Çölaşan, ajan olayını anlattı

Çölaşan, ajan olayını anlattı

Olayın olduğu gün Osman Paksüt'le aynı mekanda bulunan Emin Çölaşan, yaşananları Kanal 1 Ana Haber'de Fatih Altaylı'ya anlattı...

Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt'ün aracının takip edilmesi ve dinlenmesi olayı Türkiye'nin gündemine oturdu. Paksüt, eşiyle birlikte Ankara'da bir tenis kulübüne giderken ticari bir araç tarafından takip edildiğini iddia ederek İl Emniyet Müdürü Ercüment Yılmaz'a durumu bildirmiş, Yılmaz da aracın polise ait olduğunu ve uyuşturucu ile ilgili bir takipte bulunduğunu, olayın Paksüt ile ilgisi olmadığını belirtmişti.

Ankara günlerdir bu olayı konuşup sorulara cevap ararken Gazeteci-Yazar Emin Çölaşan'ın da olay sırasında Ankara Tenis Kulübü'nde olduğu ortaya çıktı.

Emin Çölaşan, o gün orada yaşananları Kanal 1 Ana Haber Bülteni'nde Fatih Altaylı'ya anlattı:

"Fatih Çekirge beni yemeğe davet etmişti. Saygı Öztürk de vardı. Ben tam tenis kulübünün kapısından içeriye girdiğim anda birden bir olayın ortasına düştüğümü hissettim. Fatih ve Saygı da geldi. Osman Paksüt'ün eşi Ferda Hanım bize şunları söyledi:

'Polis bizi hem dinliyor hem de takip ediyor. Biz bunlardan bir tanesini yakaladık. Arabada dinleme cihazı var. Ve bu uzun süredir devam eden bir olay. Biz bunların plakalarını aldık'

O sırada Osman Bey Turhan Çömez ile başka bir masada oturuyordu. Ferda Hanım çok siniriliydi haklı olarak.

Ferda Hanım'a olayı sorduğumuzda bize tek tek şunları anlattı:

'Tenis kulübünün kapısının karşısındaki kaldırımda aracı yakaladık. Trafik polisine araçtakilerin beni taciz ettiğini söyleyerek gereken işlemi yapmasını ve polis çağırmasını istedim. Trafik polisi de aracın emniyete ait olduğunu ve içindekilerin kimseye tacizde bulunmayacağını söyledi. O sırada bulunurdu bulunmazdı tartışması yapılırken, Ankara Emniyet Müdürü Ercüment Yılmaz'ı çağırdık. Geleceğini söyledi"

Nitekim bir süre sonra Ercüment Bey geldi. Doğrudan doğruya Osman ve Ferda Paksüt'ün masasına gitti. Bulundukları msadan kalkarak dip bir masaya çekildiler. Bizim görüş alanımızdan çıktılar. Biz öğlen 15:30'a kadar orada kaldık. O saate kadar o masadan hiç kimse çıkmadı dışarıya. Daha sonra Emniyet Müdürü Ercüment Bey çıktı. Birkaç kez Ferda Hanım elinde telefonla bizim yanımızdan çok sinirli bir şekilde geçti. Elinde birtakım notlar da vardı. Bizim tanık olduğumuz kısmı burada bitti. 15:30'u biraz geçiyordu çıktık biz oradan.

Olaydan bir gün sonra bir davette Ferda Hanım'la karşılaştık ve yan yana oturduk. O bana bazı şeyler anlattı. Yazılmamak ve açıklanmamak kaydıyla anlattı. Ben de söz verdim. Onun bu isteğine saygı duyuyorum. Ama çok çarpıcı olağanüstü bir şey de yok anlattıklarında.

Benim vicdani kanıma göre bu olay var. Olayın en başından beri içindeydim, sonraki gelişmeleri de takip ettim medyadan. Böyle bir olay var. Yani bir takip olayı var. Osman Paksüt gibi geçmişte en kritik yerlerde büyükelçilik yapmış, Bağdat'ta saldırıya uğramış deneyimli bir insanın bu konuyu abartması asla söz konusu olamaz. Ferda Hanım bana 'Çeşitli zamanlarda bizi takip eden araçların plakalarını da aldık. Ve onları da o gün Ercüment Yılmaz'a verdim' dedi. Sanıyorum bu takip olayı doğru. Anayasa Mahkemesi belki başkanı ve bazı üyeleriyle birlikte birileri tarafından izleniyor. Benim tahminime göre bazı üst düzey yargı mensupları da maalesef izleniyor. Bu izleme yasal değil. Hepimiz artık vatandaş olarak telefonda bile dinlenme kuşkusuyla birbirimizle konuşamıyoruz belli konularda. Bu da Türkiye açısından utanç verici bir olaydır"

KANAL 1