Merve Kavakçı

Merve Kavakçı

Çekik göz

Evet evet. Ciddi bir noktadayız. Birçok açıdan ciddi malumunuz. Suikast girişimlerinin bertaraf edildiği, toplu katliam planlarının bozguna uğratıldığı, olay mahalinde düğmeye basmaya fırsat bulamadan teröristlerin yakalandığı günlerden geçiyoruz. Münafıkların bir tarafa gidip biz sizdeniz dediği diğer tarafa geçince hayır tabii ki biz buradayız ikiyüzlülüğünü gösterdiği bir zor dönem, içinden geçtiğimiz. Bir de kafirler ordusu var ki ne ordu… Dinen kafir addedilenleri bir kenara koyunuz, siyaseten kafir ordusu. Onlar da ayrı bir cephe….

Şimdi bütün bunların tam ortasında yaşama hakkı gibi hayatı öneme haiz meselelerin ötesinde son günlerde dikkat çekmemiz gereken bir mesele var. O da nefret suçlarının artmışlığı, artmaya meyl göstermesi. Şimdi bunu konuşmanın zamanı mı diyenler olabileceği kadar, neden bahsediyoruz diye tam idrak edemeyenler veya merak edenler de olabilir. Evet üstünde durmalı ve konuşmalıyız zira, konuşmaz ve tartışmazsak, o yukarıda bahsi geçen şunlar, bunlar, onlar var ya, Türkiye’yi içten dıştan kuşatan ve malum saiklerle sekteye uğratmak isteyenler dini, dili, rengi ne olursa olsun o kesim işte, o çıkar birliğinde ant içmiş kesim, işte onların ekmeğine yağ daha da kalın, katmerli sürülecek de ondan. Ondan dolayı dikkat çekmeliyiz. Bu tür suçlar işlemesi çok kolay olduğu için artma ihtimalinin fazla olması da cabası…

Tabiatı itibariyle bir miktar da bize yani Türkiye insanına yabancı mevzubahis suç şekli. Ayrıca şimdiye kadar genel olarak kullanılıyor olması kullananların sosyoekonomik ve politik temsiliyetleri açısından bu tür ihlal ve suçları belli bir grup ve aidiyetlere hapseder durumda. Bu da haliyle halk arasında mesafeli durmaya sebep oluyor. Bu kadar laf dolambacından sonra şu açık cümleyi kurayım: Dinimiz nefret suçları işlememize müsaade etmiyor. Nokta. Ve bu konuda o kadar hassas ki nefret suçuna gidebilecek potansiyele sahip durumların da başından kapısını kapatıyor. Düzeltelim, açtırmıyor.

Birini şişman, diğerini topal, ötekini kel fodul diye tarife geçit yok güzelim İslam dininde. Ne din! Ne büyük din! Devrimci din! –devrimci demek ne denli tepki çekiyor okuyunca değil mi..ama hayır bir mefhumu onunla anılmaya alışılmış bir zümrenin tekelinden çıkartmak gerekiyor. Devrimci inkılapçı, revolusyoner bir din. Değişimci ilerlemeci, aydınlatıcı, aydınlanmacı “minezzülümatı ilannur”- Bu bağlamda insanlara çekik gözlü demeyeceğiz. İnsanları elmacık kemikleri çıkık diye tarif etmeyeceğiz. İnsanları bilmem nerede öldüren adama fiziksel olarak benziyor diye birine yaka paça çullanıp dövmeyeceğiz. Şu, bu, şöyle böyle diye başlayan bireysel tasvirler bir süre sonra, kullanıla kullanıla yayılmaya, kabul görmeye bu arada da şu’dan suçu’ya, bu’dan bucu’ya dönüşerek bir grubu temsil ediyormuşcasına genellenmelere dönüşüyor. Tehlike de tam burada. Bunu bile bile körükleyenler de burada devreye giriyor.

‘Bir kısım” medya, 28 Şubatçı zalimler, din düşmanı kesim, din kisvesi altında münafıklık yapan grup, birtakım tembel siyasetçiler, her kim ise birileri tam da buna imkan sağlayarak insanları bölmeyi tam da bugünün konjonktürüne uygun görebilirler. Halkımız bu oyunlara düşmemeli. Unutmayalım bu ülkede Uygur Türklerine zulmeden Çin’in intikamını Koreli turistten çıkarmaya kalktı bizim halk bir süre önce. Yanlış.

 

yeniakit

Bu yazı toplam 705 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar