Çobanı Öldüren Tugay Sabıkalı
Hakkâride Nezir Tekçi isimli çobanın vahşice öldürülmesi olayında ismi geçen Bolu Komando Tugayına bağlı birlikler, 1990lı yıllarda görev yaptığı Güneydoğuda hak ihlalleriyle gündeme geldi
Hakkâri'de Nezir Tekçi isimli çobanın vahşice öldürülmesi olayında ismi geçen Bolu Komando Tugayı'na bağlı birlikler, 1990'lı yıllarda görev yaptığı Güneydoğu'da hak ihlalleriyle gündeme geldi. Bolu Komando Tugayı'nın yol açtığı hak ihlalleri nedeniyle Türkiye AİHM'de defalarca mahkûm oldu.
Hakkâri'nin Yüksekova İlçesi'nde 1995 yılında çobanlık yaparken Bolu Komando Tugayı'na bağlı askerler tarafından öldürülen Nezir Tekçi olayı, Ergenekon savcılarından Zekeriya Öz'ün de gündeminde. Ailenin avukatı Davut Uzunköprü, baba Halit Tekçi'nin ihbar mektubu üzerine Savcı Öz'ün Yüksekova Başsavcılığı'na yazı gönderdiğini ve davayı Ergenekon kapsamında değerlendirmek istediğini söyledi.
Taraf'a konuşan Tekçi ailesinin avukatı Davut Uzunköprü, olayla ilgili Yüksekova Tabur Komutanı Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul, Kıdemli Piyade Yüzbaşı Ali Osman Akın hakkında 29 Haziran 2004'te Yüksekova Başsavcılığı'nca açılan davanın "görevsizlik" gerekçesi ile Van DGM Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderdiğini söyledi. Dosya, iki ay sonra ünlü 'Şemdinli İddianamesi'ni hazırlayan Van Cumhuriyet Başsavcısı Ferhat Sarıkaya tarafından "Toplanan delillerde suç tarihinde sanıkların asker oldukları ve askeri bir görevin ifası sırasında atılı suçu işledikleri ve bunun askeri suç olduğu anlaşılmakta, sanıklar hakkındaki soruşturmanın askeri savcılık tarafından yapılması gerektiği için görevsizliğine karar verilmiştir" denilerek Van Jandarma Kolordu Komutanlığı Askerî Savcılığı'na gönderildi.
Tanık var gelişme yok
Aynı yıl içerisinde Yakınlarını Kaybedenler Derneği'nin Yüksekova Savcılığı'na bu kayıp olayı ile ilgili suç duyurusunda bulunduğunu belirten Uzunköprü, "O dönemde asker olan tanık Yunus Şahin'in beyanı doğrultusunda, yeni delil ortaya çıktığından dolayı tanık ifadesinde ismi geçen şahıslar hakkında Yüksekova Başsavcılığı'na tekrar suç duyurusunda bulunduk" dedi. Uzunköprü ancak ifadenin alındığı ve suç duyurusunun yapıldığı tarihten itibaren soruşturmada bir gelişme olmadığını söyledi.
Savcı Öz adres tesbiti istedi
Ergenekon savcılarından Zekeriya Öz'ün baba Halit Tekçi'nin adres tesbiti için Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı'na yazı gönderdiğini ve davayı Ergenekon kapsamında değerlendirmek istediğini söyleyen Uzunköprü, "Bu tür hukuksuzlukların ortaya çıkması için elimizden gelen bütün mücadeleyi göstereceğiz" dedi.
İHD: Takipçisi olacağız
Olayın vahim olduğunu ifade eden İHD Hakkari Şube Başkanı İsmail Akbulut ise sorumluların en kısa sürede yargı önüne çıkarılmasını istedi. Akbulut, "Bölgemizde 30 yıldır çatışmalı bir süreç yaşanıyor. Karanlık güçler içerisindeki JİTEM adlı yapılanmanın bölgede birçok insanımızı 'örgüt üyesi olduğu' gerekçesi ile infaz ettiği de bilinmektedir. İHD'nin pek çok çalışma ve tesbitleri olduğu halde güvenlik mensupları korunuyor. İHD olarak bu tür yargısız infazlarda bulunan güvenlik mensuplarının her türlü platformda dile getirdiğimiz gibi bu tür olayların takipçisi olacağız" dedi.
Bolu Tugayı'nın sicili kabarık çıktı
Hakkâri'de Nezir Tekçi isimli çobanın vahşice öldürülmesi olayında ismi geçen Bolu Komando Tugayı'na bağlı birlikler, 1990'lı yıllarda görev yaptığı Güneydoğu'da hak ihlalleriyle gündeme geldi. Gözaltına alındıktan sonra kemikleri bulunan veya haber alınamayan 16 köylünün yakınlarının AİHM'e taşıdığı olayda Türkiye mahkûm oldu. Bolu Tugayı, sadece AİHM raporlarına değil, TBMM Komisyonu'nun hazırladığı rapora da girdi.
Dönemin Bolu Tugay Komutanı Tümgeneral Yavuz Ertürk komutasındaki birliğin adı, Diyarbakır'ın Kulp İlçesi'ne bağlı Alacaköy'de 1993'te gözaltına alınan, 2004'te kemikleri bulunan M. Salih Akdeniz, Celil Aydoğdu, Behçet Tutuş, M. Şerif Avar, Hasan Avar, Bahri Şimşek, M. Şah Atala, Turan Demir, Abdo Yamuk, Nusreddin Yerlikaya ve Ümit Taş olayında geçiyordu. AİHM, Türkiye'yi bu davadan AİHS'in insan yaşamını güvenceye alan maddelerini ihlalden iki milyon mark tazminat ödemeye mahkûm etmişti.
İkinci mahkûmiyet davası
6 Mayıs 1994'te Diyarbakır'ın Kulp İlçesi'ne bağlı Deveboyu Mezrası'na yapılan baskında gözaltına alınan Selim, Hasan ve Cezayir Orhan adlı kişiler, Bolu Komando Tugayı'na bağlı askerler tarafından kaybedildi. 18 Haziran 2002'de karara bağlanan dosyayla ilgili ekim 1999'da AİHM'e bilgi veren Türkiye, yine Bolu Tugay Komutanlığı ve Ertürk'ü sorumlu gösterdi. Türkiye 150 bin avro tazminat ödemeye mahkûm edildi.
Ertürk ifade vermekten çekindi
Ertürk, ayrıca 18 Mayıs 1994'te Diyarbakır'ın Lice İlçesi'ne bağlı Türeli Köyü Dehla Zere Mezrası'na yapılan baskında Servet ve İkram İpek'in kaybedilmesi olayından da sorumlu tutuldu. AİHM'in Türkiye'yi 58 bin 400 avro tazminat ödemeye mahkûm ettiği kararda Ertürk'le ilgili şöyle not düşüldü: "Mahkememizin defalarca çağrı yapmasına rağmen Ertürk ifade vermekten çekindi."
İsmi TBMM raporunda
AİHM'in olaydan sorumlu tuttuğuna dair ifadelerle kayda geçirilen Ertürk, dönemin TBMM İnsan Hakları Komisyonu üyeleri Cavit Torun, Hakan Taşçı ve Mesut Değer tarafından hazırlanan raporda da gündeme geldi. Raporda, Ertürk'le ilgili şu ifade yer aldı: "İnceleme imkânı bulduğumuz Kulp Başsavcılığı'ndaki dosya, mağdur yakınlarının Avrupa Komisyonu'na ve AİHM'e yaptıkları başvurular sonucunda verilen karardaki belirlemeler, olayın Bolu'dan gelen General Yavuz Ertürk komutasındaki birliğin operasyonu sırasında gerçekleştiği anlaşılmıştır."
"Bizi kurşuna dizdi"
10 Kasım 1993'te operasyona çıkan Bolu Tugay Komutanlığı'na bağlı askerler tarafından Fadıl Baran ve Yusuf Söylemez'le beraber alıkonulduğunu belirten Vahdettin Aslan, götürüldükleri Murat Nehri kenarında Ertürk'ün emriyle kurşuna dizildiklerini, olaydan 'ölü numarası' yaparak kurtulduğunu iddia etmişti. Aslan, konuyu AİHM'e taşımıştı. TSK'da 37 yıl çalıştıktan sonra 2002 yılında Tümgeneral sıfatıyla emekliye ayrılan Ertürk, 2002 seçiminde MHP'den milletvekili adayı oldu, daha sonra da Yeni Çağ gazetesinde yazarlık, Kanal 7 ve Kanal D'de bir dönem yorumlar yaptı.
ÖMER OĞUZ / TARAF GAZETESİ
