmemesi için Demirel’le lobi yapan isimlerden biriydi. Çölaşan, o hep bahsettiği meslek ilkelerini işine gelince çiğnemekten çekinmemişti. 1991 seçimlerinde DYP-SHP koalisyonu için mekik diplomasi yapmış, Hikmet Çetin'le Hüsamettin Cindoruk’u bir araya getirerek, siyasete dolaylı yollardan müdahale etmişti. Acaba Çölaşan, o zaman kimi ya da kimleri tehlike olarak algılamıştı.
1980 darbesini de övmeyi ihmal etmedi. Milli Güvenlik Konseyi’nin özel izniyle gezdiği cezaevlerini okuyucularına öve öve anlattı.
ASKERİ BAHANE ETTİ
Kendi arkasında hep Türk Ordusu varmış gibi gösterdi. Çoğu zaman asker adına konuştuğu izlenimini verdi. 90’lı yıllarda dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Doğan Güreş’le yaptıkları görüşmeyi bir ayrıcalıkmış gibi sundu. Daha sonra askeri kışkırtmayı sürdürdü. 27 Nisan bildirisini destekledi. Bildirinin ardından “Asker muhtırasını verdi görevin ilk aşamasını tamamladı” diye yazabildi..
Kendi meslektaşlarına çamur atmaktan dahi çekinmedi. Kendisine gizli belgeler ulaşınca “kuşlar getirdi” diyordu, başkaları ulaşınca suç işliyorlar bu bilgileri yasa dışı yollardan ediniyorlar yaygarasını kopardı. İlnur Çevik, Mehmet Barlas, M. Ali Birand, Mehmet Altan, Cengiz Çandar, hedefindeki gazetecilerdi. Akit gazetesi çalışanlardan “Hasan” isimli bir şahsı Yekta Güngör Özden’e suikast düzenlemekle itham etti. Bu ithamdan sonra gazetede çalışan Hasan isimli herkes gözaltına alındı. Gazetenin Yazıişleri Müdürü Hasan Karakaya 4 gün gözaltında tutulduktan sonra Ankara DGM’ye (Devlet Güvenlik Mahkemesi) çıkartıldı. İddiaların asılsız olduğu anlaşıldıktan sonra Karakaya serbest bırakıldı.
SATILIK KALEM DEĞİLMİŞ
Ben satılık kalem değilim demekten çekinmiyorsa da; Cavit Çağlar’ı, batık bankalara adı karışan emekli paşaları yazmaktan çekindi. Başkalarıyla ilgili yolsuzlukları ifşa etmekle övündü, POAŞ’ı geçiştirmeye çalıştı. Çölaşan ayrıca bankadaki 3 milyon doları aşkın yüklü mevduatı ile de gündeme geldi, fakat bunu haber yapan gazeteci arkadaşlarını davalık etti.
Vakit
