BDP'liler Meclis'i Boykot Kararı Aldı
BDP'nin desteklediği bağımsız milletvekilleri, Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) Hatip Dicle kararını boykot için TBMM'ye gitmeme kararı aldı.
BDP, YSK'nın Hatip Dicle'nin milletvekilliğini düşürmesine boykot ile cevap verdi. BDP'nin desteklediği bağımsız milletvekilleri Diyarbakır'da yaptıkları toplantıda Meclis'i 'boykot' etme kararı aldı. BDP, somut bir adım atılmayıncaya kadar parlamentoya girmeyeceklerini açıkladılar.
YSK'nın Hatip Dicle'nin milletvekilliğini düşürmesinin ardından, Diyarbakır'da toplanan BDP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) ve Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu bileşenleri, oy birliği ile bağımsız milletvekillerinin Meclis'e gitmemesi yönünde karar aldı. Önceki gün toplanan Demokratik Toplum Kongresi, bağımsız milletvekillerine "Meclis'e gitmeyin" çağrısında bulundu. Bağımsız milletvekilleri dün oğanüstü toplandı. Toplantıda milletvekilleri "TBMM'ye gitmeme" yönünde karar aldı.
BDP'nin aldığı karar Şerafettin Elçi tarafından kamuoyuna duyuruldu. Elçi şöyle konuştu; "YSK vetosu ile başlayan süreç, keyfi tutuklama, gözaltılar, askeri ve siyasi operasyonlarla hiç durmadan devam etmiştir. Bu engelleme ve barış sürecinin önünü tıkama operasyonlarının son halkası Diyarbakır Milletvekili Sayın Hatip Dicle'nin yasal hakkının yetkisiz bir kurum tarafından gasp edilmesiyle sonuçlanmıştır. Dün bu tarz operasyonlardan mağdur olduğunu iddia edenler, bugün bu operasyonun bizzat mimarlığını üstlenmiş durumdadırlar. Halklarımıza barış ve özgürlük sözü vermiş olan bloğumuzun bu şartlar altında benzeri operasyonlara sürekli muhatap olacağı anlaşılmıştır. Parlamento ve iktidar bu haksızlığı giderme ve demokratik siyasetin önünü açarak çözüm olanaklarını geliştirme yolunda somut bir adım atıncaya kadar parlamentoya gitmeyeceğiz. AK Parti yönetimi, çalınmış milletvekilliğini, hakkı olana derhal iade etmelidir. Tüm demokrasi güçlerini, barış ve özgürlük sürecini baltalayan bu operasyonlara karşı demokrasiden yana taraf olmaya davet ediyoruz."
BOYKOT BİR İLK
BDP destekli bağımsız vekillerin Meclis'i boykot etmeleri Türkiye siyasi tarihi açısından bir ilki oluşturuyor. Bugüne kadar hiçbir zaman milletvekili seçildikten sonra bir grup Meclis'i boykot etmemişti. DTP'nin kapatılması sürecinde bu partinin Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılması, Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk'un milletvekilliklerinin düşürülmesinden sonra DTP'li 21 milletvekili Meclis'e girmeme kararı almıştı. Ancak terör örgütü PKK'nın lideri Abdullah Öcalan'ın çağrısı üzerine bu milletvekilleri BDP çatısı altında Meclis'e girerek yeniden grup kurmuşlardı.
MÜCADELE YERİ MECLİS
Gazeteci- Yazar Nazlı Ilıcak, "Burada siyasilere büyük iş düşüyor. Her şeye rağmen BDP Meclis'e gelmeli ve burada mücadelelerini vermeliler" dedi. Gazeteci-Yazar Orhan Miroğlu da "Hatip Dicle'nin milletvekilliğini kazanması için her şeyin elbette yapılması gerekir. Ancak bu çabalar Meclis'te gösterilmelidir. Sorun sokakta çözülecek bir sorun değil" diye konuştu.
Şimdi ne olacak
Hatip Dicle'nin milletvekilliğinin düşmesinin ardından Meclis tarihinde ilk kez bir yemin boykotu yaşanacak. Bağımsız milletvekillerinin yemin etmemesi ve Meclis'e gitmemesi halinde ne sonuçlar ortaya çıkacağı belirsiz. Seçilen milletvekili mazbatasını aldıktan sonra bütün özlük haklarına kavuşuyor. Maaşını alabiliyor, emeklilik süreci yürüyor. Ancak yemin etmeyen milletvekili Meclis'te çalışmalara katılamıyor. Milletvekillerinin devamsız sayılması için yemin etmesi gerekiyor.
YSK itirazı da reddetti
Yüksek Seçim Kurulu (YSK), Hatip Dicle'nin milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin kararın düzeltilmesine yönelik istemi reddetti. YSK Başkanı Ali Em, YSK'dan ayrılırken karara ilişkin gazetecilere açıklama yaptı. Anayasa ve ilgili yasaya göre Kurul kararlarının kesin olduğunu belirten Em, 'Ancak maddi hata yönünden kararı yeniden inceledik. Buna ilişkin kararımızı verdik. Bu karar YSK sitesinde ve Resmi Gazete'de yayımlanacak. İsteyen kararı sitede görebilir' diye konuştu.
Em, sorular üzerine Dicle'nin avukatının yaptığı karar düzeltme isteminin reddine ilişkin kararın, oy birliği ile alındığını bildirdi. Bir gazetecinin 'Devlet Bahçeli 'YSK seçim döneminde sınıfta kaldı' dedi, nasıl değerlendiriyorsunuz?' sorusu üzerine Em, seçimin hukuksal anlamda düzenli bir şekilde yapıldığını, bunun kamuoyu tarafından da görüldüğünü söyledi. 'Hatip Dicle'ye ilişkin kararın hükümetin telkinleriyle alındığı iddiaları var' diyen bir gazeteciye de Em, 'YSK bağımsız bir kurul, kararlarını kendi üyelerinin iradesiyle verir' karşılığını verdi.
Ankara'da Dicle arayışı
- Bağımsız Hatip Dicle'nin milletvekilliğinin veto edilmesinin ardından Ankara'da çözüme yönelik arayışlar hız kazandı. Birçok alternatif masaya yatırıldı. YSK'nın Dicle'nin vekilliğini düşürmesiyle birlikte Ankara'da çözüm arayışları başladı. BDP destekli bağımsız adayların Meclis'e girmeme kararı almasına karşın, Dicle'nin vekilliğini geri verilmesi mevcut yasalara göre mümkün görünmüyor.
Dicle'nin Meclis'e gelmesi için öncelikle Anayasa ve ilgili yasaların değiştirilmesi gerekir. Dicle'nin milletvekili seçilmesi için milletvekili seçilme şartlarını belirleyen Anayasa'nın 76. maddesinin değiştirilmesi gerekir. Anayasa'nın bu maddesinin "Taksirli suçlar hariç toplam bir yıl veya daha fazla hapis ile ağır hapis cezasına hüküm giymiş olanlar" maddesi ile Anayasa'nın 84. maddesinin değiştirilmesi gerekiyor. Anayasa değişiklikleri Meclis toplandıktan sonra yapılabilir. Ancak Dicle'nin vekilliği düşürüldüğü için bu saatten sonra bir düzeltme yapılamaz.
DİYARBAKIR SEÇİMİ İPTAL EDİLEBİLİR
Ankara'da bazı kesimler YSK'nın seçilme şartlarını karşılamayan Dicle'nin milletvekili adayı olarak gösterilmesinden dolayı Diyarbakır'daki seçimlerin iptal edilmesini istiyor. Buna göre; YSK Diyarbakır'daki seçimleri iptal edecek, bu süre içinde Meclis toplanarak Anayasa'da gerekli değişikliği yapacak ve Dicle aday yapılarak Meclis'e gelecek. Çünkü YSK milletvekili adayı olma şartı taşımayan Dicle'yi aday gösterdi ve Diyarbakır'da 78 bin 200 kişi buna oy verdi.
Ankara'da konuşulan diğer bir alternatif ise BDP'lilerin Meclis'e gelerek gerekli Anayasal değişiklikler yapıldıktan sonra BDP'nin güçlü olduğu bir ildeki bütün milletvekillerin istifa etmesiyle o ilde seçimlerin yenilenmesi seçeneği.
Kesinleşen karara savunma istenmez
YSK'nın tutumunu eleştiren hukukçular, kesinleşen bir karara rağmen savunma istenmesinin hukuka uygun bir davranış olmadığını belirtti. Yüksek Seçim Kurulu'nun, milletvekilliğini düşürdüğü Hatip Dicle'nin, kesinleşen mahkumiyet kararını bilmesine rağmen seçime girmesine izin vermesi ve savunma istemesi hukuk çevrelerinin tepkisine neden oldu.
Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Köker, YSK'nın kesinleşen bir yargı kararı karşısında Dicle'den savunma istemesine bir hukukçu olarak anlam veremediğini belirtti. Dicle'nin seçime girdiğini, seçildiğini ve mazbatasını alarak milletvekili olduğunu dile getiren Köker, "Hatip Dicle'nin milletvekilliğini YSK'nın düşürme gibi bir yetkisi yoktur. Seçimler bitmiştir ve bundan sonra karar TBMM'ye aittir" dedi.
İHMALLER ÇIKMAZA SÜRÜKLÜYOR
Kırıkkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Adnan Küçük ise olayın en basit anlamıyla bir ihmaller zinciri olduğunu belirterek, "Yargının ihmalleri sebebiyle Türkiye siyasi olarak bir çıkmaza sürüklenmiştir" dedi. Doç. Dr. Küçük, 12 Haziran seçimlerinde, "Yargının sebep olduğu bir sorunu yine yargı tarafından kabaca çözülmeye çalışıldığı ve Türkiye'nin siyasi bir çıkmaza sürüklendiğini" söyledi. Olaylara yargı kurumları arasındaki ihmaller zincirinin sebep olduğunu belirten Küçük, "YSK'nın ben bu mahkumiyet kararını bilmiyorum demesi mümkün değil. Yargıtay ve Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kesinleşen yargı kararını YSK'ya bildirmemesi de bir ihmaldir" diye konuştu.
Herkes yasalara saygılı olmalı
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Hatip Dicle'nin vekilliğinin düşürülmesi ve bağımsızların boykot kararı alması sonrası yaptığı açıklamada hem YSK'yı hem de boykot kararını eleştirerek, herkesi yasalara uymaya çağırdı. Bahçeli, "YSK'nın kararı çok tehlikeli bir siyasi gerginliğe yol açtı. Bu karar şiddet kaos ortamı yaratmak isteyenlere malzeme verdi' şeklinde konuşurken, herkesin ve her kesimin Anayasa ve yasalara saygılı olması gerektiğini söyledi.
Bu işlerin yolu tehdit olmamalı
AK Parti Grup Başkanvekili Bozdağ, milletvekilliği düşürülen Hatip Dicle'yle ilgili kararın düzeltilmesinin mümkün olmadığını söyledi.
AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, BDP'nin Meclis'i boykot etme kararını eleştirerek, bu vekilleri Meclis'e katılmaya davet etti. Bozdağ, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, "Anayasa'nın 79. maddesine göre tek yetkili YSK'dır. Her türlü şikayet ve usulsüzlükleri YSK değerlendirir. YSK kararlarını AK parti ve hükümet ile ilişkilendirmek büyük bir yanlışlık insafsızlık ve haksızlıktır" diye konuştu.
Dicle ile Başbakan Erdoğan hakkında verilen YSK kararının karşılaştırılmasını da eleştiren Bozdağ, "Hatip Dicle ile ilgili karar Başbakan hakkındaki kararla kıyaslanamaz. Başbakan hakkındaki kararda mer'i hukuk çiğnenmişti. Başbakanımızın milletvekilliği engellenmişti. Hatip Dicle olayında ise mer'i hukuk uygulanmıştır. İkisi birbirinden tamamıyla farklıdır " dedi. Bozdağ, Hatip Dicle'nin milletvekilliğinin AK Parti'nin başvurusu ile düştüğü yönündeki iddiaların da doğru olmadığını belirtti.
YSK VE KAMUOYU YANILTILDI
Dicle'nin adaylığı sürecinde YSK'nın ve kamuoyunun yanıltıldığını ifade eden Bozdağ, "Aday olma ehliyeti olmayan birinin aday gösterilmesinin hem YSK'dan hem de kamuoyundan gizlenmesi manidar ve yanlış bir durumdur. Bu iyi niyetli bir yaklaşım değildir" dedi. BDP ve tüm bağımsız adayları demokrasi içinde mücadele vermeye ve Meclis'e davet eden Bozdağ, "Yeni Anayasa fırsatımız heba edilmesin" dedi.
Çözüm yeri Meclis
BDP destekli bağımsız vekillerin, YSK'nın Hatip Dicle kararının ardından boykot kararı alması, siyasilerin tepkisiyle karşılandı. Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin, başta Anayasa olmak üzere bir takım yasalarda değişiklik yapılabileceğini söyledi. Şahin, "YSK, beğensek de beğenmesek de bir karar vermiş, bu karar kesindir. Siyaset mutlaka TBMM zemininde yapılmalı sorunlar TBMM zemininde çözülmelidir. Birtakım tepkilerle çözümü başka yerlerde aramak konuyu çözümsüzlüğe itmek demektir" dedi.
HAKLI TALEPLERE DESTEK
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç da krizin çözüm yerinin Meclis olduğunu söyledi. Bağımsız milletvekillerini sağduyuya davet eden Arınç, haklı taleplere "destek" sözü verdi. Arınç, "Gelsinler, parlamento çalışmalarına katkıda bulunsunlar, haklı ve doğru taleplerde biz de kendileriyle birlikte olacağız ve katkı sağlayacağız" dedi. Parlamentonun yasamanın yapıldığı yer ve demokrasinin kalbi olduğunu vurgulayan Arınç, "Beğenmediğimiz, yanlış bulduğumuz bütün düzenlemeleri parlamentomuzda değiştirme imkanımız var. Anayasa değişiklikleri de buna dahil ama yürürlükteki hukuka karşı 'seni tanımıyorum, sokaklar savaş alanına dönecek, dağa çıkacağız, vuracağız, kıracağız' söylemleri, hiçbir siyasetçinin ağzına yakışmıyor."diye kunuştu. YSK'nın süreci iyi yönetemediğini de belirten Arınç, 'Başbakan Erdoğan için yapılan yasal düzenleme isteklerine', "Haklı taleplere nasıl 2002'de 'evet' demişsek bugün de 'evet' demeye hazırız" ifadesini kullandı.
ÜLKEYE YAPILACAK EN BÜYÜK KÖTÜLÜK
Devlet Bakanı Faruk Çelik ise 'Bu olayları devletin kurumları arasında siyasette çatışmaya dönüştürmek bir gaflet, yani daha da ileri gitmek istemiyorum ülkeye yapılacak en büyük kötülüktür diye düşünüyorum. Bu konudaki itirazlar yerli yerinde yapmak ve parlamentonun bir çözümü varsa bunlar konuşularak olur' dedi.
YARGI SİYASETİN ÖNÜNÜ KAPATIYOR
CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu da çözümün adresi olarak Meclis'i gösterdi. Tanrıkulu, şiddet çağrılarını doğru bulmadıklarını ifade etti.
aktifhaber
