Bu Ulusalcı CHP var ya, Aşık Veysel’i bile Ulus’a sokmamıştı!

 

Dün, “siyasetin gündemi”nde “iki olay” vardı... Birincisi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın; AK Parti’nin Kızılcahamam’da düzenlediği “21. İstişare Toplantısı”nda yaptığı konuşma, ikincisi de CHP Genel Müdürü Kemal Kılıçdaroğlu ile Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül arasındaki “buluşma” idi...
Dünkü “buluşma”nın, çok yakın zamanda bir “kapışma”ya yol açacağını söylemek, herhalde müneccimlik olmaz...

“YÜZDE 10 SARIGÜL”

Sarıgül, malûm...
Siyasete atıldığı ilk günlerdeki lâkabı, “yüzde 10 Sarıgül” idi... Yaptığı her işten, çözdüğü her meseleden “yüzde 10 komisyon” alması ile tanınırdı!..
Rivayet o ki;
Sarıgül’ü partiden ihraç eden İnönü, bu “yüzde 10 komisyon” ve “rüşvet” iddialarının ayyuka çıkmasından rahatsız olmuş ve kovmuş partiden!..
İşte bu Sarıgül, dün “Kılıçdaroğlu ile yemek” yedi... İleride “Kılıçdaroğlu’nun başını yer” mi, yemez mi; şimdiden tartışılmaya başlandı!..
Bay Kılıçdaroğlu’nu bilmem ama, Deniz Baykal’ın ne yapacağını gerçekten merak ediyorum... Hazırlattığı “Yolsuzluk Raporu”yla “CHP’den ihraç” ettirdiği Sarıgül’ün partiye gelmesine göz mü yumacak, yoksa “tavır” mı koyacak?..
Kısacası;
“Ben, tükürdüğünü yalayacak adam değilim” deyip, en azından “CHP üyeliğini askıya mı alacak” yoksa hiçbir şey olmamış gibi, yoluna devam mı edecek?..

CHP’NİN TUTARLILIK SINAVI

Tabiî, Gürsel Tekin’in durumu da önemli... Malûm; “Aday adaylığı”nı ilk ilân eden Gürsel Tekin olmuştu... Peki, “Sarıgül’ün adaylığı” ilân edilince Gürsel Tekin ne yapacak?..
Sarıgül’ü “lokomotif” kabul edip, onun arkasında “vagon” mu olacak, yoksa CHP üyeliğini askıya mı alacak?..
Sarıgül’de ise, keyifler keka!..
Baykal döneminde “kovulduğu” partiye, bugün “rica ve minnet”lerle dönüyor, üstelik “CHP Genel Başkanlığı’na oynadığı” bilindiği halde, “baş tacı” yapılıyor, “el üstünde” tutuluyor!..
“Suçlanarak” ayrıldığı partiye, bugün “aklanarak” dönüyor, daha ne olsun?..
Uzun lâfın kısası;
Sarıgül meselesi, CHP için aynı zamanda bir “tutarlılık” meselesidir ve CHP’nin ne kadar “tutarlı” olduğu, “bugünkü MYK’da yapılacak oylama”da belli olacaktır!..
Ya “tükürük”lerini muhafaza edecekler, ya da “tükürdüklerini yalayacaklar”...
“Bugünkü MYK toplantısı” ve “9 Kasım tarihi” CHP için “dananın kuyruğunun koptuğu günler” olacaktır.
Bekleyelim ve görelim...

BU ÜLKEYİ MİLLET KURDU

Hayır, beklemeyelim... Ankara Kızılcahamam’a gidip, AK Parti İstişare Toplantısı’nda Başbakan Tayyip Erdoğan neler söylemiş, ona bir bakalım...
Çünkü efendim;
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın da gündeminde CHP vardı ve özetle diyordu ki;

l “Şunu herkesin bilmesini istiyorum; bu ülkeyi ve bu cumhuriyeti, CHP değil, millet kurmuştur, millet!.. Bunu iyi bilmemiz lâzım... Bu ülkeye demokrasiyi CHP getirmemiş, CHP’nin direnişine rağmen, CHP’ye rağmen millet getirmiştir, bunu da iyi bilmemiz lazım.”

l “Yeni Türkiye, Meclis’in açıldığı ilk günkü Türkiye’dir... Bunu böyle görmemiz lazım. Yeni Türkiye, 76 milyonu bir, beraber, eşit gören bir Türkiye’dir. Yeni Türkiye imtiyazları ortadan kaldırmış, geleceğe umutla, güvenle bakan, ortak hedeflere yürüyen bir Türkiye’dir.”

l “Biz, İstanbul’da, Cumhurbaşkanımızla, bakanlarımızla, konuk Cumhurbaşkanıyla, konuk başbakanlarla, en önemlisi de yüz binlerce vatandaşımızla Marmaray coşkusunu yaşarken, muhalefetin genel müdürü Ankara Tandoğan’da son derece seviyesiz, son derece edepsiz biçimde bu ülkenin Başbakanı’na hakaret ediyordu.”

l “Onlar hep birlikte 10’uncu Yıl Marşı’nı söylerken, biz 90’ıncı yıla Marmaray’ı hediye ediyor, 100’üncü yılın hedeflerinden bahsediyorduk. Bunlar hep bugüne kadar 10. Yıl Marşı’nı söylediler. Peki ne yaptınız arkadaş, nereye kaç kilometre raylı sistem döşediniz? Sıfır.”

l “Bu ülkenin ilk Meclisi Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşlarının iştirak ettiği dualarla açılmışken, Marmaray’ın dualarla açılması sizi neden rahatsız ediyor.”

l “Eğer, kendinizi diğer herkesten üstün görüyor, kendi yaşam tarzınızı herkese dayatıyor, kendinizi ülkenin ve devletin sahibi görüp, diğer herkese misafir muamelesi yapıyorsanız, burada uzlaşma olmaz.”

NEVZAT TANDOĞAN ZORBALIĞI

Bu sözler, elbette “önemli tespitler”dir.. Ama, Erdoğan’ın; “CHP zihniyeti”ni deşifre eden şu sözlerini de aktarmadan geçmek olmaz...
“Demokrasilerde bir siyasi partinin il başkanı kalkıp da, aynı zamanda o ilin valisi olur mu?” diye soran Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürüyordu:
“Ama biz bunları gördük, Türkiye’de bunların hepsi oldu. Şimdi bunlar çıkıp ‘Biz demokratız’ diyorlar. ‘Demokrasinin en sadık bekçisi biziz’ diyorlar. İşte tarih bunları açık net bizim önümüzde gösteriyor.
Neyin normal, neyin anormal olduğuna karar verecek olan, CHP ya da onun bazı kibirli milletvekilleri değil, 76 milyonun tamamıdır.
O günler artık geride kalmıştır. Tek parti dönemi de, tek parti zihniyeti de,, kendisini cumhuriyetin yegane sahibi görme hastalığı da artık geride kalmıştır.”
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın sözünü ettiği şahsı, “Ayna müdavimleri” çok iyi tanır!.. Hani, “CHP Genel Müdürü Kemal Kılıçdaroğlu”nun 29 Ekim günü “miting” yapıp, Başbakan Erdoğan’a “hakaret” ettiği “Tandoğan Meydanı” vardı ya, işte o meydana adı verilen kişi, Nevzat Tandoğan’dır...
Sayın Başbakan, Nevzat Tandoğan’ın bir görevini “eksik” saymış... Evet, Nevzat Tandoğan; “CHP’nin Ankara İl Başkanı”dır, “CHP’nin Ankara Valisi”dir... Ama aynı zamanda, “CHP’nin Ankara Belediye Başkanı”dır!..
Yani; 1 koltukta, 3 karpuz!..

ULAN ÖKÜZ ANADOLULU!!!

Erdoğan diyor ya;
“Tek parti dönemi de, tek parti zihniyeti de, kendisini Cumhuriyet’in yegâne sahibi görme hastalığı da artık geride kalmıştır.”
Son derce doğru bir tespit...
CHP’nin “Bir koltukta üç karpuz”lu adamı Nevzat Tandoğan; neyin “normal” neyin “anormal” olduğuna karar vermekle kalmıyor, “kimin hangi işi yapması gerektiğine” de karar veriyordu...
Bugün, “Başbakan bizim apışaramıza karışıyor!.. 3 çocuk diyerek, bedenimize müdahale ediyor” diyen baylar ve bayanlar, bir de “kendi geçmişleri”ne, özellikle de Nevzat Tandoğan dönemine çok çok iyi bakmalıdır.
Buyrun bir örnek:

l “Bu memlekete komünizm gelecekse, onu da biz getiririz” diyen “CHP’nin Ankara İl Başkanı, CHP’nin Ankara Valisi ve CHP’nin Ankara Belediye Başkanı” olan Nevzat Tandoğan, 3 Mayıs 1944’te tutuklanıp huzuruna çıkarılan merhum Osman Yüksel Serdengeçti’ye hitaben, aynen şöyle demiştir:
“Ulan öküz Anadolulu!.. Sizin milliyetçilikle, komünizm ile ne işiniz var?.. Milliyetçilik lazımsa, bunu biz yaparız... Komünizm gerekirse, onu da biz getiririz... Sizin iki vazifeniz var: Birincisi, çiftçilik yapıp mahsul yetiştirmek... İkincisi, askere çağırdığımızda askere gelmek!!!”
Bir örnek daha:

l Nevzat Tandoğan’ın, makamına çıkartıp azarladığı bir başka ünlü ise Said Nursi Hazretleri’dir... Bazı hatıralarda, 13 Ekim 1943 tarihinde Said Nursi’nin Ankara’ya getirilişi, vilayete çıkarılması ve burada cereyan eden hadiselere yer verilmektedir.
Tandoğan’ın, Said Nursi Hazretleri’ne odasında zorla şapka giydirmeye kalkıştığı, başındaki sarığı çıkarıp şapkayı giymesini isteyen valiye; Said Nursi’nin, boynunu göstererek; “Bu külah ancak bu kelle ile beraber çıkar” şeklinde mukabelede bulunduğu ifade edilmektedir.

AŞIK VEYSEL’E YASAK!

Madem Nevzat Tandoğan’dan söz ediyoruz, o halde birkaç örnek daha verelim...
Meselâ, Aralık 2008’deki CHP Grubu’nda konuşan Bay Baykal; “CHP’nin kılık-kıyafet zorbalığı”nı şöyle itiraf ediyordu:
“Tek parti döneminde Atatürk Bulvarı’nda kılık kıyafeti uygun olmayanlar yürüyemiyordu. Bulvara sokulmuyordu insanlar. Atatürk’le görüşmek isteyen Aşık Veysel bile, kılığı uygun olmadığı için, 45 gün beklediği halde Atatürk’ü göremedi, görüşemedi. 2000’li yıllarda tek parti zihniyetini uygulayamayız.”
Gerçekten de;
Çok iddialı bir lâftı...
Peki ne olmuştu “tek parti zihniyeti”nin hakim olduğu yıllarda?.. “Köylü”leri ve “ayağı poturlu”ları kim sokmamıştı Atatürk Bulvarı’na?..
Funda Şenol Cantek, “Yaban’lar ve Yerli’ler” kitabında o günlerin Ankara’sını şöyle anlatmıştı:

l “1929’dan başlayıp 17 yıl valilik ve belediye başkanlığı yapan Nevzat Tandoğan, meselâ Atatürk Bulvarı’nı her gün süpürtür, sulatır, gece de aydınlatırdı. ‘Görüntü bozulmasın’ diye köylüleri ve tulumlu işçileri bu caddeden uzak tutardı. Ayrıca bir genelgeyle hayvanların da caddeye çıkarılmasını yasaklamıştı.”

l “1929’da, Ankara sokaklarından geçen bir deve kervanı, ‘halkı medenileştirip, cumhuriyetin garplı vatandaşı’ haline getirmeye çalışan aydınları çileden çıkarmaya yetmişti.”

NEREDEEEN... NEREYE!

Başbakan Erdoğan; “O günler geride kaldı” diyor ya, istedim ki; “geride kalan günlerde neler yaşandığını” örnekleriyle açıklayayım...
Düşünebiliyor musunuz;
Bugün “baştacı” yapılan Aşık Veysel’in sırf “kılık-kıyafeti”nden, yani ayağındaki “çarık”, bacağındaki “şalvar”, sırtındaki “şal” ve belindeki “kuşak”tan dolayı Ulus Meydanı’ndaki çarşıya bile giremediği” günlerden, “başörtülü 4 AK Parti milletvekilinin Meclis’e girdiği” günlere geldik...
Bunun ne derece “kıymetli” olduğunu anlayabilmek için, “dünün zorbalıkları”nı bilmek gerekir...
Bunları yazdım ki;
“Ulus”un fertlerini Ulus’a sokmayan CHP’yi iyi tanıyın!..
CHP’lilerin “bugünkü söylemleri”ne değil, “dünkü eylemleri”ne bakın!..
Yoksa, çoook aldanırsınız!

---------------------------------------------------------------------------------------------------

“Tüpgaz”lardan “Doğalgaz”lı günlere!

Başbakan Tayyip Erdoğan, dün “Marmaray”dan, “tüp geçit”ten söz ederken, “genç”lere hitaben demiş ki;
“Sevgili gençler, ‘tüp geçit” dedim de aklıma tüp kuyrukları geldi... Bugün birçok genç, tüpün ne demek olduğunu, evde ne için kullanıldığını bile bilmiyor... Çünkü artık Türkiye’de birçok eve tüp girmiyor, doğalgaz giriyor. Ama bundan 20-30 yıl önce, büyükşehirlerde dahi, evde tencereyi kaynatacak tüp bulunamıyor, tüpçülerin önünde uzun kuyruklar oluşuyordu.
Margarinin, kıymanın, şekerin kuyrukla alındığı, emekli maaşlarının, kitabın, defterin, kalemin, sağlık hizmetlerinin kuyrukla alındığı günlerden bugünlere geldik, sevgili gençler.”
Eyvah!.. Hürriyet yazarı Yılmaz Özdil ne yapacak şimdi?.. 29 Ekim günü açılan “Marmaray” için demişti ki; “Yüzerek geçerim... Kapısında muska dağıtsalar, gene de bunların yaptığı tüpten geçmem kardeşim!”
“AK Parti yaptı” diye “tünel”den geçmeyip, “Yüzerim” diyen Yılmaz Özdil, “Doğalgaz’ı AK Parti getirdi” diye, acaba ne tepki koyacak, nasıl ısınacak?..
“Boğaz’ı yüzerim, soğuklarda da bir yerlerimi büzerim, yine doğalgaz kullanmam” mı diyecek?.. Merakla bekliyorum!..

yeniakit

 

Bu yazı toplam 460 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar