Bombacı kız... Ya da, kod adı Leyla!

Dünkü “gazete”leri görme imkanınız oldu mu?.. İçlerinde bazıları vardı ki; “Sen kimden yanasın?.. Bizden yana mı, domuzdan yana mı?” dedirtecek cinstendi...
 

Hani, hem “teröre karşı” olduğunu söyleyen, hem de “PKK ile kol kola” yürüyen “maraza” tipler vardır ya; bazı gazeteler de, dün aynısını yapmışlar!..
 
Kimi “manşet”ten vermiş haberi, kimi iç sayfalarda “ağıt” yakmış!.. Neredeyse, salya-sümük ağlayacaklar...
 
Hele okuyun şu başlıkları;
 
“Pınar Selek'e yine ceza tehdidi... Pınar Selek'in hayatıyla oynuyorlar... Dün beraat etmişti, bugün müebbetle yargılanacak!.. Mahkemenin kararına, Pınar Selek'in babası isyan etti.”
 
Hüngür... Hüngür!..
 
Hüngür de hüngür!..
 
Vah benim “Pınar”ıma!..
 
Vah benim “sosyolog”uma!..
 
Efendim, dünkü gazetelerde yer alan haberler özetle şöyle:
 
“Mısır Çarşısı'ndaki patlamayla ilgili üçüncü yargılamanın yapıldığı davada ilginç bir gelişme yaşandı... Mahkeme, Pınar Selek'in beraatı yönündeki direnme kararından vazgeçti... Bu kararla Selek yeniden yargılanacak.
 
Yerel mahkemenin verdiği beraat kararının Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nce bozulmasının ardından Selek'in de sanıkları arasında olduğu davanın görülmesine dün devam edildi.

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nce görülen beş sanıklı davada avukatlar duruşma salonunda hazır bulundu. Mahkeme Başkanı Mehmet Hamzaçebi, dört saat gecikmeli başlayan duruşmanın başında, sanıklardan Pınar Selek ve Abdülmecit Öztürk hakkında beraat kararı verildiğini ancak Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin bu kararı bozduğunu hatırlattı.”
 
Evet, “ağıtlar” bu yüzden!..
 
Pınar Selek yeniden yargılanacak ve belki de “müebbet” alacak!..
 
İstiyorlar ki;
 
“Hiç ceza almasın!”
 
Tamam, almasın da;

“Mısır Çarşısı'ndaki patlamada ölen 7 kişi”yi ne yapacağız?..
 
Hani, Pınar Selek'in babası, karardan sonra demiş ya; “Bir insanın hayatıyla oynuyorsunuz!”
 
Peki, Eminönü'ndeki patlamada “hayatından olan 7 insanı” ne yapacağız?..
 
Onlar “insan” değil mi?
 
14 YIL ÖNCEKİ OLAY
 
Olayı biliyor olmalısınız...
 
Bundan 14 yıl önce, yani 9 Temmuz 1998'de, Eminönü'ndeki Mısır Çarşısı'nda bir “patlama” meydana geldi ve 7 kişi öldü, 127 kişi de yaralandı!..
 
Sanıklardan biri de “sosyolog” olduğu ileri sürülen Pınar Selek'ti!..
 
Hele hatırlayın o günün gazeteleri ve televizyonlarını!..

“Katliam sanığı” olarak tutuklanan Pınar Selek'i kurtarabilmek için, “yargı” üzerinde resmen ve alenen “baskı” kurdular!..
 
“Pınar Selek'le kadın dayanışması” diyerek, Pınar Selek'e “destek” açıklamaları yayınlıyorlardı...
 
Röportajlar!.. Röportajlar!..
 
İçi “gözyaşı” dolu demeçler!..
 
“Bol imzalı bildiriler!”
 
Hepsi, Pınar Selek'i demir parmaklıklar arkasından çıkarmak içindi!..
 
Sonunda başardılar!..
 
Pınar Selek, “sadece 2.5 yıl tutuklu” kalmış ve serbest bırakılmıştı!..
 
KOD ADI “LEYLA” MI?
 
Hayır, “Pınar Selek suçludur” demiyorum... Çünkü ben, “suçluluğu kanıtlanıncaya kadar” herkesin “masum” olduğuna/olacağına inanıyorum!..
 
Ancak, ben böyle inansam da, İstanbul Cumhuriyet Savcısı Nuri Ahmet Saraç böyle düşünmüyordu!..
 
Savcı Nuri Ahmet Saraç, Mısır Çarşısı'ndaki patlamanın “tüpgaz”dan değil, “bomba”dan olduğuna ve bu bombanın da, olay yerine “Pınar Selek tarafından konulduğuna” inanıyordu!..
 
Bu inancını da, 29 Aralık 2005 tarihli duruşmada açıklamıştı.
 
Savcı Saraç, Cumhuriyet Savcılığı'nca “bilirkişi heyetinin yaptığı inceleme” ve toplanan “deliller” üzerine düzenlenen raporda; LPG tüplerinin boşalmasının söz konusu olmadığı, maktul Fethi Çulfaz'ın hemen yakınında bulunan nitroselüloz içeren patlayıcı maddenin infilakı ile patlamanın meydana geldiğinin belirlendiğini ifade ediyordu.
 
Savcı Saraç, bazı sanık beyanlarına göre “Leyla” kod adını kullanan Pınar Selek'in atölyesine “Azat” kod adlı Abdülmecit Öztürk'ün bomba yapımında kullanılan malzemeleri getirdiğini, TNT'nin salata rendesiyle rendelendiğini, patlama düzeneğini hazırlayan Pınar Selek'in bombayı Mısır Çarşısı'ndaki “Ünlüoğlu Büfe”ye bıraktığını bildiriyordu.
 
Ve “mütalaa”sını açıklıyordu:
 
“Aralarında Pınar Selek'in de bulunduğu 5 sanık, müebbet ağır hapis cezasıyla cezalandırılmalıdır!”
 
Buna rağmen, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi, “beraat” kararı vermiş ve Selek tahliye edilmişti...
 
CEZA ALSA NE OLACAK?
 
Ya daha sonra?..
 
Daha sonra ne olmuştu?..
 
Yargıtay 9. Ceza Dairesi bu kararı bozmuş ve mahkemenin hüküm kurmasını istemişti.

Bunun üzerine yapılan yargılamada yine patlamanın nedeninin belirlenemediği görüşünü tekrarlayan mahkeme, Selek'in yine “beraat”ına karar vermişti.

Dosyanın ikinci defa gittiği Yargıtay, Selek için “Müebbet hapis istemiyle yeniden yargılansın” demişti.
 
Pınar Selek'in avukatlarının talebi üzerine Yargıtay Başsavcılığı bu karara itiraz etmişti. Bu itiraz üzerine dosya Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından incelenmiş ve Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin kararı onaylanmıştı.
 
Bunun üzerine dosyanın yeniden geldiği İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi, 9 Şubat 2011'de görülen duruşmada, Pınar Selek ve Abdülmecit Öztürk hakkında daha önce 2 defa verilen beraat yönündeki kararında direnilmesine hükmetmişti.
 
O günkü duruşmayı da; yazar Yaşar Kemal, Adalet Ağaoğlu, İstanbul BDP Milletvekili Akın Birdal ve eski Türk Tabipler Birliği Başkanı Gencay Gürsoy ve DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi ile Avrupa Birliği-Türkiye Karma Parlamenter Komisyonu Eş Başkanı Helene Flautre'nin de aralarında olduğu Avrupalı parlamenterler ve sivil toplum kuruluşları temsilcilerinden çok sayıda kişi takip etmişti...
 
Tabiî, Selek'e destek için!..
 
Ve, önceki günkü karar:
 
“Mısır Çarşısı'ndaki patlama davasında yerel mahkeme, Yargıtay'ın "Pınar Selek cezalandırılsın' kararına "usule aykırılık' nedeniyle direnmekten vazgeçti... Selek, yeniden yargılanacak.”
 
Büyük bir ihtimalle;
 
Hakkında “müebbet” istenecek...
 
Zira;
 
Bu davaya başından beri bakan ve Pınar Selek'in “bombacı” olduğunun “delil”lerini ortaya koyan Savcı Nuri Ahmet Saraç, ilk mütalaasını verdiği 29 Aralık 2005'ten bu yana aynı kararlılığını sürdürüyor... Nitekim, önceki gün de aynı görüşünü tekrarlamış;
 
“Pınar Selek ve Abdülmecit Öztürk, müebbet ağır hapisle cezalandırılmalıdır.”
 Cezalandırılır mı?..
 
Belki...
 
Ama;
 
“Atı alan Üsküdar'ı çoktaan geçti.”
 
Çünkü efendim;
 
Pınar Selek, “tahliye” edildikten bir gün sonra yurtdışına gitti ve bir daha da dönmedi...
 
Hele “ceza” alırsa var ya;
 
Türkiye'ye adımını atmaz!..
 
Bedrettin Dalan gibi!..
 
Turhan Çömez gibi!..
 
Ehh, “sosyolog” Pınar Selek de, “sosyolojik tahlil”lerini, artık Almanya'dan yapar!..
 
Belki de PKK'ya katılır...
 
Ne de olsa;
 
“Kod adı, Leyla!..”
 


Diş uyanıyor, Evren uyuyor!
 


Dün, yazarımız Lütfü Oflaz'la laflıylorduk... “Nasılsın?” diye sorunca, “Sorma” dedi; “Dişim acayip ağrıyor!”
 
“Niye çektirmiyorsun?” deyince; başına gelenleri anlattı... Bir “diş hekimi”ne gitmiş... Hekim muayene ettikten sonra; “Ben yapamam... Bir fakülte hastanesine gitmelisiniz... Çünkü, ameliyat olmanız gerekiyor... Damağınız yarılmadan o diş alınmaz!” demiş...
 
Eee, niye?.. Meğer, Lütfü Oflaz'ın, 12 Eylül Darbesi'nden sonra atıldığı cezaevinde “20'lik dişi” ağrıyınca çekmişler... Ama çekerken kırmışlar... Dişin kökü, damakta kalmış!..
 
Düşünebiliyor musunuz; “30 yıldır ağrımayan” diş, bugünlerde ağrımaya başlamış... Merak edip, sormuş diş hekimine; “30 yıldır ağrımayan diş, şimdi diye ağrıyor?”
 
Diş hekimi, “diş”in, bir sebeple “uyuduğunu” ama şimdi “uyandığını” söylemiş... Onu çekebilmek için de “yeniden uyutulması” gerektiğini ifade etmiş ve “ilaçlı tedavi”ye başlamış...
 
Şu işe bakın... “Evren'in yaptığı darbe” yüzünden içeri atılan Lütfü Oflaz'ın, o günlerde “çekilirken kırılan” dişleri, “30 yıldır uykuda”ymış!.. Yeni yeni “uyanmaya” başlamış...
 
Ne ilginç değil mi; Evren'in kırdırdığı diş “uyanırken”, Evren'in kendisi, duruşmada “uyumaya” başladı, iyi mi?!?..

yeniakit

Bu yazı toplam 706 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar